Pir Sultan Abdal Kültür Derneði Antalya Þubesi - psakd.org
Ana Sayfa Haberler Etkinlikler Tüzük Yönetim Kurulu Şubelerimiz İletişim Ziyaretçi Defteri

 

KALENDER ÇELEBİ ve AYAKLANMASI

Enver Cemal SahinYavuz Sultan Selim, Şah İsmail’in üzerine giderken Anadolu’da yaşayan birçok Kızılbaşı öldürtür. Bu konuda Osmanlı tarihçisi Hoca Sadettin şöyle der: “Bundan önce ayağı uğurlu Padişah, Rum diyarında yerleşmiş bulunan Kızılbaş tutkunlarını ve Alevi tavşanlarını araştırmak için ülke yöneticilerine uyulması gerekli buyruklar gönderip, yediden yetmişe varınca ol yaramazlardan idüğü saptanan eşkiyanın adları after olunub mutlu kapuya bildirilmesine ferman-ı hümayûn çıkmıştı. Cihanda geçerli bu buyruk gereğince yöneticilerin araştırma ve taramalarıyla sayıları kırk bini bulan bunların kimi ortadan kaldırılıp, kimi de hapse attırıldı.”(Hoca Sadettin Efendi: "Tacü't Tevarih" T.C. Kültür Bakanlığı, 1999 Ankara, Dördüncü Baskı. Hazırlayan: İsmet Parmaksızoğlu)

Yavuz Sultan Selim’in ölümünden sonra (1520) yerine geçen oğlu Kanuni Sultan Süleyman da tıpkı babasının yolundan gitti. Kızılbaşlara hiç aman vermedi. Bunlar hakkında fermanlar çıkarttı, fetvalar verdirtdi.

Bu dönemlerde Osmanlı idaresinin, Anadolu’da yaşayan Kızılbaşlar üzerinde yoğun bir baskısı vardı. Bunların ellerinden ya toprakları alınarak, padişahın haslarına eklenmiş ya da bunlar üzerinde ağır vergiler getirilmişti.

932 (1525-26) yılında Osmanlı zaptiyelerince, Bozok (Yozgat) Türkmenlerinden Süklün boyunun beyi olan Musa’nın (Süklün Koca) tasarrufu altındaki köye gelerek, Süklün Koca’dan verginin dışında 200 akçe haraç isterler. Süklün Koca bu paranın fazla olduğunu, bunlara 100 akçe verebileceğini söyler. Osmanlının adamları bu öneriyi kabul etmezler ve üstelik Süklün Koca’nın yanında bulunan bir Alevi dedesinin sakalını ve bıyığını da keserler. Alevi inancına hakarette bulunurlar. Bunun üzeri-ne Süklün Koca, Dulkadir oğullarından Baba Zünnun’u yardıma çağırır. Baba Zünnun, ayaklanmanın başına geçerek, Osmanlılara karşı ayaklanmayı başlatır. Önce o bölgenin Kadısı Muslihüddin’i, kâtibi Mehmet’i ve Sancakbeyi Mustafa’yı öldürürler. Sivas vilâyetine saldırarak, Osmanlının mallarını yağmalarlar. Bunun üzerine Karaman Beylerbeyi Hürrem Paşa, İçel (Mersin) Sancakbeyi Bostancı Ali Beyi ve Kayseri Valisi Behram Beyi de yanına alarak isyancıların üzerine yürür. Baba Zünnun’un kuvvetleri, Hürrem Paşa’nın kuvvetlerini yenerek; Hürrem Paşa’yı, İçel Sancakbeyi Bostancı Ali Bey’i, Kayseri Hakimi Behram Bey’i öldürürler.

Bunun üzerine Osmanlı Padişahı Kanûni Sultan Süleyman, isyanı bastırmak için Rumeli Beylerbeyi Hüseyin Paşa’nın komutasında Zülkadir kuvvetlerini, Maraş Valisi Mahmut Bey’i , Adana Valisi Pirî Beyi ve Malatya Sancakbeyi Yularkıstı oğlu İskender Beyi görevlendirir. Baba Zünnun ve adamları Osmanlının bu kuvvetlerini de yenilgiye uğratırlar. Bu savaşta Baba Zünnun ve Rumeli Beylerbeyi Hüseyin Paşa ölür. Bu yenilgiden sonra, Osmanlı Padişahı bu isyanı bastırmak için, Diyarbakır Beylerbeyi Hüsrev Paşayı görevlendirir. Hüsrev Paşa Kürtlerden devşirdiği askerlerle isyancıların üzerine yürür. Baba Zünnun’un ölümünden sonra, başsız kalan isyancıları dağıtarak bir isyanı da böylece bastırmış olurlar.

Osmanlının Türkmenler üzerinde baskısından ötürü, önceden beri devam eden isyanlar, Süklün Koca ve Baba Zünnun isyanından sonra daha da hız kazanarak devam eder. Bu isyandan sonra yine, 1526 yılında “Atmaca Ayaklanması” adı altında, Türkmenler bir isyan daha yaparlar. Fakat bu uzun sürmez ve aynı yıl bastırılır. Türkmenler tarafından yine Süklün Koca, Baba Zünnun ve Atmaca ayaklanmalarının devamı olan “Zünnunoğlu Ayaklanması” da Osmanlılar tarafından kanlı bir şekilde bastırılır.

Yine, Türkmenler 1526 yılından önceki eylemlerden etkilenen, Adana Sancağı’nın Berendi Bucağı’nda Dolguoğlan adıyla anılan ve Tarsus Sancağı’nın Ulaş Bucağı’nda Yenice Bey (Kara İsa) önderliğinde bir ayaklanma daha yaparlar. Bu ayaklanma da Adana Valisi Piri Bey tarafından bastırılır.

Yine, 1526 yılında Adana iline bağlı, Karaisalı Türkmenlerinden Mustafa oğlu Veli Halife, kendisi Şah İsmail’in halifesi olduğunu söyler ve bir ayaklanma başlatır. Tarsus üzerine yürür. Adana Valisi Piri Beyin kuvvetleri ile karşılaşırlar. İki tarafta çok kayıp verir. Sonunda Veli Halife’nin yandaşları dağılır.

KALENDER ÇELEBİ VE AYAKLANMASI

Osmanlı tarihçisi Peçevi İbrahim Efendi, Kalender Çelebi hakkında şu bilgiyi vermektedir: “Kalender Hacı Bektaş-ı Veli’nin torunlarındandır, yani Hacı Bektaş-ı Veli’nin Kadıncık Ana’dan burnu kanı damlasıyla doğma öz oğlu olan Habib Efendinin soyundan gelmedir. Onların inançlarına göre Kalender’in babası İskender, İskender’in babası Balım Sultan, bunun babası Resul Çelebi bunun da babası Habib Efendi’dir...”(Peçevi İbrahim Efendi: "Peçevi Tarihi" Cilt 1. Sayfa 125. Kültür Bakanlığı Yayınları. Üçüncü baskı. 1999)

Osmanlılar tarafından, Anadolu Türkmenleri üzerine yapılan baskılar ve Kızılbaş Türkmen kıyımı; Anadolu Kızılbaş Türkmenlerce “Ser Çeşme”nin başı kabul edilen Hacı Bektaş Veli’nin soyundan gelen Kalender Çelebi’yi, bu baskılara ve kıyımlara karşı harekete geçirir.

Kalender Çelebi, kısa bir zamanda Osmanlı baskısı ve zulmünden bıkan, yoksul Alevi-Sünni Türkmen köylülerini, küçük toprak sahiplerini, topraksızları, kentli ve kasabalı yoksul kesimi, Dulkadırlı Türkmenleri, tımar sahiplerinden 30 bin kişiyi etrafında toplamayı başarır.

Bu konuda Peçevi İbrahim Efendi şu bilgileri verir: “Adı geçen Kalender Şah o kadar güç ve itibar kazandı, o kadar kalabalık bir topluluğun başı oldu ki, böylesi şimdiye dek hiçbir asiye nasip olmuş değildi. Işık ve Abdal diye anılan ne kadar inancı ve eylemi bozuk kimseler var idiyse yanına toplayıp yirmi, otuz bin kadar eşkiyadan oluşan büyük bir çete meydana geldi...”(age)

Kalender Çelebi ayaklanması, Osmanlılara karşı o güne kadar olan ayaklanmaların en güçlüsü idi. O nedenle, bu ayaklanmayı bastırmak için Osmanlı Sadrazamı ve başkomutanı olan İbrahim Paşa görevlendirilir. İbrahim Paşa, yanına üç bin yeniçeri ve iki bin sipahi alarak Üsküdar’dan yola çıkar.

İbrahim Paşa, Aksaray sancağına varınca kuvvetlerine, Anadolu Beylerbeyi Behram Paşa ve Karaman Beylerbeyi Mahmut Paşanın da kuvvetleri katılır. İbrahim Paşa, Anadolu Beylerbeyi Behram Paşa ve Karaman Beylerbeyi Mahmut Paşa komutasında, eyaletlerindeki tımar ve zeametlerden oluşan bir kuvveti, Kalender Çelebi üzerine gönderirler. Kalender Çelebi ile Tokat yakınlarından “Cincilfe” denilen yerde 27.5.1527 tarihinde vuruşurlar. Kalender Çelebi kuvvetleri: Behram Paşa ve Mahmut Paşa, Alaiye Beyi Sinan Bey, Amasya Beyi Koçi Beyi Mustafa Bey, Anadolu Tımar Defterdarı Nuh ve Karaman Kethüdası Şeyh Mehmet öldürürler. Bu yengi, Kalender Çelebi’yi daha da güçlendirir. Yeni katılımlarla kuvvetini 40 bine çıkarır.

Kalender Çelebi’yi vuruşma yoluyla alt edemeyeceğini anlayan Osmanlı, daha önce Dulkadir tımar beylerinin elinden almış olduğu toprakları, tekrar onlara vereceği vaadinde bulunur. Ayrıca, ne isterlerse isteklerinin yerine getirileceği söylenir. Bu vaat üzerine, Dulkadir’lerden Boşatı, Dokuzbey, Karaçalu beyleri, Kalender Çelebi kuvvetlerinden ayrılır. Bunların ayrılması, Kalender Çelebi kuvvetleri içerisinde moral bozukluğu yaratır ve Kalender Çelebi kuvvetlerinde bir çözülme görülür.

Kalender Çelebi, yanında kalan az bir adamlarıyla Nurhak dağlarına çekilir. 22.6.1527 tarihinde burada Osmanlı kuvvetleriyle tekrar vuruşur. Osmanlı kuvvetleri, Kalender Çelebi’nin adamlarını dağıtır ve hepsini kılıçtan geçirir. Bu vuruşmada, Kalender Çelebi’nin ve yanında sadık adamlarından Dulkadir Beyi oğullarından Veli Dündar’ın kellesi, İstanbul’a Padişah Kanûni Sultan Süleyman’a gönderilir.

KALENDER ÇELEBİNİN SOYAĞACI

Doç.Dr. Bedri Noyan Dedebaba, Cemalettin Efendinin 1328 ( 1910) yılında yazdığı “Müdafaa”yı kaynak göstererek, verdiği bilgiye göre: İdris Hoca ve kadıncık Ana çiftinin oğlu Hızır Lâle, Hz. Pir’in vasiyeti üzerine posta oturmuş ve ondan sonra sırasıyla, Balım Sultan’a kadar gelmiştir.

Mütevelliler (Çelebi) zinciri:

1- Hızır Lâle Sultan: İdris Hoca oğlu. Doğumu tahminen 1310.

2- Resul Bâli: Hızır Lâle oğlu. D.T.1361- Ö.T. 1441.

3- Balım Sultan: Mürsel Baba oğlu (1473 – 1516).

4- Kelender Çelebi: Mürsel Bâli oğlu ve Balım Sultan’ın kardeşi (1476 – 1528). (Doç. Dr. Bedri Noyan Dedebaba: "Büyük Yönleriyle Bektaşilik ve Alevilik" Cilt 1, Ardıç Yayınları. 1. Baskı. Temmuz 1998)

Osmanlı tarihçisi Peçevi İbrahim Efendi ise “Peçevi Tarihi”nde, Kalender Çelebi’nin soyağacı hakkında şu bilgileri vermektedir: “Kalender, Haçı Bektaş-ı Veli’nin torunlarındandır, yani Hacı Bektaş-ı Veli’nin Kadıncık Ana’dan burnu kanı damlasıyle doğma öz oğlu olan Habib Efendinin soyundan gelmedir. Onların inançlarına göre Kalender’in babası İskender, İskender’in babası Balım Sultan, bunun babası Resul Çelebi bunun da babası Habib Efendi’dir...”

Görüldüğü gibi yukarıdaki iki kaynak, Kalender Çelebi hakkında birbiriyle çelişen bilgiler vermekteler. Ancak; günümüzde hiçbir kimse, “eğer aklından zoru yoksa”, “burun kan damlası”, “nefes oğlu”, “lokma oğlu” ve bunun gibi hurafelere inanmamaktadır.

İki kaynağın ortak noktası: Kalender Çelebi’nin, Hacı Bektaş Veli postuna (makam) oturmasıdır.

Hacıbektaş ilçesinden Ulaş Dinçer’in verdiği bilgiye göre: Günümüzde Kalender Çelebi soyundan gelenler, Hacıbektaş ilçesinin Akçataş (Topayın) köyünde oturmaktalar. Bunlar; “Öz Balı”lar olarak anılmakta ve soyadları da “Öz Balı” dır.

E.Cemal ŞAHİN

envercemal@mynet.com

www.pirsultan.net

 

 
Ana Sayfa | Basın Açıklamaları | Yazı Dizisi | Haberler | Şubemizden Haberler | Yazarlar | Etkinlikler | Foto Galeri | Etkinlik Fotografları | Makaleler | Sivas Katliamı | Sivas Şehitleri | Katliamlar | Alevilik | Bilgi-Belge | Genel Mer.Yön Kurulu | Antalya Şube Yön. Kurulu | Pir Sultan Anıtı | Pir Sultan Yazıtı | Pir Sultan Abdal | Pir Sultan'ın Eserleri | Pir Sultan Abdal Dergisi | Tüzük | Takvim | Arşiv | Kaynakça | Kronoloji | Linkler | iletişim | Ziyaretçi Defteri
 
©2006 Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Antalya Şubesi Tüm hakları saklıdır.
Tel: 0 (242) 326 34 44 Faks: 0 (242) 247 55 45 E-Posta: iletisim@psakd.org