|
MADIMAKTA YAKILMAK ... Necdet SARAÇ 2 Temmuz 1993'de gerici, faşist güçlerin planlı bir organizasyonuyla Sivas'ta "Pir Sultan Kültür Etkinlikleri"ne katılan 35 aydın, sanatçı, yazar, genç, her şeyden önce insan Madımak Oteli'nde yakılarak katledilmişlerdi. Katliamdan sonra Madımak Oteli hiçbir şey olmamış gibi üstelik devlet teşvik kredileriyle tamir edilmiş, giriş katına da "Niyazi Bey" adı altında bir Kebap Salonu açılmıştı. İnsanların yakılarak katledildiği bir yerin otel ve kebap salonu olarak işletilemesinin, büyük bir insanlık ayıbı olduğunu ilan eden Alevi örgütleri bu nedenle geçtiğimiz yıl, "Türkiye'nin bu utançtan kurtulması için, Madımak Oteli barış ve kardeşlik adına Kültür ve Sanat Müzesi yapılmalıdır" diye bir imza kampanyası başlatmışlardı. Kampanyaya Türkiye'den ve Avrupa'dan binlerce kişi katılmış, toplanan imzalar, hükümet adına Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener'e, Cumhurbaşkanı adına da Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Kemal Nehrezoğlu'na teslim edilmişti. İmza teslim törenlerinde, Madımak konusunda kendisinin de "çok hassas" olduğunu belirten Şener, benim de içinde olduğum heyete "Bu yaranın sarılmasını istiyorum. Müze konusunda yapılması gerekenlerle ilgili hemen bir çalışma başlatacağım, Sivas'ta ilgili kuruluşlar ve sivil toplum örgütleriyle de bu sonuçları paylaşacağım" demişti. Son aylarda hükümetteki "en dürüst ve en tutarlı" bakan olarak lanse edilen Şener bu sözlerini unutmuş gözüküyor. Aradan geçen sürede Şener bu konuda hiç bir adım atmadığı gibi, 62 milletvekilinin imzasıyla meclise sunulan "Madımak Müze Olsun" teklifi görüşülürken meclis salonunda bile yoktu. Teklif AKP'lilerin oylarıyla reddedildi. TBMM'de "Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir efendim" sözleri ile Madımak Oteli'nin müze olması teklifi reddedilirken, aslında Türkiye'nin utancı bir kez daha onaylanmıştır. Oteli yakarken "Allah adına yak ula yak" diye naralar atan anlayışın, konu mecliste görüşülürken "sus pus" olmasını anlamak maalesef mümkün. Çünkü o anlayış, Adalet Bakanı düzeyinde yakanların avukatlığını yapmıştır. Çünkü o anlayış, bugün "çok dürüst" denen Şener'in Meclis raporuna düşülen şerhte kendisini göstermiştir. Şener, Meclis'teki rapora yazdığı şerhte, "Pir Sultan Abdal etkinlikleri sırasında tahrike yönelik faaliyetler olmuş, her türlü eğilimi yansıtan kişilerden oluşan kalabalık tahrik edilmiştir" diye yazmıştır. O anlayış, Fazıl Say'ın "Metin Altıok Ağıtı" ora-toryasında yer alan Sivas katliamı görüntülerini, yakarken seyrettiren, sonrasında gerçekle kendisi yüzleşince "çok vahşi" diye sansürleten eğilimdir. O anlayış, 8 saat kuşatılan Madımak Otel'i yakılırken "halkla güvenlik güçlerini karşı karşıya getirmeyiniz" diyen ya da "çok şükür, otel dışındaki halkımız bir zarar görmemiştir" diyen anlayıştır. Ne acıdır ki, o anlayış, 13 yıl sonra bugün Türkiye'de demokrasinin yeniden kurtarıcısı ilan edilebilmektedir. Bu nedenle, TBMM'de bu tekl-fin bu kadar basit ve kolayca reddedilmesinin cevaplarını buralarda aramak gerekir. Salı günü Meclis'te bırakın "Madımak Müze Olsun" teklifi üzerine konuşmayı, kalkıp böylesine büyük bir vahşeti bile lanetmeyen AKP hükümeti ve tek tek AKP milletvekilleri, bu teklifi reddederek bu utancı ve katliamı fiili olarak onaylamışlardır. Ancak bu utanç yalnızca AKP'lilerle de sınırlı değildir. Susanlar, görmezden gelenler, 'aradan bu kadar zaman geçti, kaşımayın bu olayları, artık unutalım" diyenlerde bu teklifi red-denler kadar bu insanlık utancına, Türkiye'nin ayıbına ortak olanlardır. 2 Temmuz'a 3 gün kala sanki katliamı yeniden onaylar gibi, "müze" talebini reddetmek, aynı zamanda bütün insani değerlere yapılan yeni bir saldırıdır. Bu utancın her seferinde yüzlerine vurulmasını istemeyenler, bu utancın izlerini silmek için Madımak Oteli'nin derhal kamulaştırılarak müze yapılması için adım atmalıdırlar. Bu yapılmadığı sürece Madımak'ta yakılanlar onları takip etmeye ve bu insanlık ayıbını her seferinde yüzlerine vurmaya devam edeceklerdir... Necdet SARAÇ 28.06.06 - www.birgun.net |