Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Antalya Şubesi - psakd.org
Ana Sayfa Haberler Etkinlikler Tüzük Yönetim Kurulu Şubelerimiz İletişim Ziyaretçi Defteri

 

Birliktelik, Bir Cem Olacaksa Biz Orada Süpürgeci Olmaya Hazırız !...

PSAKD Derneği Genel Başkanı Av. Kazım GENÇ'in Ankara'da 19/20 Mayıs 2007 tarihinde gerçekleştirilen "Aleviler ve Siyaset Konferansı"nda yaptığı açış konuşmasının tam metni:

Kazim GENÇAlevi Örgütlerinin çok değerli yöneticileri, üyeleri,

Demokratik Kitle Örgütlerinin başkanları ve yöneticileri,

Siyasi Partilerin, Genel Başkanları ve Yöneticileri;

Sendikaların ve Odaların başkan ve yöneticileri;

Basın emekçileri ve Değerli canlar;

Ulusal Kurtuluş Mücadelesini başlatmak için Atatürk’ün Samsun’a çıktığı bu günde, yaklaşan genel seçimlerle ilgili olarak düzenlemiş olduğumuz “Aleviler ve Siyaset Konferansımıza” hoş geldiniz.

Aleviler ve siyaset kavramı ile, bir toplumsal olgu olan Alevilerin siyaset ilişkileri anlatılmak, incelenmek istenmektedir. Öyleyse önce kavramların içeriğini açmak gerekmektedir.

Aleviler, Anadolu da yaşayan tarihsel ve sosyal geçmişi olan diğer gruplarla benzeşen yapıları olmasına rağmen, farklı inançsal ve kültürel bir yapıya da sahiptirler.

Siyaset ise; bir toplumda çatışma halinde olan çıkarların, ortaklaştırılması sanatıdır. Yani toplumsal grupların karar alma, etkili olma, siyasal katkı sunma, sosyal yapı ve iktidar ilişkisi içinde yer alma, sosyal değişme, gelişme gibi faaliyetlerinin incelenmesi çözümlenmesidir.

Aleviler ve siyaset denildiğinde, bu coğrafyada yaşayan kendilerini Anadolu Alevileri olarak tanımlayanların, tarihsel süreçte ve günümüzde, diğer toplumsal kesimlerle ve iktidarla olan sorunlarını, çatışmalarını, ilişkilerini ortaya koymak gerekmektedir.

Değerli dostlar;

Tarihsel süreçte Aleviler ve siyaset konusundaki en belirgin olay, Kerbela katliamı ve bu katliamla yaratılan ve oluşturulan Kerbela Kültüdür. Çok basit bir iktidar ilişkisi olarak tanımlanamayacak kadar önemli olan bu katliam, Alevilerin, Siyasal ve sosyal davranışlarını belirleyen, etkileyen bir davranış ideolojisi, inancı olmuştur. Kerbela, Sadece ihanete uğrama, haksızlığa uğrama, büyük bir ordu karşısında kaçınılmaz doğal bir son veya vahşet değil, buradan alınan en önemli miras, inandığı değerler için ölümü göze almak, haksızlık karşısında asla boyun eğmemektir. Bu olgu Alevilerin siyaset ilişkilerini belirleyen en önemli ilkedir.

Kerbela’dan bu yana bütün Alevi Halk önderlerinin yolu, inancı ve davranışı böyle olmuştur. Babai ayaklanmalarından, Şahkulu, Kalenderi, Pir Sultan ve diğer bütün ayaklanmaların temel sebebi şudur. Yönetenlerin; yani egemenlerin baskı, zülüm ve talanına karşı halkın başkaldırısıdır.

“Haksızlık karşısında asla boyun eğmeyiniz, çünkü hakkınızla beraber şerefinizi de kaybedersiniz” diyen Hz. Ali’ den;

“Ben zalimle birlikte varlık içinde yaşamayı alçaklık, zalime karşı gelerek bulacağım ölümü ise yücelik sayarım” diyen Hz. Hüseyin’ in

“Kadılar müftüler fetva yazarsa,

İşte kement işte boynum asarsa,

İşte hançer işte kellem keserse

Dönen dönsün ben dönmezim yolumdan” diyen Pir Sultan Abdal’ ın

“Evladı kerbelayık, bir hatayık, ayıptır, zülümdür, günahtır” diyen Seyit Rıza’ nın

ve diğer birçok halk önderi, aynı yolun inancın takipçisi ve aynı zamanda Alevilerin siyasetinin de; önderleri ve taşıyanları olmuşlardır.

Bu siyasetin en temel özelliği, iktidara, merkezi otoriteye ve onun siyasal çizgisine, ideolojisine uzak durmasıdır. İktidara yandaşlık yerine; hak için, halk için iktidarla mücadele etmektir.

Kaldı ki, yakın dönemde yaşadığımız, Dersim, Maraş, Çorum, Malatya, Sivas, Madımak ve Gazi katliamlarına rağmen Aleviler bu siyasetlerinden asla vazgeçmemişlerdir.

Değerli canlar;

Günümüzde bu mücadele farklı örgütlenmeler ile devam etmektedir. Demokrasi içerisinde birlikte yaşama, farklı inanç, kimlik ve kültürlerin haklarına saygı gösterme temelinde Aleviler de; kendi toplumsal talepleri için örgütlendiler. Kurumlarını oluşturdular. Hak mücadelesi, bu örgütlerimiz tarafından sürdürülmektedir.

İşte bu mücadeleyi kararlı ve kesintisiz bir şekilde sürdürmek için, Türkiye’de, Alevi öğretisi ile ilgilenen, Alevi sorunlarını kendi sorunları olarak gören ve bunun yanında emek ve demokrasi mücadelesi veren dostlarımızla bir araya geldik ve bu genel seçimler öncesinde, birbirimizin düşüncelerini öğrenelim, buradan hareketle Türkiye halkına önerilerde bulunalım istedik. İşte konferans çalışması bu gereklilikten doğdu.

Çalışmalar ilerledikçe;

Halkımıza yaşatılan bunca yoksulluğun, yoksunluğun, acı ve zulmün, açlığın ve işsizliğin giderilebilmesinde;

Yaşama hakkının, insan gibi yaşamanın, düşünce ve ifade özgürlüğünün, eşitliğin ve adaletin sağlanmasında,

Emperyalist politikaların yönlendirmesiyle hayat bulan; ırkçı, milliyetçi, dinci, şeriatçı söylem ve uygulamaların sona erdirilerek, demokratik tam bağımsız bir ülke yaratılmasında;

2007 Genel Seçimleri bir fırsat olabilir mi? Diye düşündük ve bunun yolunun, Türkiye Demokrasi Güçlerinin ortaklığından geçeceğine inanarak, olabileceği sonucuna vardık.

2007 Genel seçimleri yaklaştı.

Siyasi partiler, bizlere soruyorlar: Aleviler bu seçimlerde ne yapacaklar?

Oysa ki bizler; siyasi partilere hem birer yurttaş ve hem de birer seçmen olarak soruyoruz:

“Sizler Aleviler için ne yapacaksınız?”

Seçim bildirgelerinizde ve hükümet programlarınızda; Alevilerin temel sorunlarına,

*Aleviliğin yok sayılmasına ve asimile edilmesine karşı duracağınızı;

*Zorunlu din derslerini kaldıracağınızı;

*Diyanet İşleri Başkanlığını kaldıracağınızı;

*Devlet politikası olan, Alevi köylerine cami yapılmasına karşı duracağınızı;

*Alevilere yönelik her türlü ayırımcılığa karşı duracağınızı;

*Madımak’ın müze olmasını sağlayacağınızı;

Belirterek, çözüm üretecek misiniz ki, Alevilerin seçimde ne yapacağı ile bu kadar ilgilisiniz?

Değerli katılımcılar;

Ülkemizde, siyasetin önü tıkalı olduğu için, bir demokrasi sorunu yaşanmaktadır ve bu nedenle de, toplumsal sorunlar büyümekte ve çözümü zor hale gelmektedir.

Siyasi Partiler Kanunu’ndaki, merkez yoklaması ile adayların belirlenmesi, siyasetin tabandan tavana doğru gelişmesinin ve yükselmesinin, önünü kapatmaktadır. Bu nedenle tavanda siyaset belirlenmekte, tabana biat etme dışında bir alternatif kalmamaktadır. Biat etmeyen de bir kenara konulmaktadır. Tabandan tavana doğru gelişen ve büyüyen bir siyaset yerine, tavandan tabana daralan bir siyaset gelişmektedir. Bu daralmadan da toplum ve toplumsal hayat zarar görmektedir.

Yine, Seçim Kanunu’ndaki %10 barajı, muhalif kesimlerin parlamentoda olmalarının önünde Çin Seddi gibi durmaktadır. Çağdaş demokratik sistemlerde, siyasi partiler, toplumun değişik kesimlerinin, Parlamentoya taşınmasının yollarını açarken, ne yazık ki ülkemizde siyasi partiler, “benden başkası Parlamentoya girmesinin” çalışmasını yapmaktadır.

Gerek merkez yoklaması ve gerek seçimlerde ki, ülke barajının yüksekliği, ülkemiz demokrasisinin gelişmesinin önünde birer engeldirler.

12 Eylül askeri yönetiminin Anayasa’sının, hayatın her alanında varlığını sürdürdüğü, Devletin laik olduğu söylenmesine rağmen, Başbakanlık makamında bulunan Recep Tayip Erdoğan’ın “ben laik değilim” dediği bu günlerde; ne yazık ki, bazı Aleviler ellerinde Maraş ve Sivas katliamlarının kanları olanlarla, yani katilleri ile birlikte, “her ağacın kurdu kendinden olur.” deyişini ispatlarcasına yürümektedirler.

Hünkar Hacı Bektaş Veli, bir özdeyişinde;Şu beş şey ki, cinsinin en yazığıdır, demiş ve saymıştır:

Güneşe karşı ışıyan ışık

Görmeyen göze karşı güzel yüz

Çorak toprağa düşen güzel yağmur

Karnı toka karşı hoş yemek

Ve bir ahmağa söylenmiş hak söz.

İşte bunların tümünden varılacak ana sonuç:

Yapacağınız işlere, vereceğiniz emeklere yazık olmasın, boşa gitmesin istiyorsanız, nasıl, nerede, kimlerle ve ne şekilde yapacağınızı doğru tespit etmek ve doğru yapmak durumundasınız. Bu siyasette de böyledir, hayatın genel akışında da.

Değerli dostlar;

Bu konferansa yazık olmaması için, siyaset konusunda siyasi partilerin sadece bizim değil, Alevilerin değil, toplumun her kesiminin sesine kulak vermesi gerekmektedir.

Aleviler olarak, yurttaşlar olarak hayatın bize öğrettiği bir şey var; iri, diri ve bir olmadıkça; kurtuluşu yok kimsenin tek başına….

Bu gerçekten hareketle; bu konferansın genel amacına uygun olarak; tüm ezilenleri, tüm sömürülenleri, tüm hak ihlallerine uğrayanları kucaklayacak bir perspektifle, tüm sosyal demokrat, sol, sosyalist, komünist partileri, gruplar ve çevreleri, şu önümüzdeki seçimde birlikte davranmaya davet ediyoruz. CHP-DSP güç birliğini, olumlu buluyor olmakla birlikte, yeterli bulmuyoruz. Şeriata karşı mücadelede, bir tek kum tanesine dahi ihtiyacımızın olduğunu düşünüyoruz.

Bu birliktelik, bir cem olacaksa, biz orada süpürgeci olmaya hazırız.

19.05.2007

Av. Kazım GENÇ

Pir Sultan Abdal Kültür Derneği

Genel Başkanı

 

 

 
Ana Sayfa | Basın Açıklamaları | Yazı Dizisi | Haberler | Şubemizden Haberler | Yazarlar | Etkinlikler | Foto Galeri | Etkinlik Fotografları | Makaleler | Sivas Katliamı | Sivas Şehitleri | Katliamlar | Alevilik | Bilgi-Belge | Genel Mer.Yön Kurulu | Antalya Şube Yön. Kurulu | Pir Sultan Anıtı | Pir Sultan Yazıtı | Pir Sultan Abdal | Pir Sultan'ın Eserleri | Pir Sultan Abdal Dergisi | Tüzük | Takvim | Arşiv | Kaynakça | Kronoloji | Linkler | iletişim | Ziyaretçi Defteri
 
©2006 Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Antalya Şubesi Tüm hakları saklıdır.
Tel: 0 (242) 326 34 44 Faks: 0 (242) 247 55 45 E-Posta: iletisim@psakd.org