Pir Sultan Abdal Kültür
Derneği Genel Merkezi Genel Yönetim Kurulu üyesiydin. Kadıköy
Şubesi’nin başkanıydın. Neredeyse yedi yıldır bu örgüt çatısı
altında demokrasi ve laiklik mücadelesi veriyordun. İnanılmaz
bir enerjin, sarsılmaz bir bilincin, dost sözlerin ve sıcak
bakışların vardı.
“Alevilerin genel gereksinimi
demokrasidir” diyordun. “Bu ülkede demokrasiye kimlerin
gereksinimi varsa, Aleviler onların yanındadır. İşçiler,
emekçiler, öğrenciler, memurlar, Kürtler, Türklerin yanındadır”
diyordun. “Biz mirasımızı Pir Sultan’dan devraldık. Onun
direnci, baş eğmezliği ve bilincidir mirasımız” diyordun.
Şimdi İstanbul Bayrampaşa’dan,
Tekirdağ Saray Cezaevi’ne nakledildin. Yılmaz Odabaşı ve
öbür dostların yanına.
25 Nisan 1996’da İçerenköy’de
gericilerle mahalle halkı arasında meydana gelen bir kavgayı
ayırmak isterken gözaltına alındın. Hem olay tanığı polis
memurlarının hem de bu kavgada hayatını kaybeden kişinin
yakınlarının, senin bu kavgadaki, kavga ayırıcı rolünü bilmelerine
ve duruşmalar sırasında bunu söylemelerine, bu söylemlerin
mahkeme tutanaklarına geçmesine karşın; “faili belli
olmayacak biçimde adam öldüme” suçundan 7 yıl 6 ay ağır
hapis cezasına çarptırıldın. Bu kararı, 11.02.1999 tarihinde,
Yargıtay 5. Dairesi, bir karşı oya karşın çoğunlukla onayladı.
Sen de, bizler de biliyoruz
ki; sen bu cezayı hak etmedin. Yine biliyoruz ki; sana bu
cezayı verenler, asıl faillere ulaşamadıkları için ve de
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin yöneticisi olduğun için
seni kurban seçmişlerdir. Senden özgürlüğün karşısında,
birilerini “asıl fail” diye göstermeni istemişlerdir.
Sevgili Feti
Kimi, “asıl fail” diye gösterecektin?
Böyle bir şeyi nasıl yapacaktın?..
Sonunda hiç tereddüt etmeden;
sana yakışanı, Pir Sultan’a yakışanı yaptın, 7 yıl 6 aya
mal olsa da... “Merak etme; sayılı günler çabuk gelir
geçer” desem de, boş... Biliriz cezaevinde günler öyle
çabuk gelip geçmez. Yine de; satranç oynamayı, TV izlemeyi,
kitap, gazete okumayı, volta atmayı, spor yapmayı, havalandırmaya
çıkmayı, voleybol oynamayı, karavanayı tüketmeyi ihmal etme...
Bir de Güneş Bacı’yla çocukların Özlem ve Bahadır’ı merak
etme. Onlar bize emanet...
Odabaşı’na kartını aldığımı
söyle. Yılın en güzel kartıydı.