‘Geleneksel
Abdal Musa Sultan Anma Etkinlikleri’ne; şu anki köy muhtarlığını
ve köydeki Dernek başkanlığını yürüten Ali Tören’in gelmesi
ile beraber, meydana gelen olumsuzluklar nedeniyle katılmıyorduk.
Neydi bu olumsuzluklar: Tekke Köyü Muhtarı törenlerde ilk
iş olarak bu güne kadar görülmemiş bir uygulamaya imza attı.
MHP milletvekilini ve gerici şahsiyetleri törenlerde konuşturdu.
Alevi Bektaşi Kuruluşları ile önceden yapılan protokollere
uymadı. “parayı kim verirse onu konuştururum…” şeklindeki
yaklaşımı ile de; Alevi düşünce ve inancı ile alakalı olmadığını,
Alevi inancını/kültürünü önemsemediğini, kendisi için önemli
olanın “para” olduğunu daha ilk günden ortaya koydu. Çağrılan
konuklar, panelistler, sanatçıların bazıları ve gösterilerde
de; Aleviliğin binlerce yıllık anlatımları değil, gericilik-Sünnileştirme-Şiileştirme
ve akçeli ilişkiler ön plana çıktı. Bu nedenle ‘Alevi Bektaşi
Kuruluşları Birliği Derneği’ döneminden itibaren, Elmalı/Tekke
Köyde yapılanlar en üst düzeyde protesto edildi ve törenlere
müteakip yıllar katılınmadı.
Alevi
Bektaşi Federasyonu’nun yapılan son GYK toplantısında; “Yol
Önderlerimiz’in Anma Etkinliklerine katılmamanın, buraları
Aleviliği Sünnileştirmek isteyenlerin, gericilerin, bağnazların
manevra alanı haline getireceği” tespitinden hareketle: Bundan
sonra şartlar ne olursa olsun “yol Önderlerimizin” mekanlarına
ve bu mekanlarla ilgili inançsal/kültürel çalışma ve organizasyonlara
sahiplenme ve yanlışlara müdahale etme kararı alınmıştır.
Bu
bağlamda önümüzdeki ilk büyük anma etkinliği olan “21.Abdal
Musa Sultan Anma Etkinliği” için de, Ege ve Batı Akdeniz’deki
örgütlerimizin katılımı kararlaştırıldı.
15.05.2005
tarihinde Antalya’da “Zorunlu Din Derslerinin Kaldırılması”
ile ilgili yaptığımız “Batı Akdeniz Bölge Toplantısı” esnasında
yaklaşan 21.Abdal Musa Sultan Anma Etkinlikleri hakkında da
görüşmeler yapmak için Tekke Köyü Muhtarı Ali Tören de davet
edildi. Bölge toplantısı sonrası Alevi Bektaşi Federasyonu
Genel Sekreteri: Attila Erden, Genel Örgütlenme Sekreteri:
Hüseyin Yıldırım ve Genel Eğitim ve Kültür Sekreteri: Tekin
Özdil ile Tekeköyü muhtarı ve köyden gelen heyetle görüşüldü.
Muhtara; daha önceki yıllarda yapılan olumsuzluklar hatırlatılıp,
‘bu yıl yapılacak törenlerin Alevi inancına/kültürüne hizmet
edebilmesi için neler yapabileceğimizi’ sorduk. ‘Herhangi
bir kurum/kuruluş ile yaptığı bir protokol veya antlaşmanın
olup olmadığını’ sorduk. Muhtar “Tören gününün belirlendiğini,
bir programlarının olduğunu” söyledi. ABF Genel Sekreteri
Attila Erden “o zaman programda neler yer alacak? Hangi sanatçılar
gelecek? Konferans veya panellerde kimler konuşacak? Konuları
ne olacak? Açılışta kimler konuşacak? Kısacası anma etkinliğinin
muhtevasını bilmeliyiz. Programın içeriğini bilmeden destek
vermemiz olanaklı olamaz’ dedi. Muhtar Ali Tören Programın
muhtevası hakkında bilgi vermeden, “biz arkadaşlarımızla bir
değerlendirelim size bilgi veririz” dedi ve toplantıdan ayrıldılar.
Aslında Tekke Köyü Muhtarının Cem Vakfı ile önceden protokol
yaptığı yönünde bizlere bilgi gelmişti ama, biz yinede sonucu
görelim dedik. kısa bir süre sonra Muhtarlık Anma etkinliklerinin
davetiyelerini ortaya çıkardı ki, (bu davetiye basıldığında
var olmayan) Alevi Vakıflar Federasyonu adı altında birkaç
vakfın ismi ile Törenleri düzenleme Komitesi oluşturulmuş.
Bu vakıflardan “Kayseri Hacı Bektaş Veli ..Vakfı” nın da ismini
görünce, Kayseri’deki Dernek ve Vakıf yöneticilerine telefon
ettim. “böyle bir organizasyonda var mısınız? Yoksa bilginiz
dışındamı isminiz yazılmış?” diye. “Kesinlikle haberlerinin
olmadığını, isimlerinin açılmasının kendi bilgileri dışında
olduğunu” söylediler. Bu da ; Alevi Vakıflar Federasyonu başlığı
altında toplanan örgütlerin (ki böyle bir federasyonun daha
resmi olarak kurulamadığını/kurulamadığını biliyoruz) bir
kısmının hiç haberi olmadığının göstergesi idi.
Alevi
Bektaşi Kuruluşları Birliği Federasyonu’na bağlı Batı Akdeniz
Şubelerimiz ile 12.haziran.2005 de Antalya’da son bir toplantı
yaptık ve Federasyonun aldığı kararı nasıl hayata geçireceğimizi
konuştuk. 21.Abdal Musa Sultan Anma Etkinliklerine, sadece;
katılımın en yüksek olacağı ve protokol konuşmalarının da
yapılacağı 25 haziran 2005 cumartesi günü katılmayı ve Pazar
günü en geç saat onda ayrılmayı kararlaştırdık. Aldığımız
kararı ABF olarak bölgedeki şubelerimize ulaştırdık. Yapacağımız
organizasyonda işin yükünü de Antalya şubelerine verdik.
Amfi
tiyatro, Cem salonu gibi yerlerin önceden tertip komitesi
marifetiyle üç gün boyunca kapatıldığını bildiğimizden, biz;
Abdal Musa Türbesinin avlusunun içinde bir günlük program
yapmaya karar verdik.
Görevli
gençlerimize giydirilmek üzere önyüzünde “Alevi Bektaşi Federasyonu”
arka yüzünde “Zorunlu Din Derslerine Hayır” ve bir kısmından
da “İlimden Gidilmeyen Yolun Sonu Karanlıktır” yazılı 200
adet gömlek diktirdik. ABF adına şubelerimizce kesilecek kurbanların
düzenli kesimi ve dağıtımı için Antalya’dan kazan, ocak ve
kap hazırlattık.
CEM
ESNASINDA ÇİRKİN SALDIRI
25.06.2005
Cumartesi günü yapacağımız etkinliklerde kullanacağımız “ses
cihazları” nı en uygun yere kurmaları için bir gün önceden
(24.06.2005 günü) ABF ye bağlı kurumlarımızın İzmir ve Antalya
şubelerinden, çoğunluğu gençlerden oluşan 12 kişi gönderdik.
Bu görevlilerimiz Abdal Musa Türbesinin Bahçesinde daha önceki
yıllarda da Cem ve gösterilerin yapıldığı kesime ses cihazlarını
indirip kuruyorlar. Hepsinin de üstünde yukarıda bahsettiğim
ön yüzünde “Alevi Bektaşi Federasyonu” yazılı gömlekler mevcut.
Görevlilerin
ses cihazlarını ayarlamalarından sonra, kasetten Alevi deyiş
ve semah parçalarını çalmaya başlıyorlar. Bahçede toplanmış
halk kalkıp semah dönmeye başlıyor. Bu arada köy muhtarı Ali
Tören ve Cem Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi olduğu söylenen Ertuğrul
Aslan görevli arkadaşlarımızın yanına gelip “bu cihazları
buradan kaldırın, sizlere alternatif program yaptırmayacağız.
Bu alanda Cem yapmanıza izin vermiyeceğiz, Biz bu etkinlikler
için masraf ettik. On beş milyar Türk lirası verirseniz burada
kalın aksi halde sizi buradan kaldırırız…” diyorlar. Görevli
arkadaşlarımız Antalya’da bulunan bizlere (ABF örg.sekr. Hüseyin
Yıldırım ve ABF Eğt.ve Kül.sekr. Tekin Özdil’e) telefonla
durumu aktardılar. Bizde “yerlerini terk etmemelerini hemen
oraya gelmek için yola çıktığımızı” bildirdik. Ve Tekeköyü’ne
gitmek için yola çıktık. Köy Muhtarı Ali Tören ve Cem Vakfı
yöneticisi Ertuğrul Aslan’ın (ve organizasyonda yer alanların)
daha önceden bir kavga çıkarmak için hazırlık yaptığı, belli
sayıda genci hazırladıkları görülmekte... Abdal Musa Türbesinin
bahçesinde Alevi Bektaşi Federasyonu adına görevli olan insan
sayısının o anda az olduğunu gören bu kişiler daha önceden
hazırladıkları 45-50 kişilik gençlerden oluşan (muhtarın çocuklarının
da içinde olduğu) bir gurubu alıp Türbeye doğru geliyorlar.
Bu arada Birkaç saat önce Abdal Musa Türbesinin bahçesinde
görev yapan gençlerimizin yanına gelen Alevi Bektaşi Federasyonu
MYK üyesi Ergül Şanlı (Dede) halkın yoğun isteği üzerine Cem
tutmaktadır. Semah dönen gurup Ergül Şanlı Dedenin karşısında
darda, Gülbank’ları okunurken Muhtarın ve Cem Vakfından Ertuğrul
Aslanın yönlendirdiği bu 45-50 kişilik kendini bilmez gurup
Abdal Musa Türbesinin avlusunda Cem tutan, semah döndüklerinden
dolayı darda dedelerinde dua alan insanlara ve görevlilerimize
saldırıyorlar.
Geçen
sene biz olmadığımızdan, bu avluda ve Abdal Musa Sultan Pirimizin
sandukasının bulunduğu iç mekanda Menzil Tarikatından insanlara
iki rekat Şeriat namazı kıldıran zihniyet Alevi Bektaşi Federasyonunun
varlığından dolayı bu sene şeriatçı anlayışla kol kola giremedi.
Türk-İslam sentezcilerinin cirit atması zorlaştı. Aleviliğin
aslında ne kadar Sünnilikle kardeş olduğu, Camiye gidip kurtulmamız
gerektiğini anlatamayan ve ırkçı zihniyetinde propagandasını
yapamayan anlayışların temsilcileri varlığımızdan rahatsız
olmuşlardı.
Ama
biz bu güruhun Cem yapan insanlara da saldırabileceklerini
düşünememiştik. Hata etmişiz. Alevilikten nasibini almamışların,
Aleviliği kendi ikballeri olarak görenlerin, Aleviliği Sünnileştirmek
yada Şiileştirmek gibi bir misyonu olanların , gerçek yüzlerinin
açığa çıkması ile hırçınlaşacaklarını, saldırganlaşacaklarını
bilmeliydik.
Bu
utanç tablosundan Tekeköyü halkının haberdar olduğunu ve onayladığını
sanmıyoruz. Muhtarın ve Cem Vakfı ile beraber hareket eden
Vakıfların yöneticilerinin utanmazlığı ve son çırpınışlarının
sonucudur. Bu olaydan haberdar olacak insanlarımızın; hem
Tekke Köyü’nde hem de Abdal Musa Sultan Anma Etkinliklerinde
adı geçen Vakıfların üyelerinin de olaya seyirci kalmayacaklarını
biliyoruz. Bu kurumlarda üye olan insanlar: “bir alevinin
Cem yapan bir topluluğa nasıl saldırabileceğini” sorgulayacaklardır.
Köy halkı Muhtara, adı geçen Vakıfların üyeleri de (Cem Vakfı,
Kartal Cem Evi… ) yöneticilerine Hesap soracaklardır.
Olay
esnasında direnen ve alanı bu yobaz guruba terk etmeyen görevlilerimize
teşekkür ediyoruz. 21.Abdal Musa Sultan Anma Etkinlikleri
organizasyon komitesi tarafından hazırlanan bu planlı saldırı
görevlilerimizin direnci ve alanda bulunan halkın görevlilerimizi
desteklemesi sonucu hedefine ulaşamamış, silahları geri tepmiştir.
ABF yöneticimiz Ergül Şanlı’nın olayı soğukkanlılıkla tahlil
etmesi sonucu; muhtarın ve Cem Vakfı yöneticisi Ertuğrul Aslan’ın
Jandarmayı yanlış yönlendirmesinin önüne geçilmiş böylece
bu saldırgan-gerici gurubun ikinci planı da geri tepmiştir.
Olaydan
yaklaşık bir saat sonra Örgütlenme Sekreterimizle birlikte
Abdal Musa Türbesinin avlusuna geldik. Jandarma ile kısa bir
istişarede bulunduktan sonra bir durum değerlendirmesi yaptık.
Programımızda olmamasına ve Şubelerimizden daha gelen hiçbir
kafile olmamasına rağmen, Türbenin avlusunda (halkında isteği
ile) Ergül Şanlı Dedenin yöneteceği bir Cem yapmaya karar
verdik. Ve Cem başladı. Abdal Musa Sultanın avlusunda yaklaşık
1700 kişinin katıldığı bir Cem tertip ettik.
Sabah
erkenden çeşitli illerden Şubelerimizin kaldırdığı Otobüsler
gelmeye başladı. Abdal Musa Türbesinin avlusu tıklım tıklım
oldu. Sabah ilk iş olarak şube başkanları ile bir değerlendirme
toplantısı yaptık. Değerlendirmede: “olanlara rağmen serin
kanlılığımızın muhafaza edilmesine, Yol önderlerimizin mekanlarının
kavganın değil, sevginin harmanlandığı alanlar haline getirilmesine,
bundan sonra hiçbir yol önderimizin mekanının “Sünnileştirme”
aracı olarak kullanılmasına izin verilmemesine…” gibi bazı
kararlardan sonra Kurbanlar kesildi ve görevlileri lokmaların
dağıtıma hazır hale gelmesi için görevlerinin başına geçti.
Daha
önceden hazırladığımız üzerinde “Alevi Bektaşi Kuruluşları
Birliği Federasyonu” yazılı oldukça büyük pankartı bahçede
uygun bir yere çektik. Abdal Musa’ya gelen her canımızın Türbe
ziyareti amacıylada olsa bu avluya mutlaka gireceğini bildiğimizden
yan yana masalar kurarak “Zorunlu Din Derslerine Hayır kampanyası”
için imza standları açtık. Akşama kadar görevlilerimiz sabit
ve dolaşarak imza topladılar. Alevi Vakıfları Federasyonu
olarak adlandırılan listenin içerisinde yer alan kuruluşlara
yakın düşünen insanların “zorunlu din derslerinin kaldırılması
imza kampanyası”na imza vermemeleri, “din dersleri niye kaldırılıyor,
devam etsin, biz kaldırılmasını istemiyoruz” diyerek imza
vermemeleri bu cenahın Alevilik ve özgürlüklerle ilgili bakış
açılarını görmemiz açısından bir gösterge olsa gerektir.
Akşam
üstü saat Beşte programımızı başlattık. Önce Antalya kuruluşlarımızın
Semah ekibi 45 dakikalık mükemmel bir semah erkanı yaptı.
Ardından Mersin Hacı Bektaş Veli Kültür ve Tanıtma Derneği
Semah ekibi yaklaşık 30 dakikalık bir Semah erkanı yaptı.
Ardından Kuruluşlarımızda görev yapan Canlarımızın Nefeslerimizden,
Duvazlarımızdan örnekler sunduğu izleyicilerinde katıldığı
bir bölüm yapıldı.
Saat
20:oo civarlarında Mehmet Turan Dedenin yönetiminde, Ergül
Şanlı Dede, Elvan Çelen Dede, Sultan Battal Ana Bacının da
katkı sundukları “Abdal Musa Sultan Cemi” başladı. Mehmet
Turan Dedenin Ceme ve Ceme katılan kitleye hakimiyeti o kadar
mükemmeldi ki Cemin başlangıcında 2000 civarında olan Cem
erenlerinin sayısı gittikçe artarak 2500-3000 arası bir sayıya
ulaştı. Cem saat 10.30 dolaylarında sona erdi. Ardında gündüzden
hazırladığımız dev boyutlardaki perde üzerinde sine vizyon
gösterisi yapmaya başladık. Önce “Sivas Belgeseli” ardından
“Bin yılın türküsü” gösterildi. Gece saat bir civarında programımıza
son verdik. Ve kafileler halinde dönüşler başladı.
Sonuç
olarak bu olay bize şunu göstermiştir:
Türkiye’de
Devletin Aleviliği Sünnileştirme politikası devam etmektedir.
Aleviliğin asimilasyonu için misyon verilen ‘Alevi olduğu
söylenen kişilerce kurulan’ kuruluşlar Alevilik kalesini içten
fethetmekle görevlidirler. Aleviliği, Sünnileştirme misyonu
ile görevli olanlar, artık Aleviliği Şiileştirmek misyonu
ile görevli olanlarla ittifak etmektedirler. Abdal Musa’da
meydana gelen bu çirkin saldırı olayı ; geçen yıl İran Mollaları
tarafından İran’a davet edilip Devlet protokolü ile ağırlanan
ve kapalı kapılar ardından ne pazarlıkların döndüğünü bilmediğimiz
kişi ve temsil ettikleri kurumlar ile Türk-İslam sentezcilerini
bir araya getirmiştir.
Bizlerde
Yol önderlerimizin mekanlarına ve onlar adına yapılan anma
etkinliklerine sahip çıkacağız. Bu konuda –tarihte atalarımızın
öğretiyi bize ulaştırmak için verdikleri bedeller gibi- bizde
bu Yol ve Erkanın sürmesi, bu öğretinin gelecek nesillere
aktarılabilmesi için her türlü bedeli ödemeye hazırız. Yani;
bu “yol düşkünlerinin” işi, bu “Cem yapanlara saldıranların”
işi bundan sonra zor olacaktır. Antalya/Tekke Köy’deki olayın
bir daha meydana gelmesine izin vermeyeceğiz. Muhtarların,
Belediye başkanlarının kendi asli işleri ile uğraşmalarının
tamda zamanıdır. Alevi Bektaşi toplumunun “yol/inanç önderleri”ne
sahiplenme hakkı yine Alevi Bektaşi Toplumunun ve onun en
büyük örgütlü yapılarının hakkıdır.
Türkiye’de
ve Dünyanın diğer ülkelerinde yaşayan bütün Alevi Bektaşi
canlarımıza sesleniyoruz.: Aleviliği para ve makam zanneden,
Aleviliğin Sünnileşmesinde - Şiileştirilmesinde sakınca görmeyen,
tâ kadimden beri var olan öğretimizi doğmalara teslim etmek
isteyen bu gerici ve şer cephesine karşı sesinizi yükseltiniz.
Hacı
Bektaş Veliyi Anma Törenlerinde, Hz.Pir’e yakışır bir organizasyonda
buluşmak dileğiyle.