Pir Sultan Abdal Kültür Derneði Antalya Þubesi - psakd.org
Ana Sayfa Haberler Etkinlikler Tüzük Yönetim Kurulu Şubelerimiz İletişim Ziyaretçi Defteri

Sivas Madımak Katliamı Şehitleri

Sivas’ı unutmak

Sivas, oldum olası Anadolu bozkırının ortasında, bir vaha gibi durur. Kızılırmak boyunda ilk büyük kent odur. Bu büyük nehir, İmranlı’nın doğusundaki Kızıldağ’dan çıktıktan sonra, Zara ve Hafik’ten geçip tertemiz gelir Sivas’a.

Meraküm Yaylası’ndan doğan iki büyük akarsu Sivas’ta Kızılırmak’ı karşılar. Birinin adı Tavra Suyu’dur. Şehre girdikten sonra, bütün lağımlar ona akar, murdar olur, adı değişir: Murdarırmak. Bu onun suçu değildir. Tavra Suyu’nu temiz tutmayı akıl edemeyen biz Sivaslılar, onu önce kirletip sonra da adını değiştirmişiz. Aynı dik yamaçlı yaylalardan doğan bir başka ırmak, eskiden şehre hiç uğramadan doğrudan Kızılırmak’a giderdi. Onun adı Mısmılırmak’tır. Mısmıl, murdarın tam tersidir, “temiz” demektir. Aslında o da çok temiz değildir. Şehre bulaştığı her noktada o da kardeşi Tavra Suyu gibi kirlenmiştir. Ama gözden uzak kaldığı için, adına dokunmamışız. Murdarırmak ve Mısmılırmak, iki kardeş su, Meraküm’ün kızlarıdır. Ayrı ayrı aktıktan sonra, Kızılırmak’ta birleşirler. Kızılırmak, Tecer Suyu’nu ve Kanlıırmak’ı da aldıktan sonra, Sivas’tan ayrılır. Ülkenin en büyük, en coşkun ırmağı halinde, Karadeniz’e doğru akar gider. Hemşerimiz Hasan Hüseyin, dünyanın bütün ırmaklarının Kızılırmak’a aktığını söylemiştir. Şair, “yalanı” olduğu için bütün doğrulardan daha doğrudur.

Neredeyse on yıldır, Sivas Anadolu ortasında bir vaha olarak değil, kanlı bir katliamla anılıyor. Aslında bu asla Sivas’ın suçu değildir. Büyük ve köklü bir tarihin üzerinde yükselen güzel kent, bin yıllar boyunca değişik dinlerden, inançlardan, farklı milliyetlerden insanların ortak evi olmuştur. Birileri alçakça fesatlar sokmadıkça, asla birbirine yan gözle bakmayan, namuslu ve çalışkan insanların kentidir.

Tarih boyunca hep yoksul, hep yıkık kalmış Sivas’ın temiz adını kirletenleri, onu tarihimizin en büyük katliamlarından birinin mekânı yapanları hiçbir zaman unutmamalı, ama Sivas’ın adını da artık o lanetli günle anmamalı.

Madımak’ta yakılanlar, bu ülkenin yetiştirdiği en aydınlık, en yurtsever insanlardı. Vahşice öldürüldüler. Bunu kimse unutamaz, unutturamaz.

Katliamın yıldönümünde, iki ayrı bildiri yayınlandı. Birinin altında şu imzalar var: Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP) Sivas İl Başkanı Hidayet Yıldırım, Yönetim Kurulu üyesi Ali Rıza Özdemir, Vedat Ataş, Emeğin Partisi (EMEP) İl Başkanı Satılmış Başkavak, Eğitim-Sen Şube Başkanı İbrahim Erdoğan, Sağlık Emekçileri Sendikası (SES) Şube Sekreteri Mustafa Yıldız, Halkevleri Sivas Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Süleyman Öncel.

Diğer bildiri ise, Ticaret Odası Başkanlığı’ndaki bir grup esnaf odası temsilcisi ile Büyük Birlik Partisi (BBP), Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) ve Belediye Başkanlığı’nın da katıldığı oluşumun imzasını taşıyor. Eğer ajans haberinde bir eksiklik yoksa, bildiride diğer siyasi partilerin imzası bulunmuyor. DYP yok, SP, AK Parti, ANAP yok, CHP yok. DYP ve CHP o gün iktidardaki partiler olarak, ola ki burada kendi partilerinin suçlandığını düşünmüşlerdir, haklıdırlar. ANAP ve SP ve AK Parti de, katliamın sorumlusu olarak bilinmiş olan BBP ve MHP ile aynı metne imza atmaktan çekinmiş olabilir; onlar da haklıdır. Tavşan burnu gibi, kokmaz, bulaşmaz, bir kenarda dursunlar.

İlk bildiride imzası bulunanlar,

“Sivas’ı üzerinde kara dumanların yükseldiği bir şehir olarak değil, dostluğun, barışın, kardeşliğin geliştiği bir kültür şehri olarak görmek istiyoruz. Anadolu’nun ortasında kültürlerin, medeniyetlerin yeşerdiği renklerin ve seslerin birbirine kaynaştığı ozanlar şehri Sivas’tan tüm halkımıza sesleniyoruz. Gelin hep birlikte bu katliamı kınayalım. Bir daha böyle acılar yaşamak istemediğimizi haykıralım. Düşmanlık ve kini yok edelim, dostluğu ve barışı yüceltelim”

diyorlar.

İkinci bildiride de,

“Dünyamız hoşgörü dünyasıdır. Dünya Savaşları’nda birbirini katletmiş insanlar acılarını bir kenara bırakıp, bir değer etrafında birleşebiliyorken ve ülkemiz üzerine de birçok oyunlar oynanıyorken, bizler neden birleşmeyelim? Bu ortamda, herkesi gereken duyarlılığı gösterip yeni acılar ve kinler yaratmaya fırsat vermeden Sivas’ın barış, kardeşlik ve sevgi şehri olması için katkı koymalarını bekliyoruz”

sözleri yer alıyor.

Burada kimin adına hoşgörü beklendiği çok açık değil; kendilerini Dünya Savaşları’nda katliam yapmış olanlarla özdeşleştirmeleri de ilginçtir.

Bilinmesi gerekiyor ki, hangi mezhepten, hangi inançtan olursa olsun, alınteriyle yaşayanlar, huzurlu ve kardeşçe bir Sivas’ı istiyorlar.

Fakat gerçek şu ki, yara kanamaya devam ediyor.

Bugün Murdarırmak’ın üzeri betonla kapalıdır. Alttan ne lağımlar akıyor, görünmez. Üstü örtüldü diye Murdarırmak “Mısmıl” olmamıştır. Ancak Kızılırmak’a ulaştığında, taşa, toprağa, çalıya çarpa çarpa arınır, kirinden pisinden kurtulur. Ama caninin elindeki kanı, bin Kızılırmak bir araya gelse temizleyemez! Sivas’ın alnına sürülmüş haksız lekeden kurtulmak için, geçmişin üstünü örtmemek, sorumlusu, haini kimse açığa çıkarmak ve onları sürekli hatırlamak, hoş görmemek, lanetlemek gerekiyor.

Aydın Çubukçu

Evrensel, 03.07.2002

 

 
Ana Sayfa | Basın Açıklamaları | Yazı Dizisi | Haberler | Şubemizden Haberler | Yazarlar | Etkinlikler | Foto Galeri | Etkinlik Fotografları | Makaleler | Sivas Katliamı | Sivas Şehitleri | Katliamlar | Alevilik | Bilgi-Belge | Genel Mer.Yön Kurulu | Antalya Şube Yön. Kurulu | Pir Sultan Anıtı | Pir Sultan Yazıtı | Pir Sultan Abdal | Pir Sultan'ın Eserleri | Pir Sultan Abdal Dergisi | Tüzük | Takvim | Arşiv | Kaynakça | Kronoloji | Linkler | iletişim | Ziyaretçi Defteri
 
©2006 Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Antalya Şubesi Tüm hakları saklıdır.
Tel: 0 (242) 326 34 44 Faks: 0 (242) 247 55 45 E-Posta: iletisim@psakd.org