Hrant
Dink, Agos gazetesinde 10 Ocak'ta yayınlanan "Ruh halimin
güvercin tedirginliği" başlıklı yazısında şunları söylemişti:
'Ruh
halimin güvercin tedirginliği'
Kendimden emindim, gerçekten
yazımda Türklüğü aşağılamak gibi bir niyetim ve kastım -hiç
ama hiç- yoktu. Dizi yazılarımın tamamını okuyanlar bunu çok
net olarak anlayacaklardı.
Nitekim işte, bilirkişi
olarak tayin edilen İstanbul Üniversitesi öğretim üyelerinden
oluşan üç kişilik heyetin mahkemeye sunmuş olduğu rapor da
bunun böyle olduğunu gösteriyordu.
Endişelenmem için bir
sebep yoktu, davanın şu ya da bu aşamasında muhakkak yanlıştan
dönülecekti…
…Adliye koridorlarında
üzerime saldırıyordu faşistler, ırkçı küfürlerle. Pankartlarla
hakaretler yağdırıyorlardı. Yüzlerceyi bulan ve aylardır yağan
telefon, e-mail, mektup tehditleri her seferinde biraz daha
artıyordu.
…Bilgisayarımın güncesi
ve hafızası bu kesimdeki yurttaşlar tarafından gönderilen
öfke ve tehdit dolu satırlarla yüklü. (Bu mektuplardan birinin
Bursa'dan postalandığını ve yakın tehlike arzetmesi açısından
da hayli kaygı verici bulduğumu ve tehdit mektubunu Şişli
Savcılığı'na teslim etmeme rağmen bugüne değin herhangi bir
sonuç alamadığımı yeri gelmişken not düşeyim.)…
…Siz, hiç mi güvercin
izlemezsiniz? "Ölüm-Kalım" dedikleri Kolay bir süreç değil
yaşadıklarım... Ve ailece yaşadıklarımız... Ciddi ciddi, ülkeyi
terk edip uzaklaşmayı düşündüğüm anlar dahi oldu. Özellikle
de tehditler yakınlarıma bulaştığında...
O noktada hep çaresiz
kaldım.
"Ölüm-Kalım" dedikleri
bu olsa gerek.
…"Kaynayan cehennemler"i
bırakıp, "Hazır cennetler"e kaçmak her şeyden önce benim yapıma
uygun değildi.
Biz yaşadığı cehennemi
cennete çevirmeye talip insanlardandık.
Türkiye'de kalıp yaşamak,
hem bizim gerçek arzumuz, hem de Türkiye'de demokrasi mücadelesi
veren, bize destek çıkan, binlerce tanıdık tanımadık dostumuza
olan saygımızın gereğiydi. Kalacaktık ve direnecektik…
… Ama tüm bunlar olurken
şu gerçeği de tek güvencem sayacağım. Evet kendimi bir güvercinin
ruh tedirginliği içinde görebilirim, ama biliyorum ki bu ülkede
insanlar güvercinlere dokunmaz. Güvercinler kentin ta içlerinde,
insan kalabalıklarında dahi yaşamlarını sürdürürler.
Evet biraz ürkekçe ama
bir o kadar da özgürce.
Evet… Hrant Dink böyle diyordu
son yazısında…Kendisi ile bir kez tanışmış , bir kez konuşmuştum.
Malatya Ermenilerindendi…yetimhanede büyümüş bir ermeni entelektüeli
ve demokratı idi .
Bu ülkede milliyetçiyim diyenlerin
bir çoğundan daha fazla yurtsever olan bu insan, ülkemizde
yaratılan ırkçı faşist rüzgarlara kurban edildi. Özünde demokrasiye
insanlığa ve özgürlüğe sıkılış bu kurşunlar daha önce de Abdi
İpekçi'yi, Uğur Mumcu'yu, Çetin Emeç'i, Bahriye Üçok'u , Turan
Dursun'u , Metin Göktepe'yi aramızdan almıştı.
Son yazısında da belirttiği
gibi ruh hali bir güvercinin tedirginliği içinde idi… Aslında
belgesel nitelik taşıyan bu yazı herkese ulaşmalı , herkesçe
okunmalıdır. Bir vasiyet kıvamında yazılmış olan Agos gazetesindeki
son yazısı, direncinin ve yurtseverliğinin de bir bakıma kanıtıdır.
Bu ülkede insanlar güvercinlere
dokunmaz diye hayli iyimser olan Hrant beklide aslında olması
gerekeni söyledi. Ama gerçek şu ki güvercinleri de vururlar
bu ülkede, acımasız insanlık dışı hoyrat ve ırkçı bir ruh
hali taşıyanlar senin güvercin tedirginliğindeki ruh halini
nereden anlayacaklar Hrant kardeş ?
Diyorsun ki… 'Bir gün gitmek
mecburiyetinde kalırsak ama... Tıpkı 1915'teki gibi çıkacaktık
yola... Atalarımız gibi... Nereye gideceğimizi bilmeden...
Yürüyerek yürüdükleri yollardan... Duyarak çileyi, yaşayarak
ızdırabı... '
Evet Hrant kardeş… Ataların
Erzurum -Erzincan bölgesinden sürgüne gönderildiklerinde Dersim
bölgesinde Seyit Rıza 10 000 civarında yaşlı-çocuk ve hasta
Ermeniyi 2 yıl boyunca misafir ederek 17-Ekim-1917'de Rusya'da
devrimi yapan Lenin ile yazışıp, 1918 Şubatında kalan misafirleri
geri çekilen Rus kuvvetlerine teslim etmiş ve katledilmelerini
önlemişti.
Nereden anlayacaklar ' sari
gelinlerin ' gözyaşlarını, nereden anlayacaklar senin bu ülkeyi
ne kadar sevdiğini, ya da neden anlasınlar ki seni?
Yüreği kara, yüzü kara, özü
kara beyni kara insanlar halkların kardeşliğine inanmayanlar
, insanlığa sevgi ile yaklaşamayanlar neden anlamaya çalışsınlar
ki seni.
Böylelerinin sözlerinin ,
savunmalarının, bilgilerinin bittiği yerde silahları konuşur,
'korunmuş silahları'... Seni korumayanlar-koruyamayanlar o
tetiği çekenleri korur- korudu - koruyacak..!
Ama insanlığa sevgi ile bağlı
olan , sevgi bizim dinimizdir diyen ve halkların-ulusların
kardeşliğine inanan bizler seni asla unutmayacağız..!