Muharrem Sohbetleri

‘‘Muharrem Sohbetleri’’ ile kırılan tabular, yaşanan asimilasyonu da durdurmayı başaran yeni süreç SU tv başta olmak üzere yayına başlayan televizyonlar CIA raporlarına göre sayıları 9 milyona düşen Alevileri ciddi olarak hareketlendirmiş durumda.

Yasal engellemeler ve yasaklar dışında, toplumsal baskı, toplumsal sansürü, toplumsal sansürde, otosansürü beraberinde getiriyor.

Otosansürü en fazla kimler yapar: Örneğin Almanya’da Türkler, Hollanda’da Faslılar, Fransa’da Cezair kökenli Araplar, Türkiye’de Aleviler başta olmak üzere, Kürtler, Ermeniler, Rumlar...

Sansürü anlamak ve mücadele etmek daha kolayken, otosansür için aynı şeyi söylemek oldukça zor. Toplumsal baskı, “psikolojik terör’’ insanların düşüncelerini ve eylemlerini de doğrudan etkiliyor.

Geçen yılın Ocak ayında, televizyonda ilk kez gerçekleştirdiğimiz “Muharrem Sohbetleri’’nde bu yaklaşımı çok açık yaşamıştık. Alevilerin kutsal ayı kabul edilen “Muharrem orucu’’ tutmak fııli olarak yasak değildi. Yasak olmayan bir olay için, üstelik ilk kez ve tam 12 gün boyunca program yapmak, kendi çevremizde bile acaba soruları yarattı. Sanki yüzyıllar boyu yaşanan sorunların kaynağı Alevilermiş gibi, bu soruların bir kısmı ciddi kaygıları da içeriyordu: Acaba böyle bir program “çatışma’’ yaratmaz mıydı? Böyle bir toplantı toplumdaki ayrılık duygularını kamçılamaz mıydı? Kimliklerin ve kültürlerin kendilerini olduğu gibi ifade etmesinin önemini bildiğimiz için bir insiyatif grubu olarak, Kanalturk’de Tuncay Özkan’ın ve Merdan Yanardağ’ın da desteğiye “Muharrem Sohbetleri’’ ni gerçekleştirdik. Program çok başarılı oldu, programa onbinlerce e-mail yağdı. Kökleri yüzyıllara uzanan bir tabu yıkıldı, üstelik kimsenin burnu bile kanamadı!

Bunları yazarken bile bazen şaşırıyorum, insan şaşırıyor. Yasalara göre yasak olmayan, ancak Şili olarak “yasak gibi yansıtılan’’ olağan ve kutsal bir günü anmak bile zor oluyor. Bu zorluğu anlamak için, Osmanlı döneminde yaşanan kırımları ve asimilasyonu değerlendirmeye de gerek yok. 20 milyonluk bir nüfusa sahip Alevilerin 85 yıllık Cumhuriyet, 40 yıllık televizyon tarihinde yalnızca bir kez “Muharrem Sohbeti’’ ve bir kez de “konferans’’ yapmış olmaları, Alevilerin yaşadıkları baskıların ve asimilasyonun, korkunun sanıldığı ndan da büyük olduğunu ve ayrımcılığın boyutlarının derinliğini yeterince gösteriyor mu?

Geçen yıl tabu yıkılınca, bu işin ne kadar meşru ve doğal olduğu, hatta “iş’’ bile yaptığı ortaya çıkınca, geçen yıl ortada “acaba’’ sorularıyla dolaşanlar, “milleti birbirine kırdı racaksınız’’ diyenler, bu yıl 30 Ocak’ta başlayacak “Muharrem ayı’’ ile ilgili en az dört televizyon ve bir çok gazete şimdiden “Muharrem Sohbetleri’’ yapmaya hazırlanıyor...

Bugünden düne bakabilmek

‘‘Muharrem Sohbetleri’’ ile kırılan tabular, yaşanan asimilasyonu da durdurmayı başaran yeni süreç SU tv başta olmak üzere yayına başlayan televizyonlar CIA raporlarına göre sayıları 9 milyona düşen Alevileri ciddi olarak hareketlendirmiş durumda. 2005’de çıplak gözle bile görüldüğü gibi her alanda yükselen Alevi hareketi bu asimilasyon dalgası nın önüne ciddi bir set oluşturmaya başladı. Bu set, asimilasyonu henüz durduramasa bile yavaşlattı… Asimilasyona karşı bu direnişin 2006’da daha da artacağı sessizlerin sesinin televizyonlar aracılığıyla umuda ve giderek ışığa dönüşeceği ve yeni bir aydınlanma dalgasının hem Anadolu’yu, hem de Türkiye’yi baştan başa sarmalayacağı şimdiden görülüyor…

Siz bakmayın ortadaki “sanal’’ tartışmalara. Güne damgasını vuranlar, sorunlarımızın çözümünü “dünden bugüne bakarak’’ yorumlayanlar değil, “bugünden düne bakarak’’ yorumlayanlar … Bugünden baktığımızda da, Aleviler, diğer demokrasi güçleriyle de yanyana gelme becerisini göstererek bütün engellere ve müdahalelere rağmen 2006’ya damga vuracaklar, bir su gibi akarak kendi yolunu bulucaklar. Gerçek bu…

NECDET SARAÇ

Birgün, 06.01.06