Erdoğan
AYDIN: " Şenliğe
damgasını vuran şey, resmi laikliğin AKP’ye karşı Alevileri
yedeklemesi çabası"
Geçen
yıl Hacı Bektaş Anma Etkinliklerinin arkasından Araştırmacı
- Yazar Erdoğan Aydın ile Alevilerin Sesi Dergisi için yaptığımız
söyleşiyi güncelliğini halen taşıdığı için yayınlıyoruz. Erdoğan
Aydın ile yaptığımız söyleşinin satır aralarında Aleviler
açısından çok değerli ipuçları bulunuyor ... www.alevihaber.org
Alevilerin
Sesi - Hacıbektaş Şenliklerinde oradaydınız. Gözlemleriniz
aktarır mısınız?
Erdoğan
Aydın
- Öncelikle katılımın ciddi anlamda düşük kaldığını belirteyim.
Öyle ki bu yıl şenliğin birinci günündeki katılım, geçen yılki
şenliğin üçüncü günündeki katılımdan azdı. Ancak asıl önemlisi
bu yılki şenliklerin, Türkiye'nin ezilenlerinden Aleviliğin
kendini ifade edip kamuoyuna taşıma misyonundan uzak kalmasıydı.
Oysa bilineceği gibi Hacıbektaş Şenliğinin temel işlevi tam
da buydu. Dolayısıyla hem katılım hem de misyon açısından
bu yılki şenlik, Aleviliğin hak mücadelesi, dolayısıyla ülkemizin
gerçekten demokratik ve gerçekten laik hale gelmesi mücadelesi
açısından ciddi bir kan kaybı anlamı taşımaktadır.Bu yıl Şenliğe
damgasını vuran şey, resmi laikliğin AKP’ye karşı Alevileri
yedeklemesi çabasıydı. Oysa söz konusu bu devlet laikliği,
bizzat Alevi haklarının da dışlanması gibi ciddi bir zaafla
maluldü. AKP’ye karşı seferberlik kuşkusuz önemliydi, ama
bunun Alevilerin haklarının tanınması temel sorunuyla birleştirilmemesi
halinde ne demokratikleşmeye ne de laik kurumsallaşmaya hizmet
etmeyeceği ve etmediği açık. Bu açıdan yaklaşıldığında 365
gün zaten tartışılan Kıbrıs sorununun Hacıbektaş Şenliğine
temel bir gündem olarak taşınması, üstelik bunu uluslararası
hukuk ve farklı görüşlerin kendini ifadesi çerçevesinde değil
de Denktaş’çı Mümtaz Soysal’ın konferansı olarak sunulması
ciddi bir sorun. AB karşıtı bir söylemle Alevi sorununa en
küçük bir katkı getirmek olanaksızken, Şenliğin resmi programında
AB karşıtı bir dilin baskın olması da bir diğer önemli sorun.
Öyle ki Alevi sorununu tıkayan resmi laiklik ve gerçek bir
demokratikleşme önündeki engellerden biri olan milliyetçiliğin
Alevileri yedeklenme mesajının dayatıldığı bir platform olarak
düzenlenmişti bu yılki Hacıbektaş Şenliği.
- Alevilerin
sorunları açısından bunun anlamı ne?
Erdoğan Aydın - Bunun
anlamı Alevilerin kendi sorunlarının çözümü açısından ciddi
bir mevziyi daha kaybetmiş olmasıdır. Kaybedilenler geri alınabilecek
midir, bunu zaman ve Alevi demokratik güçlerin geliştireceği
mücadele belirleyecektir. Ancak bu yılki şenlikten hareketle
altı özellikle çizilmesi gereken sorunlar var: Birincisi AKP
Aleviler açısından ciddi bir sorun olmakla birlikte halen
Alevilerin yaşadığı temel sorun Şeriatçılardan çok bizzat
devletin Alevileri Sünnileştiren anti demokratik zihniyetinden
kaynaklanmaktadır. Aleviler, başta Diyanet, zorunlu din dersleri,
Alevi kurumlaşmalarına “bölücü” damgası vurmak gibi bizzat
devlet düzeninden kaynaklı sorunlar yaşamaktadır. İslamcılar
memleketin başına bela eden de bizzat bu düzendir. Dolayısıyla
Alevi sorununun çözümü bizzat bu düzenin değiştirilmesinden,
inanç ve kimliklerin laiklik ve demokrasi paydasında eşitliğinden
geçmektedir. Alevi sorununun altını çizmek, onun çözümünün
anayasal güvenceli eşitlikten geçtiğini ilan etmek, bunun
ilk adımı olarak örneğin zorunlu din dersi zihniyetine karşı
bayrak kaldırmak gerekirken Hacıbektaş’ta Kıbrıs'ı tartıştırıp
AB ve demokrasi karşıtı milliyetçi tahkimat yapmak, Alevi
sorununa katkı değil yabancılaşma üretilir. İkincisi Türkiye'nin
laik dinamiği Aleviliğin ürettiği demokratik örgütleri, özellikle
onun hak mücadelesindeki en büyük çatı örgütü ABF’yi dışlayarak
Aleviliğe katkı yapmak olanaksız. Demokrasi katılım rejimidir
ve Alevilerin serçeşmesinde Alevi örgütlerini dışlamak Alevilik
yanı sıra laiklik ve demokrasiye de ziyandır. Bu fikre karşı,
“Şenlik Hacıbektaş’ın seçilmiş organı Belediye tarafından
yapıldı, dolayısıyla demokratiktir” şeklinde bir itirazda
bulunulabilir, ki İlçede böyle fikir belirtenler oldu. Oysa
bu yaklaşım yanlıştır; çünkü Alevi sorununun çözülmediği,
dahası bizzat Hacı Bektaş Dergahı’nın bile müze olarak devletçe
rehin tutulduğu, Alevi yerleşim birimlerinin dağıtılmasına
yönelik katliamların dumanlarının tütmeye devam ettiği bir
Türkiye'de Hacıbektaş Şenliğinin misyonu Hacıbektaş Belediyesinin
çapına sığmaz. Bu şenlik ve onun dillendirdiği Alevi sorunu,
Berlin’den Tunceli'ye kadar nerede bir Alevi varsa onların
tümünün ortak sorunudur. Kendi öz yurdunda temel hakları ihlal
edilen, asimilasyona tabi tutulan bir Aleviliğin sorunları,
Hacıbektaş Belediyesinin sınır ve iradesine sığdırılmaya kalkışıldığında,
bir dizi anti demokratik uygulama bir yana Alevi hareketini
biraz daha parçalayarak laiklik ve demokrasiyi daha da zayıflatırsınız.
Bu anlamda Belediye’ye düşen, bizzat Alevi sorununun çözümü
ve onun demokratik örgütlerinin iradesiyle katılımını sağlayan
bu vizyon içinde davranmaktır. Ancak öyle görünüyor ki, Eski
Ankara Valisi Tandoğan’ın meşhur ifadesiyle “bu ülkeye komünizm
lazım olursa onu da biz getiririz” diye düşünen zihniyet soruna
bu kapsam içinde bakmamakta, dahası demokratik örgütlere karşı
devlette içselleşmiş kuşkular ve onları kendine tabi kılma
mantığıyla davranılmaktadır. Kimsenin kuşkusu olmasın ki bu
yaklaşımla Aleviliğe ve laikliğe en küçük bir katkı üretilmesi
mümkün olamayacaktır. Sanılanın aksine bu yolla Hacıbektaş
Şenliğinin demokratik ve laik etki alanında da ciddi bir gerileme
olacaktır.
-
Şenlik komitesinin bu işten muradı ne?
Erdoğan
Aydın -
Türkiye'de iktidar mücadelesi veren iki taraf var ve bunlar
kendi meşreplerine göre her alana nüfuz ediyor, orayı ele
geçiriyor veya kendi talepleri temelinde bölünmesini sağlıyorlar.
Nüfuz edemedikleri veya yedekleyemedikleri sorun ve alanlara
ise, Kürt sorununda olduğu gibi elbirliğiyle düşman muamelesi
yapıyorlar. Bu iki kesimin üstünde anlaştıkları sorunlardan
biri de Alevi sorununun reddidir. Biri İslam'da böyle bir
sorun olmadığından hareketle diğeri de Türk ve Sünni olmayan
her kimliğe bölünme riski olarak bakıp temel haklarını tanımamaktan
hareketle ortaklaşıyorlar. Biri Aliyi sevmek ve İslam'ın kuralları
içinde onu asimile etmeyi hedeflerken diğeri de İslamcılık
tehlikesine karşı onu mevcut devlet laikliğinin yedeği haline
getirmeye çalışıyor. Oysa burada özellikle duyarlı olunması
gereken nokta bu her iki yaklaşımdan da Alevilerin sorunlarına
ve laikliğin mevzi kaybına çözüm üretmenin mümkün olmadığı
gerçeğidir. Ateş gösterip sıtmaya razı ediliyor Aleviler;
oysa 21. yüzyılda artık sadece şeriatçı tehlikeyle Alevileri
yedekleyeceğini sanan, onların hak ve eşitliklerini her alanda
tanımayan, özetle çok kimlikli, çok kültürlü, gerçekten demokratik
ve gerçekten laik bir Türkiye'yi savunmayan bir anlayışla
Alevilere ve Aleviliğe katkı üretmek olanaksızdır. Durum buyken
Hacıbektaş Şenliklerine bu yıl hakim anlayış Alevilik açısından
ciddi bir sorun oluşturuyor. Bu sorunu, “Sorularla Alevilik
Bektaşilik” adıyla basılıp dağıtılan ve Anadolu Aleviliğinin
içini boşaltan (yazarı saklı) broşürde, yanı sıra Bektaşiliğin
“incinsen de incitme” sloganına indirgenerek hak alma bilincinin
iğdiş edilmesinde de net olarak görmekteyiz.
-
ABF bu gerekçelerle Şenlikleri boykot etti, buna ne diyorsunuz?
Erdoğan
Aydın
- O noktada farklı düşünüyorum ve bunu Federasyon yöneticisi
arkadaşlara da bildirmiştim. Hacıbektaş Şenliklerinin Alevi
sorunu açısından evrensel anlamı, Hacı Bektaş’ın Alevi inancı
açısından merkezi önemi nedeniyle Şenlik proğram ve komitesini
protesto etmek ile Şenliği boykot etmek arasındaki farkın
karıştırıldığını düşünüyorum. ABF’nin protestosunu bizzat
Hacıbektaş’ta ifade etmesi gerekirdi. Esasen sorunun AB ve
Türkiye'nin diğer demokratik güçleri nezdinde bile yeterince
anlatılamamış ve kamuoyuna yeterince mal edilememiş olmasında
olduğu gibi, bu protestonun yeterince anlatılamamış olmasında
da Alevi sorununu örgütlü demokratik güçlerinin eksiği olduğu
kanısındayım. Abdal Musa Şenliklerinde olmamaya ek olarak,
bu yıl Hacıbektaş’ta da olmayarak Federasyon’un mevzi kazanmak
yerine kaybettiğini düşünüyorum. Bu iki Şenlik de Federasyonun
fiilen örgütlü olması gereken, vazgeçilemez alanlar. Nedenleri
ayrıca irdelemek gerekir kuşkusuz, gerici veya otoriter güçlerin
bu süreçlerde payı büyük kuşkusuz. Ancak hep dışsal nedenleri
öne sürmenin kendi hata ve eksikliklerimizi irdelemeyi engelleyen
bir zaaf olduğunu da bu noktada özellikle anımsamak gerek.
Bu zaaf ne yapılıp edilip giderilmeli. ABF özellikle bu iki
alanda mevzi kazanmayı önüne temel bir sorun olarak koymalı,
bunun için dostluk alanlarını onarmalı ve genişletmeli, hegemonya
alanını büyütmeli. Önündeki engelleri bu gibi yollarla etkisizleştirmeyi
ve kendini tanımaya zorlamayı başaramayan bir Alevi örgütlülüğü,
dünyada ve Türkiye'de esen karşı rüzgarları göğüsleyemeyecektir.
-
Hacıbektaş şenliğinden geriye kalan...
Erdoğan
Aydın
- Şenlikten geriye kalan Alevi hareketinin yeni bir bölünmeye
daha uğramış ve etkinlik alanının biraz daha daralmış olmasıdır.
Bu sadece Alevilerin değil bütün Türkiye'nin, demokrasinin
ve laikliğin kaybıdır. Bu kaybın en az zararla ve en kısa
zamanda aşılması için Alevi-Bektaşi örgütlenmesinin genişletilmesi,
kimi kaybedilmiş kimi kazanılmamış güçlerin kazanılması, ülke
çapında demokrasi ve laiklik mücadelesinin daha etkin katılımcısı
olunması, yayın alanındaki eksikliklerin aşılması gerekmektedir.