HARMANCI’NIN BİLİMİ VE OLGUNLUĞU

   VEYSEL KAYMAK PSAKD GYK UYESi VEYSEL KAYMAK - PSAKD GYK Üyesi

             Hasan Harmancı’nın, “öğretimizin akademik dili ile yazılmış makalesi(!)” yayınlandı alevi haber org da. Akademik makale dediği yazının, yarıdan çoğunda H.Harmancı bizlere hakaretler yağdırmış. Nasıl bir akademik makale ise? Bu akademik makaleyi de doğaldır ki, “alevi haber org ”yayınlamış internet sitesinde. Neler yok bu akademik, bilimsel makalede, işte bazı alıntılar:

“Veysel Kaymak gibi bir yaş ve insani disipline sahip(!) bir yöneticinin üç dönem PSAKD Yönetiminde bulunup da yazılanları anlayamaması ve tartışmaları “arzuhalcı” bir dile sıkıştırması.”

“Kaymak’ın sıfatının bağlayıcılığı ve dilinin kirliliği”

“Bu yazılarındaki kin ve nefret “

“Kompozisyon ve tema açısından geri bir dil.”

“Lumpen ağzı, bu dil bunama dili”

“Gayrı ciddi ve gayrı ahlaki yazılar”

“Benim böyle yırtık bir dilim yok”

“Kavramsal ufku dar olanların monolojik bir basitlikle, dili tartışmaya katılması”

“Kasaba dili”

“Pir Sultan okulundan bunu öğrenemezler. Bunlar başka merkezlidirler. İçlerinde insani ihanetin darağacı çalışmaktadır.”

“Tiksinmek ve tiksindirerek caydırma istekleri “

               Akademik, bilimsel makaleye bakın, H.Harmancı, bu bilimi nereden, hangi okuldan almış dersiniz? Alevi geleneğinden, Alevi öğretisinden almadığı kesin. Aslına bakarsanız hiçbir okul böyle basitlikler, bayağılıklar öğretmez. Bir öğretmen olarak bunu rahatlıkla söyleyebilirim.

DİL VE ÜSLUP

             H.Harmancı, dilinin yırtık olmadığını söylüyor. Ya bir de yırtık olsaymış? Yukarıdaki örnekler bunun böyle olmadığını gösteriyor. Bize göre fazlasıyla yırtık, yırtıklık ne kelime, dikiş tutmaz denli dağınık, bozuk ve laçka. Üstelik temiz de değil. Üslubuna gelince o da ağdalı, kafası gibi, ruh hali gibi karışık ve bulanık. Bizim beğenmediği, “kasaba dili “ dediği dilimiz halk dili, üslubumuz ise bir göze gibi temiz ve duru.

ESPRİ ANLAYIŞI VE BİLGELİK

              H.Harmancı’nın yazılarını okuyanlar, (en azından bu iki yazı öyle) kendisi ile ne denli övündüğünü, böbürlendiğini, açıkça kendisinin ne denli bilge biri olduğunu, hissettirmeye çalıştığını anlar. Doğaldır ki, okumak, okuduklarından bir şeyler anlamak, dersler çıkarmak güzeldir. Tabii bildikleriyle övünmek değil. Zaten bunu aklı başında, kendini bilen biri yapmaz. H.Harmancı’nın şişinmeleri, böbürlenmesi aklıma şöyle bir örnek getiriyor; Hani iki kişi aralarında bilgi yarışına girer, biri başlar; “ben şunu bilirim, bunu bilirim, ötekini bilirim, berikini bilirim” diye uzatır durur. Sıra ötekine gelir, o da bir cümle ile ”ben haddimi bilirim” der. H.Harmancı bu yazılarıyla, hakaretleriyle haddini fazlasıyla aşmış.

           H.Harmancı’nın beğenmediği yalnız dilimiz ve üslubumuz olsa iyi, espri anlayışımız, bilgi düzeyimiz, daha neler neler? Kendisi kent sosyolojisi, kent antropolojisi, siyaset bilimi vs. okumuş ve çok bilmiş bir kişi ya(!) Espri konusunda, gülme ile ilgili olarak batının ünlü yazarlarından alıntılar yapmış, öte yandan “Cemal Özdamar’ın meşhur hikayeleştirdiği ve “bizim kullanmamıza izin verdiği” dediği konu ise, oportünizm konusundaki bazı arkadaşları ile aralarında geçen, buraya alamayacağımız argo bir konuşmadır. Bununla ne anlatmak istemiştir, pek anlaşılmıyorsa da, espri konusundaki kendi çelişkisini, seviyesini de göstermiş olmaktadır.

           H.Harmancı’nın çok bildiği ortada! Yalnız bilmediği bir şey var ki, o şey açıkça kendini göstermektedir. Bütün bu okudukları, kişilik olarak kendisine olumlu bir katkı sağlamamış. Yazısında “kişi haklarına kişiliğe saldırı,” diye söz etiği, bizim yazımızdaki bir iki eleştiriyi, yalnızca “saçmalama vb kelimeler kullanılmıştı”. Bunu gerekçe göstererek kendi, ağıza alınamayacak denli bozuk, seviyesizce bir yığın hakaretler yağdırmaktadır. Yazılarında sözünü ettiği bilgelik de, incelik de, espri anlayışı da böyle bir şey demek ki?

Hani meşhur sözdür, “tahsil cehli giderir, insanlık öğretmez”, der.

Bu söz, Harmancı’ya ne güzel uymuş.

OPORTÜNİST, LUMPEN

          H.Harmancı bizi bir bakıma oportünistlikle, lümpenlikle de suçlamaktadır. Lümpenin kelime anlamı en hafif tarifiyle; “ işsiz, güçsüz, serseri”dir. Bu kelimelerin anlamını bilerek mi, kullanmıştır bilemiyorum. Bilerek kullandıysa anlamlarının, özelikle de lümpenin anlamının buraya yazılamayacak denli hakaretler içerdiğini de biliyor demektir. Biraz düşünürse bu kelimenin kendini tarif etiğini de anlar. Bizim baştan beri anlatmaya çalıştığımız da işte bu mantık. H.Harmancı mantığı da böyle bir şey. Burada kendisini ele veriyor. İpe sapa gelmez, çelişik, saçmalıklar yumağı bir mantık ve anlayış.

        Biz burada devrimci olduğumuzu savlamaya çalışmayacağız. Ancak şu kadarını söyleyebilirim, ömrüm boyunca devrimcilere sevgi ve saygı duydum. Gönlüm hep onlarla oldu. Yanılgım şurada, kendi gibi düzenbaz, ukala, haddini bilmezleri de adam sandım, adam yerine koydum . Bunu bir özeleştiri olarak alabilirsiniz.

SON SÖZ

         H.Harmancı, yazdığı bir yığın hakaret yanında, bizleri kastederek, (İbrahim Karakaya ile beni) “Pir Sultan okulundan bunu öğrenemezler. Bunlar başka merkezlidirler. İçlerinde insani ihanetin “darağacı” çalışmaktadır.” diyebilmektedir. Aklı başında, bir insan bunları nasıl yazar? Hangi hakla, hangi mantıkla. Kendisi Pir Sultan okulunda bunları mı öğrenmiş?

       Başka söyleyecek söz bulamıyorum. Yazıklar olsun. Sen bu dille, bu üslupla, bu anlayışla ne kadar bilirsen bil, adam olamazsın. Ben geçer not veremiyorum Aklı başında, izan sahibi hiç kimsenin de vermeyeceğini düşünüyorum.

    17.06.2006

     Veysel KAYMAK

     KAYNAK: http://www.pirsultan.net/