|
Ali
Ekber Çiçek: "On dört bin yıl pervanikte gezdim"
O,
güneşe elini uzatıp, ateşten bir tutam ışık almak isteyen pervanelerin, imkansızı
isteyenlerin öncülerindendi. O, belki de bu nedenle, müthiş parçası Haydar Haydar’a
“on dört bin yıl gezdik pervanelikde” diye başlamıştı.
’’Haydar’’
Alevi öğretisindeki önemli sıfatlardan biri, asla her önüne gelene ’’Haydar’’
denmez. Halkın ‘’Haydar’’ı olmak ‘’haydarlaşmak’’ kolay değildir... ’’Haydar’’ın
bir yanında yiğitlik, gözüpeklik ve cesurluk varken, diğer yanında bilgelik
vardır, ışığın peşinden, ‘’imkansızın’’ peşinde koşmak, ‘’insanı insan etmek’’
vardır. Mal zenginliğinden üstün olan gönül zenginliği, enginlik vardır. Bu
anlamıyla da her ’’Haydar’’ aynı zamanda ışık peşinde koşan hümanizm donuna
bürünmüş bir derviştir…
O,
güneşe elini uzatıp, ateşten bir tutam ışık almak isteyen pervanelerin, imkansızı
isteyenlerin öncülerindendi. O, belki de bu nedenle, müthiş parçası Haydar Haydar’a
“on dört bin yıl gezdik pervanelikde” diye başlamıştı.
On dört
bin yıl gezdik pervanelikte
Sıtkı
ismin duymun divanelikte
İçtim şerbetini
mesthanelikte
Kırkların
ceminde dara düş oldum
Kırkların
ceminde
Haydar
Haydar Haydar Haydar
Haydar
Haydar Haydar Haydar
Haydar
dost dara düş oldum
Çarşamba
günü O’nu yitirdik. Yaşadığı 71 yılın hemen hemen tamamında ışığın peşinde olan,
onun etrafında pervane olan Türk Halk Müziği’nin ve Alevi müziğinin büyük ustası
Ali Ekber Çiçeği yitirdik. Ali Ekber Çiçek’le birlikte on dört bin yıldır ışığın
peşinde pervane olanlarda böylece önemli sözcülerinden birini yitirdiler...
Bütün
hayatı boyunca ‘’gönül zenginliği’’ni öne çıkaran, ışığın etrafında pervane
olan Ali Ekber Çiçek hayatını kendi cümleleri ile şöyle özetliyor: ''Gerçekleri
göstermek, gerçeğe kavuşmak ve gerçeği olduğu gibi insanlara anlatmak için çalışmış
bir insanım. Cahilden uzak, kâmile yakın oldum; büyüklerime saygı ile, küçüklerime
sevgiyle yaklaştım. Konuşulan her kelâmı ibadet gibi dinledim, kimseyi acizlik
ve bilgisizlikle itham etmedim. Hayatım boyunca hiçbir maddi menfaat sağlamadan,
insanların duygularını sömürmek gibi bir yanlışlığa meydan vermedim...’’
Bu
kadar ‘’insan’’ olan Ali Ekber Çiçek’in ölümü sonrası, yazılı ve görsel basında
verilen haberlere, kendisi için yapılan ‘’Uğurlama Törenleri’’ne bakınca, canımızı
acıtsa da Türkiye’nin çok büyük bir değerini yitirdiğinin farkında olmadığını
söylemek gerekiyor... Oysa, O, hem genel olarak halk müziğinde, hem de Alevi
müziğinde ulusal ve uluslararası düzeyde bir otoriteydi. Halk müziğinde yaşayan
en büyük otorite Arif Sağ da ‘’Uğurlama Töreni’’nde bunu şöyle ifade ediyor:
‘’o olmasaydı, bizler türkülerimizi bu kadar kolay söyleyemezdik.’’
Halk
müziğinin ve Alevi deyişlerinin, türkülerinin yaygınlaşmasında da çok belirleyici
bir rol oynayan Ali Ekber Çiçek’e basında yeterli ilginin gösterilmemesi ciddi
bir haksızlıkken, cenazesinin de son nefesini verdiği saatten yalnızca 9 saat
sonra apar topar, kaçırılırcasına kaldırılması da hem o’na, hem de sevenlerine
karşı yapılmış büyük bir haksızlıktır. Ali Ekber Çiçek’in cenazenin hiç bekletilmeden
‘’apar-topar’’ kaldırılmasına rağmen ‘’Uğurlama Töreni’’ne katılan birlerce
kişi, bir yanıyla Ali Ekber Çiçek’e olan sevgilerinin büyüklüğünü gösterirken,
diğer yanıyla belki de ortadaki duyarsızlığı protesto ediyorlardı...
Sevgili
usta, Ali Baba rahat uyu, hiç bir güç, ışığın etrafında dönen pervaneleri yoketmeye
yetmez...
Necdet
SARAÇ
Birgün,
29 Nisan 2006
|