Pir Sultan Abdal Kültür Derneði Antalya Þubesi - psakd.org
Ana Sayfa Haberler Etkinlikler Tüzük Yönetim Kurulu Şubelerimiz İletişim Ziyaretçi Defteri

 

ZORUNLU DİN DERSİ

Zülfü AKAR Fettullah Gülen diyor ki; “Evren Paşa demokrasinin kesintiye uğraması ve daha pek çok açıdan tenkit edildi. Ama seçmeli din derslerini mecburi yapmakla yararlı bir iş yapmıştır. Gençlerin çoğu onun bu icraatı vesilesiyle din eğitiminden nasiplerini almışlardır. Bu iş kanaatimce öyle büyüktür ki doğrusunu Allah bilir hiçbir sevabı olmasa bile bu icraatı ona yetebilir, ahirette kurtuluşuna vesile olabilir, cennete de gidebilir.”

Allahı bir diktatör gibi algılayıp ona atfedilen emirleri sorgusuz yerine getirmekte birbiriyle yarışan bireyler ve toplumlar her türlü insani gelişmeyi ellerinin tersiyle bir kenara ittikleri gibi zamanla neyi ne için yaptığını unutan makinelere dönüşürler. Zorunlu din dersi, 12 Eylül yönetiminin insanı tektipleştirme amacının bir aracıdır. İşin en ilginç yani bu uygulamada hiçbir islami amaç dahi yoktur. Sınıflı tarihin her döneminde olduğu gibi bugün de; insanın kendisini anlama sürecinin bir sonucu olan din, insana kendini unutturma, insanın kendini anlamama aracına dönüştürülmüştür. Ezilen, sömürülen, yönetilen insanların gönüllerinde din, kardeşliğin, bölüşümün, huzurun çatısı iken, aynı din egemenlerin elinde emirlerle sınırlanmış, satatükoculuğun, baskının bir aracı olagelmiştir. Hiçbir sınıflı toplumun egemenleri din yaratmamıştır. Bütün dinler egemenlerin kurdukları düzene tepki olarak doğmuştur ancak dinler geniş yoksul, ezilen, yönetilen kitlelerce benimsenip, egemenlere karşı ciddi bir tehdide büründükten sonra egemenlerce tanınmıştır. Egemenlerce tanındıktan sonra da doğasından koparılıp kendisini yaratanlara bir silah olarak geri dönmüştür.

Rahatlıkla denebilir ki; Fettullah Gülen ile onun Evren Paşasının dilindeki Allah ve Cennet, onların yönettiği insanların gönlündeki Allah ve Cennet değildir.

Sırtını şeriata dayayarak yüzünü batıya dönenler sınıfsal tarihsel süreçlerini netleştirememiş, olgunlaştıramamış olanlardır. Bu nedenle teoloji ile ideolojiyi birbirine karıştırıp durmaktadırlar. Kendi laiklik anlayışını oturtmuş olan batıya karşın hala dinle laikliği açıklamaya çalışmakta ve yüzlerine gözlerine bulaştırmaktadırlar. Bunun en güzel örneği zorunlu din dersidir.

Zorunlu din dersi, her vatandaşın istediği dine inanması hakkını ortadan kaldırır. Henüz küçük yaşta belli bir kalıbın dayatılmış olması laikliğe tamamen aykırıdır. Hatta laikliği yok sayacak niteliğe yakın bir uygulamadır. Bireylere henüz gelişme çağında, kişiliğini oluşturma çağında verilen ve benimsetilen kurallar ve kalıplar, o bireyin seçimde bulunma hakkını elinden alır. Matematik, fizik, coğrafya vb bilimler ancak eğitim ve belirli bir programla öğrenilebilmesine karşın din gibi bütün yaşamı anlama iddiası olan öğretiler ancak geniş bir zaman diliminde deneyimlenerek öğrenilebilirler. İnsanın bütün psikolojisini, sosyalliğini ve bir bütün olarak hayata bakışını etkileyecek bir konunun küçük yaştan itibaren tek yönlü ve sınırlı bir ders olarak verilmesi organik robot üretiminden başka bir şey değildir ve kişilik haklarına doğrudan saldırıdır. Özellikle coğrafik, kültürel, inançsal zenginliğin en belirgin ve çeşitli olduğu ülkemizde, Musa;nın on emrinden daha dar bir alana sıkıştırılmış olan zorunlu din dersi, tüm bu kültürlere, farklılıklara ve bunu yaratan tarihe ve insanlara karşı bir hakarettir. Tüm bunların yanında binlerce yıldır kesintisiz ve net farkıyla gelen Alevilik’i tamamen yok saymak, inkarın teşhir edildiği günümüzde ise içini boşaltmaya çalışmak milyonlarla ifade edilen Alevilere büyük bir haksızlık, Alevi literatüründeki anlamıyla zulümdür.

Büyük düşünür İbn Arabi, her insanın bir tanrı tasarımı olduğunu, insan sayısı kadar tanrı tasarımı olduğunu söyler. Bunun da tanrının zenginliği olduğunu söyler.

Şeriat adı altında “emirlerine uymazsan sonsuz cehennemde yanarsın” korkusuyla dayatılan diktatör tanrı tasarımının düşünme ve akıl yetisini ortadan kaldıracağı gerçeği yüzyıllardır bilinen bir gerçektir ki bu gerçeği insanları tektipleştirmeyi amaçlayanlardan, insanların kendini üretme zenginliğini yok etmeye çalışanlardan başka hiç kimse reddetmemiştir. Zorunlu din dersinin 12 Eylül gibi tüm demokratik hakları gasp eden bir diktatörlük tarafından uygulamaya sokulması çok anlamlıdır. Demokratik haklar gibi inanç hakları da insanların elinden alınmıştır.

Bir tek tanrı tasarımının dayatıldığı şeriatla yönetilen ülkeler neyi çözmüşlerdir ki. Sosyal güvencesizlik, sağlık sorunları, eğitim sorunları, insan hakları ihlali, yani kul hakkının yenmesi, fuhuş, hırsızlık, hortumculuk, dolandırıcılık… Kapitalizmin hangi sorunu şeriatla giderilebilmiştir. Soruyu tersten soralım, sınıflı toplumların ve günümüzde kapitalizmin, emperyalizmin barındırdığı sorunların hangisini bir tek tanrı tasarımlı şeriat ülkesi barındırmıyor ki.

Bir devletin kendi egemenlik sınırları içerisinde yaşayan tüm bireylerine eşit mesafede bulunması, ayırımsız hizmet etmesi gerekliliği herkesçe kabul edilen bir prensiptir. Böyle bir devlet, kendi egemenlik alanındaki dilleri ve dinleri yok sayabilir mi. Yok sayıyor ise demokrasiden söz edebilir mi. En insani haklarını talep eden vatandaşlarını dış güçlerin oyununa gelmekle suçlayabilir mi. Binlerce yıllık tarihleriyle elde ettikleri değerlerin tanınmasını ve korunmasını suç sayan bir yönetim ancak ve ancak dış güçlerin oyununda olabilir.

Aleviler dış güçlerin oyununa gelmiyorlar. Sağlıklı dış politika geliştiremeyen, ekonomik ve sosyal konularda emperyalistlere bağlı olan, her iktidara gelişlerinden önce ABD den feyz almaya giden yönetici ve hükümetler dış güçlerin oyununa geliyorlar. Kendi ülkelerinin kültürel, inançsal, tarihsel, ekonomik, sosyal zenginliklerini görmezden gelip, bütün bu kaynaklarını kurutarak, kurutamadıklarını da yabancı sermayeye peşkeş çekenler dış güçlerin oyununa geliyorlar. Basit ve ucuz politik yalanların prim yaptığı zaman değil, herkesin onuruyla, samimiyetiyle, hoşgörüsüyle prim yapabileceği günlerdeyiz artık.

Tek tip insan, tek tip inanç ve tek tip tanrı tasarımı… İnsan ve kültür zenginliğinin katlinden başka bir anlama gelmiyor. Bu nedenle zorunlu din dersi kaldırılmalıdır.

12 Eylül ürünü olan zorunlu din dersi, diğer demokratik hakların gasp edildiği gibi, inanç hakkının gasp edilmesidir. Bu nedenle zorunlu din dersi kaldırılmalıdır.

Alevilik Anadolu’nun en köklü inançlarındandır. Alevileri “ötekiler” kategorisine koyacak hiçbir uygulama demokrasi sınırları içerisinde açıklanamaz. Zorunlu din dersine karşı olan Alevilerin bu talepleri ciddiye alınmalıdır. Bu nedenle zorunlu din dersi kaldırılmalıdır. Eğitim kurumları bilimsel olmak zorundadır.

Eğitim kurumlarında din bir eğitim aracı değil bir bilim konusudur. Bu nedenle tüm dinler tüm mezhepleriyle ve gelişim tarihleriyle ele alınmalıdır. Bu da ancak bir yüksek öğrenim konusudur. Bu nedenle zorunlu din dersi kaldırılmalıdır.

Alevilik, diğer inanç biçimlerini dışlamıyor, hor görmüyor, küçümsemiyor. Herkesin kendi aklı ve deneyimleri ve yaşam biçimine göre bir inanç biçimi geliştirdiğini ve kendine uygun bir yaradan tasarımına sahip olduğunun farkındadır ve inanan herkesin inanış biçimine ve mantığına saygı duyuyor. Devlet bu bilimsel anlayış ve tavrı benimsemek zorundadır. Bu nedenle zorunlu din dersi kaldırılmalıdır.

Alevilik binlerce yıllık bir birikime sahiptirler ve bu özgünlük artık tanınmalıdır. Bu nedenle zorunlu din dersi kaldırılmalıdır.

Dinde zorlama yoktur derken bir yandan da henüz kişiliğini tamamlayamamış, neye nasıl karar vereceğinin iradesini oluşturamamış çocuklara tek yanlı bir dini eğitimi zorunlu kılmak hangi bilimsel ve demokratik nedenle açıklanabilir. Bu nedenle zorunlu din dersi kaldırılmalıdır.

Zülfü AKAR

http://www.pirsultan.net/

 

 
Ana Sayfa | Basın Açıklamaları | Yazı Dizisi | Haberler | Şubemizden Haberler | Yazarlar | Etkinlikler | Foto Galeri | Etkinlik Fotografları | Makaleler | Sivas Katliamı | Sivas Şehitleri | Katliamlar | Alevilik | Bilgi-Belge | Genel Mer.Yön Kurulu | Antalya Şube Yön. Kurulu | Pir Sultan Anıtı | Pir Sultan Yazıtı | Pir Sultan Abdal | Pir Sultan'ın Eserleri | Pir Sultan Abdal Dergisi | Tüzük | Takvim | Arşiv | Kaynakça | Kronoloji | Linkler | iletişim | Ziyaretçi Defteri
 
©2006 Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Antalya Şubesi Tüm hakları saklıdır.
Tel: 0 (242) 326 34 44 Faks: 0 (242) 247 55 45 E-Posta: iletisim@psakd.org