HABER
MERKEZİ- Maltepe’nin
Gülsuyu Mahallesi’nde açılan Pir Sultan Abdal Derneği Şubesi’nin
açılış törenine gittiğimde dernek binasından ezgiler sokaklara
taşmıştı çoktan. Evlerin balkonlarından güneşli bir sonbahara
selam çakan insanlar ezgilerin coşkusuyla bayram yaşıyorlardı
sanki. Siyasi partililer, dernekler, mahalle sakinleri,
çoluk çocuk oradaydılar. “Gelin canlar bir olalım” yaşanıyordu.
Kuruluş çalışmaları uzun süredir devam eden bu derneği sütunlarımıza
konuk etmeye karar verdim. Yönetim kurulu üyelerinden Oğuz
Şafak’ın çabalarını yakından izledim. Bence Oğuz bir gün
demokratik kitle örgütlerinde daha aktif bir yerlerde olacaktır.
Ona güvenerek gönüllü muhabirlik kimliğini omuzlarına yükledim
ve bu söyleşinin üstünden gelmesini istedim. Oğuz’un kaleminden
Pir Sultan Abdal Derneği’nin Şube Başkanı Sinan Erdem’den
dinledik. “Emekçi semtlerde kültür yozlaşmasının önlenmesi
amacıyla” kurulmasına karar verilen dernekle ilgili sayın
Erdem şunları söyledi:
-Şube
açmak hangi ihtiyaçtan oluştu?
Sinan
Erdem: Bütün
emekçi semtlerinde yaşanan ciddi bir kültürel yozlaşma yaşanıyor.
İnsanlara kendi kültürleri dışında, onları yozlaştıran,
insanı insan yapan değerlerden, mesela paylaşım gibi, yardımlaşma
gibi binlerce yılda oluşmuş değerlerinden uzaklaştıran bir
kültür dayatılıyor. Her şeyin parayla ölçüldüğü, her şeyin
çok çabuk tüketildiği ve değersizleştiği abur cubur bir
kültür bu. Kısaca “Televole kültürü” de diyebiliriz bütün
bu yaşananlara. Bütün emekçi semtlerinde yaşanan bu kültürel
yozluktan Gülsuyu emekçileri de fazlası ile payını alıyor.
Çünkü buralarda yaşayanların kendilerini geliştirebilecekleri,
bir şeyler üretebilecekleri ne zamanları, ne paraları, ne
de bu misyonu edinmiş mekanları var. Emekçilerin yapabildikleri
sosyal aktiviteler ortada, erkeklerin kahvede kağıt oynaması,
kadınların da evde televizyondan pembe dizi izlemesi oluyor,
fazla alternatifleri de yok. Böyle bir ortamda uyuşturucu
kullanımı da, hırsızlık da, fuhuş da, mafyalaşma da yaygınlaşır
tüm toplumu sarar.
Dernek
açma fikri asıl olarak buradan çıktı. İnsanlar gelsin kendi
kültürlerini geliştirsinler, kendilerini geliştirsinler.
Hep birlikte bir şeyler üretebilmenin, güzel şeyler başarabilmenin
farkına varsınlar diye böyle bir çalışmanın içerisine girdik.
Pir Sultan’ın yaşamı incelendiğinde her zaman zalimin zulmüne
karşı haklılığın ve doğruluğun savunucusu olduğu, ezilmiş
ve horlanmış yoksul köylülerin sesi olduğunu görüyoruz.
“Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan” diyor, “Bozuk düzende
sağlam çark olmaz” diyor. Yani bir ozan olduğu kadar bir
eylem adamı da aynı zamanda. Kendi kültürümüzü yaşatabilmenin
bir aracı olması vesilesi ile bu derneği açtık. Yani PSA
bir kültür derneği olduğu kadar bir demokratik kitle örgütü
de aynı zamanda. Sorunların çözümü açısından önemli bir
adım olduğunu düşünüyoruz.
-Dernek
yönetim kurulu kimlerden oluşuyor?
Sinan
Erdem:
Genel Merkez’in kurucu olarak atadığı yedi kişiden oluşuyor.
Altı ay içerisinde genel kurulumuzu yapacağız.
Siz
başkanlığa nasıl seçildiniz? Ne işle meşgulsünüz?
Sinan
Erdem:
Geçici yönetim görev dağılımı yaptı ve beni de serbest meslek
olan iş hayatımdan kaynaklanan sosyal hayattaki deneyimlerimi
göz önünde bulundurarak başkanlığa uygun gördüler.
Kaçıncı
şubesiniz?
Sinan
Erdem: PSAKD
olarak, Bir çok ilde şubelerimiz var. Türkiye de 48. İstanbul’daki
10. şubeyiz.
Halen
kaç üyeniz var?
Sinan
Erdem:
Üye alma işlemlerine henüz başlayamadık. Dernek numaramız
Geçtiğimiz günlerde elimize ulaştı. Üye alma çalışmalarına
başlayacağız. Derneğin çalışmalarını anlatır mısınız? Sinan
Erdem: 7 Kasım’daki açılış etkinliğinden itibaren çalışmalarımız
başladı. Açılış öncesi ev toplantıları düzenledik. Derneğimizin
kuruluş amaçlarının anlatıldığı bir halk toplantısı düzenledik.
Kurslarımız başladı. Bağlama, semah, gitar, folklor, seramik,
tiyatro, gibi kültürel kursların yanında matematik ve İngilizce
dersleri de veriliyor. Kurslara ilginin oldukça iyi olduğunu
söyleyebilirim. Semah, folklor ve tiyatro kursları ücretsiz.
Kursların
dışında komisyon çalışmaları da başladı. Gençlik, kadın
ve örgütlenme komisyonları kuruyoruz. İşçi ve kültür sanat
komisyonları da kurmayı hedefliyoruz. Ayrıca derneğimizde
film gösterimleri, paneller, ücretsiz sağlık taramaları,
müzik ve şiir dinletiliri gibi kültürel etkinlikler yapmayı
planladık. Bir de kütüphanemiz mevcut. Bu kütüphaneden de
herkes faydalanabilir.
Gelir
Kaynaklarınız neler? Bina kendinizin mi?
Sinan Erdem: Sorunlarımızı
yönetim kurulu ve çevremizde bulunan duyarlı kişilerin yardımları
ile çözmeye çalıştık. Derneğimizin yeri ne yazık ki kendimizin
değil, kiradayız. İlerleyen süreçlerde kendimize ait daha
uygun bir bina yapmayı hedefliyoruz.
Neden
Gülsuyu? Daha merkezi bir yerde neden açmadınız?
Sinan
Erdem:
Bunun pek çok sebebi var. Derneği Maltepe’nin merkezinde
de açabilirdik. Fakat en başta koyduğumuz hedefler buna
uygun düşmeyecekti. Bir mahalle düşünün onlarca kahvehane
var, bilardo salonu, atari salonu var fakat bir kütüphanesi
bile yok. Kadınların, gençlerin, çocukların gelip oturabildiği,
sohbet edebildiği, kendilerini geliştirebilecekleri tek
yer yok. Bunlar göz önüne alındığında terciğimizi doğru
kullandığımızı düşünüyorum. Derneğimiz Gülsuyu’nda ama tüm
Maltepe’ye yönelen bir çalışmayı hedefliyoruz. Mahallelerde
derneğimizin tanıtım çalışmasını örgütledik, süreçte tüm
Maltepe’de sahiplenilen bir dernek olacağımızı düşünüyorum.
Söylemek
istediğiniz başka neler var?
Sinan
Erdem: Derneğimiz
önüne dört temel sorun üzerinde çalışma yapmayı koymuş durumda.
Bunlar arasında Maltepe genelinde yaşanan yıkım sorununa
yönelik bir taraf olmakta var. Emekçilerin bu sorun hakkında
aydınlatılması, bilinçlendirilmesi ve bu soruna karşı örgütlü
bir mücadele hattının örülmesine çaba harcamak. Yapacağımız
çalışmalar ile işçi ve emekçileri bu konuda aydınlatmayı
hedefliyoruz. Derneğimizi herkes tarafından sahiplenmeye
ve destek vermeye çağırıyorum. Bize gazetenizde yer verdiğiniz
için teşekkür eder, çalışmalarınızda başarılar dilerim.
... Bizde teşekkür ediyoruz.
Haftaya başka bir dernekte görüşmek üzere...(30 Ekim 2004)