Günümüz
Aleviliğinin en temel sorunu Asimilasyondur. Aleviler üzerinde
yaşanan Sünnileştirme ya da Şiileştirme çalışmaları her zamankinden
daha fazla yürütülmektedir. Okullarda verilen din dersleri,
Devletin Cem Evlerini ibadethane olarak kabul etmemesi, Alevi
Köylerine zorla yapılan camiler, Alevi Köylerinde bulunan
İmamlar, Devletin yasalarında yer alan ve Alevilerce hakaret
olarak kabul edilen yakıştırmalar asimilasyon çalışmalarına
hizmet eden konu başlıklarıdır.
Tartışma
kimler tarafından yapılıyor, tartışmacılar nasıl seçiliyor.
Son
zamanlarda Alevilik tartışmaları aldı başını gidiyor. Bir
bakıma iyi de oluyor. Ancak burada dikkat çekilmesi gereken
husus bu tartışmaların kimler tarafından yapıldığıdır.
Geçtiğimiz
hafta Hürriyet, Sabah, Vatan gazeteleri her gün Alevilikle
ilgili yazı dizileri ve yorumlara yer verdiler. Bunların yanı
sıra Güneş, Zaman, Yeni Şafak ve diğer gazetelerde Alevilik
tartışmalarından geri kalmadı.
Tartışılan
konu daha çok Aleviliğin İslam olup olmadığı yönündeydi. Bu
tartışmaların tek taraflı yapılması da dikkat çeken en önemli
husustu.
Alevi
Bektaşi Federasyonu İzmir’ de açılan ve reddedilen bir davayla
ilgili olarak bir açıklama yaptı ve ‘’Alevilik İslam Dışı
ayrı bir İnanç yapısıdır’’ dedi. Bunun üzerine bütün basın
olayın sanki başka bir tarafıymış gibi Aleviliğin İslam içinde
olduğunu söyleyenlerin borazanlığını yapmaya başladı. Hatta
açıklamayı yapan kurumdan hiçbir destekleyici yazı almadı.
Ben Federasyon
adına bütün bu gazeteleri ve röportajları yapanları aradım.
Bu yaptıklarının basın ahlakına uymadığını bir tartışmanın
karşıt fikirlerin görüşleriyle yansıtılması gerektiğini söyledim.
Bir dost gazeteciden aldığım cevap oldukça ilginçti. Bu arkadaş
Röportaj yapacağımız kişilerin isimleri önümüze liste halinde
veriliyor, maalesef durum bu , siz haklısınız ama yapacak
bir şey yok dedi.
Bu
cevap aslında bu tek taraflı yapılan bu tartışmaların kimler
tarafından yönlendirildiğinin ispatıdır.
İsimler
hakkında her hangi bir şey söylemeyeceğim. Gazetelere bakanlar
bu isimlerin özellikle bazılarının kim olduklarını , gerektiğinde
180 derece dönebilecek bir yeteneğe sahip insanlar olduklarını
konuyla ilgili kamuoyu bilmektedir.
Kimlik
de Din Hanesi
Kimlik
deki din hanesi Demokratik ve Laik bir devlette olmaması gereken
bir konudur. Başta kimliklerimizden bu din hanesinin kaldırılmasını
talep etmeliyiz.
Söz
konusu mahkemede bilirkişi olarak da Diyanetin görüşüne başvurulması
tam bir skandal dır. Alevilerin tanımadığı bir kurumun Alevilere
bilirkişilik etmesi tam bir saçmalık dır. Bu dava sadece bu
yönüyle bile İnsan Hakları Mahkemesince kabul edilmeyecektir.
İslam
İçi mi İslam dışı mı Tartışması ?
Aleviliğin
İslam içi mi , İslam dışı mı olduğuna veya Aleviliğin ne olup
ne olmadığını anlamak için Anadolu’ da bulunan Alevi köylerini
iyi incelemek gerekmektedir. Bugün kentlerde kurulan cem evlerinde
yaşanan Alevilik Aleviliğin ne olup ne olmadığı konusunda
bize dayanak oluşturamaz. Çünkü Alevilik kentte yani yapılanma
sürecine girmiştir ve bu süreç henüz oluşum aşamasına yeni
başlamıştır. Aleviliğin temel dayanak noktası Alevi Köyleridir.
Alevi köylerinde yapılan inanç ve ibadet şekillerine baktığımız
zaman Aleviliğin ne olup ne olmadığını rahatça anlayabilmekteyiz.
Bugün Anadolu Aleviliğini
İslam’ın İçinde görenler ile İslam’ın dışında görenlerin ibadet
olarak hiçbir farklılık sergilemezler. Bugün Alevi olmayan
kamuoyunda Aleviliği islamın içinde kabul edenlerin camiye
gidip, namaz kıldığı , ramazan da oruç tuttuğu zannedilmektedir.
Aleviliği
İslam’ın içinde görenler ile Aleviliği İslam’ın dışında görenler
arasındaki farklılığı bir inceleyelim
Aleviliği
İslam içi hatta İslam’ın özü olarak görenler ;
Camiyi
kabul etmezler,
Camide Namazı kabul etmezler
Ramazan
orucunu kabul etmezler
Kuran’ ın değiştirildiğine inanırlar
Hacca
gitmezler
Zekat’
ı bilinen anlamıyla uygulamaz ve kabul etmezler
Kelimeyi şahadet ‘ i değişik söylerler ; İslam aleminde
“eşhedü enla ilaha illallah ve eşhedü enla Muhammedu resul
ullah” olarak söylenirken Aleviler de “la ilaha illallaha
Muhammede resululluah ve Ali’ yül Veli ullah veli ül Ali
üllah
Yani
İslam Aleminde İslam’ın şartı , İslam olmanın şartı olarak
kabul edilenleri kabul etmezler.
Ancak, Bunların zaten Kur’ an da olmadığını kabul ederler.
Kur’ an da Cami diye bir ibadethane olmadığını, dolayısıyla
Cem Evinin İslam’ın bir ibadethanesi olabileceğini , namazın
tarifinin kuran da olmadığını bu nedenle de Cem ibadetinin
de bir namaz olduğunu söyler ve hatta Cem e ‘’Halka Namazı’’
dahi derler. Kuran da Ramazan orucunun olmadığını bu yüzden
de Alevilerce tutulan Hızır Orucu ve Muharrem Orucunun da
İslama uygun olduğunu ifade etmektedirler.
Aleviliği
İslam’ın özü olarak görenler Hz. Ali ve 12 İmam inancını
kabul ederler, 4 Halifeden Ebubekir, Ömer ve Osman’ ın halifeliklerini
kabul etmez onlara Hazreti demezler.
İnanç
Önderi olarak Dede’ yi kabul ederler ve Dedelerin Hz.Ali
soyundan olduğuna inanırlar.
Cem
ibadetinin İslam’ın gereği olduğuna inanırlar ve ilk Cem’
in 40 lar Cemi olarak Hz. Muhammet zamanında yapıldığına
inanırlar. Alevi inancı içerisinde yer alan Semah’ ın ilk
olarak Hz. Muhammet tarafından miraç dönüşünde 40 lar ceminde
yapıldığına inanırlar.
Kuran’
ın Hz. Muhammet’ in ölümünden sonra değiştirildiğine ve
Hz. Ali ve onun soyunu ile ilgili ayetlerin kuran’ dan çıkartıldığına
inanırlar.
Aleviliği
İslam Dışı Farklı bir inanç yapısı olarak görenler ;
Aleviliği
Anadolu’ ya özgü faklı bir inançsal yapı olarak görürler.
Bu inançsal yapının İslam dahil çok farklı kültür ve inançların
Anadolu kültürleriyle harmanlanması sonucunda ortaya çıktığına
inanırlar.
Anadolu
Alevîliğini oluşturan farklı inanç yapıları bulunmaktadır.
Tabi bunların başında da Aleviliğe İslam’ ın etkileri de
önemli bir yer tutmaktadır.
Aleviliği
İslam dışı görenler
Camiyi
kabul etmezler,
Namazı
kabul etmezler
Ramazan orucunu kabul etmezler
Kuran’
ın değiştirildiğine inanırlar
Hacca
gitmezler
Zekat’
ı bilinen anlamıyla uygulamaz ve kabul etmezler.
Kelimeyi şahadet getirmezler
Aleviliği
İslam dışı görenlerin temel dayanak noktası, bugün İslam coğrafyasında
yaşanan ibadet ve inanç şekilleri ile Alevilerin ibadet ve
inançlarının kesinlikle bir birini tutmamasıdır.
İbadet hane olarak Cami değil Cem Evi nin olması
İnançsal
liderlerin Hoca, İmam değil, Dede – Baba olması
İbadetini tüm İslam coğrafyasında olduğu gibi kılınan namaz
değil Cem İbadeti olması
Haccın
Kabe olarak değil , Alevi ulularının türbeleri olması ve
bunun Hac diye bir amaç uğruna yapılmaması
Ramazan
orucunun kabul edilmemesi
Kadın
– Erkek arası eşit mesafe ve ibadet te kadının yerinin İslam
ve Alevilik arasında bir uçurum dan daha büyük olması ( Alevilikte
Kadın İnanç önderleri dahi bulunmaktadır. Cem yürütüp posta
oturmaktadırlar. İslamiyet’te ise kadın ve erkek ibadette
asla yan yana gelemez)
Hz.
Ali ve 12 İmamlar inancının Aleviliğe 16.yy da Şah İsmail
tarafından sokulduğuna inanırlar ve günümüzde Cemlerinde bu
inançsal değerlere yer verirler.
Hz. Ali ve 12 İmamlar
olgusunu farklı değerlendirip , Anadolu’ Alevisinin Hz.Ali
ye bakış açısındaki farklılığı ortaya koyarlar. Bu farklılık
Tarihsel Hz. Ali ve 12 İmamlar ile Alevi inancı içerisindeki
Hz. Ali ve 12 İmamlar arasındaki farklılıktır.
Dedeleri
İnanç Önderi Olarak kabul eder ve Dedelerin Arap soyundan
olmadığını söylerler.
Aslında
her iki farklı görüşün ortaya koyduğu ibadet ve inançlar aynıdır.
Birisi bunları İslam’ın özü olarak kabul ederken şu an İslam
coğrafyasındaki uygulamaların İslam dışı olduğunu ve Anadolu
Alevisinin yaptığının İslam’ın Özü olduğunu kabul ediyor.
Diğeri ise ibadet ve inançlarının İslam coğrafyası ile bağdaşmadığını
dolayısıyla da Aleviliğin İslam’ın içinde olamayacağını savunmaktadır.
Alevilik’
de Cami, Namaz ve Ramazan Orucu Yoktur.
Zaman
zaman Alevi olmayan ve Aleviliği bilmeyen dostlarla yapılan
sohbetler de sıkça rastlanılan durum şudur. Camide namaz kılan
oruç tutan Aleviler var bir de camiye gitmeyen namaz kılmayan
oruç tutmayan Aleviler var denilmektedir. Örnek olarak da
komşum var Alevi, arkadaşım var Alevi benimle camiye gelip
namaz kılıyor, ramazan da oruç tutuyor demektedir.
Alevilikte
Cami inanç yeri olarak kabul edilmez (Alevinin inanç yeri
olarak ). Namaz ibadet olarak kabul edilmez, Ramazan orucu
da oruç olarak kabul edilmez. Kendini İslam içi gören Alevi
de İslam dışı gören Alevi de bunları kabul etmez. Bazı kişilerin
bunları yerine getirmesi ya sinme , gizlenme politikası, ya
yaranma , iyi geçinme politikası ya da gerçekten asimilasyona
uğramışlığın sonucudur. Nasıl kiliseye gidip ibadetini orada
papazın karşısında Hıristiyan toplumu ile birlikte meydana
getiren Müslüman' a Müslüman denilmeyecekse Camiye giden,
namaz kılan, ramazan orucu tutan Aleviye de Alevi denemez.
O artık Alevilikden çıkmış demektir.
O
asimilasyona uğramış demektir. Alevi Köylerinin %90 ında Cami
yoktur. %10 undaki camiler de zorla ya da baskılar neticesinde
yapılan camilerdir.
Alevilik
İslamın İçinde değil, İslam Aleviliğin içindedir.
Hünkar
Bektaş Veli 13.yy karanlık ortamında Anadolu’ ya bir ışık
gibi düşmüştür. Hünkar Bektaş Veli arı olmuş Anadolu petek
ve Hünkar bu peteği bal eylemek için bin bir çiçekten öz almış
ve koymuş Anadolu kültürüne. Bir petek de meydana gelen balın
tek bir çiçekten oluşmadığını biliyorsak ve petek deki bala
gül balı, papatya palı, çiğdem balı, nergis balı diyemiyorsak
Aleviliğe de İslamiyet diyemeyiz, Hıristiyanlık diyemeyiz,
Budizm diyemeyiz, Şamanizm, diyemeyiz, Zerdüştlük diyemeyiz.
Bal nasıl balsa Alevilik de Alevilik DİE. Aleviliğe başka
bir isim aramamızın manası yoktur. Aleviliği başka bir kalıba
sokma girişimimize de gerek yoktur. Zaten dört- beş binlik
bir kültürün bir kalıba giremeyeceğini hepimiz görebilmekteyiz.
Aleviler
Müslüman Değilse Nedir ?
Aleviliği
İslam dışı tanımlayanlara sorulan soruların en başında geleni
de bu sorudur. Bu soruyu soran kişiler Dünya üzerinde sadece
İslamiyet, Hıristiyanlık, Yahudilik gibi inançların olduğunu
zannetmektedirler. Oysa bilim adamlarınca ortaya konan 3 bine
yakın farklı inanç şeklinin Dünya üzerinde var olduğudur.
Alevilik
sistem olarak Budizm benzemektedir. Budizm Müslümanlık değildir,
Hıristiyanlık da Değildir, Yahudilik de değildir. Aynı Alevilik
gibi. Budizm’ in peygamberi yoktur. Çünkü Buda peygamberliği
kabul etmemiştir. Kendisine peygamber diyenlere Hayır ben
peygamber değilim demiştir. Budizm’ in kutsal kitabı da yoktur.
Budizm Budanın öğretilerine tabidir. Alevilikte Hünkar Bektaş
Veli’ nin ve diğer Alevi ulularının öğretilerine tabidir.
Aleviliğin Tanrı tarafından gönderildiğine inanılan kutsal
kitabı yoktur.
Aleviler
Üzerindeki Türk İslam Sentezi *
Alevilik
üzerinde Asimilasyon politikası üretenler Türk İslam sentezini
Alevi toplumu üzerinde de aşama aşama uygulanmaya başlanmıştır.12
Eylül öncesine kadar ‘’Türk’’ olarak kabul edilmeyen Anadolu
Türkmen Alevi Topluluklarının birden bire ‘’Öz Türk’’ , ‘’Esas
Türkler’’ oldukları hatırlanıvermiş ve Kızılbaş Alevi Toplumu
üzerinde bir Türklük edebiyatı tutturulmuştur. Yıllarca Türkmen
olduğu halde kendisini kabul ettiremeyen Türkmen Alevilerinin
bu durum çok hoşlarına girmiştir ki ‘’72 Millete Bir Nazarla
Bakan’’, ‘’Benim Kabe’m İnsandır’’ derken bunun Türk, Kürt,Alman,Arap
insanı şeklinde ayrım yapmayarak ‘’sadece İnsandır’’ diyen
Aleviler ‘’Irkçı’’ partilere kaymaya ve hatta o partilerden
çeşitli yerlere aday olmaya bile başlamışlardır.
Günümüz
Sorunları
Günümüz
Aleviliğinin en temel sorunu Asimilasyondur. Aleviler üzerinde
yaşanan Sünnileştirme ya da Şiileştirme çalışmaları her zamankinden
daha fazla yürütülmektedir. Okullarda verilen din dersleri,
Devletin Cem Evlerini ibadethane olarak kabul etmemesi, Alevi
Köylerine zorla yapılan camiler, Alevi Köylerinde bulunan
İmamlar, Devletin yasalarında yer alan ve Alevilerce hakaret
olarak kabul edilen yakıştırmalar asimilasyon çalışmalarına
hizmet eden konu başlıklarıdır. Bunlara ilaveten olarak Alevi
kurumlarının bizzat kendilerinin yaptığı asimilasyonlar ;
bazı cem evlerindeki kuran kursları, birçok cem evindeki cenaze
hizmetleri ve Dede ya da cenaze görevlilerinin kıyafetleri,
Kentlerdeki Cem Evlerinde yapılan ve sonradan uydurulan cem
uygulamaları (Cem de kuran okunması, Cem Evlerinde haremlik
selamlık uygulamalar, ramazan bayram cemi v.b.)
Günümüz
Aleviliğinin en temel sorunlarından birisi de eğitimli Dede
yetiştirmek ve kadrosuzluktur.
AKP’ nin Alevi’
ye, Yahudi’ye ve Hıristiyan’a Baktığı Kadar Bakmasını İstiyoruz.
Bu
sözleri AKP nin bir Belediye Başkan adayına söylediğim zaman
oldukça şaşırmış ve şaşkın şaşkın suratıma bakmıştı. AKP tabanının
Siyonist tehlike olarak gördüğü Yahudiler bile Alevilerden
daha makbuldür onlara göre. Bu sözleri sarf ettiğim zaman
henüz bir hafta önce gazetelere manşet olan ‘’Sinagog ‘ un
Elektrik ve Su parası Devletten’’ haberi yoktu, ama Devletin
ibadethane tarifinde ‘’Cami,mescit,sinagog,havra,kilise vardı
da Cem Evi yoktu.
Yani
mecliste çoğunluğa sahip AKP Yahudi Toplumunun ibadethanesi
olan Sinagog ‘ u ibadethane olarak kabul ediyor, onların elektrik
ve su masraflarını karşılıyor ve Alevi Toplumunun ibadethanesi
olan Cem Evini ibadethane olarak kabul etmiyor. (Tabi sözümüz
Yahudi toplumuna değildir. Onlar Anayasal haklarını alıyorlar)
Bu
durumda şu gerçek ortaya çıkıyor ki Türkiye Cumhuriyetinin
asli kurucu unsurlarından olan Alevi Toplumu 25 milyon nüfusuyla
bu topraklarda halen Osmanlı’ da olduğu gibi ikinci sınıf
vatandaş muamelesi görmektedir. Bu durumu düzeltmek tabi ki
meclisin işidir. Bu görev de şimdilerde AKP nin işidir.
Sayın
Başbakanı eskilerde olduğu gibi ‘’ Ali yi sevmek Alevilikse
ben en iyi Aleviyim’’ gibi sözlerle bizleri geçiştireceğine
bu gerçeği görmeye davet ediyoruz. Alevi olmak Ali ‘ yi sevmekle
başlamadığı gibi Ali ‘ yi sevmekle de bitmez. Biz sayın Başbakan’
dan Alevi olmasını beklemiyoruz.
Sonuç
Olarak ;
Kendisini
İslam’ın içinde gören Alevilerin dediği gibi
İslamiyet
;
İnanç önderi olarak Dede yi kabul ediyorsa,
İbadethane
olarak Cem evini kabul ediyorsa
İbadet
olarak Cem ibadetini kabul ediyorsa
Pir
olarak Hünkar Bektaş Veli’ yi kabul ediyorsa
Kadınlı
kızlı semahı sadece bir kültürel öğe değil de İnancın bir
parçası olarak da kabul ediyorsa,
Sazı ibadetin ayrılmaz bir parçası olarak kabul ediyorsa
Bunların
yanı sıra,
İslam
olmanın gereği olarak bilinen 5 şartın da aslında şart olmadığını
kabul ediyorsa, O zaman sorun yok demektir . O zaman Ben de
İslam’ım demektir. O zaman, hatta benim Alevilik inancım İslam’ın
ta kendisi demektir. Alevilerin ibadet tarzlarının dışındakiler
İslam değildir o zaman.
İslam
hem öyle hem böyle olamaz, bunlardan birisidir İslam. İşte
bu yüzden biz İslam’ın Dışındayız demek zorunda kalıyoruz.
Son
söz ;
Önce
İslam’ ın ne olduğu belirlenmeli ondan sonra Alevilerin bu
kategoriye girip girmediğine bakılmalıdır. Kendisini İslam
gören Aleviler başka bir İslam tanımı yapmakta, deyim yerindeyse
İslam’ ı Aleviliğe uydurmaktadırlar. Çünkü Türkiye de İslam
değilim söylemi kolay söylenebilecek ve toplum tarafından
kolay kabul edilebilecek bir söylem değildir. Bunlar işin
kolayını bulmuşlar. Hem Aleviliğin tüm İnançsal değerlerini
kabul ediyorlar , İslamın tüm dünya ca bilinen ve uygulanan
şartlarını reddediyorlar, ve bu şekliyle de biz İslamın özüyüz
diyorlar. Yok böyle bir şey.
9
Mayıs 2005
Ali Kenanoğlu
*
Diğer taraftan ise yüzyıllarca Müslüman olarak kabul edilmeyen
, sapık inançlı insanlar olduklarına kanaat getirilen ve bu
nedenle de haklarında katliam fermanları yazılan Alevilerin
birdenbire ‘’Müslüman’’ oldukları hatırlandı. Bu sefer de
Alevilere ‘’Asıl Müslüman sizsiniz, Öz Müslüman sizsiniz’’,
denmeye başlandı. Maalesef yıllarca ezik ve sindirilerek yaşayan
bu toplumun bu şekilde okşanması bu şekilde tersine dönüş
de Alevilerce pek anlaşılamadı. Bütün bu sistemin içine çekme
çalışmaları Alevi toplumunun çok hoşuna gitti. Alevi çocukları
kuran kurslarına gitmeye başladılar. Dahası Cem Evlerinde
Kuran Kursları açılmaya başlandı. Cem İbadetlerinde Arapça
Kuranlar okunmaya başlandı. Cenazeler Şeriat usullerine göre
kaldırılmaya, cenaze kaldıran görevlilerde Cami hocaları gibi
giyinmeye, Dedeler takke takmaya başladılar. Aleviliğin vazgeçilmez
unsuru olan kadın-erkek eşitliğinden geriye gidişler olmaya,
Cemde Dedenin yanında oturan eşi kadın olduğu için arkalara
ya da haremlik selamlık uygulamaya tabi tutuldu.