Geçtiğimiz
hafta sonu Ankara’da Alevi Bektaşi Federasyonu’nun Danışma
Kurulu toplantısı yapıldı. Türkiye’de ve Avrupa’da Alevi
eksenli olarak kurulmuş olan derneklerin, vakıfların yüzde
90-95’ini temsil eden ve yüzbinin üzerinde üyesi bulunan
ABF’nin bu toplantısında bir süredir kamuoyunun da ilgisini
çeken ’’siyasete müdahe’’ tartışıldı. Toplantı sonucu yayınlanan
bildiride ve yapılan basın toplantısında ortaya çıkan sonuçlar
özetle şöyleydi:
Bir; Siyasal iktidarların Alevilere yönelik politikalarında
ve uygulamalarında 83 yıldır hiç bir zihniyet değişimi olmamıştır.
İki;
Alevilerin taleplerinin gerçekleşebilmesi ancak demokratikleşmiş
bir Türkiye ile mümkündür.
Üç;
Türkiye’nin demokratikleşmesinin koşulu da, Türkiye’yi ilgilendiren
bütün konulardaki ortak paydalar etrafında şekillenecek
ve iktidarı hedefleyecek sol bir alternatifin yaratılmasından
geçer.
Türkiye
ve Avrupa örgütlü Alevilerin toplantısından böyle bir sonuç
çıkması ’’hülasat ül hülasa’’ Alevilerin ’’bugüne kadar
hep siz yönettiniz, bizler hep yönetilen olduk, artık biz
de yöneten olmak istiyoruz’’ demesi bazı çevreleri rahatsız
etti. Üstelik bu söylemde çıkış adresi olarak solun gösterilmesi
rahatsızlıkları daha da arttırdı. Örneğin siyasal İslamın
en önemli temsilcilerinden olan Zaman Gazetesi’nin Genel
Yayın Müdürü Ekrem Dumanlı, siyasal İslamın en önemli güçlerinden
biri olan Fettullah Gülen’i temsil ettiğini unuturak, ’’mensup
olduğunuz inancı siyasallaştırmayın’’ diye köşesinden Alevileri
uyarıyor. Bugüne kadar yok sayılan, ciddiye alınmayan Aleviler,
güç olmaya, kendi ayakları üzerine dikilmeye başladıkça
Alevileri ’’bu ülkenin öz evlatları’’ olarak keşfedenlerin
sayısı Dumanlı örneğinde olduğu gibi artıyor. Bugüne kadar
’’üvey evlat’’ statüsünde olan, ’’kafir’’ görülen, aşağılanan,
horlanan Alevileri bir özeleştiri bile yapmadan ’’öz evlatlığa’’
terfi ettiren Dumanlı ’’devletin Alevilere şevkatle anlayışla
sahip çıkması’’ gerektiğini de belirtiyor.
İslamı
siyasallaştıracakları kadar siyasallaştıran Dumanlı ve temsil
ettiği İslami anlayış Alevilerin özgüven kazanarak siyasal
sürece müdahlil olmasından rahatsız. Bundan dolayı Dumanlı
her konuda olduğu gibi bu konuda da ’’bu konularla ilgilenmek
sizin haddinize mi’’ havalarında Alevileri siyasallaştırmak
isteyenlerin ’’bunun için yurtdışında kampanyalar düzenlediğini,
bir kısım şahsî menfaatler uğruna Alevilik gibi önemli bir
değerler manzumesinin AB fonlarına feda ettiğini’’ yazıyor.
Kendine göre Alevilere akıl veren, AB’dedeki fonlardan ve
sinsi maksatlardan bahseden Dumanlı kendi gazetesinin asıl
sahibinin ABD’de yaşadığını, ABD’nin himayesinde olduğunu
unutuyor.
Sinsi
maksatlardan sözeden Dumanlı yalnız değil. Devletin Almanya
Büyükelçisi Mehmet Ali İrtemçelik de Berlin’de yaptığı bir
konuşmada kim yada kimler olduğunu belirtmeden "İslam'ın
özgün yorumunu ulus ve ülke bütünlüğüne kasteden ayrılıkçı
bir siyasi ideolojiye dönüştürülmesi için yapılan sinsi
çabalara’’ karşı Alevileri uyarıyor.
Bu
uyarıların nedenleri belli. Uyarılarda hiç bir samimiyet
yok. Tersine bu ’’uyarılarda’’ ciddi bir art niyet, yalan
ve iftira var. AB fonlarından alınan yardımlar, azınlık
statüsü talebi, Alevi örgütleri içindeki ayrılıkçı eğilim,
bunların hepsi yalan! Alevi hareketi içinde bu tür tezleri
savunan bir tek örgüt yok!
Alevi
örgütlerinin ve Alevilerin haklarını açıkça talep etmeleri,
soran, sorgulayan olmaları sıkıntı yaratıyor. Düzen bozuluyor.
Alevilerin, yalnızca saz çalan, türkü söyleyen, semah dönen
bir görüntünün dışına çıkması, hayata müdahil olmak istemeleri,
iktidardan pay istemeleri ve köklü bir demokratikleşme için
ırkçılığı, milliyetçiliği, muhafazakarlığı açıktan reddetmeleri,
sağ siyasal anlayışla aralarına mesafe koymaları Zaman Gazetesi’nin
Genel Yayın Müdürü’nü de, Berlin Büyükelçisi’ni de dokunuyor,
rahatsız ediyor. Bu rahatsızlıktan dolayı farklı kulvarlarda
yürüyen iki anlayış Alevilerin siyasalaşmalarına karşı birleştiriyor.
Ancak görünen o ki, dumanlı kafalara rağmen, Aleviliği değil
ama Alevileri siyasallaştırma süreci hızlanarak devam edecek!