CEMEVİ ve İNANÇ ÖZGÜRLÜĞÜ

Pir Sultan Abdal Kültür Derneği tarafından satın alınan arsanın bulunduğu bölgede camii, okul ve diğer kamu binaları varken, Sultanbeyli Belediyesi’nin, yalnızca Cem evinin inşa edileceği 1800 metrekarelik alanı, “İSKİ’nin mutlak koruma alanında kalıyor” gerekçesiyle engellemesi biraz tuhafa kaçmıyor mu?

Alevilerin Sultanbeyli’de açmak istedikleri Cem evi, yıllardır, bugünkü AKP çizgisindeki yerel yöneticilerin engellerine takılmaktadır. 144 caminin bulunduğu Sultanbeyli’de Alevilerin kendi çabalarıyla kendi inanç ritüellerini yerine getirebilecekleri bir Cem evi olmamasından hareket eden Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, yörede yaşayan Alevi yurttaşların talepleri doğrultusunda, arsayı temin ettikten sonra hazırladığı projeyle kapısını çalmış olduğu Belediye’den “olmaz” yanıtıyla karşılaşmaktadır. Nihayetinde 8-9 Nisan tarihlerinde planlanan temel atma töreninin engellenmesi için samimiyetsiz manevralar yapılması da problemin bir başka yönüne işaret etmektedir.

           Başta Başbakan Erdoğan olmak üzere, AKP’liler, herhangi bir sorunla karşılaştıklarında, muhatap olarak gördüklerini enteresan şartlar ileri sürerek, geri çevirmelerine tanık olmaktayız. Erdoğan, Başbakan olduğunu unuturcasına, feryat eden Diyarbakır Belediye Başkanı’nı, ortalama bir politikacı üslubuyla yerden yere vuruyor. Yetmiyor, görüşme talebinde bulunan DTP’lilere, sokağa egemen olmuş şoven üslupla, “sizinle konuşabilmemiz için öncelikle PKK’ya terör örgütü demelisiniz” diyor. Sultanbeyli Belediye yöneticileri de, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği yöneticilerinin Cem evi yapma istekleri karşısında, “önce Müslümanlığınızı kanıtlayan” havasında davranarak, Cemevi yapımını engellemeyi tercih tercih ediyor.

Camii de, Cemevi de ibadet yeridir !

            Oysa Camii de Cemevi de bir ibadet mekanıdır. Kimin hangi mekanda, nasıl ibadet edeceğine karışmak, Ortaçağdan kalma Ortodoks bir zihniyettir. Modern kamu yönetimi, Camiye gitmek isteyenin camiye, Cemevine gitmek isteyenin Cemevine gitmesinin güvencesi olmak zorundadır. Modern kamu yönetimleri, yurttaşların inançlarına ve o inançlarının gereğini yerine getirebilecekleri inanç merkezlerine karışmazlar. Hiçbir modern yönetim, yurttaşlarının inançlarına biçim vermeye kalkışmaz. Herhangi bir yurttaş topluluğu, kendi inanç ritüellerini yerine getirebilmek için bu ritüellere uygun ibadet merkezi yapmak isterse, modern kamu yönetimi, yurttaşlarının talebini yerine getirmekle mükelleftir.

            Evrensel laiklik ilkesi, devletin bütün inançların kendine özgü ritüellerini serbest bir biçimde yerine getirmesini güvence altına alması anlamına gelir. Bu, ibadet yerlerinin hiçbir engellemeye takılmadan yapılması; söz konusu ibadet alanlarında, kendilerine özgü ibadetlerin özgürce yerine getirilmesi anlamına gelir.

           Kamu yöneticilerinin kendilerini mensup hissettikleri bir inançları olabilir. Kendilerini ait hissettikleri din veya inancın manevi gücünü her ortamda hissetmek istemesi de normaldir; ancak, kendi inancını bütün yurttaşlar için geçerli inanç sistemine dönüştürmek ve dolayısıyla kendi inancından farklı bir inanca mensup yurttaşların ibadetlerini yerine getirebilmek için ibadethane açma girişimlerine engeller çıkarması anlaşılamaz. Bu çerçevede bakıldığında, Sultanbeyli Belediyesi’nin, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği tarafından satın alınan arsayı yeşil alana çevirmek istemesi, Alevilerin kendi inançlarına uygun ritüelleri yerine getirmelerini engellemekten başka bir anlama gelmez. Söz konusu arsanın bulunduğu bölgede camii, okul ve diğer kamu binaları varken, yalnızca Cem evinin inşa edileceği 1800 metrekarelik alanın “İSKİ’nin mutlak koruma alanında kalıyor” olması, biraz tuhafa kaçmıyor mu?

Yavuz Selim mesajı

           Belediyenin bu tavrının iyi niyetten uzak olduğu açıktır. Öyle ki, belediye, Alevi, Sünni, inançlı inançsız, herkesin belediyesi olduğunu unutarak, gayrı resmi devlet mezhebi haline dönüşmüş bulunan Sünni inanca mensup insanların manevi duygularını kışkırtacak ve dolayısıyla Alevileri de kışkırtma ortamına çekecek kararlar almaktan çekinmemektedir. Alevilerin yoğun olarak yaşadığı ve Cemevinin yapılacağı Başaran Mahallesi’nin adını Yavuz Sultan Selim olarak değiştirilmesi, kendisini ifade etmek isteyen Alevi topluluğa ve elbette laik olduğunu iddia eden devletin Anayasal sistemine rest çekilmesi ve elbette kışkırtmaya zemin hazırlamaktan başka bir anlama gelmez.

           Lafı uzatmadan söylemek gerekir ki, Belediye eksenli her iki davranış da, yurttaşlar arasında kin ve nefreti körüklemeyi amaçladığı için bölücülüğe işaret eder ve dolayısıyla suçtur. Bu suçun önlenmesi için İçişleri Bakanlığı’nı göreve çağırmak, işin kolay tarafıdır ve hukukçuları ilgilendirir. Ancak her ortamda her türlü özgürlüğün sınırsız savunuculuğunu yapması gereken bizler, inanç ve ibadet özgürlüğünü ve evrensel laiklik ilkesini kabul ettiğini savunan bir kamu yönetiminden açığa çıkan bu ucubelikten kurtulmaya çağırma hakkımızı kullanma ısrarındayız. Bence evrensel özgürlük kavramlarını dillerine dolayan bir kamu yönetiminin, başta belediye başkanları olmak üzere, her kamu yöneticisine öncelikle özgürlük kültürünün anlamını kavratacak önlemler alması gerekmektedir. Özgürlük kültürünü bilinçlerinde açığa çıkarmış hiçbir kamu yöneticisi, Cemevi gibi tartışmasız bir biçimde Alevilerin inanç merkezi olduğu kabul gören bir mekanın yapımına engel çıkarmayacağı açıktır.

          Yıllardır kapısını aşındıran Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin yerel yöneticileriyle bugüne dek görüşme gereği duymayan Sultanbeyli Belediye Başkanı, konu kamuoyuna mal olunca, başka bir yer gösterme manevrasının inandırıcı bir yanı yoktur. İlçede 144 camii varken, imar planlarında ibadet yeri olarak ayrılan alanlara yeni camiiler yaptırılmasında hiçbir sakınca görmeyen Belediye Başkanı’nın son anda, hazineye ait bir arsaya işaret etmesi, suyu yokuşa sürmekten öte bir anlam taşımaz.

           Konunun özü şudur; ister Başbakan; ister bakan, isterse de belediye başkanı olalım; başkası için önemli ve anlamlı olan bir şeye saygı duymak ve onunla yaşamayı öğrenmek zorunda olduğumuzu unutmayalım. Sultanbeyi’nde Cemevi temeli atmak isteyen Alevilerin önüne “gergin ortam” engeli çıkartmanın aşiret kültürün izi olduğunu da bir kenara not edelim.

isikyukselk@gmail.com

Yüksel IŞIK

PSAKD GYK Üyesi

KAYNAK: http://www.pirsultan.net/