|
BİR ŞİİRİN YAZILIŞ ÖYKÜSÜ "MADIMAKTA YANAN BENİM"
Olaylar herkes gibi beni de çok etkilemişti. Bunun üzerine “Madımak’ta Yanan Benim” adlı bir şiir yazdım. Adından ve açıklamalardan anlaşılacağı gibi, şiirin yazılış nedeni belli idi. Ben bu yazımda şiirin yazılış öyküsünü sizlerle paylaşmak istedim. O günlerde bir yakınımın, Hacıbektaş ilçesinde kestiği kurbana katıldım. Kurban Deliklitaş’ın alt kısmında bulunan kurban kesim yerinde kesildi. Oradaki çeşmenin hemen yanında saz çalıp türkü söyleyen âmâ bir kadın vardı. Mahlası sonradan öğrendiğime göre “Mah Turna” imiş. Mah Turna, çeşme başında bir takım türküler, deyişler çalıp söylüyordu. deliklitaş’a gelen ziyaretçiler çoğaldıkça daha çok coşuyordu. O günlerde sık sık çalıp söylenen “Ben Ali’yim Ali Benim” deyişi de söyledikleri arasında yer almaktaydı. Bu deyişin müziğinden oldukça etkilenmiştim. Akşam otobüsle Ankara’ya dönerken, o müzikle bir şeyler mırıldanmaya başladım. Akşam eve gelince de birkaç mısra ekledim. Böylece şiir tamamlanmış oldu. O yaz Ağustos’ta yine Hacı Bektaş İlçesine etkinliklere gittim. Akşam bazı arkadaşlarla spor salonundaki konsere katıldım. Programda birçok sanatçı vardı. Programı genç bir bayanla bir bay sunuyordu. Şiirimi bir çocukla sunuculara gönderdim. Sunucu bayan, bir ara şiiri duygulu ve güzel bir şekilde okudu. Çok mutlu olmuştum. O yıllarda Aşık Veysel Kültür Derneği başkanlığı yapıyordum. Sivas olayları nedeniyle, köyde yapacağımız etkinliğe izin verilmemişti. Bizler de yaptığımız basın açıklamasıyla, Sivas olaylarını kınamış ve İstanbul, Ankara, İzmir, Mersin gibi büyük kentlerde tepki konserleri düzenleyeceğimizi açıklamıştık. O yıl ekim ayı ortalarında, Mersin’de bir konser düzenledik. Konserde, geçtiğimiz yıl Hakka yürüyen rahmetli Aşık Mahzuni Şerif, ayrıca Musa Eroğlu, Ekrem Ataer ve daha başka ozanlar-sanatçılar vardı. Konser hazırlığı için, bir hafta önceden Mersin’e gittik. Mersin’de Aşık Veysel’in öğretmen olan torunu (Bahri Şatıroğlu’nun kızı) Gündüz Şatıroğlu ile birlikte, konserle ilgili çalışmalar yaptık. Mersin’de yayın yapan bazı radyo ve TV programlarına katıldık. Ekrem Ataer, konser için Mersin’e geldiğinde, “Madımak’ta Yanan Benim” şiirimi kendisine verdim. İleride uygun bir düzenleme yaparak okumasını istedim. Ekrem çok memnun olmuştu. ”Hacı Bektaş’ta, gecede okunduğunda çok hoşuma gitmişti. Bu şiiri nasıl temin edebilirim diye düşünüyordum. İsabet oldu” dedi. Teşekkür etti. Şiirin düzenlemesini yaparak, o yıllarda çıkardığı kasete okudu. Aynı şiiri mahalli bazı sanatçılar da, farklı düzenlemelerle radyolarda, dost sohbetlerinde çalıp söylediler. Burada bir noktanın altını çizmek istiyorum. Bu ve benzer etkinlikler, katılan insanlar açısından bir takım etkileşimlere de kaynaklık etmektedir. Bazen bir şiir yazma nedeni, bazen yeni insanlar, yeni yerler görme, tanıma olanağı gibi... Belki daha da önemlisi, bu etkinliklerden alınan haz ve mutluluk olmalı... Bizi bu işlerin peşinden koşturan nedenler de işte bütün bunlar. Dğer bazı insanlar; ozanlar, sanatçılar, özetle gönüllü kültür elçileri gibi... İşte bir şiirin yazılış öyküsü ve şiir :
Yazar Asım Bezirci ’yim Yanık sesli Nesimi ’yim Tarihten beri gelirim
Doktor Behçet Aysan benim Resim çizen Asaf benim Şiir yazan ozan benim
Akarsu ’yum Hasret’im ben Hem sılayım, gurbetim ben Cihan tutuşur derdimden
Semah dönen gençler benim Murat benim, Özlem benim Gelir diye yol beklerim
Ben ölmedim, anla softa Sen boğuldun karanlıkta Savaşımız yobazlıkla
Veysel der ki yalnız kaldım Dört bir yana haber saldım Canlarla birlikte yandım
Veysel KAYMAK PSAKD GYK Üyesi Temmuz -1993 KAYNAK: http://www.pirsultan.net/
|