Sıvas Olayları Davası Yargıtay İlamı (04.05.2001)

     T.C.
YARGITAY 9. Ceza Dairesi
   YARGITAY İLAMI 04.05.2001
Esas No : 2000/3160
  Karar No : 2001/1471
Tebliğname No : 20000155351

TUTUKLU

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nı cebren ilgaya teşebbüs suçundan sanıklar Sedat Yıldırım, Temel Toy, Ali Teke, Durmuş Tufan, Yusuf Şimşek, Muhsin Erbaş, Harun Gülbaş, Bekir Çınar, Erol Sankaya, Mevlüt Atalay, Ahmet Turan Kılıç, Kenan Kale, Harun Yıldız, Zafer Yelok, Yunus Karataş, Halil İbrahim Düzbiçer, Ömer Faruk Gez, Ali Kurt, Ahmet Oflaz, Ekrem Kurt, Erkan Çetintaş, Faruk Sankaya, Hayrettin Gül, Harun Kavak, Süleyman Toksun, Hayreddin Yeğin, Mehmet Yılmaz, Adem Kozu, Mustafa Uğur Yaraş, Faruk Belkavli, Ömer Demir, Alim Özhan, İbrahim Duran, Etem Ceylan, Vahit Kaynar, Turan Kaya, Cafer Tayyar Soykök ve Faruk Ceylan ile Anayasal düzeni cebren ilgaya teşebbüse fer'an iştirak suçundan sanıklar Yalçın Kepenek, Metin Yokuş, Bünyamin Eliş, Bülent Güldü'nün bozmalar üzerine yeniden yapılan yargılamalarıyla müsnet suçlardan dolayı; mahkumiyetlerine dair Ankara 1 Numaralı Devlet Güvenlik Mahkemesi'nden verilen 16.6.2000 gün ve 1999/5 esas, 2000/87 karar sayılı bir kısım sanıklar yönünden re'sen de temyize tabi olan hükmün Yargıtay'ca incelenmesi sanıklar ve vekilleri tarafından istenilmiş, bir kısım sanıklar ve vekillerince incelemenin duruşmalı yapılması talep edilmiş olduğundan dava evrakı C. Başsavcılığı’ndan tebliğname ile daireye gönderilmekle bir kısım sanıklar hakkında duruşmalı, bir kısım sanıklar hakkında ise duruşmasız olarak yapılan inceleme sonunda; aşağıdaki karar tespit edildi:

Sanıklardan Ömer Faruk Gez'in 25.6.1975 olan doğum tarihinin kısa kararda doğru yazıldığı halde, gerekçeli karar başlığına 1973 olarak yazılması, mahallinde düzeltilebilir maddi hata kabul edilmiş,

18.6.1999 tarihinde yürürlüğe giren Anayasa değişikliği ile askeri üyenin mahkeme kuruluna katılmaması gerekirken, aynı günlü oturuma katılmış olması; bu oturumda yapılan işlemlerin bir kısım sanıklar yönünden yasa değişikliğinden önceki celselerde de yapılmış, sanık Mevlüt Atalay yönünden ise daha sonra tekrarlanmış bulunması, keza sonraki oturumlarda askeri üyenin kurula katılmadığının anlaşılması karşısında, bozma sebebi sayılmamıştır.

Anayasal düzeni zorla değiştirmeye kalkışmak ve buna fer'an iştirak etmek suçlarından yukarıda adları geçen sanıklar hakkında yapılan yargılama sonunda:

Sanıklar Muhsin Erbaş, Harun Gülbaş, Bekir Çınar, Erol Sankaya, Mevlüt Atalay, Ahmet Turan Kılıç, Kenan Kale, Harun Yıldız, Zafer Yelok, Yunis Karataş, Halil İbrahim Düzbiçer, Ömer Faruk Gez, Ali Kurt, Ahmet Oflaz, Ekrem Kurt, Erkan Çetintaş, Faruk Sarıkaya, Hayrettin Gül, Harun Kavak, Süleyman Toksun, Hayreddin Yeğin, Mehmet Yılmaz, Adem Kozu, Mustafa Uğur Yaraş, Faruk Belkavli, Ömer Demir, Alim Özhan, ibrahim Duran, Eteni Ceylan, Vahit Kaynar, Turan Kaya, Cafer Tayyar Soykök ve Faruk Ceylan'ın TCK.nun 146/1. maddesi,

Sanıklar Sedat Yıldırım, Temel Toy, Ali Teke ve Durmuş Tufan’ın TCK.nun 146/1 ve aynı kanunun 55/1. maddesi, Sanık Yusuf Şimşek'in TCK.nun 146/1 ve 47. maddeleri,

Sanıklar Bülent Güldü'nün TCK.nun 146/3 ve 55/3, sanıklar Yalçın Kepenek, Metin Yokuş, ve Bünyamin Eliş'in TCK.nun 146/3. maddeleri gereğince mahkumiyetlerine dair Ankara 1 Numaralı Devlet Güvenlik Mahkemesinden verilen 16.6.2000 gün ve 1999/5 Esas, 2000/87 Karar sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi, bir kısım sanıklar ve vekillerince incelemenin duruşmalı olarak yapılması talep edilmiş bulunmakla, CMUK.nun 318. maddesi uyarınca duruşmalı inceleme istemeye yetkileri bulunduğundan, bu yoldaki istek kabul edilerek duruşma açıldıktan sonra usul yönünden yapılan incelemede;

Hazırlık soruşturmasının icrası ile kamu davalarının açılmasında Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu ile 2845 sayılı Devlet Güvenlik Mahkemelerinin Kuruluş ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanunda öngörülen kurallara uyulduğu,

Hakimlerin yargılama ve hükme katılmalarında engel hallerinin bulunmadığı,

Duruşmalarda iddia makamının temsil edildiği,

CMUK.nun 305/1. maddesine göre res'en de temyize tabi hükmün, bir kısım sanıklar vekilleri tarafından temyiz edildiğinin öncelikle belirlendiği anlaşılmış olup;

Devlet Güvenlik Mahkemeleri'nin, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 143. maddesinde öngörüldüğü şekilde 2845 sayılı Kanun gereğince 1983 yılında kurulduğu, görevleri ile ilgili hükümlerin 1 Mayıs 1984 tarihinde yürürlüğe girdiği, bu mahkemelerin, suçun işlenmesinden sonra kurulmuş özel mahkeme niteliğinde olmayıp, yüklenen suçun da Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin görevine girmesi nedeniyle CMUK.nun 1, 2845 sayılı Kanunun 9. maddelerine göre davaya bakmaya görevli olduğu,

Görevsizlik kararlarının içerikleri ve Yargıtay'ın kamu güvenliğine binaen dava nakli nedeniyle bu mahkemenin CMUK.nun 8 ve 2845 sayılı Kanunun 2. maddelerine göre de yetkili bulunduğu görülmüş,

Mahkeme'nin Askeri Hakim üyesinin 18.6.1999 tarihinde yürürlüğe giren 4388 sayılı Anayasa'nın 143. maddesindeki vaki değişiklik ve 22.6.1999 tarihinde yürürlüğe giren 4390 sayılı Kanun gereğince görevinin sona ermesinden önce heyete katılımı ile yargılamanın sürdürülmüş olması; 4390 sayılı Kanunun geçici 3. maddesinde yer alan; "Bu kanunun yayımı tarihinden önce Devlet Güvenlik Mahkemelerinde görülmekle olan davalara kaldığı yerden devam olunur." şeklindeki hükmü ile 2845 sayılı Kanunun 25. maddesi kapsamı karşısında, daha önce yapılan işlemlerin yenilenmesine gerek bulunmadığı anlaşılmış,

Anayasa'nın 141 ve CMUK.nun 373. maddelerindeki hükümlere uygun şekilde duruşmaların aleni yapıldığı, sanık ve vekillerine yasanın öngördüğü şekilde savunma hakkının tanındığı, CMUK.nun 238. maddesinde belirtildiği üzere delillerin ikame ve münakaşasına katılımlarının sağlandığı, sanıklar ve vekillerinin konuşma ve görüşlerine bir sınırlama getirilmediği, esas hakkında mütalaaya karşı diyeceklerinin sorulduğu, anılan Kanun'un 251. maddesi uyarınca son sözün verilip, bu hususların aynı kanunun 266. maddesinde belirtildiği şekilde tutanağa geçirildiği tespit olunmuştur.

Anayasa'nın 9. maddesi; "Yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağınım, mahkemelerce kullanılır" hükmünü içermekte, 138. maddesinde de; "...hiçbir organ, makam, mercii veya kişi yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hakimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz..." denilmekte olup, buna göre de, mahkemelerin bağımsızlığı ile hakimlik teminatını güvence altına alan hükümlere uygun şekilde karar verildiğinin,

Sanıklar yönünden Anayasa'nın 143/1, CMUK.nun 260 ve 308/7. maddelerinde öngörülen zorunlu ve yeterli gerekçeyi taşıdığının, öncelikle belirlenmesini takiben hükmün esas yönünden incelenmesine geçildi;

İddia:

2.7.1993 günü Sivas ilinde yasadışı yürüyüş şeklinde başlayıp 35 kişinin çıkarılan yangın sonucu, 2 kişinin de ateşli silah yaralan ile ölmeleri, güvenlik görevlileri ile çok sayıda kişilerin yaralanmaları, bazı bina, ev, işyeri ve araçların tahrip edilmesi eylemlerine, bir kısım sanıkların faili belli olmayacak şekilde asli, bazılarının ise fer'i fail olarak ve Anayasal düzeni zorla bozma amacı ile katılmış olmalarından ibarettir.

II. SAVUNMALAR:

1) SEDAT YILDIRIM;

Hazırlık beyanlarında özetle; Paşa Camii'nde namaz kıldığını, Hükümet Meydanı'na doğru yürüyen kalabalığın arasına katıldığını, slogan attığını, Kültür Merkezi'ne doğru gittiğini, fotoğraftaki şahsın kendisi olduğunu belirtmiş, mahkemede ise; kalabalığa katıldığını, vilayete kadar yürüdüğünü, slogan attığını açıklamıştır.

2) TEMEL TOY;

Tüm aşamada olaylara katılmadığını, işyerinde olduğunu, olayları balkondan izlediğini, Belediye binası önünde slogan atıldığını duyduğunu ve otelin yandığını gördüğünü söylemiştir.

3) ALİ TEKE;

Her aşamada suçlamaları reddetmiştir.

4) YUSUF ŞİMŞEK;

Karakol ifadesinde; topluluk içinde olduğunu, slogan attığını, otele taş atmadığını bildirmiş, C. Savcılığında kalabalığa karıştığını, tekbir getirdiğini, otele 5 metre yaklaştığını, bir defa da kendisinin otele taş attığını söylemiş, tutuklama hakimliğinde otele taş attığını kabul etmiş, mahkemede ise suçlamaları reddetmiştir.

5) MUHSİN ERBAŞ;

Hazırlık ifadelerinde; toplulukla birlikte slogan atarak yürüdüğünü, mahkemede ise slogan attığını, tekbir getirdiğini, topluluğa katıldığını, vilayetten Kültür Merkezi'ne ve tekrar vilayete toplulukla birlikte gittiğini söylemiştir.

6) HARUN GÜLBAŞ;

Karakolda; slogan atan gruba karıştığını, Kültür Merkezi'ne gittiğini söylemiş, C. Savcılığı'nda; Kültür Merkezi'ne yürüdüğünü, slogan attığını bildirmiş, tutuklama hakimliğinde slogan atan gruba katıldığını, taş attığını, Kültür Merkezi'ne doğru yürüdüğünü belirtmiş, mahkemede ise Hükümet Meydanı'na gezmeye gittiğini, sloganlar atıldığını duyduğunu, topluluğun Hükümet Meydanı'ndan Kültür Merkezi'ne gittiğini, Kültür Merkezi önünde taşlamalar olduğunu söylemiştir.

7) BEKİR ÇINAR;

Karakolda; namaz kıldığını, daha sonra topluluk halinde slogan atarak Atatürk Caddesi'ne indiklerini, buradan vilayet önüne ve Kültür Merkezi'ne ulaştıklarını, grubun oteli taşladığını, Savcılıkta; Aziz Nesin'i protesto için topluluğa katıldığını, Kültür Merkezi'ne gittiğini, slogan attığını belirtip tutuklama hakimliğinde; gösteriye katıldığını, slogan attığını anlatmış, mahkemede ise slogan atmadığını, kalabalığa vilayet önünde ve Kültür Sarayı'nda katıldığını beyan etmiştir.

8) ERDAL SARIKAYA;

Kalabalığın slogan attığını ve oteli taşladığını beyan ederek tüm aşamalarda suçlamaları reddetmiştir.

9) AHMET TURAN KILIÇ;

Tüm aşamalarda, meydanda kalabalık gördüğünü, topluluğu dışarıdan izlediğini savunmuştur.

10) KENAN KALE;

Her aşamada suçunu reddetmiştir.

11) HARUN YILDIZ;

Olayları dışarıdan izlediğini bildirerek her aşamada suçlamaları reddetmiştir.

12) ZAFER YELOK;

Tüm aşamalarda suçlamaları reddetmiş, eve giderken topluluk gördüğünü, slogan atarak bağırmaları duyduğunu söylemiştir.

13) YUNİS KARATAŞ;

Mahkemede; 2 Temmuz 1993 tarihinde Ramazan Aslan'la birlikte aynı evde olduğunu, sokağa çıkma yasağı olduğundan bir yere gitmediğini söylemiş, bu ifadesi dışında başka beyanının olmadığı anlaşılmıştır.

14) HALİL İBRAHİM DÜZBİÇER;

Karakolda; otel önünde kalabalık olduğunu görünce oraya gittiğini, slogan attığını, otelin taşlandığını, Kültür Sitesi önündeki heykelin söküldüğünü gördüğünü, Savcılıkta; otel civarında kalabalığa katıldığını, slogan atmadığını söylemiş, Tutuklama Hakimliğinde; slogan attığını, oteli taşladığını beyan etmiş, mahkemede ise suçlamaları reddederek, kafasından yaralandığını ifade etmiştir.

15) ÖMER FARUK GEZ;

Karakolda; arkadaşları ile meydana kadar yürüdüğünü, megafonla taşkınlık olmaması için topluluğa konuşma yaptığını, heykelin yıkıldığını gördüğünü, Savcılıkta; topluluğa katıldığını, vilayet önüne geldiğini, slogan atarak Kültür Merkezi'ne gittiğini, topluluğu "dağılın" diye ikaz ettiğini, Tutuklama Hakimliğinde; topluluğa katıldığını, slogan attığını, Kültür Merkezi önüne kadar gittiğini söylemiş, mahkemede ise vilayet önünden Kültür Merkezi'ne kadar yürüdüğünü, slogan atmadığını savunmuştur.

16) AHMET OFLAZ;

Karakolda; işyerine giderken topluluğu gördüğünü, topluluk içine girmeden Kültür Merkezi'ne kadar devam ettiğim söyleyip, Savcılıkta; grubu arkasından takip ederek Kültür Merkezi'ne kadar yürüdüğünü, grubun içinde yer aldığını, slogan ve taş atmadığını belirtip, Tutuklama Hakimliği ve mahkemede ise olaylara katılmayıp sadece seyrettiğini açıklamıştır.

17) EKREM KURT;

Tüm aşamalarda suçlamaları kabul etmemiştir.

18) ERKAN ÇETİNTAŞ;

Karakolda; bira ve rakı içtikten sonra topluluğa katıldığını, kalabalık içinde "Allahüekber" diye bağırdığını, saat 20.00 sularında evine gittiğini, kalabalığın önünde "yak", "yak" diye seslerin geldiğini duyduğunu, Savcılıkta; otelin önüne geldiğini, birkaç kez slogan attığını, tekbir getirdiğini, devrik araçların üstündeki perdeleri yakanın Yunis Karataş olduğunu, alkollü olduğundan ne yaptığını bilmediğini, Tutuklama Hakimliği' nde; halkla beraber slogan attığını, otelin 20-28 metre gerisinde olduğunu söyleyip, mahkemede ise, "halk bağırıyordu, ben de Allahüekber diye bağırdım" demiştir.

19) FARUK SARIKAYA;

Karakolda; otelin önünde topluluğa katıldığını, slogan attığını, havaya ateş açılınca kaçtığını, Ömer Faruk Gez'i orada gördüğünü, Savcılıkta; topluluk içine girip slogan attığını, topluluğun önünde olduğunu, kalabalığın itmesi sonucu barikatı geçtiğini ifade ederek, Tutuklama Hakimliğinde; topluluğa katıldığını, galeyana gelip slogan attığını, yaralandığını belirtip mahkemede ise kalabalığı izlediğini, onlar "Allahüekber" deyince 2 sefer "Allahüekber" dediğini savunmuştur.

20) HAYRETTİN GÜL;

Tüm aşamalarda suçlamaları reddederek, topluluğun polis tarafından dağıtıldığını gördüğünü söylemiştir.

21) HARUN KAVAK;

Hiçbir aşamada suçlamaları kabul etmemiştir.

22) SÜLEYMAN TOKSUN;

Tüm aşamalarda suçlamalan reddetmiş, olaylan dışandan seyrettiğini söylemiştir.

23) HAYREDDlN YEĞİN;

Karakolda; topluluğa katıldığını, slogan attığını, Madımak Oteli'ne birkaç tane taş attığını, Savcılıkta; slogan attığını, otele 15 metre uzakta bulunduğunu söyleyip, Tutuklama Hakimliğinde; slogan attığını, taş attığını belirtmiş, mahkemede ise suçlamaları tümüyle reddetmiştir.

24) MEHMET YILMAZ;

Karakolda; namaz çıkışında toplu olarak slogan atıldığını söylemiş, diğer aşamalarda da suçlamaları kabul etmemiştir.

25) ADEM KOZU;

Karakolda; otele taş ve slogan attığını söyleyip, Savcılık ve Tutuklama Hakimliğinde de aynı şekilde beyanda bulunmuş, mahkemede ise suçlamaları reddetmiştir.

26) MUSTAFA UĞUR YARAŞ;

Tüm aşamalarda suçlamaları reddedip, slogan atıldığını duyduğunu beyan etmiştir.

27) FARUK BELKAVLİ;

Hiçbir aşamada suçlamaları kabul etmemiştir.

28) ÖMER DEMİR;

Tüm aşamalarda suçlamaları kabul etmeyerek, sloganların atıldığını duyduğunu söylemiştir.

29) ALİM ÖZHAN;

Tüm aşamalarda suçlamaları reddetmiştir.

30) İBRAHİM DURAN;

Tüm aşamalarda suçlamaları kabul etmeyerek otelin taşlandığını gördüğünü, slogan sesleri duyduğunu, otelin yandığını da uzaktan gördüğünü ve olayı otelin önüne giderek seyrettiğini söylemiştir.

31) ETEM CEYLAN;

Karakolda; Kültür Merkezi önüne gittiğini, Savcılıkta; Vilayet Meydanı'na yürüdüğünü, tutuklama Hakimliği'nde; Kültür Merkezi'ne "büst yıkılmış" dedikleri için görmeye gittiğini söylemiş, mahkemede ise işinden çıkıp Kültür Sarayı önünden geçerken polislerce yakalandığını beyan etmiştir.

32) VAHİT KAYNAR;

Tüm aşamalarda suçlamaları reddetmiş, otelin taşlandığını gördüğünü, sloganlar atıldığını duyduğunu söylemiştir.

33) TURAN KAYA;

Karakolda; topluluğa katıldığını, Kültür Sitesi ve vilayet önüne gittiğini, slogan attığını, anıta balta ile vurduğunu, Ali Kurt ve Temel Toy'u tanıdığını bildirerek, Savcılıkta; topluluğa katıldığını, "Allahüekber" dediğini, anıta kazmayı salladığını söyleyip, Tutuklama Hakimliği'nde; topluluğun arkasından gittiğini, tekbir getirdiğini, slogan atmadığını belirtmiş, mahkemede ise hiçbir şey yapmadığını söylemiştir.

34) CAFER TAYYAR SOYKÖK;

Karakol, Savcılık ve Tutuklama Hakimliği'nde; topluluğa karıştığını, slogan attığını söylemiş, mahkemede ise örgütle ilgisinin bulunmadığını, vilayet önünden Kültür Merkezi'ne kadar yürüdüğünü, slogan attığını belirtmiştir.

35) FARUK CEYLAN;

Tüm aşamalarda, taş ve slogan atmadığını, kalabalığı izlemek için Madımak Oteli'ne yürüdüğünü söylemiştir.

36) YALÇIN KEPENEK;

Karakolda; Kültür Merkezi'nin arkasında iki grubun birbirini taşlayıp, slogan attıklarını, Savcılıkta; Kültür Merkezi'nden giden grubun arkasından gittiğini, slogan atıldığını, topluluğa katılmadığını belirtip, Tutuklama Hakimliği'nde; topluluğu uzaktan seyrettiğini söylemiş, mahkemede ise suçlamaları reddetmiştir.

37) METİN YOKUŞ;

Karakolda; topluluğun içine girdiğini, slogan atarak Kültür Sitesi'ne geldiğini, burada taşlanma olduğunu, Madımak Oteli önündeki araçların yakıldığını, heykelin kırıldığını, Savcılıkta; toplulukla birlikte Kültür Merkezi önüne geldiğini, polis dağıtınca vilayet önüne gittiklerini, orada slogan attığını söyleyip, Tutuklama Hakimliği'nde; slogan attığını ancak taş atmadığını belirtmiş, mahkemede ise olaylara katılmadığını beyan etmiştir.

38) BÜNYEMİN ELİŞ;

Karakol, Savcılık ve Tutuklama Hakimliği'nde; topluluğa katıldığını, slogan attığını, tekbir getirdiğini söylemiş, mahkemede ise suçlamaları reddetmiştir.

39) BÜLENT GÜLDÜ;

Karakolda; toplulukla birlikte slogan attığını, Tutuklama Hakimliği'nde; topluluğa katıldığını, ancak slogan atmadığını söylemiş, mahkemede ise kalabalığı izlediğini belirtmiştir.

40) DURMUŞ TUFAN;

Karakolda; işyerinden giderken vilayet önündeki slogan atan, oteli taşlayan topluluğu gördüğünü, bunları yarım saat izleyip evine gittiğini, Savcılıkta; ağabeyi ile vilayet önüne geldiğini ve kalabalığı 2 saat seyredip evine gittiğini beyan etmiş, Tutuklama Hakimliği'nde; Vilayet Meydanı'ndaki olayı seyretip evine gittiğini söylemiş, mahkemede ise olay günü Etem Bey'in inşaatında çalıştığını savunmuştur.

41) MEVLÜT ATALAY;

Karakolda; birahanede iken cam kırılması üzerine dışarı çıktığını, kalabalığın oteli taşladığını, elinde benzin bidonu olan kişiyi yakalayıp polise teslim ettiğini, slogan attığını, araçlar tutuşunca kaçtığını, Savcılıkta; topluluğa katılıp slogan attığını, otelin camlarını taşladığını, barikatı zorladığını, perdeyi tutuşturanın Yunis Karataş olduğunu ifade edip. Tutuklama Hakimliği'nde; slogan attığını, tekbir getirdiğini, perdeyi tutuşturanın Yunis Karataş olduğunu söylemiş, mahkemede ise slogan atmadığını, olaya karışmadığını beyanla suçlamaları reddetmiştir.

42) ALİ KURT;

Karakolda; topluluğa katıldığını, slogan attığını, Kültür binasına yürüyüp taşladıklarını söylemiş, Savcılık ifadesinde, karakol ifadesini tekrar etmiş, Tutuklama Hakimliği'nde ise Vilayet Meydanı'na geldiğini, slogan attığını, Kültür Merkezi'ne gittiğini, Madımak Oteli önündeki topluluğa katıldığını belirtip, mahkemede de aynı ifadeyi tekrarlamıştır.

III- DELİLLER:

  • - Olay tutanağı,
  • - Olay yeri keşif ve hasar tutanakları,
  • - Teşhis tutanakları,
  • - İzlenen video bantları ve bunlara ilişkin bilirkişi çözüm tutanakları,
  • - Otopsi tutanakları,
  • - Doktor raporları,
  • - Kamu tanıkları ile bir kısım savunma tanıklarının yeminli beyanları,
  • - Bir kısım sanıkların aşamalarda değişiklik göstermeyen, bir kısım sanıkların ise aşamalarda değişiklik gösteren ikrarları,
  • - Müşteki ve müdahillerin beyanları,

IV- MAHKEMENİN KABULÜ:

Mahkeme, bir kısım sanıklar hakkında Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nı ilgaya teşebbüs suçundan, bir kısım sanıklar hakkında ise Anayasal düzeni zorla değiştirmeye kalkışma suçuna fer'an iştirak etmekten mahkumiyet hükmü kurmuştur.

V- TEBLİĞNAME:

Yargıtay C. Başsavcılığı'nın 9-2000155352 sayılı tebliğnamesinde;

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'mn, Devlet Güvenlik Mahkemeleri'nin teşekkülünü düzenleyen 143. maddesini değiştiren 4388 sayılı Kanunun 18.6.1999 tarihinde Resmi Gazete'nin mükerrer 23729 Sayılı sayısında yayımlanarak yürürlüğe girdiği gözetilmeden, 18.6.1999 tarihinde askeri hakim üyenin iştiraki ile duruşma yapılması Anayasa'nın 11. maddesi delaletiyle CMUK.nun 308/1. maddesine aykırı bulunduğundan, sanıklar hakkındaki hükmün bozulmasının istenildiği görülmektedir.

VI- TEMYİZ NEDENLERİ:

Bir kısım sanıklar ve vekillerinin eksik soruşturma, delil yetersizliği ve suç unsurlarının oluşmadığından bahisle hükmü temyiz ettikleri anlaşılmaktadır.

VII- OLAY:

Kültür Bakanlığı ve Sivas Valiliği'nin katkıları ile Pir Sultan Abdal Kültür Derneği tarafından 1-4 Temmuz 1993 tarihleri arasında Sivas il merkezinde düzenlenen Pir Sultan Abdal Kültür Etkinlikleri'ne il dışından da birçok sanatçı yanında yazar Aziz Nesin'in de davet edildiği, İl Valisi ile birlikte 1.7.1993 günü Kültür Merkezi'nde konuşma yapan Aziz Nesin'in bir kısım davetli ve izleyiciler ile Madımak Oteli'nde kaldıkları,

Gerek olaydan birkaç gün önce, gerekse etkinliğin devam ettiği 2 Temmuz 1993 günü sabah erken saatlerde, kimliği belirlenemeyen kişilerce şehrin bazı semtlerinde, Salman Rüşdi tarafından yazılıp Aziz Nesin tarafından da Aydınlık Gazetesinde kısmen yayınlandığı ileri sürülen; "Şeytan Ayetleri" isimli kitapta, İslama ve Peygamberlerine dil uzatıldığına değinildikten sonra, "Ne yazıkki laik ve ikiyüzlü T.C. Devleti", "Gün müslümanların gereğini yerine getirme günüdür", "İman edenler Allah yanında savaşırlar... o halde şeytanın dostları ile savaşın" şeklinde cümlelerin de yer aldığı "Müslüman Kamuoyuna" başlıklı bildirilerin dağıtıldığı,

Aynı gün saat 13.30 sıralarında Sivaspaşa ve Meydan Camiileri'nden Cuma namazını kılıp çıkan toplulukların güvenlik güçlerinin ihtaratına rağmen dağılmadıkları, Kale Camii'nden gelen toplulukla da birleşerek "Zafer İslamın", "Şeytan Aziz", "Sivas Aziz'e Mezar Olacak", "Vali İstifa", "Şerefsiz Vali" şeklinde sloganlar atıp, vilayet önüne geldikleri, laikliğe aykırı ve Devlet ve Hükümetin il'de temsilcisi olan Valinin tahkir ve tezyifine yönelik slogan atmayı burada da sürdürdükleri, güvenlik güçlerinin müdahalesi ile sakinleştirilip dağıtılmaya başlanan topluluğun tahrik ve teşvik sonucu tekrar toplanarak, aynı sloganlarla Kültür Merkezi'ne yürüdüğü, buraya girmelerinin engellenmesi üzerine topluluğun tekrar vilayet önüne geldiği, yeni katılımlarla gittikçe kalabalıklaşan topluluğun benzer sloganlar atarak yeniden gittikleri Kültür Merkezi'ni taşladığı, bir gün önce dikilmiş bulunan Ozanlar Anıtı'nı tahrip ettiği, alınan önlemler sonucu buradaki topluluğun saat 16.05'de dağılmaya başladığı, ancak bazı grupların saat 18.00 sıralarında Madımak Oteli'nin önünde toplanan gruba katıldığı, güvenlik görevlilerinin, etkinliklerin iptal edildiği, Ozanlar Anıtı'nın kaldırılacağını duyurmalarına ve anıtın da yerinden sökülerek götürüldüğü görülmesine rağmen dağılmayarak, yeni katılımlarla 10-15 bin kişiye ulaşan topluluk tarafından "Allahüekber", "Lailaheillallah", "Sivas Aziz'e Mezar Olacak", "Şeriat Gelecek Zulüm Bitecek", "Cumhuriyeti Burada Kurduk, Burada Yıkacağız", "Yaşasın Şeriat", "Muhammed'in Ordusu Kafirlerin Korkusu", "Yaşasın Hizbullah", "Kahrolsun Laiklik", "Yaşasın Şeriat", "Ölmeye Geldik, Aziz'i Gömmeye Geldik", "Şeriat İsteriz", "Dinsiz Laikler" şeklinde sloganların atıldığı, saat 18.00 sıralarında topluluk içinde bazı kişilerce otelin taşlandığı, önündeki arabaların ters çevrilerek tahrip edildiği, güvenlik güçlerince oluşturulan barikatın zor kullanılarak yarılıp otele girildiği, otelin içindeki koltuk, masa, perde vs. eşyanın dışarıya atıldığı, "yak", "yak" sloganları altında tahrip edilen araçların depolarından akan ve olay yerine dışarıdan da getirilen benzine bulaştırılan bez ve perde parçalarının tutuşturulması suretiyle araçlar ve otelin ateşe verildiği,

Olay yerine gelen itfaiyenin yangını söndürme çabalarının ve bu şekilde otelde bulunanların kurtarılmalarının engellendiği, olayın çok vahim boyuta ulaştığını nihayet fark eden güvenlik görevlilerinin havaya ateş etmesi sonucu topluluğun dağıtılıp yangına müdahale edilebildiği, ancak çıkarılan bu yangın sonucu otelde bulunan 35 kişinin yanma ve karbonmonoksit zehirlenmesi, iki kişinin ise ateşli silah yaralan ile öldüğü, olayları engelleme çabasında bulunan 14 güvenlik görevlisi ile otelde bulunan bazı kişilerin yaralandıkları, topluluk içerisindeki bazı kişilerin özel şahıslara ait bir kısım işyerlerini, evleri, araçları ve İstasyon Caddesi'ndeki Sivas Kongrcsi'nin yapılmış olması nedeniyle sonradan müze haline getirilmiş bulunan Atatürk-Kongre-Etnografya Müzesi'ni taşlayarak tahrip ettikleri, müze önünde bulunan Atatürk büstünü boyun kısmından kopararak yere attıkları,

Saatler boyu süren bu eylemlere sanıklardan bir kısmının baştan sona, diğerlerinin ise bölümler halinde katıldıkları, toplanan kanıtlardan kuşkuya düşülmeyecek şekilde anlaşılmaktadır.

VIII- HUKUKİ DEĞERLENDİRME:

Somut olayda, temyizlerin kapsamı da nazara alındığında, suç vasfının ve sanıkların hukuki konumlarının belirlenmesi yönünden TCK.nun 146. maddesinde düzenlenmiş olan suçun yasal öğeleri üzerinde durmakta zorunluluk bulunmaktadır.

TCK.nun 146. maddesinin 1. fıkrasında tanımını bulan Anayasal düzeni cebren değiştirmeye teşebbüs suçuyla korunmak istenen hukuki değer, Devletin en yüksek düzeninin temel kuruluşunu oluşturan ve Anayasal düzeni meydana getiren normlardır. Hükümet düzeni, devlet kuvvetlerinin şekillenişi, devletin temel ideolojik yapısı, temel insan hakları, seçim sistemi gibi değerler, ister Anayasa tarafından düzenlenmiş olsun, ister olmasın, Devletin temel kuruluş prensiplerini teşkil ediyorsa 146. maddenin koruduğu hukuki konu içerisinde mütalaa edilmek gerekir. Zira devlet, yalnızca toprak ve halk öğelerinden oluşan bir organizasyon değil, tarihi bir gelişim sonunda gerçekleşen ideal bir birliktir. Bu iktidarın hukuken şekillenmesi, biçimlenmesi sonucu ortaya çıkan siyasi statüler devletin Anayasal düzeni kapsamına dahildir.

TCK.nun 146. maddesindeki suçun konusu, devletin siyasi biçiminin ve kuruluşunun dayandığı temel ideolojik esaslar ve ilkeler olduğuna göre, bunların içinde Anayasanın 1. maddesindeki Devlet ve Hükümet şekline ilişkin "Cumhuriyet" biçimindeki belirleme ile 2. maddesindeki "Laiklik" ilkelerinin girdiğinde kuşku yoktur.

Anayasanın 4. maddesi uyarınca değiştirilemeyeceği hüküm altına alınan 1. maddesi, "Türkiye Devleti Bir Cumhuriyettir", Cumhuriyetin Nitelikleri başlığını taşıyan 2. maddesi ise; "Türkiye Cumhuriyeti toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir." hükümlerini taşımaktadır.

Öğretide, Cumhuriyet hem bir devlet, hem de bir hükümet şekli olarak kabul edilmektedir. Devlet şekli olarak Cumhuriyet, egemenliğin bir kişiye ya da zümreye değil, tüm topluma ait olduğunu ifade eder. Hükümet şekli olarak Cumhuriyet, devletin, başta devlet başkam olmak üzere başlıca temel organlarının veraset ilkesinin rol oynamadığı seçim sistemine göre oluşturulacağı bir hükümet sistemini anlatır.

Bu itibarla; Anayasada yer alan Türk inkılabının ortaya çıkardığı Cumhuriyetçilik anlayışı, yalnızca hükümranlığın reddi anlamında bir Cumhuriyetçilik değil, aynı zamanda demokratik bir Cumhuriyetçiliktir.

Anayasanın 2. maddesinde; Cumhuriyetin temel nitelikleri arasında sayılan Laikliğin, dini özgürlük, din ve devlet işlerinin ayrılığı olmak üzere iki yönü vardır. Vicdan özgürlüğünü de kapsayan din özgürlüğü Anayasa'nın 24. maddesinin ilk fıkrasında; "Herkes vicdan, dini inanç ve kanaat hürriyetine sahiptir" şeklinde ifade edilmiştir. Bu özgürlük herkesin, dilediği dini inanç ve kanaate sahip olabileceğini tanımladığı gibi kimsenin dini inanç ve kanaatlerinden dolayı kınanamayacağı hususunu da içerir.

Laikliğin ikinci önemli unsurundan din-devlet ayrılığı ise resmi bir devlet dininin olmamasını, devletin dini inançları ne olursa olsun kişilere eşit davranmasını, din kurumları ile devlet kurumlarının ayrılmış bulunmasını ifade eder. Laik bir devlette, devlet yönetimi dini kurallara göre değil, toplumun gereksinmelerinin akılcı ve bilimsel yönden değerlendirilmesine göre yürütülür. Laikliğin Türk İnkılabı açısından taşıdığı temel önem, onun, Anayasamızda özel olarak korunması sonucunu doğurmuştur. Nitekim Anayasa'nın 24. maddesinin son fıkrası; "Kimse, Devletin sosyal, ekonomik, siyasi ve hukuki temel düzenini kısmen de olsa, din kurallarına dayandırma veya siyasi ve kişisel çıkar yahut nüfuz sağlama amacıyla her ne surette olursa olsun dini veya din duygularını yahut dince kutsal sayılan şeyleri istismar edemez ve kötüye kullanamaz," hükmünü taşımaktadır.

Anayasa'nın 14. maddesinde ise; "Anayasa'da yer alan hak ve hürriyetlerden hiçbiri, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türk Devletinin ve Cumhuriyetin varlığını tehlikeye düşürmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, devletin bir kişi veya zümre tarafından yönetilmesini veya sosyal bir sınıfın diğer sosyal sınıflar üzerinde egemenliğini sağlamak veya dil, ırk, din ve mezhep ayrımı yaratmak veya sair herhangi bir yoldan bu kavram ve görüşlere dayanan bir devlet düzeni kurmak amacıyla kullanılamazlar.

Bu yasalara aykırı hareket eden veya başkalarını bu yolda teşvik veya tahrik edenler hakkında uygulanacak müeyyideler kanunla düzenlenir..." denilmektedir.

Maddede değinilen ve vatan olarak da tanımlanan "Ülke"; bir devletin uluslararası antlaşmalarla çizilmiş hudutlar içinde kalan, halkın yaşadığı, egemen olduğu toprak parçasını, "Millet" ise; ülke üzerinde yaşayan tarihsel ve sosyolojik yönden belirli aşamaları geçirmiş, kültür ve ülkü birliğine ulaşmış topluluğu ifade eder.

Anayasa'da; Türk Milletinin bağımsızlığı ve bütünlüğü ile ülkenin bölünmezliğini koruma, devletin temel amaç ve görevleri arasında gösterilmiştir.

Uluslararası sözleşmeler ile de; Devlet, Ülke ve Ulus bütünlüğünü bozmayı hedefleyen eylemlere cevaz verilmediği görülmüştür.

Yukarıda değinilen ve niteliği de korunan hususu ihlal eden kimsenin, konumuna bakılmaksızın suç faili olabileceği görülmektedir. Yine bu suçun işlenmesi için önceden oluşturulmuş, silahlı olsun veya olmasın, bir örgüt veya çete bulunmasında zorunluluk olmadığı gibi olaydan önce T.C. Devletine ve dayandığı temel ilkelere aykırı açıklamaları da kapsayan bildirilerin dağıtılmış olması, olay sırasında sürekli olarak atılan sloganların başka olaylarda yasadışı örgüt elemanlarınca atılmış bulunan sloganlarla ayniyet göstermesi, bu örgütlerin el işaretlerinin yapılmış olması bu eylemlerin aynı amaç ve strateji doğrultusunda ve bir organizasyon dahilinde gerçekleştirildiğini ortaya koymaktadır.

TCK.nun 146: maddesinde; fiilin, bu suçu oluşturması bakımından gerekli ve zorunlu hareketlerin belirlenmediği, yalnızca "cebren teşebbüs edenler" sözcüklerinin kullanılması ile yetinildiği görülmektedir.

Bu durumda, TCK. 146. maddesindeki hareketin ne olduğunun, "teşebbüs" deyiminden yararlanılarak, maddede öngörülen belirli neticelere yönelmiş ve bunları yaratmaya elverişli icra hareketleri şeklinde anlaşılması gerekmektedir. Bir fiilin 146. maddeyi ihlal ettiğinin kabul edilebilmesi için, kişinin somut eyleminin objektif neticeyi yaratmaya elverişliliğinin saptanması ve bunun için de failin hukuka aykırı fiilinin, kaldığı durumla, maddede öngörülmüş olan netice arasında nedensellik bağı bulunması gerekir. Nedensellik bağının düşünce açısından kurulabilmesi ise somut fiilin hukuka aykırı neticeyi yaratabileceğinin saptanmasına bağlıdır.

TCK.nun 146. maddesindeki suçun kasden işlenmesi zorunluluğunda ise kuşku yoktur. Bu belirleme, failin Anayasa'da değişiklik yaratma irade ve isteği ile hareket etmesini zorunlu kılmaktadır. Burada kastın, hukuka aykın baskılar kullanılmasını da kapsayacağını belirtmek gerekir. Ancak failin gerçekleştirmek istediği sonucu, Anayasa'ya aykın olup olmadığını bilip bilmemesi, bu konuda düşeceği yanılgı, suç kastına ve dolayısıyla sonuca etkili değildir.

Somut olayda; 7-8 saatlik uzun bir zaman süreci içerisinde, güvenlik görevlilerince yapılmış çeşitli uyarılara rağmen dağıtmayarak, Hükümet Konağı'nın önünde bulunan güvenlik görevlilerinin kurduğu barikatı da zorlayıp, devlet ve hükümetin ilde temsilcisi olan Vali'ye "Şerefsiz Vali", "Vali İstifa" şeklinde, yürüyüşler ve toplanmalar sırasında da Cumhuriyetçilik ve Laiklik ilkelerine aykırı biçimde "Şeriat Gelecek, Zulüm Bitecek", "Cumhuriyeti Burada Kurduk, Burada Yıkacağız", "Yaşasın Şeriat", "Kahrolsun Laiklik ",''Şeriat İsteriz ",' 'Dinsiz Laikler'' sloganlarının atılması, bir kısım işyeri, mesken ve araçların yakılması, "yak", "yak" sloganlan altında güvenlik görevlilerinin kurduğu barikatın cebir kullanmak suretiyle aşılıp, otelin yakılması suretiyle 35 kişinin yangın sonucu, 2 kişinin de silahla yaralanma sonucu ölmesi ve ayrıca çok sayıda kişi ve güvenlik görevlilerinin yaralanmış bulunması ve nihayet Türk İnkılabının temel taşlarından birisi olan Sivas Kongresi'nin imzalandığı, sonradan müzeye dönüştürülmüş bulunan bina ile önündeki Atatürk heykelinin tahrip edilmiş olması, olayda kullanılan cebrin ve bir kısım icra hareketlerinin, TCK.nun 146. maddesinde belirtilen sonucu yaratmaya elverişliliğini ve Aziz Nesin'in düşünce ve davranışlarının bahane edilmek suretiyle Anayasal düzenin en önemli ilkelerinden olan "Cumhuriyetçilik" ve "Laiklik" ilkelerinin ortadan kaldırılmasına yönelik bulunduğunu tüm açıklığı ile ortaya koymaktadır.

TCK.nun 146. maddesinin 3. fıkrasında ise 1. fıkrada belirtilen suça fer'i iştirak yönünden özel bir hüküm getirilmiştir. Fıkranın düzenlenme biçimi, özelliğin iştirakin unsurlarına değil, neticelerine yönelik bulunduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Bu itibarla bu fıkra hükmünün 2. fıkra dışındaki fer'i manevi ve maddi bütün eylemler için tatbiki sözkonusudur.

Somut olayda; TCK.nun 146. maddesinin 2. fıkrasında belirtilen suretler dışında, suçun işlenmesinden önce veya işlendiği sırada, yasadışı yürüyüş ve toplantılarda bölümler halinde yer alıp, Cumhuriyetçilik ve Laiklik ilkelerini devlet düzeninden kaldırmaya yönelik sloganlar atarak, maddenin 1. fıkrasındaki amaç suçun işlenmesini kolaylaştırmak suretiyle fer'an katıldıkları anlaşılan kişiler hakkında bu fıkra hükmünün uygulanması gerekir.

TCK.nun 146. maddesindeki suçun faili herhangi bir kimsedir. Yasama meclisi üyeleri, Hükümet üyeleri veya Devlet Başkanı dahi suçun faili olabilirler. 146. maddedeki suç; sadece idare edenler tarafından değil, kamu kudreti kendilerine emanet edilen kimselerce de işlenebilir. Fail vatandaş yahut yabancı da olabilir. Yani herhangi bir zat veya topluluk bu suçu işleyebilir.

Suçun maddi unsuru; Anayasa düzenini kısmen veya tamamen zorla değiştirmeye veya ortadan kaldırmaya ve Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni düşürmeye veya görevi yapmaktan yasaklamaya teşebbüs etmektir.

Bu suçun oluşabilmesi için, Anayasal düzenin değiştirilmesine yönelik fiilin, hukuka aykırı ve cebri olması gerekir.

TCK.nun 146/3. maddesinin uygulanabilmesi için, 146/1. madde kapsamında bir suç işlenmiş olması ve işlenen bu suça iştirakin sözkonusu bulunması gerekir. Kanun koyucu, bu suça fer'i katılma halini genel hükümlerden ayn bir biçimde düzenlemeyi uygun bulmuştur. Bu nedenle, TCK.nun 146. maddesinde açıklanan fer'i katılma sözkonusu olduğunda, TCK.nun 65. maddesi uygulanmayıp 146. maddenin 2 veya 3. fıkrasının tatbiki gerekmektedir.

Fer'i katılma; bir suçun işlenişine, asıl faile yardımcı olarak, bu suçun işlenmesi kastıyla ancak ikinci derecede katılmaktır.

Öğreti ile süreklilik gösteren yargısal kararlarda, TCK.nun 146. maddesinde yer alan cebir öğesini gerçekleştirmek üzere, diğer bir deyişle bu maddedeki suçu işlemek saiki ile adam öldürüldüğünde de yalnızca TCK.nun 146. maddesi hükmünün uygulanması gerektiği kabul edilmiştir.

Bu açıklamaların ışığı altında; sanıklardan Yalçın Kepenek, Metin Yokuş, Bünyamin Eliş ve Bülent Güldü, suç işlenmeden önce ve sonra yasadışı yürüyüş ve toplantılarda bölümler halinde yer alıp, Cumhuriyetçilik ve Laiklik ilkelerini devlet düzeninden kaldırmaya yönelik sloganlar atarak, TCK.nun 146. maddesinin 1. fıkrasındaki amaç suçun işlenmesini kolaylaştırmak suretiyle bu suça fer'an katılarak aynı kanunun 146/3. maddesini ihlal etmişlerdir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 7.7.1998 tarih ve 1998/9-187 esas, 1998/272 sayılı kararı ile de; bu sanıkların eylemlerinin TCK.nun 146/3. maddesindeki suçu oluşturacağını kabul etmiştir.

Bu sanıkların, olay günü cuma namazından sonra toplanan kalabalığa katıldıkları, 7-8 saat süren olaylar sırasında Cumhuriyet ve Laiklik aleyhine slogan attıkları, Kültür Merkezi'ne giderek sanat etkinliği nedeniyle toplanmış bulunanlara taş attıkları, güvenlik güçlerinin iki grup arasında barikat oluşturması üzerine, vilayet binası önüne giderek slogan atmaya devam ettikleri, tekrar Kültür Merkezi'ne dönerek eylemlerini sürdürdükleri, güvenlik kuvvetlerinin uyarılarına rağmen dağıtmadıkları, iddia, tanık beyanları, teşhis tutanakları, olay sırasında çekilen ve video bantlardan tab edilen resimler ile tüm dosya kapsamından sübuta ermiştir.

Yukarıda değinilen yasal düzenlemeler, bilimsel görüş ve değerlendirmeler ışığında olay ele alınıp irdelendiğinde; sanıkların, yasaya aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşüne katılmanın ötesinde, kültür şenliği için kente gelen kişilerin kaldığı otelin yakılarak 35 kişinin çıkan yangından, 2 kişinin de ateşli silah yaralanmasından dolayı ölmeleri, çok sayıda kişinin yaralanması, bina, araç, heykel ve büstün tahripleri ile sonuçlanan ve mahkemece de TCK.nun 146. maddesinin 1. fıkrası kapsamında bulunduğu kabul edilen fiile olayın bütünü içindeki hazırlayıcı hareketleri dikkate alındığında TCK.nun 65. maddesinde gösterilen şekil ve suretler dışında fer'an iştirak suretiyle katıldıkları anlaşılmakla, eylemleri TCK.nun 146/3. madde ve fıkrasındaki suçu oluşturmaktadır.

TCK.nun 146/1. maddesinden mahkumiyetlerine karar verilen sanıkların hukuki durumlarına gelince;

Olay günü; Paşa Camii, Kale Camii ve diğer camilerden gelen gruplar ile Buruciye Medresesi, PTT Yolu, Atatürk Caddesi, İstasyon Caddelerinde oluşan gruplar içerisinde ön saflarda yer alarak vilayet binasının taşlanması, Atatürk heykeli ve Kültür Merkezi önünde bulunan Ozanlar Anıtı'nın tahribi ile Madımak Oteli'nin önünde toplanan grubun ön saflarında yer alan toplumu slogan atmaya yönlendirmek, tahrik etmek, kaldırım taşlarını kırarak Madımak Oteli'nin camlarına atmak, yer yer güvenlik güçlerince kurulan barikatları zorla aşmak, Madımak Oteli önüne benzin getirerek araçların ve otelin yanmasını sağlamak suretiyle 35 kişinin yangın, 2 kişinin de silahla yaralanma sonucu ölmesi ve çok sayıda kişinin de yaralanması şeklinde ortaya çıkan eylemlerin, birlikte olay bölümünde belirtildiği üzere oluşması ile TCK.nun 146/1. maddesinde belirtilen Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın tamamını veya bir kısmını tağyir veya tebdil veya ılgaya ve bu kanun ile teşekkül etmiş olan T.B.M.M.ni ıskata, vazifesini yapmaktan men'e cebren teşebbüs etme suçunu işlemişlerdir.

Olay ve iddia bölümlerinde de izah edildiği üzere; atılan sloganların mahiyeti, olayın çok uzun süre devam etmesi, güvenlik kuvvetlerinin müdahalesine rağmen dinlemeyerek barikatları yarmalan, taş atmaları, oteli ateşe vermeleri gibi hususlar bir bütün olarak ele alınıp değerlendirildiğinde, eylemin TCK.nun 146/1. maddesindeki suçu oluşturduğu açıkça ortaya çıkmaktadır.

Sanıkların bu suçu işledikleri iddia, olay tutanağı, olay yeri keşif ve hasar tutanakları, teşhis tutanakları, seyredilen video bantlar ve bunlara ilişkin bilirkişi çözüm tutanakları, otopsi tutanakları, doktor raporları, tanık anlatımları, müşteki, müdahil ve sanık beyanları ve tüm dosya kapsamı ile sabit olmuştur.

Sanık TEMEL TOY için; tanıklar Rahim Çalışkan, Hamit Dursun, Şaban Yılmaz, Doğukan Öner, Sami Ece, Mehmet Yıldız, müdahil Serdar Canik ile sanık Ahmet Oflaz'ın,

Sanık ALI TEKE için; tanıklar Erol Çöl, Sami Ece, Refik Sungur ve müdahil Nurhan Metin'in,

Sanık DURMUŞ TUFAN için; tanıklar Mehmet Yıldız, Hamit Geçici, Erol Çöl, Refik Sungur, Sami Ece, Şaban Yılmaz, Doğukan Öner, Rahim Çalışkan, Ali Çilek ve Ekrem Nalcı'nın,

Sanık YUSUF ŞİMŞEK için; tanıklar Erol Çöl, Mustafa Uzun, Şaban Yılmaz, Ali Çilek ve Doğukan Öner'in,

Sanık MUHSİN ERBAŞ için; tanıklar Doğukan Öner, Erol Çöl, Ekrem Nalcı, Mustafa Uzun, Rahim Çalışkan, Şaban Yılmaz, Sami Ece, İbrahim Bolater, Nazım Günaydın, Hüseyin Kılıç, Şemsettin Dağ, Ali Çilek, Yücel Çakır ve sanıklar Ali Kurt, Harun Gülbaş ve Cafer Tayyar Soykök'ün,

Sanık HARUN GÜLBAŞ için; tanıklar Doğukan Öner, Mehmet Yıldız, Sami Ece, Mustafa Uzun, Rahim Çalışkan, Şaban Yılmaz ve müdahil Rıza Aydoğmuş'un,

Sanık BEKİR ÇINAR için; tanıklar Mustafa Uzun, Ali Çilek ve müşteki Ferhun Ateş'in,

Sanık EROL SARIKAYA için; tanıklar Sami Ece, Doğukan Öner ile müdahil Kamber Çakır ve sanık Mevlüt Atalay'ın,

Sanık MEVLÜT ATALAY için; tanıklar Ali Çilek, Emrııllah Akçaoğhı, Ömer Faruk Ünal, Doğukan Öner, Sami Ece, ibrahim Çalışkan, Şaban Yılmaz ve müşteki Birsen Gündüz'ün,

Sanık AHMET TURAN KILIÇ için; tanıklar Doğukan Öner, Mehmet Ali Adıyaman, Sami Ece, Erol Çöl, Mehmet Yıldız, Mustafa Uzun, Şaban Yılmaz ve müşteki Ali Rıza Koçyiğit'in,

Sanık KENAN KALE için; tanıklar Mehmet Ali Adıyaman, Şaban Yılmaz, Doğukan Öner, Sami Ece'nin,

Sanık HARUN YILDIZ için; tanıklar Doğukan Öner, Sami Ece, Şaban Yılmaz, Ekrem Nalcı, Nahit Dursun, Mustafa Uzun, Rahim Çalışkan'ın,

Sanık ZAFER YELOK için; tanıklar Mehmet Yıldız, Mehmet Ali Adıyaman ve müşteki Veysel Demirin,

Sanık YUNİS KARATAŞ için tanıklar Ali Çilek, Erol Çöl, Sedat Tırmık ve sanıklar Erkan Çetintaş ile Mevlüt Atalay'ın,

Sanık HALİL İBRAHİM DÜZBİÇER için; tanıklar Ali Çilek, Ekrem Nalcı, Mustafa Uzun, Doğukan Öner, Nahit Dursun, Şaban Yılmaz. Sami Ece, Mehmet Yıldız, Erol Çöl ile müşteki Ali Balkız, müdahiller Zerrin Taşpınar, Murtaza Demir, Rıza Aydoğmuş, Serdar Doğan ve Ali Rıza Koçyiğit'in,

Sanık ÖMER FARUK GEZ için; tanıklar Ali Çilek, Doğukan Ömer, Sami Ece, Mustafa Uzun, Nahit Dursun, Sabri Çelik, Şaban Yılmaz, Nihat Altınbaş, Refik Sungur ve İzzet Karadağ'ın,

Sanık Ali KURT için; tanıklar Ali Çilek, Ekrem Nalcı, Mustafa Uzun, Doğukan Öner, Sami Ece, Nahit Dursun, Rahim Çalışkan, Şaban Yılmaz, Şahsettin Dağ, izzet Karadağ, Erol Çöl, Sedat Tırmık, Mehmet Yıldız ile müştekiler Rıza Aydoğmuş, Serdar Dağan, Birsen Gündüz, Yücel Çakır ve sanık Turan Kaya'nın,

Sanık AHMET OFLAZ için; tanıklar Mehmet Yıldız, Erol Çöl, Sami Ece, Rahim Çalışkan, Şaban Yılmaz ve Doğukan Öner'in,

Sanık EKREM KURT için; tanıklar Sami Ece, Şaban Yılmaz, Doğukan Öner ve Erol Çöl'ün,

Sanık ERKAN ÇETİNTAŞ için; tanık Sefa Tekgöz ve müşteki Ali Rıza Koçyiğit'in,

Sanık FARUK SARIKAYA için; tanıklar Şemsettin Dağ, Ali Çilek, Halil Güven ile müşteki Serdal Canik ve sanık Ömer Faruk Gez'in,

Sanık HAYRETTİN GÜL için; tanıklar Sami Ece, Ali Çilek, Mehmet Yıldız ile müştekiler Ali Balkız ve Ali Rıza Koçyiğit'in,

Sanık HARUN KAVAK için; tanıklar Doğukan Öner ile Nahit Dursun'un,

Sanık SÜLEYMAN TOKSUN için; tanık Ekrem Nalcı ve Doğukan Öner'in,

Sanık HAYREDDİN YEĞİN için; tanık İzzet Karadağ ile müştekiler Neval Ağar ve Hülya Kaderoğlu'nun,

Sanık MEHMET YILMAZ için; tanık Mehmet Yıldız ile müşteki Zerrin Taşpınar'ın,

Sanık ADEM KOZU için; tanık Doğukan Öner ile müşteki Seval Doğan'ın,

Sanık MUSTAFA UĞUR YARAŞ için; tanıklar Sami Ece, Ali Çilek ve müşteki Rıza Aydoğmuş'un,

Sanık Faruk BELKAVLİ için; tanıklar Emrullah Akçaoğlu, Şaban Yılmaz, Sami Ece, Ercan Güney ile müdahil Ali Balkız'ın,

Sanık ÖMER DEMİR için; tanıklar Mehmet Yıldız, Ali Çilek ve Sami Ece'nin,

Sanık ALİM ÖZHAN için; tanıklar Şaban Yılmaz ve Mustafa Uzun ile müşteki Gülay Şahin'in,

Sanık İBRAHİM DURAN için; tanık Sami Ece'nin,

Sanık ETEM CEYLAN için; tanıklar Erol Çöl, Doğukan Öner ile müşteki Rıza Aydoğmuş'un,

Sanık Vahit KAYNAR için; tanıklar Rahim Çalışkan, Şaban Yılmaz ve Sami Ece'nin,

Sanık TURAN KAYA için; tanıklar Mehmet Yıldız, Erol Çöl, İzzet Karadağ, Ali Çilek, İbrahim Bolater, Sami Ece, Halil Güven ile müştekiler Ali Rıza Koçyiğit, Serdal Canik, Ali Balkız ve Rıza Aydoğmuş'un,

Sanık CAFER TAYYAR SOYKÖK için; tanıklar Ali Çilek, Doğukan Öner, Şahsettin Dağ, Nazim Günaydın, Hüseyin Kılıç, Resul Karaer ve ibrahim Bolater ile müşteki Olgun Şensoy ve sanık Kazım Yıldırım'ın,

Sanık FARUK CEYLAN için; tanıklar Veli Karadayı, Mehmet Yıldız, Şaban Yılmaz ve Doğukan Öner'in,

Olaylara katıldıklarına ve topluluğu yönlendirdiklerine dair aleyhte beyanları mevcuttur.

Türk Ceza Kanunu, takdiri azaltıcı sebeplerin varlığı yönünden Hakime geniş takdir yetkisi vererek bir sınırlama getirmemiştir. Yasaya kesin aykırılığı bulunmayan, hukuk kurallarını zedelemeyen, yasaların maksat ve amacına aykırı düşmeyen uygulamalarda hakimin takdir yetkisine karışılamaz.

Mahkemenin, dosya içeriğine uygun ve yeterli gerekçeye dayanarak, sanıklar hakkında TCK.nun 59. maddesini uygulamasında yasaya aykırı bir yön görülmemiştir.

IX- NETİCE VE KANAAT:

TCK.nun 146/1. maddesindeki açık ifadeye göre;

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın tamamını veya bir kısmını tağyir ve tebdil veya ilgaya ve bu kanun ile teşekkül etmiş olan Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni ıskata veya vazifesini yapmaktan men'e cebren teşebbüs, bu suçun maddi unsurunu oluşturmaktadır. Bu maddi unsuru gerçekleştirmeye matuf ve ciddi tehlike yaratacak nitelikteki her fiil bu maddenin kapsamı içinde düşünülecektir.

Yukarıda etraflıca açıklandığı, delilleri gösterildiği ve karar yerinde de belirtildiği üzere; bu amaca yöneldiğinde kuşku bulunmayan, olay ve iddia bölümünde de açıklanan eylemlerin, nitelik ve nicelikleri itibariyle ciddi tehlike doğurduklarının kabulü gerekmekte olup, Madımak Oteli'nde bulunan 35 kişinin yanma ve karbonmonoksit zehirlenmesi, 2 kişinin de ateşli silah yaralan ile ölmeleri sonucunu doğuran olaylara fiilen katıldıkları anlaşılan sanıklar;

A- Sivas Merkez ilçe Savcun Köyü Cilt: 175.02, ASN: 62, BSN: 26 nüfusta kayıtlı Ahmet Oğlu, Fatma'dan olma, 1.1.1964 doğumlu MUHSİN ERBAŞ,

Sivas Merkez İlçe Ece Mahallesi C: 0012, KSN: 0019, BSN: 0072 nüfusa kayıtlı Hasan Oğlu, Adile'den olma, 22.8.1971 doğumlu HARUN GÜLBAŞ,

Tokat İli, Almuş ilçesi, Baba Köyü C: 0005, KSN: 0035, BSN: 0037'de nüfusa kayıtlı Hasan ve SUndüs'den olma, 25.10.1973 doğumlu BEKİR ÇINAR,

Sivas İli, Hafik İlçesi, Çukurbelen Mah. C: 0041, KSN: 0009, BSN: 0012'de nüfusa kayıtlı Maksut ve Fadime'den olma, 1.1.1966 doğumlu EROL SARIKAYA,

Sivas İli, Merkez-Eskiapardı Köyü C: 0095, KSN: 0001, BSN: 0024'de nüfusa kayıtlı Raşit ve Şerife'den olma, 1.1.1934 doğumlu AHMET TURAN KILIÇ,

Sivas İli, Merkez-Alibaba Köyü C: 0002, KSN; 0350, BSN; 0003'de nüfusa kayıtlı, Nuri ve Fatma'dan olma, 23.12.1970 doğumlu KENAN KALE,

Sivas İli, Merkez-Klavuz Malı. C: 0023, KSN: 0093, BSN: 0027'de nüfusa kayıtlı, İrfan ve Husne'den olma, 7.4.1973 doğumlu HARUN YILDIZ,

Sivas ili, Merkez-Durdulu Köyü, C: 0087, KSN: 0088, BSN: 0051'de nüfusa kayıtlı, Hacı Mehmet ve Mevlüde'den olma, 4.4.1962 doğumlu ZAFER YELOK,

Sivas İli, Merkez-Halil Rıfatpaşa Mah. C: 0019, KSN: 0135, BSN: 0012'de nüfusa kayıtlı, Ahmet ve Medine'den olma 1.12.1969 doğumlu YUNİS KARATAŞ,

Sivas İli, Merkez-Yüceyurt Mah. C: 0039, KSN: 0073, BSN: 0024'de nüfusa kayıtlı, Turan ve Rabia'dan olma, 18.7.1964 doğumlu HALİL İBRAHİM DÜZBİÇER,

Sivas ili, Merkez-Küçükminare Köyü C: 0025, KSN: 0436, BSN: 0006'da nüfusa kayıtlı İbrahim ve Mergube'den olma 25.6.1975 doğumlu ÖMER FARUK GEZ,

Sivas İli, Merkez-Çayyurt Köyü C: 0007, KSN: 0310, BSN: 0004'de nüfusa kayıtlı Yusuf ve Yeter'den olma, 29.6.1967 doğumlu AHMET OFLAZ,

Sivas İli, Merkez-Hayırbey Köyü C: 0110, KSN: 0018, BSN: 0027'de nüfusa kayıtlı, Cafer ve Fatma'dan olma, 7.6.1973 doğumlu EKREM KURT,

Sivas İli, Merkez-İmaret Mah. C: 0120, KSN: 0013, BSN: 0090'da nüfusa kayıtlı, Nuri ve Yurdagül'den olma, 4.6.1970 doğumlu ERKAN ÇETİNTAŞ,

Sivas İli, Hafik İlçesi, Çukurbelen köyü C: 0041, KSN: 0009, BSN: 0041'de nüfusa kayıtlı, Maksut ve Fadime'den olma, 1.2.1972 doğumlu FARUK SARIKAYA,

Sivas-Merkez-Köklüce köyü C: 152.01, ASN: 04, BSN: 25'de nüfusa kayıtlı, Mahmut ve Mevlüde'den olma 15.4.1948 doğumlu HAYRETTİN GÜL,

Sivas İli, Merkez-Çiçekli Köyü, C: 0008, KSN: 0207, BSN: 0024'de nüfusa kayıtlı, Ahmet ve Hacer'den olma HARUN KAVAK,

Sivas İli, Merkez-Aydoğan Köyü C: 0004, KSN: 0225, BSN: 0010'da nüfusa kayıtlı, Resul ve Halun'dan olma 25.6.1970 doğumlu SÜLEYMAN TOKSUN,

Sivas İli, Merkez-Alahacı Koyu C: 0050, KSN: 0012, BSN: 0063'de nüfusa kayıtlı Recep ve Keziban oğlu, 1.1.1973 doğumlu HAYREDDİN YEĞİN,

Sivas-Merkez-Küçükminare Köyü C: 0025, KSN: 0193, BSN: 0007'de nüfusa kayıtlı, Ahmet ve Ayşe'den olma, 5.5.1961 doğumlu MEHMET YILMAZ,

Sivas İli, Merkez-Tatlıcak Köyü C: 184.01, ASN: 16, BSN: 86'da nüfusa kayıtlı Hüseyin ve Remziye oğlu 27.4.1971 doğumlu ADEM KOZU,

Sivas-Merkez-Ece Mah. C: 0012, KSN: 0070, BSN: 0O88'de nüfusa kayıtlı, Fikri ve Nesrin oğlu, 20.11.1967 doğumlu MUSTAFA UĞUR YARAŞ,

Sivas ili, Merkez-Sularbaşı Mah. C: 0031, KSN: 0312, BSN: 0031'de nüfusa kayıtlı Cemil ve Nariye oğlu, 30.10.1970 doğumlu FARUK BELKAVLİ,

Sivas ili, Merkez İlçesi, Gazi Mah. C: 0097, KSN: 0008, BSN: 0068'de nüfusa kayıtlı Bekir ve Hüsne oğlu, 1.1.1964 doğumlu ÖMER DEMİR,

Gümüşhane İli-Merkez-Çayırardı Köyü C: 0036, S: 84, KSN: 0032'de nüfusa kayıtlı Hüsnü ve Canlar oğlu, 7.6.1963 doğumlu ALİM ÖZHAN,

Sivas İli, Merkez-Bedirli Köyü C: 0062, KSN: 0032, BSN: 0053'de nüfusa kayıtlı Celal ve Meryem oğlu, 12.5.1973 doğumlu İBRAHİM DURAN,

Sivas İli, Merkez-Esentepe Mah. C: 0219, KSN: 0014, BSN: 0004'de nüfusa kayıtlı Faik ve Medine oğlu, 13.2.1971 doğumlu ETEM CEYLAN,

Sivas tli, Merkez-Beştepe Köyü, C: 0064, KSN: 0014, BSN: 0127'de nüfusa kayıtlı, Mahmut ve Remziye oğlu, 21.1.1975 doğumlu VAHİT KAYNAR,

Sivas İli, Yıldızeli İlçesi, Mumcu Köyü, K: 21, C: 095.01, S: 85'de nüfusa kayıtlı Bekir ve Adile'den olma, 1.9.1973 doğumlu TURAN KAYA,

Sivas İli, Şarkışla İlçesi, Maksutlu Köyü C: 089/1, S: 006, K: 002'de nüfusa kayıtlı Mehmet Oğlu, Elmiye'den olma, 1.1.1954 doğumlu CAFER TAYYAR SOYKÖK,

Tokat İli, Merkez İlçe, İhsaniye Köyü C: 168/01, S: 44, K: 17'de nüfusa kayıtlı Faik oğlu, Medine'den olma, 20.9.1965 doğumlu FARUK CEYLAN'ın,

TCK.nun 146/1. maddesi uyarınca ayrı ayn ölüm cezası ile, diğer sanıklardan Sedat Yıldırım, Temel Toy ve Ali Teke'nin TCK.nun 146/1, 55/1. maddeleri,

Sanık Yusuf Şimşek'in TCK.nun 146/1, 47. maddesi,

Sanıklar Yalçın Kepenek, Metin Yokuş, Bünyamin Eliş ve Bülent Güldü'nün TCK.nun 146/3. maddeleri gereğince cezalandırılmalarında ve yukarıda açıklandığı üzere yasal ve yeterli gerekçesi gösterilerek haklarında TCK.nun 59. maddesinin uygulanmamasında bir isabetsizlik görülmemiştir. Bu nedenlerle, bir kısım sanıklar ve bir kısım sanıklar vekillerinin temyiz dilekçeleri ile dumşmalı inceleme sırasında sanıklar Metin Yokuş, Temel Toy, Ali Teke, Muhsin Erbaş, Harun Gülbaş, Bekir Çınar, Erol Sankaya, Ahmet Turan Kılıç, Kenan Kale, Harun Yıldız, Zafer Yelok, Yunis Karataş, Halil fbrahim Düzbiçer, Ömer Faruk Gez, Ahmet Oflaz, Ekrem Kurt, Erkan Çetin taş, Mustafa Uğur Yaraş, Cafer Tayyar Soykök, Faruk Ceylan ve Faruk Sarıkaya vekillerinin öne sürdükleri yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile Yalçın Kepenek, Metin Yokuş, Bünyamin Eliş ve Bülent Güldü dışındaki sanıklar yönlerinden res'en de temyize tabi olan hükmün isteme aykırı olarak ONANMASINA,

B- Sanıklar Durmuş Tufan, Mevlüt Atalay ve Ali Kurt ile ilgili temyizlere gelince; Yukarıda gerekçeleri gösterildiği üzere, yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin tahkikat neticelerine uygun olarak tecelli eden kanaat ve takdirine, tetkik olunan dosya münderecatına göre sanıklar ve vekillerinin yerinde görülmeyen sair itirazlarının REDDİNE; ANCAK:

Sanık Ali Kurt'un cezaevi idaresine başvurusu üzerine, 16.11.1999 tarihinde C. Savcısınca alınan ifadesinde, sanıklar Durmuş Tufan'm 25.11.1999, Mevlüt Atalay'ın 29.11.1999 tarihli dilekçeleri ile 4450 sayılı yasa ile değişik 3419 sayılı Yasa hükümlerinden yararlanma talebinde bulunmalarına karşın bu istekleri hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi,

Kanuna aykırı, sanıklar vekillerinin temyiz dilekçeleri ile duruşmalı inceleme sırasında sanıklar Durmuş Tufan ve Ali Kurt vekilinin ileri sürdüğü temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, bu sanıklara ilişkin ve res'en de temyize tabi hükmün istem gibi BOZULMASINA 4.5.2001 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Başkan D. Tavil

Üye Ş. Erol

Üye H. Gerçeker

Üye F.Y. Karadeli

Üye A.Ş. Dağlı

TEFHİM ŞERHİ:

4.5.2001 gününde verilen işbu karar Yargıtay C. Savcısı Ali Parlar'ın huzurunda, sanıklardan Metin Yokuş vekili Av. Muharrem Eriş; sanık M. Uğur Yaraş vekili Av. Necmettin Erciş; sanık Muhsin Erbaş vekili Av. M. Emin Özkan; sanıklar Temel Toy, Ali Teke, Durmuş Tufan, Muhsin Erbaş, Harun Gülbaş, Bekir Çınar, Erol Sankaya, Ahmet Turan Kılıç, Kenan Kale, Harun Yıldız, Zafer Yelok, Yunis Karataş, H. İbrahim Düzbiçer, Ömer Faruk Gez, Ali Kurt, Ahmet Oflaz, Ekrem Kurt, Erkan Çetintaş, Cafer Tayyar Soy-kök, Faruk Ceylan ve Faruk Sankaya vekilleri Av. Hüseyin Ayan'ın yokluklarında 10.5.2001 günü usulen ve açık olarak tefhim edildi.

Başkan D. Tavil

Üye Ş. Erol

Üye H. Gerçeker

Üye F.Y. Karadeli

Üye A.Ş. Dağlı

 

Ankara 1 Nolu DGM Bşk.

22.05.2001

C. Başsavcısı (İmza)

Başkan (İmza)

Kaynak: Aleviyol