ALEVİ
OLURSUNUZ, FAKAT ALEVİLİĞE SAHİP OLAMAZSINIZ!
Alevi
Olursunuz, Fakat Aleviliğe Sahip Olamazsınız !
Aleviliği
iyi anlamak gerekir. Alevilik yalnız başına bir inanç sistemi
değildir. Yalnız başına bir kültür birikimi de değildir.
Yalnız başına bir ideoloji, ahlak kuralları bütünü..vs de
değildir. Alevilik, tüm bu saydıklarımızı içinde barındıran
bir yaşam biçimidir. Merkezi Anadolu olmasına rağmen kaynakları
heryerdedir.
Taşıyıcıları
Aleviler olmasına rağmen Alevilik, tüm insanlığa yöneliktir.
Bir kişiye, bir millete, bir ümmete ait değildir. Hiç bir
kişi, hiç bir millet Aleviliği ve Alevi değerlerini kendi
iradesi ile ipotek altına alamaz. Alevilik ve değerleri
sahip oluncak şeyler değildir. Alevi olursunuz fakat aleviliğe
sahip olamazsınız. Alevi değerleri ile ilişkilenebilirsiniz
ama onlara sahip olmazasınız. Sahiplik gibi bir aidiyet
duygusu yoktur. Evrende var olan herşey bir tek bütünün
parçalarıdır. Hiç bir parça diğerlerine sahip olamaz. Herşey
herşeye aittir, herkes herkese aittir. Aidiyet duygusu sahip
olmak şeklinde değil, bir ve bütün olmak şeklindedir. Hiç
bir parça ötekinin sahibi olmadığı gibi eşiti de değildir,
ancak eşdeğeridir. Yani hepsinin değeri birbirinden farklıdır
ve birbirine bağlı olarak vardır. Bu nedenle mülkiyet kavramı
da yoktur Alevilikte.
Hiç
kimse ihtiyacı olan şeye sahip olamaz ancak, ihtiyacı olan
şeyi, ihtiyacı olduğu sürece kullanır, üretir. Elinde ihtiyacının
fazlasını ihtiyacı olana devreder. Böylece israf da ortadan
kalkar, zamanın, emeğin boşa gitmesi de engellenir. Liyakat
da yerini bulur. Bu hak'tır. Herkes, her canlı hatta her
cansız hakkı kadar tasarruf sahibidir.
Böylesine
detaylı, böylesine derin bir anlayışa ait olduğunu söyleyip
sonra da bu anlayışın değerlerinden birini yine bu anlayışa
küfür edercesine kendi mülkiyetine almaya çalışmak başka
şeylerle açıklanabilir. Böyle bir çaba içine giren insan
yolunu değiştirmiş, Aleviliğin dışında bir yola mensup olmuş
demektir. Bir insan, başka bir yola mensup olmuş ve hala
Alevilik değerleri üzerinde bireysel tasarruflar ediniyorsa
her bakımdan edep sınırlarını aşmış, birliği beraberliği
kirletmeye çalışıyor demektir.
Alevilik
kurallarına göre böyle bir insanın önce yola davet edilmesi
gerekir. Davete icabet etmiyorsa teşhir edilerek dışlanır
ve bu dışlanma ilgili olan herkese bildirilir. O insan ölünceye
veya hatasını düzeltinceye kadar bu dışlanma yani düşkünlük
durumu devam eder.
Hıdır
Temel'i ve yaptıklarını bu kapsamda değerlendirmek gerekir.
Ülkemizde
Alevi kuralları ve yaptırımlarının hepsini uygulama şansımızı
ortadan kaldıran yasalar ve kurumlar var. Hıdır Temel'i
düşkün ilan ederek yapacaklarını engelleme şansımız olmayabilir.
O nedenle Hıdır Temel'in ve onun gibi bizlerin uymak zorunda
olduğumuz anayasadan doğan hukuksal olanakları, demokratik(!)
hakları kullanmamız gerekir. Yasal ve demokratik sınırlar
içerisinde Hıdır Temel'in bu yanlış hareketini engellemenin
yollarını geliştirmemiz gerekiyor. Öncelikle kurumlarımızın
devreye girmesi ve hukukçuların bu sorunu çözmeye çalışmaları
gerekiyor.
Bunun
dışında imza kampanyası gibi kitlesel tavırların da geliştirilip
uygulamaya konulması toplumsal bir gerekliliktir diye düşünüyorum.
Tüm çaba ve uğraşlarımız süresince de Hıdır Temel'in insan
olmaktan kaynaklı haklarını gözardı etmememiz de bir zorunluluktur.
Özellikle hakaret, aşağılama gibi tavırlardan da uzak durmamız
gerekir diye düşünüyorum.
Sonuç
olarak Hıdır Temel'in bir an önce gönül ve akıl gözünün
açılmasını diliyorum. Umarım bir an önce Alevilikle bağdaşmayan
bu tavırdan vazgeçer.