|
Cemevlerinde ibadet de yapılır... "Cemevlerine cami işlevi kazandırmayın" anlayışına karşı çıkan Aleviler, artık sünni olmadıklarının kabul edilmesini ve cemevinin kendi inançları için önemli olduğunu vurguluyor YOLUNU ARAYAN ALEViLiK - 6 RUŞEN ÇAKIR - İHSAN YILMAZ
Sünni değiliz Araştırmacı - yazar Gülağ Öz, "Aleviliğin oluştuğu zamandan beri cemevleri vardır. Her köyün en büyük evi, cemevi olarak kullanılmıştır ve her Alevi türbe ve tekkesinde mutlaka cemevi bulunmaktadır. Bugünün kentleşen koşullarında, bu kültürün yaşatılması için cemevleri yapılmaktadır" diyor. Alevilerin düşüncesinin kardeşliği barışı sağlamada, bütünleşmede öncü olduğunu dile getiren Öz şöyle konuşuyor: "Alevilerin camiye gitmeye niyetleri yoktur. Diyanet, ayrımcılık ve bölücülük yapmaya devam etmektedir. Alevileri, sünni gibi görme sevdalarından vazgeçsinler. Değişik görüşlere artık tahammül edin." Araştırmacı Cemal Şener ise, cemevlerinden kalkan radikal sol örgüt militanlarının cenazelerini şöyle değerlendiriyor: "Alevi aile, çocuğunun cenazesini cemevine getiriyor. Bazen, bir sünni ailenin cenazesi de cemevine geliyor. Militanlıkla cemevi arasında hemen bir bağlantı kuruluyor. Cezaevlerindeki ölüm oruçlarını, cezaevi eylemlerini sanki cemevleri destekliyor gibi lanse edilmeye çalışılıyor. Halbuki durum hiç de böyle değil." Ancak ihtiyaç fazlası cemevi yapılmaması görüşüne bazı Aleviler de katılıyor. Şahkulu Sultan Vakfı Başkan Vekili Nihat Nevruz, "Camiyle cemevini ayırmıyoruz, ihtiyaç fazlası olmasın. Her köşe başında caminin, cemevinin değil de, okulların kültür evlerinin olmasının daha iyi olacağını düşünüyorum" diyor. Cemevi inşaatları özellikle 1990’dan sonra yükselmeye başladı. Çeşitli dernek, vakıf ve bağımsız olarak inşaatlar yürütüldüğü için cemevleri sayısı hakkında kesin bir bilgi yok. İstanbul’daki cemevlerinin sayısının 25’i bulduğu tahmin ediliyor. Ancak cemevlerinin inşaatları çok yavaş yürüyor. Nedeni ise maddi imkansızlıklar. Cemevinin yapıldığı yerdeki, çoğunluğu dar gelirli Alevilerin bağışları yeterli olmuyor. Yerel yöneticiler ise cemevine karşı farklı tutum sergiliyor. Bazı ilçelerde belediyeler arazi tahsis ederken, bazıları bırakın arazi vermeyi, inşaat izni için bile uzun süre uğraştırıyor. Cemevlerinde sadece ibadet yapılmıyor. İbadetin yanı sıra, birçok sosyal ve kültürel etkinlik de yer alıyor. Yoksullar için haftanın belli günlerinde verilen yemeğin yanı sıra saz, semah, bilgisayar, yabancı dil ve başka meslek edindirme kursları veriliyor. Ehl-i Beyt Vakfı Başkanı Fermani Altun: Bilgisizlikten namaz kılınmıyor Alevilerin önemli bir çoğunluğu, Ehli Beyt Vakfı ve onun başkanı Fermani Altun’a mesafe ve şüpheyle bakıyor. Altun’un kendilerini, Şiiliğe çekmek istediğini düşünüyorlar. Vakfın düzenlediği toplantılara sağın önde gelen isimlerinin katılması ve Altun’un demeçlerinin sağ basında geniş yer bulması dikkat çekiyor. Altun, sorularımızı şöyle yanıtladı:
28 Şubat’ın Alevilikle ilgisi yok Karacaahmet Sultan Derneği Başkanı Muharrem Ercan, "28 Şubat" şöyle değerlendiriyor: "28 Şubat’tan dolayı ordumuza teşekkür ediyoruz. Devlet anladı ki, Alevi toplumu, irticaya karşı Türkiye’de demokrasi ve laikliğin sigortasıdır. Anlayınca bize karşı hoşgörü başladı, ama dertlerimiz çok." Aynı zamanda Alevi dedesi olan Ercan bu sözlerine birçok Alevi katılıyor. Ancak, görüştüğümüz Alevi şahsiyetlerin tümü, bazı İslamcıların dile getirdiği "28 Şubat, Alevilerin darbesidir" iddiasını kesinlikle yalanlıyorlar. Örneğin Alevi araştırmacı Cemal Şener, "28 Şubat’ı Alevilikle suçlayıp, 28 Şubat ve Alevi düşmanlığını birlikte yapma siyaseti izlendi. Bu durumun gerçekle hiçbir ilgisi yok. Orduyla Alevileri, birbirine düşman etmek istiyorlar." Cem Vakfı Başkanı Prof. İzzettin Doğan da, "Türkiye’yi Suriye’ye benzetmeye çalıştılar. Buradaki amaç, alt rütbeli subayları üst rütbelilere karşı kışkırtmaktı. Orduyu ikiye bölme hesaplarında, Alevi düşmanlığı kullanılmak istendi. Yoksa, Genelkurmayı oluşturan kişiler büyük ihtimalle Alevi değillerdi. Ama, Atatürkçü olmaları ve Alevilerin de Atatürkçü olması nedeniyle bu teoriler ortaya atıldı" diyor. - BİTTİ - DİZİMİZ TARTIŞMA YARATTI Alevilik ırkçılık değildir! Yolunu Arayan Alevilik" dizimizin dördüncü bölümünde yayınlanan, Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Nuri Yılmaz’ın, "Alevilerin ibadet yeri camilerdir" açıklaması ile Diyanette başmüfettişlik de yapmış olan Dr. Abdülkadir Sezgin’in, "Türkiye’den toprak talebi olan Alevi gruplar var. Alevistan diye devlet kurmak istiyor. PKK’dan sonra Türkiye için ikinci büyük bölücü tehdit" sözlerine Aleviler büyük tepki gösterdi. İbadet yerlerinin cami olduğu iddiasını reddeden Alevi temsilcileri, Yılmaz’ın sözlerinin cahilce olduğunu savunarak, "Cemevleri bin yıldır var" dediler. Sezgin’in açıklamalarını da bazı Aleviler şöyle değerlendirdi: Mustafa Özcivan (Hacıbektaş Belediye Başkanı): Abdülkadir Sezgin, çarpık ve yanlış görüşlü bu zat, Osmanlı ve Sulçuklu tarihini ya bilmiyor, ya da çarpıtıyor. Kurtuluş Savaşı’nda Mustafa Kemal’e Aleviler tam destek olurken, o zatın düşüncesindekiler mandacılığı savunuyordu. Kendisine Türk diyen, fakat Türk kültürüyle uzaktan yakından ilgisi olmayan bu zatlar, provokatörlük yaparak, halkı ve devleti Aleviler üzerine kışkırtmaktadır. Her toplumda olduğu gibi radikal söylemli birkaç kişiyi ve düşünceyi topluma maletmek kimseye birşey kazandırmaz, aksine bu ülkeye zarar verir. Bin yıllık Alevi kültürünü yok sayan bu zihniyet, şimdi de Alevileri bölücü sayma ve potansiyel suçlu gösterme gayretindedir. Türkiye’ye zarar veriyorlar Gülağ Öz (Araştırmacı - Yazar): Gerek Aleviler, gerek Türkiye açısından tehlikeli boyutlara varabilecek iftira ve yalan görüşler ortaya atılmaktadır. Sezgin, onbinlerce yıldır var olan Alevi düşüncesinin ortadan kaldırılarak, sünnileştirilmesinin bayraktarlığını yapmaktadır. Devlet içerisindeki bazı güçlerle desteklenmektedir. Bugün yoksulluk ve kriz yaşayan ülkemizde, Alevi köylerine cami yapma peşindeler. Türkiye’ye zarar veriyorlar. İnsanları ayırıyorsun, bölüyorsun. Yazık bu güzel ülkemize. Alevileri anarşist olarak gören bu zihniyet, birşey ifade etmiyor. Mustafa Yıldız (CHP Erzincan eski Milletvekili): Sezgin’in Aleviliğin bir inanç ve yaşam tarzı olduğunu bilmediği, dolayısıyla Aleviliği ırkçılıkla karıştırdığı anlaşılmaktadır. Ne yazık ki, geçmişte de buna benzer yobazlar ortaya çıkmıştı. Sezgin şunu bilmelidir ki, laikliği sosyal hukuk devletini ve insan haklarını temel ilke olarak benimsemiş olan Alevi toplumu, bu tür dejenere olmuş, küçük ve basit oyunlara gelmeyecektir. "Alevistan" ifadesi hiçbir Alevinin düşüncesinde ve hayalinde mevcut değildir.
|