|
Asli unsur ve Hüseyin Gazi
Geçen hafta sonu Genel Yayın Yönetmeni olduğum ‘’Alevilerin Sesi Dergisi’’ne verilen ‘’Alevi Bektaşi Kültürü’ne Hizmet Ödülü’’nü almak için Ankara’da Hüseyin Gazi’deydim. Hüseyin Gazi, 12. yüzyılda, Seyit Gazi, Battal Gazi gibi Anadolu’da yaşamış ve ışık olmuş ilk Alevi erenlerinden. 800 yıl sonra türbesi’nin olduğu dağ ve bölge kendi ismiyle anılıyor. 1400 metre yükseklikteki Hüseyin Gazi’den Ankara’yı kuşbakışı olarak görseniz de, mektup adresi olarak ‘’Mamak Ankara’’yı verseniz de Hüseyin Gazi kentleşmeden çok uzak, Ankara’nın göbeğinde yoksulların yaşadığı bir köy. ‘’Başkent Ankara’’nın fotoğraflara yansıyan muhteşem görüntüleri Hüseyin Gazi’den yalnızca uzaktan seyredilebiliyor. Sevgili Köksal Yıldırım ile evine bırakmak için arabamıza aldığımız görme ve yürüme zorluğu çeken yaşlı bir teyzenin, evini bulmak için yaklaşık iki saat mahallede dolaşınca, dolaştığımız yerlerin ‘’Öteki Ankara’’dan da uzak olduğunu gördük. Hüseyin Gazi Ankara’nın merkezine 25 dakika mesafede, toprak yollarından iki araba zar zor geçiyor. Bu zorluğa rağmen, yaklaşık 20 bin kişi, akın akın, sıcağa, toza, ulaşım zorluklarına inat, 1400 metreyi neredeyse tırmanarak Hüseyin Gazi’nin yaydığı ışıkla bütünleşmeye gelmişti. Tıpkı Sivas İmranlı’da 1200 metredeki Çöğü Baba’ya, Tokat Almus’ta 2600 metredeki Hubyar Sultan’a gittikleri gibi. ‘’Hüseyin Gazi Kültür ve Sanat Vakfı’’ tarafından düzenlenen ve bu yıl 9. yapılan etkinliğe DSP Genel Başkan, CHP milletvekilleri düzeyinde olmak üzere bir çok siyasi parti üst düzey temsilciyle katıldı. Bu yaz boyunca katıldığım bir çok Alevi etkinliğinde olduğu gibi, ‘’Hüseyin Gazi Şenliği’’nde de, siyasi parti temsilcileri Türkiye’nin içine girdiği derin İslamlaşma süreci’nin, Ekim ayında açıklanacak ‘’AP 2006 İlerleme Raporu’’nun etkileri ve tabi ki yaklaşan seçimlerden dolayı Alevilere bildik ‘’övgüler’’ dizdiler: Bütün Aleviler bir kez daha laikliğin sigortası ve güvencesi yapıldı, Alevilerin asla ‘’azınlık’’ olmadığı, bu ülkenin ‘’asli unsurları’’ oldukları vurgulandı. Hüseyin Gazi’nin 12. yüzyılda, Hacı Bektaş’ın 13. yüzyılda, Hubyar Sultan’ın 14. yüzyılda, Pir Sultan’ın 16. yüzyılda Anadolu topraklarında yaşadığı ve aradan geçen yüzyıllardan sonra, onları onbinlerce, yüzbinlerce kişi anıyorsa, Alevilerin tabiki asli mi, tali mi olduğu tartışılamaz. Sanki bu topraklarda, ‘’tali unsur’’ varmış gibi ‘’asli unsur’’ ilan edilen Alevilere yönelik bu basit övgücülükle gerçeklerle yüzleşme engellenmemeli. Asli unsur diye övünülen Alevilerin bütün erenlerinin türbelerinin, dergahlarının dağ başlarında olması, Ankara’ya 25 dakika mesafedeki Hüseyin Gazi’nin bırakın altyapısının olmasını, yolunun bile olmaması bütün övgüleri yalanlamıyor mu? Hüseyin Gazi’de de bu yazki bütün Alevi etkinliklerinde de gördüğüm şu: ‘’Laikliğin ve demokrasinin sigortası’’ olarak ilan edilen Alevilerin sigortaları hızla atıyor! Seçimler yaklaştıkça Aleviler basit övgüler yerine, demokrasi ve eşitlik lehine daha gerçekçi çözüm önerileri duymak istiyorlar. Bu nedenle siyasal arayışlarını hızlandırıyorlar. Şimdiden görünen şu: Siyasal sürece müdahil olarak katılmaya başlayan Alevi hareketi, önümüzdeki dönemin önemli bir dinamiği olacak... * * * Alevilerin Sesi Dergisi: 1 Mart 1994 tarihinden bu yana Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu tarafından aylık olarak yayınlanan Alevilerin Sesi Dergisi, dört bin abonesi bulunan 12 yıllık bir haber-yorum dergisi. Avrupa’nın 9 ülkesinde temsilcisi olan Alevilerin Sesi Dergisi’nin her sayısı yaklaşık 20 kişi tarafından hazırlanıyor. Genel Yayın Yönetmenliği’ini Necdet Saraç, Genel Koordinatörlüğü’nü Metin Kaçmaz, Haber Müdürlüğü’nü Fuat Ateş yapıyor. Yazı kadrosunda, Ali Yıldırım, Bektaş Kılıç, Bihterin Saraç, Devran Başkaya, Eyüp Hanoğlu, Hüseyin Mor, İbrahim Bahadır, İsmail Kaplan, Mahmut Akgül, Secatipek Demir, Sevda Ateş, Taner Boyraz, Turan Eser, Yılmaz Kaşıkçı ve Zeynel Gül bulunuyor. Derginin ’’Avrupa Birliği Danışmanlığı’’nı Ozan Ceyhun, ’’Göç ve Toplumsal Araştırmalar Danışmanlığı’’nı Prof. Dr. Gazi Çağlar yapıyor. (Daha geniş bilgi için: www.alevi.com)
|