Sivas'a
gideceği akşamdı. Kardelen' de görünce, uzun zamandır düşledigim
"Nesimi çimen Monografisi" için malzemeyi edineceğim sevinciyle
kucaklaştık.
Şiirleri
güvenmediği, iyice tanımadığı kimselere vermediğini biliyordum.
Niyetimi söyledim; hoşlandı.
Hemen
oracıkta bir de söyleşi yaptım.
Dokuz yaşında saz çalmaya başlamıştı; üç telli curanın bu
büyük ustası.
1964
yılında ilk plak çalışmasını yapmış, 1970'de de Almanya'da
10 plak yayımlamış. Yine 70'li yıllarda iki kaset çalışmasıyla,
Fransa'da bir longplay, Almanya'da 3 kaset, İsveç'te (1984
ve 1986'da olmak üzere) iki kaset.
Emeklilik
gibi herhangi bir sosyal güvencesi olup olmadığını sordum;
yoktu. Sivas'a gidebilmek için de, 500 bin lira borç alarak
Hatay’dan Ankara'ya gelmişti.
Türkiye'de
ilk Şah İsmail gecesini Nesimi Çimen düzenlemişti. Bunları
anlatırken gözleri güneş vurmuş billur su gibi ışıldıyordu.
5 Mart 1977'de Ankara'da düzenlediği bu geceye Can Yücel
ve Yaşar Kemal'in büyük katkılan olduğunu ve konuşmacı olarak
da o gecede bulunduklarını anımsanıyordu. 17 Haziran'da
da İstanbul'da düzenlediği geceyi, İlhan Selçuk ve Halis
Toprak'ın katkılarıyla kotardığını anlatıyordu. "Aleviler,
aşırı solcu olduğumu ileri sürerek sevmezler beni, solcular
(1980 öncesini kastederek) herhangi bir fraksiyona katılmadığım
için. Oysa ben bir sanatçıyım; kendimi yeterli de görmüyorum
ama sanatımı bir fraksiyonun sözcülüğüne indiremem." diyordu.
Fransa'da SECEM'e kayıtlı. Oradan gelen teliflerle yaşamını
sürdürmeye çalışıyordu.
Bir ara ben masadan kalkınca, Atilla Hoca'nın "Nejat Birdoğan'ın
yeğenidir" demesiyle, güveni daha bir artmıştı. Yanında
taşıdığı şiirlerini verdi, fotokopi aldım.
Kucaklaşıp
izin istedim: Teki ama, dedi, sen ne kendi adresini verdin,
ne de benim adresimi aldın. Biz Sivas'tan dönünce nasıl
haberleşeceğiz?.."
Sivas'tan
hiç dönmeyecek artık 0 ; çünkü ‘Sivas hâlâ islam’... Allah'ın
bol olduğu yer...
Metin Turan
Nesimi
Çimen (1931 - 2 Temmuz 1993), halk ozanı.
1931
yılında Adana'nın Saimbeyli ilçesinde doğdu. Daha sonra
tüm ailesiyle birlikte Kayseri'nin Sarız ilçesine yerleşmiş,
Kadirli ve Elbistan ilçelerinde de uzun süre kaldıktan sonra
İstanbul'a taşınmıştır. Daha küçük yaşlarında türkü derlemeleri
yapmış, topladığı folklor değerlerini radyo arşivlerine
kazandırmıştır.
Hatayi,
Pir Sultan Abdal ve diğer usta ozanların nefeslerini söyleyerek
kendisini tanıtmıştır. Nefeslerini, türkülerini bağlama
ile değil, göğsünde taşıdığı cura eşliğinde söylemiş, cura
çalmada ün kazanmıştır. Kendi yazdığı deyişlerini de okuyup
söylemiştir.
2
Temmuz 1993 günü Sivas'ta, Madımak Oteli'nin yakıldığı ve
37 kişinin öldüğü olaylarda hayatını kaybetmiştir. 37 kişiden
ikisi saldırganlardandır.
Bulundugu
ortamda Alevi deyislerini ögrendi ve çevresinde, kendine
özgü yorumlariyla ilgi gördü. O günden ölümüne kadar curasini
elinden birakmadi, curasiyla birlikte iki Temmuz 1993'te
Sivas'ta seriatçi ateste yandi. Yoksul bir Kürt ailedendi.
Daha
çocuk yasta hayatini çalisarak kazanmaya basladi. 1946 yilinda
evlendi, tekrar göçtü. Bu defa Adana'nin Kozan kasabasiniin
Faydali Köyü'ne yerlesti. O köyde çapacilik yapti. Kalaycilik
ve bakircilik ögrendi.
Geçimini
köy köy dolasarak bu mesleklerden sagladi. Bir yil sonra
tekrar Kayseri-Sariz' a göçtü. 1953 yilinda askere gitti.
1956 da tekrar Adana Kadirli'ye döndü.
1959
da ise Maras- Elbistan'in Akdil Köyü'ne yerlesti. 1960 yilinda
tekrar Kadirli'ye dönen Nesimi Çimen'i bu kadar göçüren
neydi? 1962 yilindan sonra Istanbul'a yerlesti ve bir mozaik
fabrikasina isçi olarak girdi.
Isçilikle
birlikte Nesimi'nin hayati da biraz düzene girdi. Yeni kurulan
Türkiye Isçi Partisi ile tanisti ve partiye üye oldu. TIP'in
düzenledigi bir çok gecede kendi demelerini ve Alevi deyislerini
çalip söyledi.
1984'ten 1987 yilina kadar Isveç'te yasadiktan sonra, orada
oturma hakki olmasina ragmen ülkeye dönmüstü. Dönmeden önce
Almanya'nin bir çok kentini, bu arada Berlin'i de ziyaret
etmisti.
Sanki
dostlariyla vedalasmaya çikmisti, curanin bu büyük ustasi..
. Türkiye'de eserlerini yayinlamak istiyordu. Umarim, onun
acilarimi dile getireyim dedigi eserleri zaman geçmeden
yayinlanir. Nesimi eserleriyle sevenlerine ulasir.
Nesimi
Çimen sermayemiz laf derdi. Muhabbetine katilanlar, onun
basindan geçenleri nasil bir ögreti gibi anlattigina sahittirler.
Ben bir tanesini size aktarayim:
Nesimi
Çimen, arkadaslari Osman Dagli ve Mehmet Tokatli ile asiri
bir sicak günde Istanbul'da bir cadde de birini beklemektedirler.
Gelecek, saatler geçmesine ragmen gelmemistir. Sicaktan
ayakta duramaz hale gelen üç arkadas yakinlarindaki camiiyi
görerek gölgesine siginmak isterler.
Kapida
camiinin hocasi Nesimi'ye dur sen giremezsin der Elindeki
ne diye sorar. Nesimi: Cura diye yanitlar soruyu. Onunla
içeri giremezsin der hoca. Nesimi; Niye girilmesin Hoca.
Surda bir Müslüman gelse. Elinde kitabiyla içeri girmek
istese engel mi olacaksiniz? Onu elbette sokariz der Hoca.
Nesimi, o halde ben de girecegim, cura benim kitabim der
ve girer camiinin içine.
Sicaktan
kavrulmus üç arkadas gölgede biraz rahatlamislardir. Nesimi
Çimen uzani verir camiinin ortasina. Hoca tekrar görevini
yapar.
Allah'in
evinde böyle uzanilmaz! Nesimi cevabi yapistirir: Be Hoca,
bura Allah'in evi, bende ona misafir geldim. Yani Allah'in
evinde de mi rahat edemeyecegiz? Hoca ne söyleyecegini sasirmistir.
Nesimi
Çimen
Adana,
Saimbeyli ilçesinde 1931 yılında doğdu, Daha sonra tüm ailesiyle
Kayseri, Sarız ilçesine yerleşti. Kadirli ve Elbistan ilçelerinde
uzun süre kaldıktan İstanbul'a taşındı. Küçük yaşlarında
türkü derlemeleri yaptı. İstanbul'a naklinden sonra topladıkları
bu folklor değerlerini radyo arşivlerine kazandırdı. Hatayi,
pir Sultan Abdal ve diğer usta ozanların nefeslerini söyleyerek
kendisini tanıttı. Nefeslerini, türkülerini bağlama ile
değil, göğsünde taşıdığı ''Cura'' eşliğinde söylerdi. Cura
çalmada ün kazanmıştı. Kendi yazdığı deyişlerini de okuyup
söyleyen Nesimi Çimen, Yurt içinde ve dışında pek çok programlar
yapan bir ozandı. Yaşamı 2.7.1993 günü Sivas'da, Madımak
Oteli'nde yaşanan yangın olayında noktalandı.