Yazı
Dizisi: Maraş Katliamı Dosyası Tanıklar 28 . yılında katliamı
anlatıyor
KATLİAM
DOSYASI AÇILSIN: Yetkililerin 28 yıllık suskunluğu artık bitmeli
( 5)
İNCİ HEKİMOĞLU
Kararda, katliamı planlayanlar olarak
MHP, Ülkücü Gençlik Derneği ve MİSK gibi parti ve örgütler
ile ETKO, Kontr-Gerilla gibi illegal örgütlerin adının geçmesine
rağmen, mahkeme soruşturmanın genişletilmesine ilişkin talepleri
reddetti
Avukat Nusret Senem, eksiklerle dolu soruşturma
ve gizlenen bilgiler nedeniyle adaletin yerine gelmediğini
söylerken, Ökkeş Kenger'in kendisini kullandıklarını söylediği
kişilerin kimler olduğunun hiç sorulmadığına dikkat çekiyor
Dava 1979 yılının Haziran ayında başlar. Haftanın 5 günü
yapılan duruşmalar, 8 Ağustos 1980 günü sonuçlanır. Yargılananlar
arasında olan MHP milletvekili Mehmet Yusuf Özsaş'ın oğlu,
avukat Edip Özbaş'ın tutuklanması ise yargıçların hedef olmasına
neden olur. Saldırı Cumhuriyet, Milliyet, Hürriyet Gazeteleri'nin
22 Nisan 1978 tarihli baskılarında geniş yer alır.
Tutuklama haberini alan MHP Milletvekili Özbaş ve yandaşları
Adliye binasını basıp; I. Asliye Ceza Yargıcı Kazım Demirsu
ve 2. Asliye Ceza Yargıcı Ertop Kan-maz'a saldırarak, "Sizi
mahvedeceğim, pezevenkler..." diye küfreder. I. Asliye Ceza
Yargıcı Kazım Demirsu, yediği yumruklar üzerine 5 günlük rapor
alır. Saldırıya tanık olan Savcı Nuri Mimaroğlu şunları anlatır:
"Saat 08.40 sıralarıydı. Makam odamda, ceza hâkimlerimiz
Kazim Demirsu ile Ertop Kanmaz arkadaşlar beni bekliyorlardı..
Odacı gelerek hakim beylerin beni makam odamda beklediklerini
söyledi. Odaya girdiğimde her iki hakimlerimizin ayakta olduklarını,
polis memuru ile MHP'li Milletvekilinin de içeride bulunduğunu
gördüm. Milletvekilinin bana ilk sözü 'Pezevenk' oldu. Çeşitli
hakaretler yağdırıyordu. Polisler milletvekilini dışarı çıkardılar.."
ÜÇ AVUKAT ÖLDÜRÜLDÜ
Saldırganların yargıyı işlevsiz kılmaya yönelik saldırıları
bununla sınırlı kalmaz. Davanın müdahil avukatlarından Av.
Ahmet Albay, Av. Ceyhun Can, Av. Halil Güllüoğlu peş peşe
katledilirler.
Müdahil avukatlardan Nusret Senem, dava arkadaşı Güllüoğlu'nu
şu cümlelerle tanımlar: "Adana'da herkesin, efendiliği ve
bilgisi ile üzerinde saygı uyandırmış olan Av. Halil Sıtkı
GÜLLÜOGLU öldürüldü. Adana Kapalı Spor Salonunda süren duruşmalar
sırasında, sanıklar tarafından linç edilmekten son anda kendi
çabası ile kurtulmayı başaran Halil abi, evinin önünde, arabasına
bindiği sırada, ülkücü saldırganların kurşunlarına hedef olarak
yasama veda etti. Onu asla unutamam."
Bunca ağır bedel ödeyerek adaletin yerine gelmesi için uğraşan
avukatlara rağmen, tetikçi ve faillerinin tümünün açığa çıkarıldığı,
cezalandırıldığı söylenemez.
DOSYADAKİ ÖRGÜTLENME
Avukat Senem, sanık ifadelerinde, tanık beyanlarında, devletin
güvenlik görevlilerinin raporlarında, basının olaylara ilişkin
haber ve fotoğraflarında, iddianame ve yargılamayı yapan Sıkıyönetim
Komutanlığı Askeri Mahkemesi Gerekçeli Karar'n-da, katliamı
planlayıp uygulayanlar olarak MHP, Ülkücü Gençlik Derneği
ve MİSK gibi yasal olarak kurulmuş parti ve örgütler ile ETKO,
Kontr-Gerilla gibi illegal örgütlerin adının geçtiğini vurgulayarak,
davaya ilişkin şu değerlendirmeleri yapar:
"Yapılan yargılamalar neticesinde MHP ve diğer ülkücü kuruluşlar
hakkında suç duyuruları reddedildi. Sıkıyönetim Mahkemesi
ortaya çıkan kanıtları görmezden geldi. Yeterli kanıt bulunmadığını
ileri sürdü. Mahkeme, sanıkların olay tarihlerinde MHP'ye
kayıtlı olduğu konusunda araştırma yapılması taleplerini reddettiği
halde, 'sanıkların üye olduklarına dair dava dosyasında herhangi
bir bilgi bulunmadığından; müdahil vekillerinin adı geçen
parti hakkında C. Başsavcılığına başvurması konusunda istemlerinin
reddine' karar verdi."
Adana, Kahramanmaraş, Gaziantep, Adıyaman, Hatay İlleri Sıkıyönetim
Askeri Komutanlığı 1. Nolu Askeri Mahkemesi'nde görülen davada
yargılanan 804 kişinin 29'u ölüm cezasına, 7'si müebbet hapse;
7'si 15-24 yıl arasında, 29'u 10-15 Yıl 259'u da 5"10 yıl
arasında, 26'sı ise 1-5 yıl arasında hapis cezası aldılar.
379 kişi davadan beraat ederken 68 kişi firarda olduğu, veya
dava sırasında ölmüş olduğu için davadan düştü. Öte yandan
ölüm ve müebbet hapis cezaları dışındakilere 1/6 oranında
cezai indirim uygulanarak cezaları azaltıldı. Ardından mahkemenin
kararı Yargıtayca bozulmuştur. Yeni yargılama sonucunda da
idam cezaları uygulanmadı. Ve büyük kısmının Nisan 1991 yılında
çıkarılan Terörle Mücadele Kanunu nedeniyle cezaları ertelendi
ve serbest bırakıldılar.
Maraş dosyası hukuken kapansa da toplum vicdanında asla kapanmadı.
"Topluma karşı işlenen suçlar" ve "insanlık suçu" olarak tanımlanıp,
yeniden soruşturulması gereken olaylardan olan Maraş katliamının,
cinayetlerin, faili meçhullerin hüküm sürdüğü bu düzende üzerimize
düşen görevin tanımını ise; 10 Mart 2003 yılında yitirdiğimiz,
yaşamını hukuka, adalete ve "insan hakları"na adamış, "Emil
Abi"mize bırakarak sonlandıralım:
"Eğer insansanız, Hitlerleri, Himlerleri kıskandıracak Kahramanmaraş
kıyımının yapıldığı bu ülkede şovenizmin karşısına dikileceksiniz..."
»
AVUKAT NUSRET SENEM : "Güneş önce hesap versin"
KAHRAMANMARAŞ davasının müdahil avukatı Nusret Senem, Hasan
Fehmi Güneş'i yalanlayarak, Güneş'in bütün ilgili kurumlara
yolladığı ve dava dosyasında da bulunduğunu söylediği rapora
ilişkin sorumuza "dosyada öyle bir rapor falan yok, Güneş
de bu olayla ilgili hiçbir şey yapmadı" dedi.
Hükümet Konağı'na girmeye çalışanları askerlerin ateş açarak
durdurduğu olaylar sırasında yaralanan 8 saldırgan olduğunu
belirten Senem, bu saldırganların tedavi edildikleri hastaneden
kaçtıklarına dikkat çekerek, katliamın önemli aktörlerinden
Ökkeş Kenger'e ilişkin de şu bilgiyi verdi: "Ökkeş Kenger,
yakalandıktan sonra Tugay Komutanı Tuğgeneral Mahmut Boğuşlu'ya
ağlayarak 'beni kullandılar' dedi. Bu tutanaklarda var. Kimse
sormadı, kimin kullandığını.
Güneş önce bunların hesabını versin."
» İçişleri ve Adalet Bakanlığına sorular:
» Savcı Saner'in gizlenen raporunu açıklayın
» Özaydınlı'nın hazırlattığı raporu açıklayın
» Katliamı organize eden 4 MİT görevlisi kim?
» Katliamda yer alan ve hastaneden kaçan 8 kişi kim?
» Dönemin Maraş Emniyet Müdürü kimdi ve olaylardan
sonra kendini nasıl savundu?
» Güneş'in devletin içinde yer aldığını söylediği
"örtülü örgütlenme"nin bağlı olduğu makam neresi?
KAHRAMANMARAŞ katliamının "ünlü" tetikçileri Haluk Kırcı
ve Ünal Osmanağaoğlu'nun sanığı oldukları tek dava bu değildi.
Osmanağaoğlu, Kemal Türkler davasından halen tutuksuz yargı-lansa
da Haluk Kırcı ve arkadaşları ile 7 TİP'linin katledildiği
Bahçeli-evler katliamı davasında 7 kez müebbet hapis cezasına
mahkûm oldu. Türkler davasının müdahil avukatı Rasim Öz'ün
verdiği bilgilere göre, halen Bandırma Cezaevinde bulunan
Osmanağaoğlu'nun karıştığı bir başka katliam ise 3 kişinin
öldüğü, 14 kişinin yaralandığı Mamak'ta belediye otobüsünün
taranması olayı. Ancak "yaptığım araştırmalarda bu olayla
ilgili hakkında dava açılmadığını ve zaman aşımına uğratıldığını
öğrendim" diyen Rasim Öz, bununla ilgili bir soruşturma açılıp
açılmadığını, açıldıysa nasıl sonuçlandığını ise bir türlü
öğreneme-diğini belirtiyor.