MHP’lilerin
çıkardığı “Yeni Düşünce” dergisinin Şubat 2001 sayısı
ilginç bir kapak konusu ile dün piyasaya çıktı. Dergiye
göre: “Diyanet Alevileri Tanıdı.”
Verilen
bilgileri göre; Diyanet İşleri Başkanlığı 1-2 Şubat 2001
tarihinde Ankara’da il müftülerinin katılımı ile bir toplantı
yapmış. Bu toplantıda müftülere Alevilerle ilgili bir “rapor”
diğer söyleme göre ise bir “bilgi notu” dağıtılmış.
Sonra apar topar bu rapor geri toplanmış, ancak geç kalınmış
olmalı ki, bu rapor ilçe müftülüklerine kadar ulaşmış.
Dergi,
Diyanet’in bu raporunun tamamını yayınlamış.
Rapora
göre; Alevilik İslamiyetin içinde Hanefi Mezhebinin bir
koluymuş. Alevi büyüklerinin (Hacı Bektaş Veli, Abdal Musa,
Şah Kulu, Karaca Ahmet vb.) mezarlarının yanı başındaki
camiler ile Alevi dedelerinin uyguladıkları cenaze kaldırma
yöntemlerinin Sünni imamların uyguladıklarıyla benzer oluşu
buna kanıtmış.
Dolayısıyla;
“CEM” denilen uygulama, olsa olsa “Mevlevilerin”
Sema törenlerine benzermiş, Cemevi denilen kurumlara
da hacet yokmuş.
Diyanet
İşleri Teşkilatı tüm Müslümanlara hizmet verirmiş, onun
kaldırılması düşünülemezmiş, ayrıca Diyanet bir “Temsil
Kurumu” değil, “Hizmet Kurumu” olması nedeniyle
de Aleviliğin veya başka bir “Tarikat”ın orada temsili
diye bir şey olamazmış.
“Yeni
Düşünce” bu raporu sanki müjdeler biçimde sunuyor ve
bir şeye dikkat çekiyor; “Kimi yıkıcı çevrelerinde hiç
şüphesiz (bu rapor nedeniyle) bazı girişimleri olacaktır.
Devletin bu noktada da gerekli tedbirleri alarak bu çevreleri
etkisizleştirmesi gerekir.”
Bu
rapor da bir kez daha gösteriyor ki; Diyanet eski Diyanet.
İnkarın ve asimilasyonun aracı.
Aleviliğin
en başta tanrı anlayışı, insan anlayışı, doğaya ve topluma
bakışı, ibadet anlayışı, dedelik kurumu, ozanlık geleneği,
kadına bakışı, 72 millete bakışı, o dünya bu dünya anlayışı,
haksızlığa karşı çıkışı, tanrı dahil herşeyi sorgulayışı,
bilimle içiçeliği, vb. özellikleriyle kendine özgü bir öğreti,
felsefe, yol, inanç ve kültür olduğu gerçeğini kabul etmiyorlar.
Alevi
büyüklerinin mezarlarının olduğu dergah külliyelerinin yanı
başına o camilerin sonradan Sünniler tarafından yapıldığı
gerçeğini kabul etmiyorlar.
Aşure’de
fasülye de var diye, nasıl ki, Aşure’yi fasülye yemeği sayamayacaksak,
cenaze töreninde benzerlik var diye Aleviliği de İslamiyet
sayamayacağımız gerçeğini kabul etmiyorlar.
Etmesinler.
Ama
iş burada bitmiyor ki; asimilasyon hızla sürüyor. Yıllarca
Kürtleri; siz Türksünüz, Türksünüz diye diye konuyu nereye
vardırdıkları ortada. Şimdi de Alevilere; siz Müslümansınız,
Müslümansınız diyorlar. İtiraz etmeye kalktığında da; “Yeni
Düşünce” yol gösteriyor; “Devlet gerekli tedbirleri
almalı bunları etkisizleştirmelidir.”
Madımak’da
olduğu gibi yakarak, yoksa Gazi’deki gibi kurşunlayarak
mı?
Nasıl?..
Bunun
yanıtını, planı hazırlayanlardan daha çok “Evet bizde
Müslümanız ama şu bozguncu solcu Aleviler de olmasalar”
diyen İzzettin Doğan ve Fermani Altun gibiler düşünsün.
Bunun
yanıtını “Diyanet bu ülkeye lazımdır” diyen sözde
sosyal demokratlar düşünsün.
Gerçek
Aleviler konuyu zaten biliyor. Onlar, tüm emek güçleriyle
birlikte; gerçek bir laiklik, gerçek bir demokrasi için
mücadelelerine devam ediyorlar. Ne yollarından dönüyorlar,
ne de ikrarlarından. Ta ki, kısa çöp uzun çöpten hakkını
alıncaya dek...