Ilımlı
İslam modeli için Aleviler kuşatılmak isteniyor
İstanbul’da
yapılan Fethullah Gülen tarikatının kurduğu Abant Platformunun
düzenlediği 'Tarihî, Kültürel, Folklorik ve Aktüel Boyutlarıyla
Alevilik' sempozyumu sona erdi. Toplantının haberi Fethullah
Gülen’in internet sitesinde de birinci haber olarak duyurulmuştu.
Son dönemlerde Alevilere yönelik haber ve yorumlara sık
sık yer veren Fethullahçıların yayın organı Zaman Gazetesinin
dakika dakika haberlerini yayınladığı sempozyumu, yine Fetulahçılara
yakınlığı ile ilinen Mehtap Tv canlı olarak yayınladı.
Sempozyumun açılış konuşmasına sağın her
kesimi büyük ilgi gösterdi. DYP Genel Başkanı Mehmet Ağar,
AKP’li Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik sempozyumun açılışında
konuşma yapan siyasilerdi.
Alevilerin ilgi göstermediği sempozyuma
sağ ile organik ilişkileri artık iyice bilinen ve her fırsatta
Aleviler-Sol ilişkisi gündeme geldiğinde sola küfür etmeyi
marifet sayan Reha Çamuroğlu ve Ali Yaman gibi kimi isimler
toplantının organizasyonunda aktif olarak görev almışlardı.
Alevi Örgütlerinden katılımcılarda benzer nitelikli kurumların
yöneticileri ile sınırlı kaldı. Garip Dede Dergâhı dedesi
Fethi Erdoğan, Eskişehir Hacı Bektaş Veli Derneği Başkanı
İrfan Çetinkaya, Erikli Baba Dergâhı Dernek Başkanı Metin
Tarhan ve Alevi Vakıflar Federasyonu Başkanı Doğan Bermek
toplantının açılışında konuşarak kendilerini gösterme ve
toplantının alevi cilası olma görevlerini yerine getirdiler.
Sempozyumun tartışma bölümlerinde konuşanlar
ise İlahiyat ağırlıklı akademisyenlerden seçilmişti ve diyanet
orjinli resmi görüş temsilcisi niteliğindeydiler. İlgi çeken
isimlerden birisi Diyanetin basmaya başladığı Alevilik Kitaplarının
sorumlusu ve Alevileri asimile etmeyi görev edinmiş Osman
Eğriydi.
Alevi kimliğini ve cemevlerinin Alevilerin
inanç merkezi olduğunu tanıma konusunda inkârcı yaklaşımları
bilinen Diyanet İşleri Başkanlığı da sempozyuma bir temsilci
göndermişti.
Büyük Ortadoğu ve Ilımlı İslam projesinin
bir ayağı olarak Fetulahaçıların görevliliğinde gerçekleştirildiği
ana vurgularından belli olan sempozyumda yapılan konuşmalar
Devletin ve Diyanetin resmi söyleminin bir kez daha tekrarı
niteliğindeydi. Basına yansıdığı kadarıyla Sivas Katliamı
gibi yakın tarihin sağcılar ve İslamcılar bakımından yüzleşilmesi
gereken gerçeklerine dokunulmadan ‘Alevilerin öz be öz Müslüman
olduğu’ söylemi her zaman olduğu gibi ön plana çıkarılmıştı.
Sempozyumda söylenenler ve konuşulanlar
Süleyman Demirel Üniversitesi İlahiyat Fakültesi tarafından
28-30 Eylül 2005 tarihlerinde yapılan Uluslararası Bektaşilik
Ve Alevilik Sempozyumundaki vurguların tekrarı niteliğindeydi.
Hatırlanacağı üzere bu sempozyumda İlahiyatçı Şuayip Özdemir
tarafından "Diyanet Alevileri camiye sokmak için gerekli
çalışmaları bir an önce başlatmalı, Alevilerin yaşadığı
bölgelere ‘bilgili’ imamlar atanmalı" demişti. Bu sempozyuma
da sağ ile organik ilişkileri artık iyice bilinen ve her
fırsatta Aleviler-Sol ilişkisi gündeme geldiğinde sola küfür
etmeyi marifet sayan kimi Alevi çevrelerince destek olunmuştu.
Nitekim Fetullahçıların sempozyumunda da sık sık bu çevrenin
yaptığı Dedeler Kurulu toplantısına atıf yapılarak Alevilik
tanımı yapılmak istendi.
Bütün bu gelişmelerin gösterdiği gerçek
ise şu şekilde özetlenebilir.
ABD’nin büyük Ortadoğu Projesinde çerçevesinde
yaratılmak istenen Ilımlı İslam Modelinde Aleviliğe biçilen
görev Aleviliğin Sünnilik içinde eritilmesi, asimile edilmesidir.
Aleviliği ve Alevileri bu güne kadar red ve inkâr eden çevrelerin
Alevilere ilgi gösteriyor görünmeleri bundandır. Çünkü Türkeye’nin
ılımlı islam ülkesi yapılma projesinde aleviler islamın
içine çekilmeden gerçekleşme şansı zayıf görünmektedir.
Alevilerin muhalefetinin bu projeyi suya düşürebileceği
düşüncesi, Alevileri İslamın içinde eritme ve yok etme temelinde
yatan amacı oluşturuyor. BOP içinde Türkiyeye ılımlı İslam
cumhuriyeti rolünün ancak Alevilerin büyük kitlesi ile buna
muhalefet olmamaları göz önüne alabileceklerinden dolayı,
Alevilerin de islamın içine çekilmesi gündeme gelmiş bulunuyor.
20 Şubat 2007’de Amerika'nın dış politikasını anlatmak için
Almanya'ya gelen Amerika Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice’nin,
aralarında Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu temsilcisi
Ali Ertan Toprak’ın da bulunduğu 10 kişilik bir grup ile
görüşmesinden tutun da, Muharrem ayında Diyanet İşleri Başkanlığının
Cem Vakfı’na bağlı 6 dedeyi Almanya’ya görevli olarak göndermesini
de böyle görüp böyle okumak gerekiyor. Ayrıca bu model kapsamında
Devletin üniversitelerinde Diyanet destekli sempozyumları
ve devlet söylemini ve anlayışını tekrar eden benzer toplantıları
Aleviliğin Sünnilik içinde eritilmesi, asimile edilmesinin
ideolojik ve siyasi saldırısı olarak görmek gerekiyor.
Ilımlı İslam modeli için Alevilik içten
ve dıştan yoğun bir kuşatma altına alınarak yok edilmek
ve özgün inanç ve toplumsal yapısından koparılmak isteniyor.
Bu kuşatma içinde taşeronluğu kah diyanet destekli ilahiyatçılar
kah fetullahçılar üstleniyor. Ancak her defasında destekçileri
Alevi İslamcılar oluyor.
Alevilerin içten ve dıştan gelen saldırılara
karşı uyanık olması, özgün inanç yapılarını sonuna kadar
sahip çıkmaları ve bu anlamda da ideolojik ve örgütsel olarak
dostunu düşmanını ayırt etmesi hala önümüzdeki sürecin en
temel güncel görevi olarak önümüzde duruyor.