Veysel
KAYMAK : ENGİN OL GÖNÜL ENGİN OL (Murtaza
DEMİRe cevap)
“ENGİN
OL GÖNÜL ENGİN OL”
Yazıma
Teslim Abdal’dan bir dize ile başlamak istedim; “Engin
ol gönül, engin ol.” diye, Teslim Abdal’ın anısına saygısızlık
olmasın ama, buna uygun bir iki dize daha eklenebilir. Örneğin;
“Kendin ol gönül, kendin ol”, veya “Olgun ol gönül,
olgun ol.” benzeri…
Buradan
Genel Başkan adayı Murtaza Demir’in, Genel Merkez Yöneticileri
olarak bizlere yaptığı eleştirisine geçebiliriz.
Murtaza
Demir, Genel Başkanlığa aday olduğunu açıkladığı yazısında
bizlere, dayanağı olmayan, asılsız eleştirilerde bulunmuş.
Bu yazımda Murtaza Demir’e kısa yanıtlar vermeye çalışacağım.
Belki
de buradan başlamak gerekir; Önceki genel başkanların bir
ikisinde, daha çok da Murtaza Demir’de, derneğe de, Pir’e
de aşırı bir sahiplenme duygusu var. Sahip çıkmak iyi, hoş
da iş sahiplenmeye dek varıyorsa bunda bir çarpıklık var demektir.
Bana göre bu çarpık anlayış, sahiplenme duygusu, bu arkadaşlarımıza
başka yanlışlar da yaptırıyor.
Murtaza
Demir, çoğu yerlerde dernekle ilgili konuşmalarında, tartışmalarında;
“Ben kurucu başkanım” diye başlıyor, bu durum kendisini haklı
kılıyormuş düşüncesiyle de arkasından olur olmaz sataşmalarda,
suçlamalarda bulunuyor. Bunun sayısız örnekleri var, gerek
duyulursa bunlar da yazılabilir.
Bu
ben merkezli, ayakları yere basmayan, anlayışlar, davranışlar,
sahiplenme duygusu yeri geliyor, dernekle, vakfın kavgasına
dönüşüyor, yeri geliyor, Banaz etkinliklerinin yalnız vakıf
tarafından yapılmasına, birlikte yapılmak istense de başarısızlığına
damga vuruyor.
Murtaza
Demir, Banaz’lı olduğundan mıdır nedir, Pir’in mekanını, kendilerinin
istediği gibi at oynatabileceği bir yer olarak düşünüyor,
bu durum ise, yanlışlarına yanlış katıyor, bana göre O’nu
daha çok yalnızlaştırıyor. Bütün bu ve benzer yanlışlarının
yanında, kendi başkanlık dönemindeki başarılarından, örnek
gösterilmesinden söz edebiliyor…
Şimdi gel de yazıya yukarıdaki dizelerle başlama.
“Demokratik
Alevi örgütlenmesinin” içini boşaltmışız, sloganlaştırmışız.
Bunu söyleyen arkadaşımızın, bütün bu konulardaki düşüncesi,
çizgisi belli. Bu tespite ancak gülünür.
Derneğin yaşayan tüm kurucuları, ABF üst düzey yöneticileri,
örgütün içinden birileri kendini göreve çağırıyormuş.
Derneğin
ilk kurucuları Banazlı. Başlangıçta da Banazlılardan başkası
üye olamıyordu. Sonradan çevreden insanların çabaları, uyarıları
ile bu durum aşıldı. Gelinen noktada, Banazlılarla da ilişkilerinin
sağlıklı olduğu söylenemez.
ABF
ye üst düzey yöneticilerine gelince, düne kadar ABF ye karşıydınız?
Banaz etkinliklerinde yöneticilerini konuşturmuyor dunuz?
Şimdi yönetimdesiniz. Bu durum bir çelişki değil mi? Şimdi
sizi öneriyorlarsa hayırlı olsun. Onlardan kimlerin önerdiği
de belli. Bize muhalefet eden, dernekten eski arkadaşlarınız
olmasın? Buna bir itirazımız yok da ABF adı neden kullanılır.
Bu gidişin sonu nereye varır, şimdiden kestirmek zor da, sakın
öteden beri karşı olduğunuz, AABK yönetimi de size destek
çıkmasın. Bir önceki ABF Genel Kurulunda yaşananlar yeniden
sahneye konmasın. Sanıyorum PSAKD delegeleri bu ve benzer
oyunlara izin vermez. Kararlarını sağlıklı bir şekilde kendileri
verirler.
“PSAKD’nin
eski öncülüğünü arıyoruz.” diyorlarmış. Dernek uzun bir
süre, varlık nedeninden, kuruluş ilkelerinden savrulmuş, bu
konuda yöneticilerce yeterli özen gösterilmemiş, özellikle
buraya dikkatinizi çekerim; “Hatalı yönetim anlayışı ve
zafiyet” göstermişiz. Bunu Murtaza Demir söylüyor. Bu
durum, tam da bir kara mizah örneği değil midir?
Pir
Sultan’ın çizgisini de kendisine göre yorumluyor. Pir Sultan
çizgisi,“makul, kucaklayıcı” imiş! Pir Sultanı, “Ne olursan
ol, yine gel” diyen, Mevlana ile karıştırmış olmasın!
Şimdi
bu olumsuz ve başarısız çizgimizi sürdürmek için, derneğin
yeni seçilecek yönetimini de maniple ederek, Dernek üzerindeki
egemenlik düşümüzü sürdürmek istiyormuşuz. Buna izin vermeyeceklermiş!
Murtaza Demir bunları yazarken bilinç altındakilerini açığa
vuruyor olmasın! Yoksa dernek üzerinde egemenlik kurmak da
ne demek? Hani derneğimizde demokratik işleyiş vardı. En azından
bizler öyle biliyoruz. Anlaşılan buna kendileri de inanmak
istememekte, dernek üzerinde egemenlik düşleri kurmaktalar.
Bizlerin
Pir’e hizmet etme konusundaki düşümüz gerçekleşti. Üç dönemdir,
karşılıksız, hiçbir çıkar gözetmeden, ‘siyasi vb’ hizmet
ettik. Hatalarımız olduysa, başta Pir olmak üzere, bu Yolun
Uluları bağışlasın. Tabii cümlemizi!
Konuyu
daha fazla uzatmadan, yazımı tamamlarken, Murtaza Demir’in
bir konuda hakkını da teslim etmeliyiz. Eleştirilerini haklı
bulmamakla birlikte, yönteminin doğru olduğunu düşünüyorum.
En azından Hasan Harmancı gibi, konuyu kişiselleştirmeden,
eleştirisini, ‘doğru ya da yanlış’, düşünceye yönelik ve yönetime
yapıyor. Bana göre bu doğru bir yöntemdir.
Tabii
yukarıda açıklanmaya çalışılan bütün bu ve benzer yanlışların
içinde olmamak kaydıyla…