Sultanbeyli'de
8 Nisan'da Pir Sultan Abdal Kültür Derneği şubesinin Cem
Evi temel atma töreninden sonra bir çok makale yazıldı ve
yazılmaya da devam edilecek. Bu makale de onlardan biri.
Yazılacak çünkü, o gün demokratik taleplerini haykırmak
ve hayata geçirmek için sivil itaatsizlik gösterenlerle,
itaatkarların belli olduğu bir gündü..
Temel
atma törenine binlerce kişinin katıldığı, görsel medyadan
sadece SU TV'nin süreç öncesi ve sonrasında konuyla ilgili
yayınlar yaptığı, yazılı ve görsel medya kuruluşlarının
çoğunun Sultanbeyli'yi görmemezlikten geldiğini bir çoğumuz
biliyoruz.
Evet, tarihlerden 8 Nisan 2006, yer Sultanbeyli…
Hani,
şu hepinizin radyo ve televizyonlardan duyduğu, gazete ve
dergilerde, bildirilerde okuduğu, kısacası çoğunuzun bildiği
Pir Sultan Abdal Kültür Derneğinin Cem Evi yapmak için mücadele
ettiği yer Sultanbeyli…
Hani,
salt yurtiçinde değil, yurtdışında da bilinen PSAKD Sultanbeyli
Cemevi temel atma töreni tarihi olan 8 Nisan.
Hani,
Pir Sultanların tam da Pir Sultanca bir duruş sergileyerek
yıllardır cesurca mücadele ettikleri ve ülkede şeriatçıların
en güçlü kalelerinden olan Sultanbeyli…
Evet,
şuana kadar yazdıklarımın tümünü aşağı yukarı her kes biliyor.
Bu yazdıklarımda üzerinde fazlaca düşünülecek, kafa patlatılacak
bir durum yok.
Dörtyüzellibin
nüfuslu Sultanbeyli'deki binlerce ruhsatsız binanın, 144
caminin ve evlerin altında ibadet yeri görünümünde yüzlerce
yerin olduğunu hepimizi biliyoruz artık. Sultanbeyli'de
yaşayan 21 bin Alevi'nin ibadetini yapacağı bir tek Cem
Evinin de olmadığını, insanlarımızın cenazelerini gömmek
için kilometlerce ötedeki Pendik ve Sarıgazi'ye gitmek zorunda
kaldığını da biliyoruz. Üstelik derneğin tapulu arsasının,
bölgede başka yer yokmuş gibi park olarak ayrıldığını da
biliyoruz. İSKİ mutlak koruma alanı içinde olduğu daha önce
bilinen birçok yerin, nasıl İSKİ mutlak koruma alanı dışına
çıkarıldığını da biliyoruz.
Belediyenin,
hükümetin, ya da Büyükşehir belediyesinin, görsel ve yazılı
burjuva basının derneklerimize, Cemevlerimize, Alevi yurttaşlarımıza
bakış açılarını, onların anlayışlarını iyi biliyoruz. Yüzyıllarca
inancımız asimile eden bir anlayışın temsilcileri olduklarını
iyi biliyoruz.
Asıl
üzerinde durulması gereken durum, son yıllarda ülkeyi şeriatçı
yasalarla yönetmeye çalışan bir hükümetin işbaşında olduğu
bu ülkede, bir çok alanda ve konuda mangalda kül bırakmayanların,
başkalarına konuşma hakkı bile tanımayanların iş etkinlik
ve eylemliliğe gelince takındığı tavır… Ya da takınmadıkları
tavır.. Bir tarafta sivil itaatsizliği uygulayanlar…Diğer
yandan itaatkarlık gösterenler. Yani : İtaatkarlar…
Gazetelere
uzun uzadıya demeçler veren, hamasi nutuklar atan; radyo
ve televizyon programlarında sadece ülkedeki değil, tüm
dünyadaki Alevilere yol gösteren; gazete köşelerinde Pir
Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Merkezi ve şubelerinin
aylardır dile getirdikleri ve daha bir ay önce Alevi Bektaşi
Federasyonu (ABF) Danışma Kurulu sonuç bildirgesine de giren
"Sivil İtaatsizlik" konusunda ahkam kesenler ne yazık ki,
ortalarda yoktular.
Hele hele siyasilerin ortalarda görünmemek için özen gösterdikleri
çaba yadsınamaz bir gerçekti. Ama dikkat edin ve unutmayın
bu dediklerimi. İlk genel veya yerel seçimde bu siyasiler,
bu güne kadar yaptıkları gibi evlerinize kadar gelecekler.
Gelecekler ve eğer oylarınızı kendilerine verirseniz, sizin
haklarınızı nasıl savunacaklarını(!) sizin mutluluğunuz
için, özgürlükleriniz için, inancınızı özgürce yaşayabilmeniz
için nasıl kahramanca mücadele edeceklerini göğüslerini
gere gere anlatacaklar, nutuklar çekeceklerdir. Ama bu kez
fena yanıldıklarını görecekler diye ümit ediyorum. Alevilerin
ibadet yeri Cem Evi temel atma törenine gelmeyenler, oy
istemeye de gelmesinler.. Alevilerin, hiç değilse bu sefer
onlara hak ettikleri yanıtı verecekleri konusunda çok umutluyum.
Bugüne
kadar deyim yerindeyse, mangalda kül bırakmayanlar, savrulmuş
küller misali ortadan kaybolmuşlardı. Aydın ve yazarların
büyük bir kısmının da ortalıkta göründüğünü söyleyemeyiz.
Etnik ve inanç özgürlüğü konusunda ciltlerce kitap yazanlar,
sempozyumlarda, panellerde saatlerce - günlerce konuşanlar,
gazete köşelerinde tüm insanlara akıl verenler, makalelerinde
herkese özgürlük dersi verenler ne hikmetse o gün Sultanbeyli'den
uzak yerlere gitmişlerdi sanırım.
Fakat
itiraf etmeliyiz ki, asıl burada bir başka konuya parmak
basmalıyız. Anlam veremediğimiz, açıklayamadığımız başka
şeyler de var. Günlerce, hatta aylarca duyarlı hale getirmek
için uğraş verdiğimiz Alevi Örgütlerinin güçlü bir şekilde
burada olmamalarını anlayamıyoruz. Gözlerimiz, gönüllerimiz
ABF Danışma Kurulunda son derece güzel mesajlar veren, yurtiçindeki
- yurtdışındaki üst çatı örgütlerimizin Genel Başkanlarını,
üst düzey yöneticilerini aradı. ABF Genel Sekreterimizi
ve Yürütme Kurulu Üyelerini aradı, ama ne yazık ki göremedi.
Demokrasiden, insan haklarından yana olan dostlarımızın,
sendika ve Demokratik Kitle Örgütlerinin, seçim dönemlerinde
Alevi vatandaşlarımızdan oy istemeye gelecek olan siyasi
partilerin duyarsızlıklarını da anlayamıyoruz. Pirimizin
dediği söz, nasıl da bir kez daha anlam buluyor:
"Düşmanın
attığı taş değmez bana
Dostun
bir tek gülü yaralar beni."
Burada
ismini söyleyip incitmekten çekindiğimiz, yurtiçinde ve
yurtdışındaki onlarca, yüzlerce kurumumuzun yöneticilerinin,
ülkede sürdürülen demokrasi mücadelesinde ve birçok alanda
yan yana olduğumuz kurumların, sadece Pir Sultan Abdal örgütlülüğü
ve sadece Sultanbeyli'deki Aleviler için değil, tüm ülke
için simge haline gelmiş bu etkinliğe gelmediklerini, temel
atma töreninde güçlü bir şekilde yanımızda olmadıklarını
gördük.
Bunlara
karşılık kendi bireysel insiyatifleriyle Cemevi temeli atma
törenimize katılan ABF Gn.Bşk.Yrd Ali Kenanoğlu, HBVTD Gn.
Sek. Hüseyin Yıldırım, ABF GYK Üyeleri Ergül Şanlı ve Muhterem
Aktaş'a katkılarından ötürü teşekkür etmek isteriz.
Radyo
ve televizyon programlarına katılıp, Cemevi Temel atma törenine
destek mesajları verenlerin, kitleleri Sultanbeyli'ye davet
edenlerin, ne yazık ki kendileri Sultanbeyli'ye gelmemişlerdi.
Üstelik burada gözlemlediğimiz bir tespiti de herkesle paylaşmakta
fayda var. Temel atma töreninin yapıldığı gün SU TV'de ABF
Gn.Bşk. Yrd. Ali Kenanoğlu'nun konuşmasının verilmemiş olmasını
hem ABF'ye karşı, hem de verilen mücadeleye karşı şık bir
davranış olmadığını belirtmeliyim.
Evet, görülen şu ki, Pir Sultanlar ve Aleviler bundan sonra
tüm demokratik taleplerini haykırmaya ve yönetenlere taleplerini
kabul ettirmeye kararlılar. Alevi olmak ve inanç anlayışından
kaynaklı çözüm bekleyen sorunlarının çözümü için "sivil
itaatsizlik" mücadele tarzını kararlılıkla sürdüreceklerdir.
Bunu Sultanbeyli'de ispat etmişlerdir.
Dostlarımıza ve canlarımıza bir şeyi daha açıklamanın son
derece can alıcı ve önemli olduğunu eklemeliyim. Sultanbeyli'de
yürütülen mücadele, PSAKD Genel Merkezi ve tüm şubelerinin
örgütlü mücadelesinin bir ürünüdür. Bunu sadece ve israrla
şube başkanına mal etmeye çalışmak, hem şubemize, hem şube
yönetimimize, hem de genel örgütlülüğümüze karşı bir saygısızlıktır.
Sonuç olarak, hiç değilse bundan sonrası için tüm canlarımızın,
tüm dost kurum ve kuruluşlarımızın bugünden itibaren ve
zaman yitirmeksizin maddi ve manevi olarak Cem Evi inşaatının
biran önce bitirilmesi için destek vermelerini bekliyoruz.