Yüksel
IŞIK : 10. Genel Kurul ve Fevzi Gümüş’ün
adaylığı
Pir
Sultan Abdal Kültür Derneği 10. Genel Kurula doğru gidiyor.
Nisan’da yapılması planlanan Genel Kurulu, yoğun bir gündem
bekliyor. Hem ülkenin kangren haline gelmiş temel problemleri
hem de bu problemlerle örtüşen Aleviliğe içkin problemler
nedeniyle yoğunlaşan gündemde kendi payımıza düşen bölüme
yön verebilmek ve ortak paydamıza sahiplenebilmek için PSAKD
10. Genel Kurulu büyük önem taşıyor.
2006
Şubat’ında yapılan 9. Genel Kurul’un seçilen yönetim kurulunu
yürütmekle görevlendirdiği temel talepler, hala güncelliğini
ve talep olma özelliğini koruyor. PSAKD’ın her Genel Kurulu,
bir öncekinden devraldığı bayrağı bir sonrakine devredene
kadar, hem Aleviliğe ilişkin temel taleplerin gerçekleşmesi
hem de ülkenin demokratikleşmesi mücadelesinde kararlı ve
tutarlı bir duruş sergileme gayreti içinde bulunuyor. Zorunlu
din derslerinden katliamların aydınlatılmasına, Diyanet İşleri
Başkanlığı’nın lağvedilerek, özgürlükçü bir laiklik anlayışının
benimsenmesinden Kürt sorununun barışçıl ve demokratik yol
ve yöntemlerle çözümlenmesine kadar bir dizi talebi karar
haline getiren 9. Genel Kurulun, bu talepleri 10. Genel Kurula
devrederken, “bir arpa boyu” da olsa yol aldığı biliniyor.
Kararları
pratiğe geçirme görevi, Genel Kurulun yetkilendirdiği Genel
Yönetim Kurulu’na düşüyor. Bu anlamıyla 9. Genel Kurul sonrası
başkanlığını Kazım Genç’in yaptığı Genel Yönetim Kurulu’nun,
Genel Kurulun kendilerine tevdi ettiği onurlu görevi yüzlerinin
akıyla ve elbette konjonktürden kaynaklı kimi aksamalara karşın
yerine getirdiği biliniyor. Zorunlu din dersi konusunda resmi
konseptin “mızrağı çuvala sığmaz” hale gelmişse, bunda,
PSAKD’ın yürüttüğü hukuki ve demokratik mücadelenin büyük
payı bulunuyor. Hükümetin Alevi “açılımı” adı altında
yürüttüğü faydacı politikaların deşifre edilmesinde de, PSAKD’ı
baş rolde görüyoruz.
9.
Genel Kurulun almış olduğu kararları, süresi içinde yaşama
geçirme görevi yüklediği GYK içinde bulunan biri olarak, amacım,
iki yıllık süre içinde neler yapıldığını anlatmak değil. Tam
tersine, Genel Kurul süreçlerinin, bir önceki dönemin eksiklik
ve aksaklıklarının tartışılma zeminine dönüştürülmesi gerektiğine
inananlardanım. Resmi konseptin asimilasyoncu politikalarına
karşı demokratik ve özgürlükçü bir birlikte yaşama projesinin
sahiplerinden biri olan PSAKD’ın Nisan ayı içinde yapılacak
Genel Kuruluna egemen olacak havanın da demokratik ve özgürlükçü;
aynı zamanda sorgulayıcı bir içeriğinin olacağına inanıyorum.
Bu anlamıyla eleştirinin özgürleştiriciliğine inanan biri
olarak, sürece dair görüş ve düşüncelerin tartışmaya açılması,
önümüzdeki sürece de rehberlik edecektir.
Bu görüşlerin ışığında 10. Genel Kurulu nasıl bir sürecin
beklediğine ilişkin görüşlerimi satır başı niteliğinde paylaşmak
istiyorum.
PSAKD, mücadelenin dinamosudur
Türkiye
demokrasisi, henüz ayakları üstünde durabilen bir özellik
göstermiyor. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş sürecinde düşman
konsepti içine yerleştirdiği solcular, Kürtler ve İslamcılara(birincisinin
dağınıklığı nedeniyle gündelik tehlike olmaktan uzaklaşmış
olmasına rağmen) yönelik kaygılar devam ediyor. Kürt sorunu
bütün çetrefilliğiyle ve küresel güçlerin müdahalesini de
içerecek bir halde devam ediyor. Küresel güçlerin ılımlılaştırarak,
Türkiye’yi yönettirmek istediği İslamcı güçlerin Cumhuriyet’e
olan bakışlarında hiçbir değişim ve dönüşüm söz konusu olmadan
aynen devam ediyor. Üstelik Hükümete taşınan İslamcılar, tarihsel
miraslarını da hesaba katarak, susturamadığı Alevi toplumunu
asimile etme programını da farklı projeler adı altında sürdürüyor.
Başta 301 olmak üzere, düşünce ve örgütlenme özgürlüğünün
önündeki engeller varlığını sürdürüyor. Karanlık güçlerin
işlediği cinayetlerin ve katliamların üstündeki sır perdesi
kalınlaşarak devam ediyor.
Yakın
zamanda Alevileri hedefleyen girişimlerin önümüzdeki dönem
şiddetlenerek artacağı görülüyor. Üstelik “açılım” sırasında
yaptıkları hatalardan dersler çıkararak, Alevileri “yüzde
99’un hanesi”ne yazma hedeflerinden de vazgeçmedikleri biliniyor.
Zorunlu din dersinde ısrar ediyorlar; Diyanet’in varlığını
ısrarla savunuyorlar; bütün bir topluma, gözünün önünde olup
biten bir katliamı her an anımsatma işlevi üstlenecek olan
Madımak Müzesi fikri karşısında dehşete düşüyorlar.
Ancak
ok yaydan çıkmıştır artık! Türkiye’de yüzlerce yıldır susturulmak,
asimile edilmek istenen Aleviler, artık bütün dünyanın görebildiği
bir mücadele sürecinden geçip gelmiş bulunuyor. Elbette, aralarında
sık sık “Hızır Paşa”lar da çıkartarak!
Demek ki, 10. Genel Kurul, zorlu ama umutlu bir süreçte yapılıyor.
Bu zorlu ama umutlu sürecin dinamosunun PSAKD olacağından
kuşku duymuyorum. 10. Genel Kurulun bu bilinçle davranarak,
bu kararlılığa uygun bir GYK oluşturacağına inanıyorum.
Fevzi Gümüş adaylığı
Bu arada arkadaşımız, dostumuz, avukat Fevzi Gümüş’ün bu zorlu
ama umutlu göreve talip olduğu, örgüte gönderdiği mektuptan
anlaşılıyor. Genel Başkan Kazım Genç’in devredeceğini açıkladığı
Pir Sultan Bayrağı’nı devralma cesaret ve kararlılığını gösteren
Fevzi Gümüş’e başarılar diliyorum. Önümüzdeki dönemde hem
kamuoyu önünde Alevilere ait demokratik talep ve tezleri bütün
yönleriyle anlatabilecek nitelikleri ve aynı zamanda Alevi
örgütlenmelerine yönelik her türlü bölme ve parçalama gayretine
karşı takınacağı kararlılık özellikleri nedeniyle Fevzi Gümüş’ün
bu görevin altından kalkabileceğine inanıyorum.
Hiç
kuşkusuz, kahramanlıklar çağının geride kaldığını; artık,
atılacak her adımın “ortak aklın ürünü” olması gerektiğini
biliyorum. Fevzi Gümüş’ün başkanlık talebinin etrafından ortaya
çıkacak GYK’nın Alevi taleplerinin gerçekleşmesi için hem
kendi “ortak akıllarının” hem de bütün demokratik örgüt
ve çevrelerin “ortak akıllarının” birleşmesiyle hem
Alevi taleplerinin gerçekleşme şansının artacağını hem de
başta Kürt sorunu olmak üzere, 301, düşünce, örgütlenme ve
inanç özgürlüğünün önündeki bütün engellerin kaldırılması
sürecinin başlayacağına ilişkin umutlarımı taze tutmak istiyorum.