MHP’liler,
Alevileri kazanmada son yıllarda özel bir hassasiyet gösteriyorlar.
İktidarda oluşlarının da avantajını kullanarak, neredeyse
Alevi kültür etkinliklerinin hiçbirini kaçırmıyorlar. Yetinmiyor,
ayrıca kendileri Alevi büyüklerini anma etkinlikleri düzenliyorlar.
“Ülkücünün Alevisi-Sunnisi olmaz” gibi bir söylem
kullanıyorlar. Alevileri kazanma gerekçelerinin başında,
kitleselleşme, oyunu artırma gibi nedenler olmakla birlikte,
onlara göre en büyük neden; Alevilerin Türk oluşlarıdır,
hem de öz Türk... MHP’liler, Kürt ve Arap Alevileri bir
yana bırakıyor, özellikle Türk Aleviler üzerinde çalışıyorlar.
Çünkü onlara göre; Ahmet Yesevi’den bu yana Alevi olan Türkler,
Acem, Arap ve Rumlarla sıcak temasa girmemiş, dolayısıyla
bozulmamış, saf kalmışlardır. Kanda, örf ve adette, yaşama
biçiminde vs. bu böyle olmuştur. Bunu ispatlamak için araştırmacıları
Anadolu’yu dolaşıyor, alan taraması yapıyor, verileri değerlendiriyor
ve bilimsel (!) sonuçlarını açıklıyorlar. Sonuç: Aleviler
en has Türklerdir; en has cinsinden olmamakla birlikte biraz
da Müslümandırlar... Böylece onları saflara çağırmakta hiçbir
sakınca yoktur. Buna inanıyor, inanmaya çalışıyor ya da
öyle görünüyorlar...
MHP,
bunu başaramaz.
Şunun
için: “Ne kadar çok Alevi çocuğunun kanında...” diye
başlar da cümleler onun için.
Aleviler,
680 yılından bu yana 1320 yıldır Kerbela’yı unutmamışlardır.
Binlerce yıl daha geçse yine de unutmazlar.
Aleviler;
Çorum, Maraş, Sivas katliamlarını da Kerbela’ya benzetirler,
ikinci Kerbela olarak niteler ve unutmazlar. 12 Eylül öncesindeki
olaylarda ve daha dün gibi Madımak katliamında ve bu katliamın
duruşmalarında sanıkların (artık hükümlülerin) sergiledikleri
tavırları, kurt işaretlerini ve MHP’nin bunları sahiplenişini
unutmazlar...
MHP,
bir de şunun için başaramaz bunu:
“Ülkücü”,
“ırkçı”, “milliyetçi”, “muhafazakâr”, “faşist”, “kafatasçı”,
“mukaddesatçı”, “dinci”, “şeriatçı”... adı neyse artık,
düşünce ile Alevilik kan uyuşmazlığı içindedir. Alevilik,
bu sıfatların tersine, evrensel olanı savunur. 72 milleti
bir tutar. İnsanı sadece insan olduğu için önemser, onu
yaşamın merkezine kor, kâbe beller... Bir MHP’li böyle bir
durum karşısında “Tövbe... Tövbe...” der.
MHP
istediği kadar “milliyetçi” gözükse de, sömürüye karşıymış
gibi gözükse de, bunun bir yalan olduğunu, -bilenler zaten
biliyordu da- en geniş anlamda halk kesimleri de, -MHP’nin
şu kısa iktidar dönemindeki icraatlarından- bunu anlamışlardır
da onun için. Çünkü Aleviler, emekçi insanlardır, çoğunlukla
ve o anlamda sömürüye de karşıdırlar... Daha binlerce neden
sıralanabilir.
Ama
tüm bunlara rağmen; üç-beş “münkir” çıkmaz mı Aleviler
içinden de... Kendini satmış, aslını inkâr etmiş, aşağılık
kompleksine kapılmış, bir yandan sürekli şiddete maruz kalmaktan
bıkmış, öbür yandan, tatlı dillerle söylenen davetin cazibesine
kapılmış kimseler çıkmaz mı?... Çıkar... Bunlar da aslında
ne Alevidir, ne de insan... Ne İsa’ya yar olacaklardır,
ne de Musa’ya... Sayıları da üç-beşi geçmez... Onun için
MHP bu sevdadan vazgeçsin... Neyse öyle gözüksün... Adbal
Musa’ya, Hacı Bektaş törenlerine “bakan” sıfatıyla
gelip; “Ey Hünkâr...” diye başlayan nutuklar atmanın
faydası yoktur.