Pir Sultan Abdal Kültür Derneði Antalya Þubesi - psakd.org
Ana Sayfa Haberler Etkinlikler Tüzük Yönetim Kurulu Şubelerimiz İletişim Ziyaretçi Defteri

 

ALEVİLİKTEN NE ANLIYORUZ ?

Zulfu AKARAlevi web sitelerini dolaşırken yolum www.karacaahmet.com sitesine uğradı. Ana sayfaya göz attıktan sonra Alevilik hakkında birşeyler öğrenebilmek umudu ve heyecanıyla “Alevilik nedir?” başlıklı yazıyı tıkladım. Kısacık bir yazı... Hadislere dayanılarak Peygamber ile Hz. Ali arasındaki ilişkinin hilafet boyutu geçiştirilmiş. Hadis şöyleymiş de, böyleymiş de Aliyi halife yapmamışlar falan filan. “Aleviliğin oluşum tarihi” başlığı altında yazılanlara inanamadım. Kim bu kadar cahil olabilir. Peygamber ölmüş, Alinin halife olmasını istemiş ama Ömerle Ebu bekir bunu engellemişler. Peki bu Aleviliğin oluşum tarihinin nesini açıklıyor. Ömer ile Bekirin peygambere kazık attığını düşünüyor olabilirsiniz. Yazı tamamen bir hilafet kavgasının ilk başlangıç noktasına temas eder bir nitelikte. Bunda bile Bekirle Ömerin neden kazık attığına dair en ufak bir neden gösterilememiş. Olay tamamen kanıttan ve bilimsellikten yoksun bir şekilde, şeriatçıların yaptığı gibi doğruluğu ıspatlanamamış hadislere dayanıyor. Tarihsel oluşum derken somut verilerden bahsetmek gerekiyor. İspatlanamamış hadislerle bir konuyu anlatmak ya cahilliğin ya da birşeyleri kasıtlı olarak örtmenin sonucu olabilir.

Devam Ediyoruz;

Aynı sitede “Hz.Ali ve Alevilk” başlığı altındaki yazıyı okuyoruz. Ali sevgisi yüzünden Alevilerin nasıl aşağılandığından bahsederk başlıyor yazı. Devamında ise Ali sevgisine dair bir savunma var. Gerisi Alevi ozanlarının Aliyi nasıl yücelttiklerine dair örneklerle devam ediyor ve bitiyor. Alinin ötekilerden farkı ne diye sorarsanız bu yazıda hiçbir cevap bulamıyorsunuz. Ali sevgisi Alevilere nasıl bir farklılık kazandırmış diye sorarsanız yine bir cevap yok. Alinin islam anlayışının ötekilerden farkı ne sorusunun da bir cevabı yok. Peki sadece Aliyi sevmiş olmak nasıl bir farklılığa sebep oluyor, o da yok. Ali sevgisine dair verilen örnekler neden hep anadolu ozanları içinde arap yok. O da ayrı bir muamma. Kendi örneklerine dayanarak bir şey daha soralım; Bu ozanlar Ali sevgisini yüceltirken neden Aliyi ezeli ve ebedi bir varlık olarak ifade ediyorlar da Halife diye ifade etmiyorlar. Onun bilgi , nur, sevgi, kudret olduğunu söylüyorlar da hakkı yenmiş bir halife olduğunu asla söylemiyorlar. Ozanlarımız, pirlerimiz Alinin tüm niteliklerini söz konusu ederken hilafetini neden umursamıyorlar acaba. Yoksa o kavgayı araplara mı bırakıyorlar.

Devam Ediyoruz;

Aynı sitede “şiilik ve alevilik” başlığı altındaki yazıyı okuyoruz. Şah ismailden Alevilerin büyük üstadıymış gibi bahsediyor. Sonra başlıyor Şah ismailin vahşetinden sözetmeye. Bekire, ömere, yezide, muaviyeye nasıl lanet okuduğundan bahsediyor. Vahşet bundan sonrası. Lenet etmeyenleri katlettiriyor Şah ismail. Bizim Pir, önder dediklerimizden hangisi katliam emri verebilir. Bir örneği yok bunun. Aleviliğin doğasına, yapısına, inancına, felsefesine, insan anlayışına ters düşen bir gerçekliği Alevilere mal etmek ne kadar doğru, gerçekçi ve inandırıcı olabilir. Yavuz ile Şah ismailin savaşına değinilmiş fakat yavuzun katliamından kaçıp Şah ismaile sığınan Alevilerin Şah ismail tarafından “Kardeşim Yavuzla aramızı bozdunuz” diye azarlanıp katledilişlerinden sözetmiyor. Bugün iran şiileri “Alevileri ya sunnileştirin ya da bırakın biz şiileştirelim” diyebiliyorlarsa bu politika ve düşünceyi şah ismaile borçlu olduklarının farkındalar. Farkında olmayan sadece bizleriz. Şah ismailin Alevileri Yavuza karşı kullanma girişimleri sözkonusudur fakat bir Alevi olması asla sözkonusu olamaz.

Devam Etmiyoruz.

Biliyoruz ki Aleviliğe iki tür yaklaşım var. Birincisi Alevilik gerçeğini anlamak, onun değerlerini korumak ve gün ışığına çıkarmak yönündeki yaklaşımdır. İkincisi ise herkesin kendi anladığı Aleviliği gerçekmiş gibi gösterme çabaları. Bu çabalar dediğimiz gibi ancak iki nedenledir. Ya cehalletten kaynaklıdır ya da Aleviğin sosyolojik ve politik bir unsur olarak kullanılmasından kaynaklanmaktadır.

Bugünkü Karacaahmeti yapılanmasının neyle ilgisi olduğunu söyleyemem ama neyle ilgisi olmadığını söyleyebilirim. Açık ve net görünen o ki Alevilikle bir ilgisi yok.

Bu arada aklıma bir anım geldi. Yaklaşık dört yıl önce bir arkadaşımla beraber Karacaahmeti ziyarete gitmiştik. Etrafı dolaşırken bir grup ziyeretçi geldi. Üç veya dört kişiydiler. Tanışıp sohbet ettik. Arabalarının bagajından yığınla kitap çıkardılar. İranlıydılar. Şii olduklarını ifade ettiler. Ali sevgisi taşıyanların birlikte hareket etmesi gerektiğini, Türkiyedeki Ali sevenlerin yeterince bilgi sahibi olamadıklarından sözettiler. Birkaç kitap da bana ve arkadaşıma hediye ettiler. Adres ve telefon alışverişinde de bulunduk. Bu arkadaşlar birilerini oldukça bilinçlendirmiş görünüyorlar.

Zülfü AKAR

11.11.2006

zülfü_akar@hotmail.com

www.pirsultan.net

 

 
Ana Sayfa | Basın Açıklamaları | Yazı Dizisi | Haberler | Şubemizden Haberler | Yazarlar | Etkinlikler | Foto Galeri | Etkinlik Fotografları | Makaleler | Sivas Katliamı | Sivas Şehitleri | Katliamlar | Alevilik | Bilgi-Belge | Genel Mer.Yön Kurulu | Antalya Şube Yön. Kurulu | Pir Sultan Anıtı | Pir Sultan Yazıtı | Pir Sultan Abdal | Pir Sultan'ın Eserleri | Pir Sultan Abdal Dergisi | Tüzük | Takvim | Arşiv | Kaynakça | Kronoloji | Linkler | iletişim | Ziyaretçi Defteri
 
©2006 Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Antalya Şubesi Tüm hakları saklıdır.
Tel: 0 (242) 326 34 44 Faks: 0 (242) 247 55 45 E-Posta: iletisim@psakd.org