VARTO'DA PİR SULTAN SESLERİ

GIM GIM (VARTO) İLÇESİNDE PİR SULTAN ABDAL SESLERİ

Urartu’luların, Medlerin, Perslerin, hatta Roma ve Bizanslıların yaşadığı, halkın deyimiyle “Gümgüm” veya Kürt diliyle “Gımgım” adındaki şirin dört tarafı karlı dağlarla çevrili Varto ilçemiz.

9.Olağan Kongre sonrası ilk Danışma Meclisi toplantısının Varto’da yapılacağı kararı alındıktan sonra, bu ülkenin doğusundaki ilçeyle ilgili ayrı bir heyecan duymaya başlamamak mümkün değildi. Üstelik daha önce Varto’ya giden eski Genel sekreterimiz İbrahim Karakaya ve Neşe Ceyhan’ın günlerce anlata anlata bitirememişti yolculuklarının güzelliğini… Bu anlatım heyecanımı katmerleştiriyordu.

Öncelikle Varto isminin nereden geldiğini araştırmaya başladım. İsmi ile ilgili o kadar çok söylem ve rivayet vardı ki, Varto’nun. Kimine göre Oğuzların 786 yılında buraya gelmesiyle evlerinin tıklım tıklım olduğu, bugünkü ilçe merkezinin at kisnemeleriyle çınladığı, bu yüzden Akkoyunlu oymakbaşı Goşkar Baba’nın Varto’ya Gımgım adını takmıştı.

Kimine göre, Bingöl Dağları’nın 3000m rakımında bulunan Goşkar Baba’nın mezarını ziyarete giden halkın gelenekler ölçüsünde, eğlenceler ve anmalar düzenlemişler, bu eglenceler esnasında atlıların düzlükte at koştururken davul gümbürtüsüne benzer sesler çıkarmasından ötürü ilçenin adına “Gımgım” denmişti.

Bir başka rivayete göre ise, Varto’da toy kuğlarının çok olmasından dolayı, buraya avcılık yapmaya gelen Selçuklu beylerinin “Toy var” anlamında “Vortoy” demişler, bu isim zamanla halk içinde “Varto”ya dönüşmüştü.

Bir söyleme göre, Varto’nun etrafındaki yüksek dağlar bugün sönmüş görünseler de geçmişte birer volkanik dağ olduğu biliniyor. Goşkar Baba veya Kur Tepesi gibi volkanik dağların çıkardığı seslerden dolayı halk buraya Gımgım demişti. Hatta bölgede depremlerin sıkça olması da bu ismin verilmesinde etkili olmuştur.

Bilinen verilerden birisi Varto’nun 1071 Malazgırt Savaşı’yla Selçukluların eline geçmiş olduğu, daha sonra da Karakoyunlular ve Akkoyunlular hakimiyetinde kaldığıdır. Varto bölgesi 1514 Çaldıran Savaşı’yla Osmanlıların idaresine geçmiş, Cumhuriyet sonrasında VARTO ismini alarak ilçe olmuştur.

Başa dönecek olursak, günlerce süren yolculuk hazırlıklarından sonra 21 Nisan 2006 tarihi gelip çatmıştı. İstanbul’dan 10 kişi ile başlayan yolculuğumuz, Ankara’da Genel Merkez ve Ankara Şubeleri ile İzmir’den gelen arkadaşlarımızla birlikte 22 kişi olmuştuk. Oldukça neşeli bir şekilde başlayan yolcululuğumuz aynı neşeyle devam ediyordu. Metopollerde trafik ve insan yoğunluğu nedeniyle, yaklaşık olarak hepimiz bir an önce şehirlerden uzaklaşmak ve en uzaktaki şubemize ulaşmak istiyorduk. Bizi orada bekleyen misafirperverliği bildiğimiz için bu ulaşma isteğimiz sabırsızlığa dönüşmüştü.

Saatlerce süren yolculuğumuzda yüksek, çıplak bozkırlardan şehir ve kasabaları birer birer geçiyorduk. Yeşil ile buluşmamız Malatya’da gerçekleşmişti ve dağlardan, vadilere, ovalara kadar göz alabildiğince yeşil ve kayısı ağaçları görülmekteydi. Yüzlerce kilometre boyunca çıplak ve ağaçsız toprakları geride bırakmıştık ve yeşille buluşmuştuk. Ama bu durum kısa sürdü. Elazığ’dan sonra Bingöl ve Muş toprakları yine çıplak, yine ağaçsız ve oldukça engebeliydi. Dağ yamaçlarında, koyaklarda kerpiçten evler görülmekteydi. Evlerin çoğunun yıllarca süren olaylardan ötürü boş oldukları ilk bakışta fark ediliyordu. Köylerde tek tük görülen insanların ise, topraklarından ayrılamayan yaşlı insanlar oldukları hemen fark ediliyordu. Bir çok bölgede ormanların yakıldığı ayrıca çok belirgin olarak görülmekteydi.

Muş – Varto yol ayrımında otobüsten inmiş ve bizi Varto’ya götürecek minibüslere bindik. Bir saate yakın süren yolculuğumuzda ağaçların, göllerin, akarsuların, ovaların, yaylaların güzelliği insanı büyülüyordu. Murat Nehrinde karşıdan karşıya geçmek için kullanılan ilkel sal, sadece beni değil hepmizi çok şaşırtmıştı. 21. yüzyılda ülkemde yurttaşlarımız halen nehirden karşıdan karşıya geçmek ilkel sallar kullanmak zorunda bırakılmışlardı. Yol boyunca daha önce tütün ekimi yasaklandığı için, sadece buğday, arpa ve pancar ekildiğini görmek mümkün.

Varto’lu arkadaşlarımızın anlatımlarında, yurtdışındaki Varto’luların kendi ilçelerine yatırım yapmaları nedeniyle Muş’un en sosyalleşen ilçesi olduğunu; her yıl düzenlenen Koğ Tepesi festivalinde müzikten, spora, sanattan kültüre gerçekleştirilen etkinliklerle sosyalleşme konusunda önemli aşamalar kaydedildiğini anlamak ve görmek mümkün.

İlçe merkezinde caddelerin hareketliliği, canlılığı, hatta giyim kuşam ve insanların birbirleriyle olan dialogları bu gelişmişliği fark ettiriyor kolaylıkla.

Yerel yöneticilerin bizlere yaklaşımları, ilgileri ve misafirperverlikleri çok az yerde görülebilecek ve bizi çok mutlu eden bir davranıştı. Şube yöneticisi arkadaşlarımızın ilçe halkıyla ve yöneticileriyle kurdukları ilişki ve iletişim de bizi fazlasıyla sevindirdi.

Varto Şube Başkanı Burhan KAYA, Şube Sekreteri İsmail HAN ve diğer yönetim kurulu üyelerinin, Anadolu’nun bu uzak ilçesinde Alevi Kültür ve inancının yaşaması, tanıtımı ve gelecek kuşaklara aktarılması konusunda yaptıkları çalışmalar takdire değerdir. Yerel yöneticilerle kurdukları iyi ilişkiler neticesi KÜLTÜR MERKEZİ VE CEMEVİ yapmak üzere bir arsa temin ettikleri ve 20-21 Mayıs 2006 tarihlerinde temel atılacağını sevinerek öğrendik.

İki gün süren Danışma Kurulu çalışmaları özel olarak örgüt bilincinin sağlamlaştırılması, mücadelenin güçlendirilmesi, genel anlamda da ülke sorunlarına sahip çıkma ve çözüm önerileri bulma noktasında son derece faydalı geçmiştir.

Erdal YILDIRIM

PSAKD MYK Üyesi Kültür Sanat Sekreteri

http://www.pirsultan.net/