|
HARMANCININ HARMANI
HASAN
HARMANCI’NIN PSAKD YORUMU
Bizlerin de birçokları gibi, çıkmasını sabırsızlıkla
beklediğimiz bir dergi Serçeşme. Her sayıda Alevilikle ilgili önemli yazılar
yer almaktadır. Bütün bunlar, bu konulara ilgi duyan biri olarak bizi de son
derece mutlu etmektedir. Ancak her nedense, bu bilimsel, belli bir çizgisi,
saygınlığı olan dergide, dergimizde bütün bu yazılanların yanında, PSAKD ve
yönetimine haksız eleştiriler yer almaktadır. Hadi diyelim diğer bir takım benzer
dernek ve vakıflar konusunda da yazılsa, diyecek fazla bir sözümüz olmaz. Derginin
çizgisi madem böyle, olabilir diye düşünebilirsiniz. Sadece Pir Sultan Abdal
Kültür Derneği ve yöneticileri ile devamlı uğraşılıyor ise, doğrusunu söylemek
gerekirse bizce derginin saygınlığına gölge düşürülüyor, ön yargılı davranılıyor
demektir ki bu da bu dergiye, yetkililerine yakışmaz.
Dergide yer alan yazılar, hep de yönetime muhalif
olan kişilerin yerli yersiz tesbitleri, yargılarıdır. Serçeşme bu konuda taraf
olamaz. Olursa da haklının, doğrunun tarafı olmalı.
Doğal olarak bunun kararını da okuyucuya bırakmak
gerekiyor.
Gelelim yazılanlara… Bilindiği gibi derneğimiz
kamuoyunda bilinen, tanınan, takdir edilen, kırktan fazla şubesi, yirmibine
yaklaşan üyesi ile demokratik bir kitle örgütüdür.Bu dernekte demokratik kuralların
en iyi bir şekilde işlediğini bu arkadaşlarımız da bilir. Bilirler bilmesine
de her nedense, içinde bulundukları olanakları kullanarak, durmadan bu derneğe,
yöneticilerine saldırırlar.
Bütün bu ve benzer konular danışma kurullarında,
genel kurullarda en demokratik bir şekilde yerine getirilir. Kimse de yerinde
ve seviyeli bir şekilde yapılan eleştirilerden rahatsız olmaz, yararlanmaya
çalışır. Ancak bu arkadaşlarımız hem dernek platformlarını, hem de diğer platformları
dernek yararından çok, kişileri hedef alan, kısır çekişmelere, karalamalara
varan eleştiriler şeklinde kullanırlar. Gerek bu dergi de yer alan yazılar,
gerekse, genel kurul öncesi kamuoyuna açıkladıkları bildiriler buna örnektir.
İşte Hasan Harmancı’nın, Serçeşme’ nin 19. sayısındaki yazısından bir paragraf;
Bölüm başlığı ise şöyle; “GETTO DERNEKÇİLİĞİ,” “PSAKD kongreleri Alevilik
öğretisinin ve Alevilerin aynasıdır. Asla delegelerin üzerine ipotek konarak
ve şube yönetimlerinin önceden karar alarak katılacakları bir kongre biçimiyle
hareket edemez.
Örgütümüz içinde belki bu süreci belirleyen,
bölgesel bağlar gibi ilksel (primordial) bağlar, hemşerilik duyguları ve geleneksel
yöntemlerle aday belirlenmesinin neden olduğu söylenebilir. Bunun için de hazurun
listesine bakılması yararlı olacaktır. Daha çok gettolarda karşımıza çıkan ve
klan asabiyeti olarak ifade ettiğimiz bir kilitlenen (kitlenin demek istemiş
herhalde.) insan yığının sözsel uyumunun yansımasıdır hazurun listesindeki bu
istatistiksel gösterge, PSAKD’ de bu yönde bir çalışma biçimi ve yönlendirmenin
tüzük ve genel çalışmalarında görülmesine karşın tuhaf bir uygulama ve örgütlenme
alanı bulmuştur”…
Hasan Harman’cı, çoğu zaman olduğu gibi yine saçmalamış.
Ne demek getto dernekçiliği, bölgesel bağlar, ilksel bağlar, klan asabiyeti,
İnsan yığını, delegelerin üzerine ipotek koymak.. Kim nasıl ipotek koyabilir?
Bütün bunlar Pir Sultan Abdal Kültür Derneğine yakıştı mı? Her hangi bir köy
derneği mi de, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, böyle nitelemelerde bulunuyorsun?
Bütün bu yazılanlar derneğe de üyelere de yöneticilere de hakaret sayılmaz mı?
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği yöneticiliği yapmış biri olarak, bütün bu yazdıklarının
akılla, mantıkla ilgisi var mı? Hasan Harman’cı, hazurun üzerinde istatistik
yapmış, kendine göre değerlendirmeler de bulunmuş, suçlular tesbit etmiş… Bize
göre, bütün PSAKD üyeleri en az, Hasan Harman’cı kadar saygındır, bilinçlidir,
itibarlıdır.
Dernek üyelerimiz, yöneticilerimiz hakkında yazılanlar
aslında bu arkadaşlarımızın kendileri ile ilgili ipuçları ele vermektedir. Genel
kurulda hepsi bir araya gelip her türlü yöntemi denedikleri halde, üçyüz otuz
seçkin, saygın delege arasında, çok istedikleri, son saatlere kadar zorladıkları
halde, liste çıkaramadılar, listeye yazacak üye bulamadılar. Bütün sıkıntıları
da bundan kaynaklanmaktadır. Bu arkadaşlara önerim şudur. Bütün bunları yazacaklarına,
daha fazla zor durumlara düşmeden, saygınlığını yitirmeden şapkalarını önüne
alıp düşünmeleridir. Asıl yukarıdaki, bizlere yaptıkları eleştirilere uygun
davranan, örgütlülük bilincini içselleştiremeyen, laftan dedikodudan başka söyleyecekleri
olmayan kendileridir. Bu arkadaşlarımız kendilerine çeki düzen vermelidir. Örgüt
disiplini ve bilinciyle hareket etmelidir. O zaman belki bu örgüt de kendilerini
önemser, değer verir, yoksa bu yöntem yöntem değil.
Son söz olarak, Hasan Harman’cı, rüzgâr varken
harman savrulur, yoksa samanla, deneyi (buğdayı) biribirine karıştırırsın. Serçeşme’de
ki yazında olduğu gibi… Örgüt rüzgârını (burada kastedilen örgüt iradesidir.)
yanına alamazsan da işte böyle saçmalıklara devam eder, ne yapacağını bilemezsin.
Çabaladıkça da batarsın…
Pir Sultan Abdal’dan iki dörtlükle yazımı tamamlıyorum;
Yanlış fetva ile yola gidilmez
Arif isen bu manadan farkeyle
Eğri hacet ile metah dokunmaz
Üstat isen endazeni derh eyle
*****
Pir Sultan Abdal’ım ihlas yar olsa
Mecnun da gözlüyor Leyla gelirse
Bir cananın meyli sende yok ise
Ahır fayda etmez anı terk eyle.
Veysel KAYMAK
PSAKD GYK ÜYESİ
03.05.2006
|