Serik Tahtacıları

  Ali AKSÜT Ali AKSÜT

Hicri 224 yılında Taberistan’da Mazyar valilik etmektedir. Türkler ve Oğuzlar ekseriyetle Curcan bölgesinde yerleşik durumdadır. Aklar diye adlandırılan (Mübeyyiza) ile Kızıllar (Muhammere) akımları buralarda şekillenmiştir. Zeydan, Curcan ve Erdebil yöresinde bu inançlar, geniş halk yığınlarınca benimsenmiş, kökleşmiştir. Bu yöreden olan Şeyh Safi Erdebilli (Şeyh Safiyüddin Ebu İshak Erdebilli)’nin kurmuş olduğu bir Aleviliğe mensup olan Tahtacıların bir kesimi, Serik’te oturmaktadır.

Serik, Antalya’nın 40 km. doğusunda bir ilçe merkezi. 20 000'i aşkın nüfusunun tahminen 3000 kadarını Tahtacılar oluşturuyor.

Serik’e ilk gelen Molla Mehmet lakabı ile bilinen Mehmet Arı ve kardeşi Battal Arı’dır. Bunlar Gündoğmuş’ta kesim işi yaparlarken yedi aile 1943 yılında 2000 liraya Serik Kürüş Köyü'nden 370 dönüm toprak satın almışlar.

Molla Mehmet, Hacı Emirli Ocağı'ndan olduğu halde dedelik yapmamıştır. Molla Mehmet’in Serik’te toprak satın alıp yerleştiğini duyan, Aydınlılar diye anılan Kel Veliler, Ali Mollalar, Mercanlar dönem dönem Alanya çevresinden buraya yerleşmişler. Kırkbaşlar ise Manavgat Kepez Sofran Köyü'nden gelmişler.

Yine Alanya’dan 1948 yılında Şehepliler gelmişler. Şehepliler (Şah Ali Abbas’ın izleğinden giden İbrahim-i Sani’nin torunları) Aydın Reşadiye’de yaşamaktadır. Burada yaşayan dedelere Hacı Emirli denir. Niçin Hacı Emirli adını aldıklarını torunları bilmiyor. Yalnız Türkmen adı ile biliniyoruz diyorlar. Ocağın adı İbrahim Baba veya İbrahim-i Sani olması gerekirken Hacı Emirli adı nereden geliyor bilen yok. Serik’te en yaygın Tahtacı grubu Şehepliler..

Serik’te yaşayan 1950’lerden sonra gelen 5-10 evlik Üsküdarlı grubu var. "Anadolu’da Aleviler ve Tahtacılar" adlı eserde (1998: 155) Yusuf Ziya Yörükan; Üsküdarlılar için

“Sultan Mahmut zamanında Rumeli’de Tatar postalarını soydukları için Üsküdar yönüne sevk edilen aşirettir. Bu aşirete Adana taraflarında Cingözlü dedikleri gibi Rumeli’nde Sivri Külahlı denilmektedir. Bir kısmı Midilli adasına gitmiştir. Sonradan Midilli adasından mubadil olarak gelmiş ve Kokluca’da iskan edilmişlerdir”

diyor.

Serik’te yaşayan Üsküdarlılardan Bektaş Arslan,

"bize Üsküdarlı da Üstürgeli de derler. Serik’e Alanya’dan gelmişiz. Öncesini bilmem"

diyor. Bektaş Arslan;

"kitapta yazdığı gibi yine bir Tahtacı grubu olan Cingözlerle bir bağımız yok. Ortak yanımız, Alevilik.

+ Biz Üsküdarlılar 10 gün Muharrem Orucu tutarız.

– Cingözler 12 gün Muharrem Orucu tutarlar.

+ Üsküdarlılar, Kurban yemeğini öğlen yerler.

– Cingözler ise, güneş battıktan sonra yerler.

+ Üsküdarlılar, diğer Aydınlılar gibi semahı bir erkek bir kadın olmak üzere iki kişiyle dönerler.

– Cingözler dörtlü altılı da semah dönerler. Serik’te yaşayan Cingözlü yoktur"

diye ekliyor.

Bir de “Gardıçlı diye bir sülale adı duydum. Serik’te varmı?" soruma:

“Birkaç aile vardı. 1960’larda Antalya Koyunlar Köyü'ne gittiler. Manavgat Yedigar ve Yardibi Köyü'nde oturanlar Gardıçlıdır. Bunlar da Muharrem Orucunu 12 gün tutarlar"

diye cevap veriyor. İbrahim Biçer (62 yaşında, evli, 5 çocuklu, ilkokul mezunu, emekli) de:

"Serik’te yaşayan yaklaşık 40 hanelik bir grubun adı Kırbaşlar. Kırbaşlar Serik’e 1948’de gelmişler. Geldiklerinde sadece 4 hane imişler. Bunlar Ahmet, Hasan, Veysel kardeşler ile Çakır İsmail imiş. Manavgat Sağırın Kepez nüfusuna kayıtlı olan Kırbaşlar, daha önce Isparta Eğirdir Yakaköy’de nüfusa kayıtlı göçebelermiş. Aydınlı diye anılanlardan Üsküdarlılardanız"

diyor.

Serik’te "Akyokuş Mezarlığı Koruma ve Güzelleştirme Derneği" başkanlığını da yapan İbrahim Biçer, aynı zamanda;

"Kazayağı damgasını biz duymadık. Mezartaşlarımızda böyle bir işaret yok"

diyor.

Çevrede Türkmen diye bilinirlermiş.

Serik’te 20 yıldır cem yapılmıyor. Cemle birlikte içeri semahı da dönülmez olmuşlar. Musahiplik yok olmuş. Cemevleri de yok. Birileri önlerine düşmezse, yaptıracakları da yok. Düğünlerde, eğlencelerde Mengi Semahı dönülüyor. Halk ozanlığı geleneği hiç yok. Tahtacıların üçte biri hâlâ Makta “Ağaç kesimi”ne gidiyor. Serik’te türbe ve yatır yok. Kimliklerini vurgulayan dernekleri ise, hiç olmamış.

Düzenli olarak Hacı Bektaş Veli ve Abdal Musa etkinliklerine gidenler var.

Islahiye’den Kabaklar Köyü'nden yirmi yıl önce, Nuri Dede gelmiş; cem yaptırmış. Daha önce İzmir Bulgurca Köyü'nden Halil dede gelir cem yaptırırmış. Aşure ve kurban geleneğine düzenli uyuluyor. Yerleşik düzen üç eteği, karanfilli takıları vb. yutmuş.

"İlk yerleştiğimizde Serik’te dışlanırdık. Şimdi rahatız; ancak Alevi kuruluşları bizlerle bağ kursun, yayın organları bizlere ulaşmanın yöntemini geliştirsin. Bir TV kanalı şart. Bunu büyüklerimiz el birliği ile çözsün"

diyorlar. Günümüze göre eğitim almış dedeler, kendilerini toplayabilir, düşüncesindeler.

Bize yol gösteren Yaşar, Mehmet, İbrahim ve Sultan Koç, Selim Arı, İbrahim Biçer’in yola, yolun yolcularına selamı var. Unutsak ayıp olacak...

Diğer Kaynak Kişiler:

Senem Koç, 100 yaşında, evli 6 çocuklu, okur-yazar değil, ev kadını.

İbrahim Koç, 69 yaşında, evli, 5 çocuklu, okur-yazar değil, emekli.

Selim Arı, 63 yaşında, evli, 6 çocuklu, ilkokul mezunu, emekli.

Kaynak: Bu makale http://www.tahtacilar.com/ sitesinden alınmıştır