Pir Sultan Abdal Kültür Derneði Antalya Þubesi - psakd.org
Ana Sayfa Haberler Etkinlikler Tüzük Yönetim Kurulu Şubelerimiz İletişim Ziyaretçi Defteri

 

‘Alevilik rant kavgasına alet ediliyor’

ERGÜLEN TOPRAK –ANF -FOTOĞRAF: ÖMER LEVENTOĞLU

KAZIM GENÇANKARA (18.02.2007)- Her seçim öncesinde olduğu gibi Alevi oylarının nereye gideceği sorunu yine tartışma konusu oldu. Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) ile Avrupa Alevi Bektaşi Konfederasyon geçtiğimiz günlerde Ankara’da Danışma Kurulu’nu toplayarak, seçimler öncesi ‘siyasete müdahale’ girişimi başlattı. Danışma Kurulu’na, ABF’ye üye bazı dernekler karşı görüş belirterek katılmadı.

Toplantıya katılmayan örgütler arasında Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) da bulunuyordu. PSADK Genel Başkanı Kazım Genç, yapılan toplantıya hem şeklen ve hem de içerik olarak karşı oldukları için katılmadıklarını ifade etti. ABF ile Avrupa Alevi Örgütünün toplantıyı ve Alevilerin siyasal tercihlerini bir oldu-bittiye getirmek istediğine dikkat çeken Genç, “Tepeden alınan kararlarla bizi arka fon olarak kullanamazlar” dedi.

Alevi toplumunun inançlarından dolayı siyasi rant aracı olarak kullanılmasına izin vermeyeceklerini ifade eden Genç, “Aleviler muhaliftir. Çizginin solundadır” diyerek, sosyolojik olarak bu tercihin sağ partiler lehine kullanılmasına olanak bulunmadığını söyledi. CHP’nin Alevilerle ilgili bir politikasının bulunmamasından dolayı sağ partilerin Alevi oylarına göz diktiğine işaret eden Genç, dernek olarak seçime dönük strateji belirlemek üzere tabanda çalışma başlattıklarına da açıkladı. Av. Kazım Genç, ANF’nin sorularını yanıtladı.

- Avrupa ve Türkiye alevi örgütleri gecen hafta sonu Ankara’da toplantı yaptı. Siyasete müdahale konusu gündeme geldi ancak siz bu toplantıya katılmadınız. Katılmama gerekçeniz neydi?

- Toplantının çağrısı bize ABF Danışma Kurulu olarak geldi ancak tüzüğe aykırılık vardı. Gündem maddeleri de bizim için sorunluydu. Birinci gündem maddesi ABF’nin geleceğine ilişkin çalışma programını içeriyordu. Ancak, bize bunun için bir taslak iletilmemişti. Bu nedenle konuşacak hiçbir şey yoktu. Gündemin ikinci maddesinde ise ‘Aleviler ve siyaset’, konusu vardı. Bu konuyu biz de konuşmak istiyoruz ama bunun bir usulü var. Böyle bir toplantının yapılabilmesi için tabanın sesinin oraya taşınması gerekiyordu. Ama bu yapılmadı.

Bir çok basın organında Türkiye ABF Genel Başkanı ile Avrupa Alevi Bektaşi Konfederasyonu’nun Genel Başkanının ağızlarından ‘Türkiye’de biz siyasete müdahale edeceğiz, kontenjan talep edeceğiz’ açıklamaları yayınlandı. Bu, bir kere bizim asla doğru görmediğimiz bir yöntem. Alevi örgütleri, Alevilerin siyasi iradelerini pazarlık konusu yapamazlar. İkincisi, Aleviler ve siyaseti konuşacağız, ama iki örgütün genel başkanları bu konuda kararlarını vermiş ve kamuoyuna açıklamışlar. Basında yer almış ve hiç birisi yalanlamamış.

- Neden böyle bir yol izlemeyi tercih ettiler peki?

- Bunu onlara sormak lazım. Biz tabanından gelen sesin değil tepeden bir dayatma olduğunu düşünüyoruz. Örgütlerle böyle bir çalışma yürütülmez. Eğer örgütsel bütünlük sağlanarak, Alevilerin siyasete müdahalesi isteniyorsa, bunun bir tek yolu vardır, tabandan başlayarak çalışmak gerekmektedir. PSAKD’nin önceki seçimlerde almış olduğu bir ilke kararı vardır ve bu ilke kararı şimdiye kadar bizi hiç yanıltmamıştır. Aleviler muhalif kesimlerdir. Muhalif kesimlerin durduğu bir yer vardır, çizginin sol tarafıdır. PSAKD, önceki seçimlerde soldan yana tavır koymuştur. Bu arkadaşlar kararlarını vermişler, bize diyorlar ki gelen arka fonumuz olun. Bizimle konuşmadığınız bu davranışın ortağı olmayacağız dedik ve toplantıya katılmadık. Bir de ‘doğrudan temsil’ diye bir kavram üretmişler.Ama ‘doğrudan temsil’ diyerek, ‘ben Aleviyim bana kadro ver’ demek Alevileri aşağılamaktır. Sırf Alevi olmaktan dolayı insan kadro talep eder mi? Böyle bir şeyi doğru bulmuyoruz.

‘ALEVİLİK ADINA RANT PEŞİNDELER’

-Alevilik inancının her hangi bir şekilde rant olarak kullanılması çabaları mı sizi kaygılandırıyor?

- Kesinlikle, kesinlikle bunun hiçbir şekilde böyle kullanılmaması gerekir. PSAKD örgütlülüğünün bu konudaki tavrı çok açık. Siyaset yapmak isteyenlerin bu hakkına kimse engel olmaz ama örgütten istifa ederek gider çalışabilirsiniz. Ama örgütü kullanarak siyaset yapamazsınız. Siyasete müdahale söylemini doğru bulmuyoruz. Çünkü müdahale kavramı başlı başına anti demokratiktir. Aleviler her zaman siyasetin içindedirler. Ama ne yazık ki birileri bunun önünü kesmek istiyor. Biz ise siyasete müdahil olacağız; doğru terminoloji budur. Bu nedenle tabanın görüşü alınmadan olgunlaştırdıkları bir yaklaşıma, biz bir arka fon olmak istemedik, izin vermedik.

- ABF Genel Başkanı Selahattin Özel’in ‘MHP’den özür bekliyoruz’ şeklindeki açıklamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

- Tabi ki değerlendirmenin muhatabı Özel’dir. Hangi mantıkla bunu söylediğini anlamakta zorluk çekiyorum. Alevilerin devletten özür talebi vardır. Maraş, Sivas, Gazi, Malatya nedeniyle devletten özür talebi vardır. Devlet özür borçludur. MHP adamları nedeniyle bu organizasyon içinde olduğu için bu özür taleplerinin yerine getirilmesi de Alevilerin onlara oy vereceği veya aramızdaki buzların eriyeceği anlamına gelmez. Çünkü Aleviler muhalif kimlikleri nedeniyle soldadırlar ve sağ liberaller ya da sağ faşistlerin, ırkçıların katliamları nedeniyle özür borçlarını ödemeleri, Alevilerin onlara yönelmelerini gerektirmez. Sayın Başkan’ın ufku o kadardır, o nedenle öyle konuşmuş olabilir.

- Sağ partilerin Alevilere yönelik politik açıklamalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

- En büyük günah, Türkiye’deki sol partilerin Alevileri yeterince kucaklayamamasıdır. Aleviler 1999’a kadar CHP’ye oy verirlerdi. 99’da bu oylarını vermeyince CHP barajın altında kaldı. Bir kısmı 2002’de de kerhen CHP’ye oy verdi ama, bu seçimlerden sonra CHP’nin somut olarak Alevilerle ilgili somut olarak atmış olduğu bir adım yoktur. Bazı alevi milletvekillerinin bireysel önergeleri istisnadır. Bu nedenle şimdi, bazı sağ partiler tarafından, Alevilerin siyaseten bir boşlukta olduğunu düşünüyor olabilirler. ANAP, DYP ve AKP tarafından bu değerlendirme, onları, “Biz bunlardan biraz oy kopartabilir miyiz” hesabını yapmaya götürüyor.

- Bu partiler Alevilerden bu dönemde oy kopartabilirler mi?

- Bizim teşhisimiz şudur: Alevilerin büyük bir kısmı siyaseten bilinçlidir. Biz Alevilerin hafızalarımızda tap taze duran katliamlara rağmen MHP’ye, AKP’ye, bin operasyonun sahibi olduğunu deklare etmiş Ağar’ın lideri olduğu DYP’ye yönelmeyeceğini düşünüyoruz. Alevilerin 10-12 milyon civarında oyu var, bunlardan belki yüzde 3-5 belki farklı davranabilir ama Alevilerin bu partilere sapmanın olabileceğine asla ihtimal vermiyoruz.

‘BAŞBAKAN’IN GÖRÜŞTÜĞÜ DEDELERİ TANIMIYORUZ’

-Hükümetin de Alevilerle ilgili bazı politik manevraları oldu. Başbakan İzmir’de bazı Alevi dedeleriyle gizli görüşme yaptı. Bunlar ne derece etkili olabilir?

- AKP’nin seçime yönelik yatırımları var elbette. Alevi dedeleriyle görüştüklerini söylüyorlar fakat bunların sözünü ettiği Alevi dedelerini ne hikmetse kimse tanımıyor. Ayrıca biz, ülkenin Başbakanı sıfatıyla görüşmek istediğimiz Erdoğan, bizim randevu talebimize cevap verme nezaketinde bile bulunmadı. Alevileri muhatap bile kabul etmeyen bir Başbakan’ın herhangi bir ilde bazı Alevilerle yan yana gelmesi, Alevilerin onlara yöneleceği anlamına gelmez.

- Diyanetin de Cemevleri’ne imam atama planı olduğu belirtiliyor. Buna ne diyorsunuz?

- Diyanet burada hayati bir yanlışlık yapıyor. Çünkü, Cemevleri’ne imam atanmasının tartışmaya açılması bile Alevilerin kendisine cephe almasını sağlamıştır. Çünkü bizim imamlara ihtiyacımız yok, bizim dedelerimiz var. İmam bize ne öğretecek. Biz imamdan bir şey öğrenmek istemiyoruz, imam bizim inanç hizmetimizi sunacak biri değildir. Ayrıca biz PSAKD olarak Diyanet İşleri’nin lağvedilmesi gerektiğini savunuyoruz. Devlet bakanı Abdullatif Şener’in “Ben de Aleviyim” demesi de siyaseten söylenmiştir. Çünkü ‘ben Aleviyim’ demekle Alevi olunmuyor.

‘AKP İNANÇ ÖZGÜRLÜĞÜNÜ SAVUNMUYOR’

- Cemevleri’nin ibadethane sayılması konusunda Başbakan yasal düzenlemeye hazır olduklarını belirterek topu CHP’ye attı.

KAZIM GENÇ- Hiç kimsenin kimseyi suçlamasına ihtiyaç yok. İnsanın kendi inancını ve ibadet yerini tanımlaması durumunda bunun tartışılacak bir yanı yoktur. Bunun için kimsenin kararına ihtiyaç yok. Çünkü Anayasa’ya göre herkes inanç ve kanaat özgürlüğüne sahiptir. Kimse bunu tartışamaz. Biz Cemevleri için bir ayrıcalık istemiyoruz. Diyecekleri şudur: “Herkesin inanç ve kanaat hürriyetine sahip olduğu gibi, herkes ibadet yerini tespit etme hakkına sahiptir. Devlet her ibadet yerine eşit davranacaktır.” Bu kadar. Çünkü laik devlet, herkese eşit davranan devlettir. Birbirini suçlamaları anlamsızdır. Zaten eğer inanç özgürlüğünü savunuyorsanız bu düzenlemeyi yaparsınız. Ama bunu savunmuyorlar. “Devlet ibadet yerlerine elektrik ve su verir,” düzenlemesi yapılıyor ve bu düzenlemede, ibadet yerleri sayılırken, “Cami, Mescit, Sinagog, Kilise, Havra”yı sayıyor. Peki bu sınırlamayı nasıl yaparsınız, bu yetkiyi kimden alıyorsunuz?

- Zorunlu din derslerinin kaldırılması konusunda İdare Mahkemesi bir başvuruya olumlu yanıt vermişti. AİHM’de de benzer bir hukuki süreç işliyor? Son durum hakkında bilgi verir misiniz?

- AİHM’deki davanın bugünlerde karara çıkmasını bekliyoruz. Bu dava, Türkiye’nin genelini etkileyecektir. Eğer olumlu karar çıkarsa, MEB Temel Kanunu’nun 12’inci maddesinin kaldırılmasını sağlayacak ve zorunlu din dersleri kaldırılmak durumunda kalır. Dileriz ki bu olumlu karar çıkar. İstanbul 5’inci İdare Mahkemesi’nin bir vatandaşımızın zorunlu din derslerinden muaf tutulma talebini karara bağlamıştı. Bunun ardından benzer nitelikli davalar da açıldı. Biz kamuoyuna çağrı yapıyoruz, herkesin bu konuda mahkemeye başvurmasını istiyoruz. Yakında yeni davalar da açılacak. Çünkü emsal karar vardır ve herkes için olumlu karar alınabilecektir. Ancak bu arada AİHM’deki karar çıkarsa, bu herkes için bağlayıcı nitelik kazanmış olacaktır.

- Zorunlu din dersleri ve Diyanet’in kaldırılması, Cem evlerinin ibadethane sayılması talepleriniz kabul edilmesi dışında Alevilerin talepleri nelerdir?

- Bunlar yan taleplerdir. Önemli olan şudur: Biz Alevilerin yok sayılması ve ayrımcılık politikalarının ortadan kaldırılmasını istiyoruz. Herkese eşit yurttaşlar olarak davranılmasını istiyoruz. Birileri birinci, birileri onuncu sınıf olmamalı. Bizim için önemli olan bunun mücadelesidir.

- Seçimler öncesi, sol siyasi partilerde bazı blok oluşturma çalışmaları başladı. Bu konuda PSAKD ve diğer Alevi örgütlerinin nasıl bir politik yaklaşımı var?

Alevi örgütleri, eskiden beri solda birlik yaratılması gerektiğini savunuyor. Bunun mücadelesini veriyoruz. Solda birlik oluşup oluşmadığını görmeden şu anda somut bir politika belirlememiz doğru değildir. Ancak yine de biz seçimlere dönük tutum belirleme sorununu örgütlerimizde tartışmaya açtık. Dernek olarak 46 şubemiz ve 25 bin civarındaki üyemiz bu konuyu tartışıyorlar. Raporlar halinde genel merkeze gönderiyorlar ve biz önümüzdeki günlerde toplanarak bunları değerlendireceği, kamuoyuna deklare edeceğiz.

ANF NEWS AGENCY - Cumartesi, 18 Şubat 2007

 

 

 
Ana Sayfa | Basın Açıklamaları | Yazı Dizisi | Haberler | Şubemizden Haberler | Yazarlar | Etkinlikler | Foto Galeri | Etkinlik Fotografları | Makaleler | Sivas Katliamı | Sivas Şehitleri | Katliamlar | Alevilik | Bilgi-Belge | Genel Mer.Yön Kurulu | Antalya Şube Yön. Kurulu | Pir Sultan Anıtı | Pir Sultan Yazıtı | Pir Sultan Abdal | Pir Sultan'ın Eserleri | Pir Sultan Abdal Dergisi | Tüzük | Takvim | Arşiv | Kaynakça | Kronoloji | Linkler | iletişim | Ziyaretçi Defteri
 
©2006 Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Antalya Şubesi Tüm hakları saklıdır.
Tel: 0 (242) 326 34 44 Faks: 0 (242) 247 55 45 E-Posta: iletisim@psakd.org