|
Artık özeleştiri zamanıdır
Bugün gerçekten Alevi toplumunun önünü açacak bir şeyler yapmak kaygısını taşıyorsak bazı itiraflarda bulunmakla işe başlamamız gerekmektedir. Bu itiraflardan birisi, belki de en önemlisi, Alevi hareketinin bundan üç-beş sene öncesinin yükseliş hızını kaybettiğidir. Şüphesiz bunda Aleviliğe gerek kendi içinden gerekse karşı cepheden yöneltilen ağır ideolojik saldırıların önemli etkisi olmuştur. Yine bunda geçmişe göre devletin, Alevi kitlelerin ve örgütlerinin içerisine nüfuz etmiş olmasının payı da yadsınamaz. Bir başka itiraf da bugün Alevi toplumu içindeki hegemonik ilişkilerin gericilik üreten iktidar işlevine büründüğüdür. Hırslı, haris, ben merkezci, kariyerist vb. aydın, yazar ve örgüt yöneticileri; Alevi toplumunun ihtiyaçlarına, gerçek taleplerine kulak vermek yerine, oluşturmuş oldukları iktidarı sürdürme kaygısıyla hareket etmekte; dahası Alevilerin gündemini, belirtilen saiklerle belirlemektedirler. Alevi toplumu her konuda olduğu gibi 'aynaya bakmaktan korkmamalı' ve en başta üzerlerindeki bu türden kamburlardan kurtulmalıdır. Yukarıda belirttiğimiz kaygılara bakılarak gerçekliğe küsmek de çok anlamlı değildir. Her Alevinin, özellikle de Alevi gençlerin önlerinde duran görev, bu sürece müdahale etmektir. Bu anlamda Alevi topluluğun mevcut örgütlenme şemasını oluşturmanın sırası gelmiştir. Yazık ki bugün bunu, Alevi olduğunu söyleyen aydın ve yazarların yerine, yıllardır oluşturduğu bilgi birikimiyle Alevi toplumunun her açıdan önünü açmış olan Sn. Melikoff yapmıştır. ''Alevilerin çeşitli akımları izleyen birçok dernekleri var. Kemalist idealini koruyan ve eski Bektaşilerin manevi çocukları olan 'Hacı Bektaş Dernekleri', devlete en yakın olan ve Aleviliği Sünniliğe bağlamak isteyen 'cem' çevresi. Bir de eski zaman Kızılbaşlarının yoluna sadık kalan ve Pir Sultan'a hayran olan Pir Sultan Abdal dernekleri.'' Talebimiz demokratikleşme Bizler için Alevi örgütlülüğünün bugün için temsil ettiği anlam, ne bir eksik ne bir fazlasıyla budur. CHP destekli ANASOL-D hükümetinin bugüne kadarki egemen devlet anlayışına uygun olarak bir milletvekilini bu alana hasrettiği ve üniversitelere Anadolu erenlerinin adını taşıyan enstitüler açtırdığı, İran Şiiliğinin Ehl-i Beyt Vakfı aracılığıyla Aleviliğe tebelleş olduğu, faşistlerin 'Genç Erenler' dergisi aracılığıyla içlerine 'misyoner' saldığı, İslamcıların dergilerinde 'Alevilik dosyası' hazırlandığı ve seçenek olarak da ''Müslüman kimlik içerisinde bir yan yorum olarak tasfiye olmanın'' kırk katır-kırk satır misali sunulduğu koşullarda Alevilerin tarihsel damarlarına ve demokrasi kavrayışlarına uygun olarak öne çıkmış olan bu örgütsel şemanın arkasına sıralanmalarının dışında bir seçenek yoktur. Yani gün, Hacı Bektaş Veli' nin, Yunus Emre' nin insan sevgisini Aleviliğin özüne uygun olarak Pir Sultan Abdal' ın inancı, bilinci ve direnciyle birleştirme günüdür. Son söz ve öz de şudur: Alevilerin taleplerini yan yana koyduğumuzda bir bütün olarak Türkiye'nin demokratikleşmesi açığa çıkmaktadır. Dolayısıyla Alevilerin geleneksel siyasi çizgilerinden rücu etmelerinin anlamı daha sağa yönelmelerini değil; emek, barış, özgürlük güçlerine daha yakınlaşmasını ifade eder. Bulanıklığa ve kayganlığa hiç mi hiç gerek yoktur. * Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Halkla İlişkiler Sekreteri ve Kızılırmak Köyleri Sosyal Dayanışma Kültür Derneği Cumhuriyet, 31.07.1998 KAYNAK: http://www.alevihaber.org/
|