Pir Sultan Abdal Kültür Derneði Antalya Þubesi - psakd.org
Ana Sayfa Haberler Etkinlikler Tüzük Yönetim Kurulu Şubelerimiz İletişim Ziyaretçi Defteri

 

PSAKD Genel Başkanı Kazım GENÇ'in Barış Konferansı Konuşmasının Tam Metni...

Barışın dili empati..

Kazým GENÇÖncelikle, ülkemiz barışına katkı sunmak anlamında, Türkiye Barışını Konuşuyor Konferansına emek vermiş olan tüm dostlara teşekkür ediyorum.

Sürenin kısalığı nedeni ile hemen konumuza geçiyorum: Barışın dili empati.

Anadolu coğrafyası, dünya üzerinde bulunduğu yer nedeni ile stratejik bir öneme sahiptir. Bu nedenle, tarihsel anlamda geriye dönüp Anadolu’ ya baktığımıza, Anadolu toprakları üzerinde yüzlerce farklı ırkın, yüzlerce farklı inancın ve yüzlerce farklı dilin yaşamış olduğunu gözlemleriz. Ahmet Arif, “Hava anan dünkü çocuk, Anadolu’yum ben” derken, altını çizdiğinin bu tarihsel geçmiş olduğunu düşünüyorum.

Yaşanmış olan bu farklılıklar nedeni ile, Anadolu kültürel anlamda bir renkler mozaiktir. Anadolu toprakları üzerinde, her dilden, dinden ve ırktan kalmış; kültürel değerler vardır. Bu olguların bir bileşkesidir Anadolu.

Kültürel anlamda binlerce yıllık birikimlerin bileşkesi ile oluşmuş olan Anadolu kültürel değerlerinden bir kısmını inkar etmek, yok saymak ve ortadan kaldırmak; Anadolu’ nun tarihsel sürecini inkar etmektir.

Ne yazık ki, ülkemizde “tek dil, tek din, tek ırk”la yaratılmak istenen, binlerce yılın birikim ile oluşmuş olan, Anadolu’nun kültürel birikimini ve tarihini ortadan kaldırmaktır.

Yüzyıllardır bu topraklar üzerinde birlik ve beraberlik içinde, kendi öz kültürleri, gelenekleri, dilleri ve dinleri ile yaşamış olan halkların/toplulukların, kültürel ve toplumsal değerlerini korumaya, sahip çıkmaya yönelik tavır ve davranışlarını ayrılıkçı/bölücü olarak görmek ve değerlendirmek, Anadolu değerlerini yok etmekten başka bir anlayış değildir.

Anadolu, bu gün elbette Türk’ü, Kürdü, Laz’ı Çerkez’i Pomak’ı, Alevi’si, Sünni’si, Yezidi’si, Süryani’si, Nusayri’si vb. ile Anadolu’dur. Ne yazık ki, son yıllardaki uygulamalar nedeni ile ülkemizde Yezidiler ve Süryaniler nerede ise yok olmuşlardır. Bu bir değer kaybıdır. Anadolu değerlerini yitirmektedir. Bu değerlere sahip çıkanlar ise de, bölücülükle suçlanmakta, çeşitli baskılar görmekte, gözaltılar ve cezaevleri süreçleri yaşamaktadırlar.

Şüphe yok ki; dünya üzerinde bir başka Türkiye yoktur. Tek Türkiye vardır ve o da Anadolu toprakları üzerindedir.

Anadolu toprakları üzerinde yaşayan, farklı dil, din ve ırka sahip halklar arasında ne tarihsel geçmişte ve ne de şimdi yaşanan bir kavga yoktur. Şimdilerde bu kavga yaratılmaya çalışılmaktadır. “Duyarlı yurttaşlar” diye adlandırılan ırkçı çeteler üzerinde linç kültürü geliştirilerek, halklar birbirilerine karşı kışkırtılmaktadır. Mersin’deki bayrak olayı, Trabzon, Erzincan, Adapazarı vb illerdeki provokatif saldırılarla ülkemiz halkaları birbirine düşürülmeye çalışılmaktadır.

Kavgayı yaratanlar, sürdürenler ve sürmesi nedeni ile de varlıklarını koruyanlar, Anadolu kültürel zenginliğini ve toplumsal birikimini inkâr edenlerdir.

Ülkemizde demokrasiye her yurttaşın ihtiyacı vardır. Bu gün İnsanların yakılarak katledildiği Sivas Madımak otelinin restaurant bölümünde kebap pişirilip yeniliyorsa bu zulümdür. Bizler Kızıltepe’de 12 yaşında sırtından 13 kurşunla katledilen Uğur Kaymaz’ı unutmadığımız gibi, Sivas Madımak’ta 12 yaşında katledilen Koray Kara’yı da unutmamız gerekmektedir. Ülkemiz de ötekiler olarak görülenlerin tamamı için bir barışı kurmamız gerekmektedir.

Şiddeti ve baskıyı arttıran ve büyüten, toplumsal barışı bozan 12 Eylül askeri darbesi olduğu unutulmamalıdır. Barışı ortadan kaldıran, özelde 12 Eylül askeri darbesi iken, genelde ABD ve ABD’nin yeşil kuşak projesidir. Her iki olgu da, Askeri darbede, yeşil kuşak projesi de, tekçi anlayışları savunmaktadırlar.

Bu inkâr politikalarıdır ki; Türkiyeliyiz söylemini bölücülük olarak görmektedir.

Bu inkar politikalarıdır ki; Ülkemizin Kürdünü, Alevisini, Lazını, Pomağını, Süryanisini, Yezidisini vb. inkar etmekte yok saymakta, ötelemekte, baskı ile, şiddet ile yok etmeye çalışmaktadır.

Oysaki, bütün bu farklı kimlik, inanç ve kültürlerin bir tek istekleri vardır: EŞİT YURTTAŞ OLMAK.

İnsanın dilini, ırkını, inancını inkâr eden, daha da ileri giderek asimile ederek yok etmek isteyen, yani, “tekleştiren” anlayış, ne yazık ki, ülkemizde hâkim konumundadır. Tekçi anlayış, hâkimiyetini sürdürmek içinde şiddeti körüklemekte, baskıyı artırmaktadır. Şiddetten ve baskıdan beslenen anlayışın, “barış”ı düşünmesi, istemesi ve uygulaması söz konusu olamaz.

Tek dil, tek din, tek ırk olarak toplumu tekleştirmeyi önüne hedef olarak koyan zihniyet, kendi bakış açısı dışında, başka bakış kabul etmemektedir. Yaşamında bu nedenle “biz” yok “ben” vardır. Benlik duygusu en üstün duygudur yaşamlarında. Yaşamlarında ötekinin adı yoktur ki, ötekinin yeri olsun.

Çağımızda devletler hızla, tekçi anlayıştan uzaklaşmakta, çoğulcu anlayışı, ötekilerin varlığı anlayışını benimsemekte ve geliştirmektedirler. Bunun sonucudur ki bu gün Almanya’da, Arabistan’dan daha fazla cami vardır.

Barışın geçtiği yol, öncelikle ötekinin varlığını kabul etmekten geçmektedir. Sonrasında elbette, ötekinin haklarını, dilini, inancını, ırkını, düşüncesini kabul etmek gerekmektedir. Ötekine saygı duymak, sorunun aşılmasının temel taşlarındandır.

Gerçek barış, hâkim olanın dayattığı değil, halkların özgür ve eşit yurttaşlarının geçerli kıldığı onurlu barıştır. Hakim olanın dayattığı barış göstermelik olmaktan başka anlam taşımaz.

Konferansın yaratacağı barış perspektifi ve demokrasi bilinciyle, ülkemiz demokrasisinin sorunlarını tartışacak güce sahip olduğumuzu düşünüyorum. Bu bağlamda, konferansta oluşacak sinerji ile Kürt, Alevi, Türk, Laz, Çerkez, yezidi, Süryani vb.lerinin sorununa, ortak bir çözüm üretilerek, toplumsal barışı kurmalıyız.

Toplumsal barış, halkın ve demokrasi güçlerinin gücü ve desteği ile kurulursa anlamlıdır ve kalıcıdır. Irak’taki gibi, halkın gücünü ve demokrasi güçlerinin desteğini taşımayan çözümlerin sonucu, Mahabat Kürt Cumhuriyetinin sonucu olmaya mahkûmdur.

Gerçek ve kalıcı barış, tüm Demokrasi güçlerinin ülkenin bütününde birlikte verecekleri demokrasi mücadelesi ile inşa edilecektir. Mücadele, ülke sınırları içindeki her bireyin eşit yurttaş olduğunun bilincinin yerleşmesi ile, başarıya ulaşmış olacaktır.

Her bireyin eşit yurttaş olduğu bir ülke özlemi ile saygılarımı sunuyorum.

14.01.2007

Av. Kazım GENÇ

Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı

KAYNAK: http://www.pirsultan.net/

 

 
Ana Sayfa | Basın Açıklamaları | Yazı Dizisi | Haberler | Şubemizden Haberler | Yazarlar | Etkinlikler | Foto Galeri | Etkinlik Fotografları | Makaleler | Sivas Katliamı | Sivas Şehitleri | Katliamlar | Alevilik | Bilgi-Belge | Genel Mer.Yön Kurulu | Antalya Şube Yön. Kurulu | Pir Sultan Anıtı | Pir Sultan Yazıtı | Pir Sultan Abdal | Pir Sultan'ın Eserleri | Pir Sultan Abdal Dergisi | Tüzük | Takvim | Arşiv | Kaynakça | Kronoloji | Linkler | iletişim | Ziyaretçi Defteri
 
©2006 Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Antalya Şubesi Tüm hakları saklıdır.
Tel: 0 (242) 326 34 44 Faks: 0 (242) 247 55 45 E-Posta: iletisim@psakd.org