Pir
Sultan Abdal Kültür Dernekleri Başkanı Kazım Genç, 2004te
cemevlerinin Alevilerin inanç merkezi olduğuna dair 600 bin,
zorunlu din dersinin kaldırılması için de 1 milyon imza toplayıp
hükümete verdiklerini, ancak AKP nin bunu duymayarak asimilasyonu
hızlandırdığını söyledi. Alevi temsilciler, hızlı asimilasyona
karşı çocuklarını din derslerine sokmayacak, hazine arazisi
üzerine cemevi inşa edecek, meydanlarda gösteriler yapacak.
Alevi
kurum temsilcileri, daha önce Alevilerin hak talep etmekten
ziyade çoğunlukla muhalif bir kimlikle hareket ettiklerini
ama, bundan sonra hak verilmez hak alınır öğretisinden yola
çıkarak haklarını alacaklarını söylüyor. Pir Sultan Abdal
Kültür Dernekleri Başkanı Kazım Genç ve Alevi Bektaşi Federasyonu
(ABF) Genel Başkan Yardımcısı Ali Kenanoğlu, Alevileri sivil
itaatsizlik eylemleri yapma kararına iten sebepleri ve hangi
tarzda eylemler yapacaklarına ilişkin sorularımızı yanıtladı.
Alevileri
sivil itaatsizliğe iten sebepleri nelerdir?
Pir
Sultan Abdal Kültür Dernekleri Başkanı Kazım Genç:
Alevi toplumunun üzerinde yüzyılları aşan bir toplumsal baskı
var. Aleviler ne yazık ki kendi haklarını talep etmekte mahçuplar.
Kendi haklarını talep etmekte korkak davranıyorlar. Demek
ki yüzyılları aşan toplumsal baskı yüzünden kendi inanç mabetleri
olan cemevini talep etmekte ürkek davranıyorlar. Yaklaşık
10-15 yıllık bir mücadele, insanlara kendi haklarını talep
etme noktasında özgüven vermiş durumda. Bu özgüvenin yeterli
noktada olmadığını görüyoruz. 12 Eylül Askeri Darbesi sonucu
12 Eylül Anayasası'nın getirdiği zorunlu din dersleri bizim
gençlerimizi şeriatın pençesine itmiştir. Bu bağı koparmak
gerekiyor. İnanç kişiye özgüdür, kişi belirler ve inancını
kişi yaşar. Daha on yaşında kendi hakkını kullanmada yetersiz,
reşit olmayan bir çocuğa at gözlüğünü taktıracak tarzda bir
bakışı aşılatırsanız bu kişi özgür olmaz. Beyinsel olarak
özgür olmaz. İnanç olarak özgür olmaz. Aleviler hiçbir zaman
şiddete bulaşmadılar. Bu son 20-30 yıl içerisinde Aleviler
Maraş'ta, Sivas'ta, Gazi'de daha birçok yerde katliama şiddete
uğramalarına rağmen şiddete başvurmadı. Bundan sonra da şiddete
yönelmeyecek. Şiddete yönelmeden kendi haklarımızı dönem dönem
sivil itaatsizliği de ön plana çıkararak uygulamaya kalkacağız.
Sivil
itaatsizlik yoğunca tartışılıyor. Hangi tarzda ve nasıl bir
eylemliliği benimseyeceksiniz?
K.
Genç: Bunu somutlaştırmak gerekirse birincisi,
zorunlu din dersleri kapsamında çocukların zorunlu din dersi
almamaları için gerekirse derslere girmemelerini sağlayacağız.
Bu konuda Hasan Zengin adlı yurttaşımızın başlatmış olduğu
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde Pirsultan Abdal Kültür
Derneği tarafından taşınmış olan zorunlu din dersinin Avrupa
İnsan Hakları Sözleşmesi'ne (AİHS) aykırı olduğu dava kuvvetli
bir ihtimalle karara bağlanacak. Sözleşmeye aykırı olan bu
durum yüzde 99'luk bir şekilde kabul edilecektir. Bu kabul
edilmişlik bizim elimizde hukuki bir dayanak oluşturacaktır.
Bu hukuki dayanakla insanlarımız zorunlu din derslerine çocuklarını
göndermeyeceklerdir. Zorunlu din dersinin AİHS'e aykırı olduğuna
dair Hatice Köse adlı arkadaşımızın kendi oğlu ile açmış olduğu
davayı mahkeme reddetti. Temiz ettik şu an Danıştay'dadır.
Keza Ali Kenanoğlu arkadaşımızın oğlu ile ilgili açmış olduğu
dava halen sürmektedir. Bunları da AİHM'e taşıyacağız. Gelecek
günlerde insanlarımızı sivil itaatsizliğe ikna ederek yüzlerce,
binlerce, on binlerce insanımız çocuklarının zorunlu din dersine
gönderilmemesi noktasına gelip göndermeyeceklerdir. Zorunlu
din dersi bu ülkede yaşayan herkesin temel hak ve hürriyetlerinin
ihlalidir. Bu nedenle zorunlu din derslerinin kaldırılması
için sivil itaatsizliği en üst noktaya çıkaracağız.
İkincisi,
nüfus kağıtlarındaki din hanesinin kaldırılması gerekmektedir.
Nüfus kağıtları insanların kimliğidir. İnancın inanç özgürlüğü
sebebiyle açıklanması zorunlu olmamalıdır. Bu konuda da AİHM'e
açtığımız bir dava var. İzmir'den Sinan Işık arkadaşımızın
nüfus kağıdının din hanesindeki İslamı kaldırın Alevi yazın
diye açtığı davanın reddetilmesi üzerine, bizim nüfus kağıtlarında
din hanesi olmasının temel hak ve özgürlüklere aykırı olmasından
dolayı açmış olduğumuz dava da sürmektedir. Bu konuda da sivil
itaatsizlik olacaktır. Mesela insanlarımız çocuğunu götürüp,
'Kardeşim din hanesinin kaldırılmasını istiyorum' diyecekler.
Keza Alevilerin inanç merkezlerinin cemevi olduğu konusunda
şimdiye kadar yürütülen bir mücadele vardır. Bu mücadelede
en güzel örneği Sultanbeyli'de temel atarak vermiş olduk.
Bu da bir sivil itaatsizlik örneğidir. Biz bundan sonra cemevine
izin verilmemesi durumunda belediyenin veya hazinenin arazisine
gidip cemevi inşa edeceğiz. Burada yapmak istediğimiz insanları
hukuksuzluğa teşvik etmek değildir. Köhnemiş çağdışı kanunları
bu yöntemle ortadan kaldırmaktır.
Biz
cemevlerinin Alevilerin inanç merkezi olduklarına dair 2004
yılında 600 bin imza topladık. Avrupa bunu kabul ederken,
AKP ise çığlığımızı duymadı ve hiçbir şey yapmadı.
Sivil
itaatsizliğin birçok boyutu var, bazılarını değerlendirdiniz.
Bunlardan daha aktif olan sokak eylemliliğini de yapmayı planlıyor
musunuz?
K.
Genç: Biz bundan
sonra haklarımızı talep etmek için sokak eylemliliklerine
başlayacağız. Zorunlu din dersinin kaldırılması için 2004'te
başlatmış olduğumuz bir milyonluk imzayı hükümete sunduk,
fakat hükümet bunu duymadı. O zaman biz de kitlesel eylemliliklerle
sokağa döküleceğiz. Pasif eylemlilikler sonuç almadı, daha
aktif eylemliliğe geçeceğiz. Gelecekte daha somut eylemleri
tüm Alevi kurumları ile tartışıp programlaştıracağız. Sivil
itaatsizliğin kamuoyunda ve Alevi toplumunda tartışılmasına
ihtiyaç vardır.