Biliyorum senin için söylenecek her şey artık yetersiz kalacak.
Birlikte yirmi yılımızı geçirdik ama geriye dönüp baktığımda
sanki hiç tanımamış hiç görmemiş gibiyim seni.
Çok
sık giysi değiştirdiğin geliyor aklıma. Bunun için komşularımız
"süslü" derlerdi sana. Günde birkaç defa giysi değiştirmek
için üzerine su döktüğünü ya da bilerek kirlettiğini bilirdik.
Seni
tanıyanlar "Nasrettin Hoca" yakıştırmasını yapmışlardı.
Hazır cevaptın. Kırmadan halk tabiriyle "lafı gediğine oturtmayı"
bilirdin.
Dar
gelirli memur bir ailenin birbirine sıkıca bağlı dört çocuğundan
birisiydin.
Muş
öğretmen Lisesinde bir yıl okudun, başarılı bir öğrenciydin.
Seni yanımıza, Ankara'ya istedik birbirimize daha sıkı kenetlenelim
diye. Liseyi Hasanoğlan Öğretmen Lisesinde bitirdin.
Azimliydin,
Orta Doğu Teknik Üniversitesinin Biyoloji bölümünü kazanmıştın.
Gönlümüzde yatan arslan ise mimarlıktı.
Kararlıydın pratik zekalıydın. Her türlü eşya tamirinden,
biçki dikişe kadar elinden gelmeyen yoktu. Ne çok konuşacak
sözün vardı ama hep az konuşmayı yeğledin. Sanki bize "ben
az söyleyeyim siz çok anlayın" der gibiydin. İyi bir gözlemciydin.
Espiriliydin.
Özledim
seni. O merdivenleri patır patır inişini... Özledim
her okul dönüşü uyuyup uyandıktan sonra uyku mahmuru gözüme
kapıya çıkışını özledim. İpek saçlarını özledim.
30
Haziran akşamı aramızdan ayrıldın. Veda etmedim sana geri
döneceksin diye.
2
Temmuz gecesi tüm güzelliklerini de toplayıp uzun bir yola
çıkmaya hüküm giydin.