TUTTUM AYNAYI ÖZÜME ....

ibrahim KARAKAYASerçeşme Dergisinin çeşitli sayılarında, son olarak da 19.sayıda, örgüt hukukumuz hiçe sayan, örgüt içi işleyişimize müdahale etmeye çalışan, gerçek dışı ifitra, karalama ve hakaretler içeren Hasan Harmancı ve Esen Uslunun yazılarına yanıt olarak PSAKD 7. ve 8.dönem Genel Sekreteri İbrahim KARAKAYAnın "Tuttum Aynayı Özüme..." adlı yazısını yayınlıyoruz. 21.06.2006

SERÇEŞME Dergisi’ne zorunlu bir açıklama !

TUTTUM AYNAYI ÖZÜME ...

 

     İbrahim KARAKAYA

  PSAKD 7. ve 8.Dönem Genel Sekreteri

          Ülkemizde, Alevilikle ilgili yayın yapan ve referans olarak gösterilebilen çok az sayıda yayın vardır. Bu yayınların en önemlilerinden biri uzun yıllardan beri örgütümüzün dili olan PİR SULTAN ABDAL Kültür Sanat Dergisi, yurt dışında yayınlanan ALEVİLERİN SESİ, yakın dönemde yayın hayatına başlayan KIRKBUDAK ve SERÇEŞME Dergileridir. Bu yayınların hepsi de Alevi kamuoyuna ve onların dostlarına önemli katkılar sunmaktadır. Uzun ömürlü ve daha güçlü olması dileğimizdir. Çünkü bu yayınların hangi zorluklarla ve emeklerle çıkarıldığını biliyoruz. Emeği geçen herkesin emeğine sağlık.

         Yine örgütümüz açısından bilgisine ve yorumuna en çok itibar ettiğimiz ender insanlardan biri de Esat KORKMAZ’dır. O’nun yazıları, kitapları referans alınır, örgütümüzün düzenlediği panel, sempozyum ve toplantılara mutlaka çağrılır, kamuoyundaki genel tartışmalara örgütümüz açısından tereddütsüz olarak önerilen isimdir. Uzun yıllardır da İstanbul Şubelerimizde eğitim dersleri vermektedir.

         Bu açıdan bakıldığında Esat KORKMAZ ismi ve onun çıkarmış olduğu dergi olan SERÇEŞME bizim açımızdan önemsenir. Fakat, ne yazık ki, bu güzel ve bir o kadar da değerli olan dergi, (kendisine yakıştırmadığımız bir tavrı), örgütümüz içindeki bazı muhalif üyelerimizin yürüttüğü mücadeleye alet edilmektedir. Daha önce çıkan yazılar nedeniyle Esat KORKMAZ Hoca ile görüşüp, bu yazılardaki bilgilerin doğru olmadığını, yapılanın da doğru ve adil olmadığını dile getirdik.

        Burada karşı geldiğimiz konu tartışmaların gerekli olmadığı değildir. Yani, Alevi örgütlenmesi, sorunları ve çözüm önerileri dile getirilmeli, bu konuda genel Alevi örgütlerinin konumu, yapısı, nasıl olmaları gerekliliği tartışmaya açılabilmelidir. Buna itirazımız olmadığı gibi, eksikliklerimiz noktasında yararlanır, katkı da sunarız.

       Birçok Alevi örgütümüzde örgütlenmeden kaynaklı bazı olumsuzluklar yaşanmasına rağmen, Pir Sultan Abdal örgütlülüğü dışında hiçbir Alevi Örgütünde sorun yokmuş gibi davranmak hiç adil değildir. Her halde “biz sizi çok sevdiğimiz için yerden yere vururuz” denilmeyecektir.

       Alevilerin talepleri konusundaki mücadelemizde, siyasal iktidara karşı duruşumuzda, demokrasi mücadelesinde gördüğünüz her eksikliğimizi eleştiriniz. Buna açığız. Fakat kendi kurumsal iç işleyişimizle ilgili sorunlarımızı örgütümüzün kurumları ve işleyişi çözecek yeterliliktedir.

       Anılan dönemlerde örgütümüzde yönetici olmanın verdiği sorumluluktan ve Esat Korkmaz ile bu görüşmeleri bizzat yapmış olmaktan dolayı, ayrıca Alevi kamuoyunu doğru bilgilendirmek için bu açıklamayı yapma ihtiyacı duydum.

     Örgütümüzün çalışma prensipleri:

      1988 yılında kurulan derneğimiz, büyük bir emek ve birikimle oluşturulan ilkeler doğrultusunda faaliyet göstermektedir. Bu ilkelerden taviz vermek, bunları esnetmek yönetim değişiklikleri ile olanaklı değildir. Örgütün hafızası ve üyeleri buna asla ve asla müsaade etmez.

        Pir Sultan Abdal örgütlülüğü, kurumsal işleyişi önemseyen ve örgütsel bilinç konusunda zaaf içinde olmayan bir örgüttür. Eksikliğini sorgulayan, kendisini eleştirebilen, kollektif bilinci ve eylemi hayata geçirebilen nadir örgütlerden biridir.

        Örgütsel yapısı; Genel Merkez ve Şubelerden oluşmaktadır. Genel Kurulda seçilen 21 GYK Üyesi kendi içinden 9 MYK Üyesini seçer. MYK her hafta toplanır, GYK ayda bir toplanır. Her üç ayda bir Danışma Kurulu toplanır. Danışma Kuruluna, MYK, GYK Üyeleri, Denetleme ve Disiplin Kurulu üyeleri, Şube Başkanları ve en önemlisi eski Genel Başkanlar katılırlar. Bu Dernek Tüzüğümüzde belirlenmiştir. Gündemli olan bu toplantılarda, örgütümüzün çalışmaları ve sorunları, ülkemizdeki ve dünyadaki siyasal gelişmeler değerlendirilir, yapılacak çalışmalar GYK ve MYK’ya önerilir. Bunun dışında İstanbul ve İzmir Şubelerimiz Eşgüdüm Kurullarını oluştururlar. Bölgesel sorunlar ve çalışmalar burada çözüme kavuşturulur. Ayrıca; bütün şubelerimiz kendi yerellerinde bulunan Alevi örgütleri ve Demokratik Kitle Örgütleriyle birlikte oluşturulan platformlarda yerini aktif olarak alırlar. Bu çalışmaların hepsi Örgütün bilgisine sunulur.

         Tüzüğü her dönem güncelleşmiş, çalışma yönergeleri, mali yönetmeliği, kadın ve gençlik komisyonları yönetmeliği, eşgüdüm yönetmeliği ve disiplin yönetmeliğini örgütün bilgi, birikim ve ihtiyaçları doğrultusunda oluşturmuş ender örgütlerden biriyiz.

         ABKB’den, Alevi Bektaşi Federasyonu çalışmalarına, Alevilerin temel talepleri olan Diyanet İşleri Başkanlığının kaldırılması, Zorunlu Din Derslerinin kaldırılması, Cem Evlerimizin inanç merkezlerimiz olduğu konusundaki mücadelede, demokrasi, insan hakları, barış ve emek mücadelesinde, anti-demokratik ve anti-laik uygulamalara karşı yürütülen mücadelede Pir Sultan Abdal Örgütlülüğünün emeği, birikimi ve söyleyecek sözü hep olmuştur, olmaya da devam edecektir. Bu çalışmaları yapmak seçilen her yöneticinin görevidir. Bununla ilgili hesabını da Genel Kurullarda örgütüne verir. Bu bütün örgütlenmelerin de genel kuralıdır.

        Peki yaratılan nedir? Yaratılmaya çalışılan, bazı üye arkadaşlarımızın Genel Kurulda kaybetmiş olmaktan kaynaklı olarak, Genel Kurulda oluşan iradeyi içlerine sindiremeyip, bunu sürdürüyor olmalarıdır. Bu konuda örgüt içinde mücadele etme yerine, elindeki olanakları pervasızca kullanmayı tercih etmeleri son derece üzücüdür. Buradaki beklentileri kendilerine cevap verilmesini sağlamak ve bu vesile ile kendilerini gündemde tutup, tartıştırmaktır. Buna Tüzüğümüzün elvermediğini bildikleri halde.

        Onun için, örgüt içindeki yönetim mücadelesini kaybetmiş olmaktan dolayı yaşadığı psikolojiyi, yönetici olamama kaygısını, örgütsel kaygı olarak gösterip kamuoyunu bu yönde yanıltmak yakışıksızdır.

        Burada üzücü olan, Hasan HARMANCI’nın SERÇEŞME Dergisinin 2006/ Şubat sayısında, “Örgütsel bilinç ve referans” konulu yazısında; örgütsel bilinçten yoksun, benlik ve kariyer hırsından kaynaklı olarak, Pir Sultan üyelerine, onların seçtiği delegelere, şube başkanlarına ve örgütümüzün en büyük organı olan Genel Kurula karşı yapmış olduğu saygısızlıktır. Bir o kadar da üzücü olan şey, bizim açımızdan saygın olan SERÇEŞME’nin buna alet edilmesidir.

        Pir Sultan Abdal Genel Kurulları, deyim yerindeyse Genel Kurul gibi yapılır. Kuruluşundan bugüne kadar, bütün Genel Kurullar öncesinden başlayarak heyecanlı, dinamik tartışmalarla başlar, Genel Kurulda sonuca ulaştırılır. Bütün Genel Kurullarda, uzlaşma girişimlerine karşı iki liste ile seçime gidilir, genel kurul sonrası bütün tartışmalar biter, yeni seçilen yönetime destek sunulur. Son iki genel kurulda da yaşananlar bunlardır.

        Sorun; iki genel kurulda da mevcut yönetime karşı oluşturulan liste Genel Kurulda başarılı olamamıştır. Hasan HARMANCI da bu listelerden aday olan bir üyemizdir. Ne yazık ki, Hasan HARMANCI dışında hiç kimse, Genel Kurul iradesine saygısızlık yapmamıştır. Hepside yapmayacak kadar örgütsel bilince sahiptirler. Keza; “ üç eski Genel Başkanın da örgütü, eylemleri ve ülke gündemine karşı yeterince hareketli bulmaması bir ilk çıkış oldu” belirlemesi hem yanıltıcı bir bilgi, hem de üç eski genel başkana karşı saygısız ve küçültücü bir tanımlama olmuştur.

        Üç eski genel başkan Danışma Kurullarının doğal üyeleri olarak, eleştiri, düşünce ve önerilerini her zaman örgüte sunma imkanına sahiptirler. Son Danışma Kurulu toplantısına katılıp düşüncelerini örgütle paylaşmışlardır.

        Ayrıca, Genel Kurul öncesi eski genel başkanlar tek tek ziyaret edilip önerileri alınmıştır. Eski Genel Başkanlar büyük bir özen içerisinde düşünce ve önerilerini iletmişlerdir.

        Burada kendi eksiklik ve başarısızlıklarını, eski Genel Başkanlar üzerinden aklamaya çalışmak ahlaklı bir davranış değildir. Kaldı ki, üç eski Genel Başkanın da istediklerinde aday olabilecek cesaretleri ve örgütün gönlünde de yerleri vardır.

          Genel Kurullar gündemlidir. Genel Kurulda oluşturulan Divan tarafından, gündem doğrultusunda genel kurul sonuçlandırılır. Konukların çokluğu, konuşmaların gündem dışında da içerikli olması, talepte bulunan herkesin konuşmuş olması açışından verimli olmuştur. Çok doğal olarak yoğun kulis çalışmaları da yaşanmıştır. Genel Kurullar, geçmiş çalışmaların değerlendirildiği, eksikliklerin tartışıldığı ve yeni dönem de çalışmaları yürütecek kadroların oluşturulmasına çalışılır. Genel Kurul kararları ve sonuç bildirgelerinde, örgütün ilkeleri ve seçilecek olan yeni yönetim kurulunun yapması gereken çalışmalar konusunda GYK yetkilendirilir. Geçmiş dönemlerden farklı olarak, ABF üyesi olmamızdan dolayı genel Alevi talepleri ve ülkemizin genel siyasi konuları ile ilgili olarak yol haritası diğer Alevi örgütleri ile birlikte karara bağlanır.

        Hasan HARMANCI’nın yazdığı “ örgütsel bilinç ve referans” konulu yazısı bir bütün olarak değerlendirildiğinde, ne yazık ki Alevi dili, etiği ve terminolojisi ile bağdaşmamaktadır. Hasan HARMANCI’nın; “Kongrenin çarpıcı noktalarından biri de, bazı delegelerin, Alevilik başta olmak üzere toplumsal sorumluluk bilinci ile hareket etme misyonuna sahip olmamaları olarak görünüyordu. Genel bir hemşerilik diyaloğu ile kongre delegesi olan ve örgüt bilinci almamış kesimlerin varlığı bunu daha çok reçetelendirmektedir. Bir siyanür gibi sızıldığı kanısını uyandıran bu hareketsiz ve umarsız kesim, ya boşluğu alkışlayan veya muhalif tepkileri terse çevirme iradesi içinde hareket ettiği kaygısı uyandırıyordu görüntüde. PSAKD, böylesi bir boşluğu kaldırabilecek bir örgüt bilincine sahip olmamasına karşın, bu yöndeki genel bir delege birikimi eksikliği kaygı vericiydi.” tesbiti ve görüşü ile bütün kongre üyelerini ( kendisi dışında), bilgisizlik, cahillik ve sorumluluk misyonuna sahip olmamakla suçlamak için söyleyecek söz yoktur.

         “Ne kadar bilirsen bil, bilene danış” ve “Çiğdik, piştik” anlayış ve düşüncesi Alevi felsefesinin özüdür.

Pir Sultan Abdal’ın;

“Ben dervişim dersin dava kılarsın

Hakkı zikretmeye dilin var mıdır

Kendini gör, elde ne ararsın

Hali hal etmeye halin var mıdır.”

 

    dediği gibi, Hasan HARMANCI kendi “Diplomalı cahilliğine” yansın.

            “ Azınlık” kavramı ve tartışmaları, Alevilerin tümden reddetmesi gereken bir konudur. “Azınlık olarak tanımlamak da”, “asli unsur olarak kendini görmek de” Alevi öğretisi açısından reddedilmelidir. “ 72 Millet birdir bizim nazarımızda” Alevi felsefesi bunun en güzel cevabıdır.

           Hasan HARMANCI; “Örgütümüz içinde belki bu süreci belirleyen, bölgesel bağlar gibi ilksel (primordial) bağlar, hemşehrilik duyguları ve geleneksel yöntemlerle aday belirlenmesinin neden olduğu söylenebilir. Bunu için hazirun listesine bakmak yararlı olacaktır. Daha çok gettolarda karşımıza çıkan ve klan asabiyeti olarak ifade ettiğimiz bir kilitlenen insan yığınının sözsel uyumunun yansımasıdır hazirun listesindeki istatiksel gösterge.” demektedir.

          Bu söylediklerini örgüte, yöneticilerine ve üyelerine karşı hakaret olarak algılamanın dışında, cevap vermek bile doğru değildir. En basit tanımlama ile, bütün sosyal bilimciler farklı etnik yapıdaki Alevilerin, ortak kültürel ve inançsal yapısı, olaylar karşısındaki ortak toplumsal refleks göstermiş olmalarından dolayı, ulus olmadığı halde ulusal reflekse sahip olduğunu vurgularlar.

         Bunu görmeyip, hemşehricilik, yörecilik gibi ayırımları yapmak veya varmış gibi göstermek, hazirun listelerinde kimin Sivaslı, Erzincanlı, Tuncelili, Çorumlu, Tokatlı vb..veya kaç delege Türk, kaç delege Kürt gibi sorgulamak, bunu düşünüyor olmak, sadece kendilerinin ideolojik ve milliyetçilik kokan bakış açısıdır.

         Esas tehlikeli olan bu yaklaşımdır. ( Çok ilkel bir davranış olmasına karşın, Hazirun listeleri, merak eden bazı arkadaşlar tarafından istenilip incelendi, öyle olmadığı görüldü.) Hasan HARMANCI bu bakış açısından derhal kurtulmalıdır. Ne yazık ki son iki genel kurulda bu arkadaşlarımız, “örgüt Kürtlere geçti” propagandasını yapmışlardır.

          “GETTO” dedikleri yerler kentlerin yoksul varoşlarıdır. Yani ekonomik veya siyasal nedenlerle köylerinden göç edip kentlerde kendilerine bir dünya yaratmaya çalışan, kendi değerlerine bağlı, kültürlerini yaşamaya çalışan insanların yaşadığı yerdir. Sistem ve yönetimlerle sorunu olan da bu insanlardır. Kültürlerini ve kimliklerini yaşayamama ve çocuklarına aktaramama kaygısı olanlar da bu insanlardır. Akademik araştırmalar dışında, Aleviliği yaşamak ve yaşatmak isteyen de bu GETTO’lardır. Örgütümüzde kuruluşundan bu yana bu “GETTO”larda örgütlenmiştir. Yani, Alibeyköy, Armutlu, Ümraniye, GOP, Esenler, Pendik, Sultanbeyli, Kartal, Maltepe, İçerenköy, Buca, Menemen, Bornova vb. kentin varoşlarında örgütlenmiştir. Bu şubelerimizde yeni değildir. Hasan HARMANCI Genel Merkez yöneticisi seçildiğinde de bu Şubelerimiz ve onların Delegeleri vardı. Yani, Nişantaşı, Etiler, Trabya, Levent vb. yerlerde örgütlü değiliz. Tarihte yoksul köylülüğün kurtuluş ideolojisi olmuş Alevilik, bugünde yoksul kent varoşlarının, yani Gettoların örgütlenmesine katkı sunacaksa bundan onur duyulur.

                                             Siyasal tanımlamaları ukalaca kullanmak, akademik kariyeri arttırmaz !

            Pir Sultan Abdal Örgütlülüğünün seçimleri, gerek şubelerde, gerekse de Genel Kurulda en demokratik şekilde yapılmaktadır. Üyesinden, yönetim kadrolarındaki her bir birey seçiminin, tercihlerinin bilincindedir. Kaldı ki; hiçbir Alevi, iradesine ipotek koydurmaz. Seçilmiş olsalardı, kendilerini de seçecek olan bu üyeler ve onların seçmiş olduğu delegeler olacaktı. Eğer başka bir örgütten söz etmiyorsak.

           Yine; derneğimizin eski genel merkez yöneticilerinden, iki dönem genel başkan adayı olup seçilemeyen ( Hasan HARMANCI da aynı listededir) sayın Timurtaş ÖZMEN’in de Genel Merkeze karşı yazdığı eleştiri ve kendisiyle yollarını ayıran liste arkadaşlarını “ihanet etmekle” suçlayan yazısının da SERÇEŞME Dergisinde yayınlanmış olması tesadüf olmadığı gibi, Esat KORKMAZ’ın şahsında SERÇEŞME Dergisinin tarafsızlığına gölge düşürmüştür.

          Diğer bir önemli konu; Esen USLU’nun ( gerçek ismini bilmiyoruz) yazdığı provakatif yazılardır. Eleştiri sınırlarının ötesinde, hiçbir sorumluluk taşımayan, kışkırtmacı, içerikten yoksun, sadece Genel Merkeze hakaret içeren yazılarının da SERÇEŞME Dergisinde yayınlanması düşündürücüdür.

         Sultanbeyli Şubemizin sorunları, Sultanbeyli’de yaşayan halkımızın taleplerinin çözümü için mücadele etmek, örgütsel sorumluluk ve kollektif bilinçle çözülebilecek konulardır. Sivas Katliamını yaşamış bir örgüt olarak her türlü provakasyona karşı tedbirli olmanın önemini bilen bir örgütüz. Ne Sultanbeyli’de ne de bir başka yerde, yöneticilerin zaaf ve eksikliklerinden dolayı bir tek insanımızın acı çekmesini istemiyoruz. Hem taleplerimizi elde etmek için sonuna kadar mücadele etmek, hem de doğru ve kollektif bir yönetimi sağlamak örgütümüzün en temel görevidir.

          Bütün bu gelişmelerin ışığında, SERÇEŞME Dergisi bizim açımızdan önemlidir ve değerlidir. Esat KORKMAZ’ın bu eleştiri ve önerilerimizi dikkate almasını, arkadaşlık ve hatır ilişkilerini dergiye yansıtmamasını bekliyoruz.

          Ankara, 21 Mayıs 2006