KANAL
- D YÖNETİMİ VE HALAÇOĞLU İSTİFA ETMELİDİR !
Ülkemiz
Alevi Hareketi çok önemli bir süreçten geçiyor.Yüz yıllardır
Aleviler katledildi ama artık Alevilik katledilmeye çalışılıyor.
Aslında Osmanlı'dan çok çok önce verilmiş, Emeviler dönemine
kadar uzanan fetva ve ferman zinciri içerisinde yakıldık,
yıkıldık, katledildik. Özellikle 12 Eylül sonrası 27 yıllık
süreçte bir yandan zorunlu din dersleri, bir yandan devlet
içinde oluşturulan kadrolaşma ve bir yandan estirilen zulüm
rüzgarı ile Aleviler ne devletin önemli noktalarına gelebildiler
ne de tesadüfen buralara gelen bürokrat vs. kişiler buralarda
kalabildiler.Yani organize bir şekilde devletin tüm olanakları
kullanılarak yürütülen topyekün bir asimile etme-yok etme
politikası süresiz devam ediyor. Bu süreçte devleti yönetenler
ve MGK bibi organlar "Alevileri potansiyel tehlike " olarak
gördüler.
Zaman
içerisinde bunun da çaresinin olamayacağı anlaşıldığından
(aslında yüzyıllardır uygulanan) yeni bir modeli denemeye
başladılar. Bu model ise Türk-İslam Sentezi'nin Alevi versiyonudur.
Bu
model ile Alevilik içerden çökertilmek isteniyor ve görüldüğü
kadarı ile Demokratik Alevi Kitle örgütlerinin duyarsızlığı,
umarsızlığı ve sorumsuzluğu nedeni ile başarılı olmaya başladılar.
Çünkü AABK ve ABF seçimler için harcanan performansın yarısını
bu tip olaylara, ve toplumun duyarlılığını, tepkisini, haklarını
ve taleplerini doğru zamanda, doğru yerde ve doğru bir şekilde
organize etselerdi şimdi çok daha ileri ve iyi bir yerdeydik.
Bir
eli Diyanet'te, bir eli Fetullah Hoca'da ve daha "derinlerde"
olan bazı güçler Alevilerin içinde yüz yıllardır var olan
birlikteliği "kafatasçı milliyetçilik" virüsü ile dağıtmaya
çalışıyorlar. Alevi düşüncesine, inancına, felsefesine , yoluna
ve erkanına tamamen ters bir anlayış olan kafatasçı-ırkçılık
anlayışı şimdilerde servise sunulmaktadır. Türk Tarih Kurumu
Başkanı Prof. Yusuf Halaçoğlu (aslında kendilerince doğru
bir zamanlama ile) Kürt kökenli Alevi yurttaşlarımızın Ermeni
dönmesi olduğunu iddia etme cesaretini bulmuştur. http://www.pirsultan.net/haber_detay.asp?ID=1631
Bu
açıklamayı iyi okumak gerekiyor. Bu açıklama yükselen Türk
Milliyetçiliği anlayışına çanak tutan, destek olan ve tamamlamaya
çalışan organize bir çabadır. ABF yöneticileri Türk Tarih
Kurumu önüne giderek siyah çelenk bırakıp, bir protesto açıklaması
yapmışlardır. Ama bu açıklama yeter mi? Kimin yüreğine su
serpmiştir? Ya da kimin umurundadır? Birilerinin umurunda
olması için ne yapılmalıdır? Devasa bir örgüt 10-15 kişi ile
protesto yapar mı? İçe dönük bu eleştiriyi umarım yöneticilerimiz
yanlış anlamazlar ve "giderayak!" bu eleştiri etrafında polemik
yaratmazlar, iş üretirler!
Kanal
D'de yayınlanan "Kavak Yelleri" dizisini izlememiştim. Bu
olay vesilesi ile "you tou be" sitesinden izledim, kanım dondu
! Utanmazlığın ve terbiyesizliğin bu kadarını hiç yaşamamıştır
bu ülke. Kanal D genel yayın Müdürü hala yerinde duruyor diye
sitem ediyoruz. Kim gitti Kanal D nin önüne? Bu hakareti yapanlar
görevden alınıncaya kadar buradayız diyen oldu mu? Sahi AABK
ve ABF yöneticileri uçaklar dolusu insanla ile seçim meydanlarına
inerken şu iki önemli hakaret sırasında nerede idiler? Haberleri
olduğu anda ne yaptılar?
Sayın
yöneticiler. Geçen yıl (2006) Mart ayında ABF Danışma Kurulunda
alınan "Alevilerin toplumsal hakları ve talepleri uğruna sivil
itaatsizlik eylemleri yaygınlaşacaktır" kararının gereğini
yapmak zorundayız. Yani zevahiri kurtarmak adına bir siyah
çelenk bırakmak ile olmaz. Herkese hatırlatırım, bir zamanlar
Star Tv. de Güner Ümit denen sunucunun densiz ve cahilce söylenmiş
sözlerden sonra STAR Tv.nin önüne kendiliğinden toplanan protestocu
binlerden alacağımız çok ders vardır. Halkın sağduyusunun
sonuçlarını hep beraber görmüştük, Güner Ümit bir daha da
bu ülke TV.lerinde iş bulamamıştı.
Demokratik
Kitle Örgütlerine ve özellikle yöneticilerine düşen görev,
sorumluluklarının idrakinde varmalarıdır. Örgüt farklılıklarını
bir yana bırakarak, Karaca Ahmet, Şahkulu, Garip Dede, Erikli
Baba gibi dergah derneklerini, Bağımsız Alevi kuruluşlarını
ve hatta Cem Vakfı ile görüşerek asgari müşterek bir zeminde
doğru, haklı ve etkili bir tepkiyi örgütlemelidirler.
Avrupa Alevi Konfederasyonu Dedeler Kurulu'nun duyarlılığını
destekliyor ve yetkilileri sorumlu davranmaya davet ediyorum.