Yavuz Selim ve Cemevi

Necdet SARAÇMuhafazakârlığın kalesi olarak da ismini bolca duyuran Sultanbeyli, son günlerde iki konuyla ilgili daha adını duyurmaya devam ediyor: Bunlardan biri okul cinayetleri, diğeri-de yüzlerce caminin olduğu Sultanbeyli'de yapılacak ilk ve tek cemevi inşaatını yasaklama çabası.

İstanbul'da son 20-25 yıl içinde kurulan ilçelerinden biri olan ve yaklaşık 400 bin nüfusa sahip, siyasal İslam'ın, tarikatların "kalesi" olarak bilinen Sultanbeyli'de Refah, Fazilet, Saadet Partisi geleneği şimdi AKP olarak devam ediyor. "Sıkı ve radikal" Müslümanların bu kadar bol ve etkin olduğu bir yerde "doğal olarak" okuldan çok cami var. 22 ilköğretim okulunun ve 7 lisenin bulunduğu Sultanbeyli'de 150'ye yakın cami var.

Böyle bir ilçede, namaz kılmayan, Ramazan'da oruç tutmayan, hacca ve Cami'ye de gitmeyen Alevilerin nasıl bir toplumsal cenderede olduklarını ancak bunu yaşamış Aleviler, yada diğer azınlıklar anlar. Bu cendere öyle bir cendereki, kışkırtma ve aşağılamada diz boyu. Sultanbeyli'de Alevilerin yaşadığı mahallenin ismi "Başaran" iken 40 bin Aleviyi kılıçtan geçiren padişahın ismi olan "Yavuz Selim" olarak değiştiriliyor. Alevilerin yaşadığı mahalledeki bir çok sokağın ismi "Cami sokağı", "Kuran Kursu Sokağı", "Mescit Sokak" olarak değiştiriliyor.

Bu "cendere" içindeki Aleviler, 2003 yılında kendilerine ait bir inanç merkezi kurmak için 11 bin imza toplayarak Belediye'ye arsa talebi ile "başvurma cesareti" gösterirler. Belediye arsa talebini reddeder, ancak Pir Sultan Abdal Derneği, talebinde ısrarcı olur ve mahkeme kararıyla 5 dönümlük bir arsayı tapusuyla birlikte alır. Tapulu arsaya rağmen, Sultanbeyli Belediyesi, cemevi inşaatına izin vermez. Aleviler, yine bir mahkeme kararıyla buraya geçici olarak 50 metre karelik bir "baraka" inşaa ederler. Bu gelişmeden sonra, belediye, dernek ve dernek başkanı Sadegül Çavuş alehine farklı aralıklarla tam 53 dava açar. Pir Sultan Derneği bu davaların hepsini kazanır ama buna rağmen Belediye, cemevi yapımına izin vermez.

Cemevi yapımına izin vermeyen muhafazakâr belediyenin dayanağı ise inanlılır gibi değil ama, her fırsatta yerden yere vurdukları "Cumhuriyetin devrim yasaları"dır.

PSAKD Sultanbeyli CemeviBelediye'nin sürekli engelleme çabasının altında yatan asıl neden ise Belediye sınırlarını aşan, yüzyıllara yayılan ve şu anki siyasal iktidarda kendisini somutlayan anlayıştır. Bu anlayış, Alevileri yok saydığı gibi, Cami dışında bir inanç merkezi de tanımamakatdır. Nitekim Belediye Başkanı, Diyanetin bu konuda yayınladığı "bilirkişi raporu"na atıfta bulunarak klasik cevabı vermektedir: "Siz Müslümansınız, Müslümanların ibadet yeri camidir, mescittir. Cemevleri ibadethane değildir."

Sultanbeyli Belediyesi, cemevi inşaatını izin vermemek, ilçedeki Alevileri sindirmek için her yolu deniyor. İş o kadar traji komik bir hal alıyorki, Göztepe'de parka cami inşaa etmek için akıl almaz girişimlerde bulunan anlayış, Sultanbeyli'de tapulu araziye cemevi yapılmaması için, içinde 2 okul ve 10 caminin olduğu arazinin İSKİ koruma havzası olduğunu ilan ediyor.

Mevcut siyasal iktidardan ve Diyanet İşleri Başkanlığından güç alan Sultanbeyli Belediyesi, hukuki yarışı kaybetmiş olsa da 8 Ni-san'da temeli atılacak olan cemevi inşaatını engelleme girişimlerini tehditlerle sürdürüyor. Çünkü Sultanbeyli Belediyesi'de bütün kurgusunu reddetme ve daha sonrada kendine benzetme, asimile etme üzerine kurmuş durumda. Bu yaklaşıma teslim olmayan Sultanbeyli Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, Alevi Bektaşi Federasyonu ve Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu ile ortak hareket ederek şimdi cemevi inşaatının temelini atmaya hazırlanıyor.

"Engellenmek istenen cemevimizin yapımı değildir.. Engellenmek istenen halkımızın örgütlü gücüdür. Osmanlıdan bugüne süregelen baskılar, AKP iktidarıyla had safhaya ulaşmıştır. Anadolu'nun yasaklı inanç ve kültürü olan Aleviliğimizi yaşatmak için boyun eğmeyeceğiz. İbadetimizin şeklini ve ibadet yerlerimizi belirleme yetkisini kimseye vermeyeceğiz. Biz Aleviler inancımızı, kültürümüzü özgürce yaşamak istiyoruz. İnancımızı ve ibadetimizi nerede ve nasıl yaşayacağımızı belirlemek kimsenin haddine değildir" diyen Alevi kuruluşları, inanç özgürlüğünden yana olan herkesi 8 Nisan Cumartesi günü yapılacak açılışa davet ediyorlar.

01 / 04 / 2006

Necdet Saraç

BİRGÜN