Türkiye'de
"Kürt realitesi" söylemi, ilk kez 9. Cumhurbaşkanı Demirel
tarafından dile getirildi.
Sonraları başbakanlar da benzer söylemleri tekrarladılar.
Peki...
Ya "Alevi realitesi?.."
Bu
ülkede Kürt kökenli yurttaşımız kadar, belki daha da fazla
sayıda "Alevi" yurttaşımız var.
"Anayasal vatandaş" olarak bu ülkede hepimiz tasada-kıvançta
ortağız ve eşit haklara sahibiz.
Sadece
etnik kimlik değil, inançlarda da Türkiye'nin zenginliğini
oluşturuyoruz.
Bunları
"alt ve üst kimlik" diye kategorize etmiyorum.
Ancak...
Bütünlüğümüzü oluşturan unsurlardan bazıları için "renk körlüğü"
neden?
Milliyet'e
ulaşan bilgilere göre 11. Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi kitabının
yenilenmiş baskısında da "Aleviliğin" yer aldığı bir bölüm
yok.
Oysa...
Milli Eğitim Bakanlığı tarafından ücretsiz kitap kampanyası
bağlamında dağıtılan bu "yenilenmiş" baskıda "İslam düşüncesinde
yorumlar" başlıklı ünitede, "Haricilik, Şiilik, Mütezile,
Maturidilik, Eş'arilik, Caferilik, Hanifilik, Malikilik, Şafilik,
Hanbelilik" tanımlarıyla yansıtılmakta.
Fakat...
Alevilik yok.
Hatta
kitabın arkasındaki "sözlük" kısmında bile "Alevilik" tanımı
yapılmamış.
Ulusun
çok önemli bir bölümünü kapsayan Alevi yurttaşlarımızın, "temel
eğitim kitabı" olan "11. Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi" kitabında
kendileri için satırları bulmamaları ciddi bir boşluktur.
Üzücüdür.
Müslümanlığın
kapsamında görülmesi nedeniyle ayrıca bir tanımının kitapta
yer almaması, Milli Eğitim Bakanı Çelik'in bir savunması olabilir
fakat ne kucaklayıcıdır, ne de toplumun tüm kesimlerinde onaylanabilir.
Kaldı ki... Etnik olarak "Kürt realitesini kabul etmeliyiz"
diyen siyasetçiler, aslında hem "Kürt", hem de "Türk" ve diğer
etnik kökenli yurttaşların büyük bir bölümünün "Alevi" olduklarını
dikkate almaları ve birleştirici bir platform işlevini de
görebilmelidirler.
2
bin dava
Bir başka açıdan bakalım...
22
Temmuz seçimlerinden önce AKP, "Alevi" kurumlarını kazanmak
için nasıl da yaklaşıyordu... Seçimden sonra unutuldu mu?
Ayrıca...
Bu bir eğitim kitabıdır.
Bilimsel
olma iddiasındadır. Bilim, "genel" ve "objektiftir." Siyasi
olamaz.
O
nedenle de hem "Farklı renkler zenginliğimizdir" demek ama
onlardan bazılarına "renk körlüğü" ile bakmak çelişkidir.
Bir
başka açıdan irdeleyelim...
Anayasa'nın
"değişmez/değiştirilemez" temel ilkesi "laiklik" de "bütün
inançlara devletin eşit mesafede olmasına, tüm inançlara aynı
saygıyı göstermesine" dayalıdır.
Cem
Vakfı Genel Başkanı-Hazreti Muhammed'in soyundan gelen Prof.
İzzettin Doğan, "Milli Eğitim Bakanı'na karşı din derslerinin
içeriğiyle ilgili olarak açtıkları 2 bin dava olduğunu" söylüyor.
"Davalardan alınacak sonuçla birlikte, tavırlarını belirleyeceklerinin"
işaretini veriyor.
İçeride
ve başta AB olmak üzere dışarıda bu konunun -sanki Türkiye'de
dert azmış gibi- büyümesini hormonlamaktan başka bir şeye
yaramayacak sakat bir tutumun düzeltilmesi gerek.
Yarınlar
için siyaset ustası merhum İhsan Sabri Çağlayangil'in bir
veciz söylemini hatırlatalım:
"Devlet adamı, meseleleri, mesele olmadan çözmelidir."