Cumhuriyetçi
Eğitim Merkezi Vakfı tarafından 8-9 Kasım tarihlerinde
yapılan “Anadolu İnanç Önderleri” toplantısı ile ilgili
olarak çağrı davetini aldık. İyi niyetli ve örgütsel anlayışımıza
uygun olmayan böyle bir davete katılamayacağımızı cevaben
bildirdik. Daha sonra basından, yurt içi ve dışından dedelerden
oluşan “Alevi İslam Din Hizmetleri Başkanlığı” adı
altında bir örgütlenme ile “Alevi Diyanetini” oluşturma
çalışmalarının olduğunu öğrenince kaygılarımızda ne kadar
haklı olduğumuzu anladık. Bu tür uygulamalar bu kurum tarafından
belirli dönemlerde (seçimlerde vb.) gündeme getirilmektedir.
Demokratik toplumun örgütlü toplum olduğu bilincinden hareketle
Aleviler kendi örgütlerini oluşturmuşlardır. Bu örgütlerin
birçoğu Alevi uluları adına, bir kısmı da Alevi-Bektaşi kavram
ve değerleri adına kurulmuştur. Pir Sultan Abdal, Hacı Bektaş
Veli, Karaca Ahmet, Şahkulu, Alevi-Bektaşi Kültür Dernekleri
vb. Yine bu derneklerin kuruluş amacı Alevi-Bektaşi kültürünü
ve inancını yaymak, geliştirmek, korumak bunun için bilimsel
araştırmalar yapmak, bilim kurullarını oluşturmak, cem ve
kültür merkezleri yaptırmak olarak belirlenmiştir. Bu amaçla
kurulan dernekler her yıl Hacıbektaşta toplanıp yapacakları
çalışmaları ve sorunlarını tartışırlar, çözüm önerilerini
belirlerler. Bu birlikteliğe yurt içi ve yurt dışında örgütlü
olan bütün Alevi-Bektaşi dernekleri katılmaktadır. Yurt dışından
katılan Avrupa Alevi Konfederasyonu; 7 ülkede örgütlü olan
derneklerin oluşturduğu federasyonları temsil etmektedir.
Türkiye de ise Alevi uluları adına kurulu dergahlardaki dernek
ve vakıflarımız ile ülke genelinde 37 şubesi olan Pir Sultan
Abdal Kültür Derneği Genel Merkezi ve 80 şubesi olan Hacı
Bektaş Veli Kültür ve Tanıtma Dernekleri Genel Merkezi bu
birlikteliğin içinde yer almaktadır. Yani Türkiye’nin neresinde
olursa olsun Alevilerin yaşadığı her yerde bu örgütlenmelerin
şubeleri vardır.
Daha
önceleri Alevi Bektaşi Temsilcileri Meclisi olarak
birlik çalışmasını yürüten bu örgütlenmelerimiz, yasal açıdan
kendi isimleri ile örgütlenmek için uzun bir hukuk mücadelesi
verdiler. Alevi Bektaşi Kuruluşları Birliği Derneği
adına yürütülen hukuk mücadelesi sonucu elde ettikleri hukuki
kazanım ile 3 Ekim 2002 tarihinde Alevi-Bektaşi Federasyonunu
kurdular. Federasyonumuz ve bünyesindeki örgütlerimiz öncelikle
ülkemizin gerçek anlamda Demokratikleşmesi, aynı zamanda da
kendi Toplumsal kitlemizin kültürel yaşam ve inançsal taleplerini
yerine getirmek üzere çalışmalar yürütmekte ve yürütmeye de
devam edecektir.
Kısaltılmış
adı CEM olan, Cumhuriyetçi Eğitim Merkezi Vakfı,
defalarca bu birlikteliğe davet edilmesine rağmen Alevi-Bektaşi
örgütlenmesinin içinde olmamıştır. Vakıf Başkanı Akademik
kariyerini ve kurumunu toplumun hizmetine sunmak yerine, kişisel
ilişkilerde ve sıfatlandırmalarda kullanmayı yeğlemiştir.
Alevi kültürü ve inancını bugüne kadar taşıyanları, Alevi
Öğretisinin var oluşunu ve günümüze kadar ki uygulamasını
yok saymakta, inkar etmekte, yalnız kendisine ait olan bir
yeni tanımlamayla “Alevi İslam” tezinin fikir babası olma
gayreti içine girmiştir. Alevi öğretisi, yaşamı ve inancının
hiçbir döneminde “din hizmetleri” olmamıştır. Böyle bir ayrıcalıklı
kesimde yoktur.
Alevi toplumunun en temel talebi, hiçbir demokratik ülkede
olmayan; laik devlet anlayışıyla bağdaşmayan, devletin inançlar
karşısındaki tarafsızlığını yok sayan Diyanet İşleri Başkanlığı’nın
kaldırılması gelmektedir.
Demokratik
ve laik bir ülkede olmaması gereken, uygulamaları ve yapısı
tartışılan Diyanet İşleri Kurumu’nu; toplumun çağdaş, demokrat
ve laik kesimi olan Alevilerin temsiliyetiyle meşrulaştırılmaya
çalışılmaktadır.
Alevilerin
böyle bir örgütlenme ile temsiliyetini savunmak, Alevi inancını
bilmemek demektir. Bilipte savunmak ise Alevi inancını inkar
etmek demektir. Böyle bir anlayış Aleviliği Asimilasyon etmek
isteyen, Diyanet İşleri ve zorunlu din dersleri uygulamasından
daha da tehlikelidir.
Alevi
inancının temelini Pir-Talip-Mürşit ilişkisi belirler. Her
ailenin bağlı olduğu bir Pir ocağı vardır... Her Pirde bir
mürşide bağlıdır. Pir ve Rehberi olmayan Alevi ailesi yoktur.
Bu ilişki içinde inancını , yerine getirirken bu hizmetin
karşılığı olan çıralığ-Hakullahını kendisi karşılar.
Aleviler;
Anayasanın eşitlik ilkesine aykırı olduğunu savunduğu Diyanet
İşleri Başkanlığı’nın kaldırmasını ve buna ayrılan bütçenin
Eğitim, Sağlık vb. hizmetlerde kullanılmasını istemektedir.
Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kaldırılmasını savunmak yerine
bu haksız uygulamadan yararlanıp, kendileri için mevki, makam
ve ekonomik kaynak istemek hem demokrasi ve laiklik anlayışımızla
çelişmekte, en önemlisi de Alevi İnancının uygulamasına da
aykırıdır. Her inanç kesimi kendi inanç hizmetinin karşılığını
kendisi karşılamalıdır. Aleviler bunun dışındaki bir uygulamayı
savunmaz ve kabul etmez.
Alevi
toplumu, çağdaşlığa ve değişime en çabuk adapte olabilen,
kendisini uyarlayabilen bir toplumdur. Alevi örgütleri; günümüz
koşullarında özelliklede, kent koşullarında Aleviliğin uygulamasını
kendi içinde tartışmakta, bilimsel çözümlemeler doğrultusunda
kendisini ve örgütlülüğünü çağdaş değişime uygun hale getirmeye
çalışmaktadır. Bunun için; bilim adamlarımızın, araştırmacılarımızın
ve bu kültürün uygulayıcısı olan dedelerimizin de içinde bulunduğu
“bilim kurullarını” oluşturmak gerektiğini savunmaktadır.
Toplumumuz, Alevileri çağdaş, demokratik, laik ve aydın olarak
tanımlamakta ve onların hak taleplerini sorgulamadan sahiplenmekte
ve savunmaktadır. Bu açıdan Aleviler adına bir hak olarak
kamuoyuna sunulan Alevi İslam Din Hizmetleri Başkanlığı yani
Alevi Diyanetini oluşturma çabaları, kamuoyu ve toplumumuzca
bilinen belirli çıkar ve menfaat gruplarının bir istemi olup
çağdışı gerici ve tehlikeli bir çalışmadır. Bu talepleri Alevilerin
talebi olarak sunmak Alevileri küçültmektir. Biz Alevi örgütleri
olarak böyle bir anlayışı kınadığımızı belirtiyoruz. Başta
Aleviler olmak üzere tüm dostlarımızı, dost kurumlarımızı
ve kamuoyunu duyarlı olmaya çağırıyor, böyle bir açıklamayı
bir görev ve sorumluluk olarak algılıyoruz.
Pir
Sultan Abdal’ın bilinci, direnci ve inancıyla.