Kaç
gündür borular donduğu için sular akmıyordu. Yönetici iki
işçi getirmiş, apartmanın bodrum katında kazı yaptırıyordu.
Kazma kürek sesleri sokakta oynayan çocukların dikkatini
çekmiş. Çığrışmalarla kaçıştılar. Kendi evlerinin altından
da ceset çıktığını sanan çocukları sakinleştirmek kolay
olmadı. Nasıl da hıçkıra hıçkıra ağlıyorlardı. Günlerdir
televizyonlarda gördükleri iğrenç manzaralar onları öylesine
etkilemişti ki, işte herşey gözlerinin önündeydi sanki.
Çocuklar
bunu bir görüşte anladı da, bu ülke yöneticilerinin Hizbullah’ı
anlamaları için ne Maraş yetti, ne Çorum, ne Sivas... İlla
da neredeyse adımımızı attığımız her yerden bir ceset çıkması
gerekti.
Bu
cesetlere ne diyeceğiz şimdi?
Ölen
kim, öldüren kim?
Hizbullah’a bunca silahı, parayı, olanağı veren kim?
Çiller
diyor ki: “İyi ki vermişim...” Ama orada durmuyor, hemen
ekliyor: Benim Hizbullahım iyi Hizbullahtı, PKK’yı tepeliyordu,
niye yoldan şaşmışlar ki?..
O
günün İçişleri Bakanı Nahit Menteşe, işi hatırlamamaya vuruyor,
Batman’a gitmiştim de, belki Başbakan’ın yanındaydımda ,
ya da subaylarla birlikte miydim ne, bir birliği denetledim,
daha doğrusu onlar, resmi geçit yaptılar, korucu muydu bunlar,
yoksa Hizbullahcı mıydı, aradan çok vakit geçti... Valla
bilmem ki...
Günün
koalisyon ortağı, o günkü CHP’nin Genel Başkanı Murat Karayalçın’ın
savunması daha da ilginç: Biz koalisyon ortağıydık ama bu
Hizbullah meselesini doğuran topraklar, bizim partimize
mensup bakan arkadaşlarımızın sorumluluk ve yetki alanlarının
dışındaydı.
MİT
henüz sessiz.
Başbakanlık,
müfettişe havale etmiş vaziyette.
Halk
ürpererek izliyor, her camiye girip çıkan Hizbullahçı mı
acaba diye şüpheleniyor. Diyanet şüpheli imamları Allaha
havale ediyor.
Allah
ne diyor acaba?
“Ulan Allahsız kafirler” diye mi başlıyordur cümleye, “Size
benim adıma benim kurallarımı katletme yetkisini kim verdi?
diye mi soruyordur. “İbadet eden, sevap kazanan cennete
gider demiştim, bu salak kuralların, niçin cennetle cehennemi
birbirine karıştırıyorlar, yoksa ikisinin arasında bir fark
olmadığını mı sanıyorlar.” diye mi düşünüyordur?
Kim bilir?...
Bilse
bilse Ağar bilir, Ünal Erkan bilir, Yeşil bilir..
Kırmızı
bilmez.
O işin plan bölümünde yoktur. Sadece tetiği çeker. Yine
de bu kaos; hayırlara vesile oldu. Sade temiz güzel müslümanlar,
nasıl aldatıldıklarını görmüş oldular. Umarız, bu görme
sonunda şeriatla kendi aralarında bir duvar örerler ve dini;
kendileri ile tanrı arasında bir olgu olarak kabul ederler.
Aksi halde her zaman bir Hizbullah türer, ve her yerden
cesetler çıkar.