2
gün önce Sivas katliamının 6. yıldönümü nedeniyle Madımak
Oteli’nin önünde toplanan basın mensuplarına, demokratik
kitle örgütleri temsilcilerine, siyasi parti temsilcilerine,
bunları kuşatan güvenlik güçlerine ve onların arkasında
merakla bizi izleyen Sivaslılara şöyle seslendim:
6
yıl sonra burada, bu otelin önünde olmak nasıl bir duygudur
dersiniz? Tarif edilemez, anlatılamaz... Ama yine de; şimdi
burada, bu noktadan baktığımda, o günü yeniden yaşıyorum.
Tüylerim ürperiyor. Bütün katilleri tek tek görüyorum. Başlarında
takkeleri, suratlarında çember sakalları, sırtlarında cüppeler,
dillerinde “Cumhuriyet burada kuruldu, burada yıkılacaktır”
çığlıkları ve ellerinde benzin bidonlarıyla, tüm katilleri
görüyorum. Pir Sultan Abdal Anıtı’nı, işte şurada parçalıyorlar,
tırnaklarıyla cırmıklarıyla yetinmeyip taşlarla parçalıyorlar...Güvenlik
güçlerini görüyorum: Ellerinde telsizleri, sadece telsizleri...
Ama ne copları var, ne silahları, ne sis bombaları, ne de
‘Dağılın’ uyarıları... Onların canilere karşı nasıl müşfik
davrandıklarını, sırtlarını adeta nasıl sıvazladıklarını
görüyorum.
Tugay komutanını görüyorum.
Siyah
renkli reno arabasıyla şuraya kadar geliyor.
Canilerle
bir şeyler konuşuyor, dönüp otele bakmıyor bile, içeride
kimler var, ne yapıyorlar, nasıl kurtulacaklar diye merak
bile etmiyor, dönüp çekip gidiyor.
Valiyi
görüyorum.
Emniyet
müdürünü görüyorum.
O
günü yeniden yaşıyorum.
Ve
elbette otelin içini görüyorum.
Aziz Abi’yi, Asım Abi’yi; sakin, babacan hallerini...
Sonra
o anı, o ölüm anını... Şu alt kattan başlayan o yoğun kara
dumanlarla birlikte yükselen canavar dili benzeri alevleri...
ve çığlıkları... sonraki, sessizliği...
Hepsini
görüyorum.
Yeniden
yaşıyorum.
Bu
kara leke Sivas’a yakışmadı. Yıldız Dağı’na, Yama Dağı’na,
Tecer Dağları’na yakışmadı.
Kızılırmak’a,
Çaltı Çayı’na, Tavra’ya yakışmadı bu kara leke... Sivas’ın
yağız delikanlılarına, üç etekli güzel kızlarına yakışmadı...
Pir Sultan’a, Âşık Veysel’e, Ali İzzet’e, Sivaslı ozanlara,
Cahit Külebi’ye yakışmadı... 4 Eylül 1919 tarihinin üstüne
2 Temmuz 1993 tarihi düşmemeliydi.
Ve
tüm Sivas, tüm Türkiye, tüm dünya bir kez daha görsün, bir
kez daha yaşasın istiyorum. Bir daha Madımak’lar olmasın
diye... Bir daha kimseler, bir köşeye sıkıştırılıp yakılmasın
diye...
Bu
dava burada bitmeyecek...
Pir
Sultan; “Kalsın benim davam divana kalsın” diyordu. Ama
bu dava divana kalmayacak. Bu dünyada görülecek. Tüm katiller
yakalanacak, arkalarındaki, legal, yarı legal örgütler açığa
çıkartılacak, bağımsız mahkemelerde halkın gözü önünde yargılanacak
ve hak ettikleri cezayı alacaklar. Bu hesap bu dünyada görülecek.
Buna inanıyorum. Bunu bekliyorum.
İşte
o zaman utanacaklar...
“Güvenlik
güçleriyle halkı karşı karşıya getirmeyin” diyenler; “Otel
yanmıştır ama halkımıza bir şey olmamıştır” diyenler; “Bu
hadise, herhangi bir futbol karşılaşmasında meydana gelebilecek
bir hadisedir” diyenler utanacaklardır.
Onların
utanacakları gün, bu davanın divanda değil, bu dünyada görüldüğü
gün olacaktır.