Günlerdir
kafam darmadağın. Ne söyleyeceğim ben? Neler söyleyeceğim
ki? ‘Siyaset’ diyeceğim, bulanık siyaset…… ‘Asimilasyon’ diyeceğim,
katliamlar… kıyımlar….. yol düşkünlerinden söz etmeliyim.
14
yıldır utanç müzesi yapılamayan Madımak’ın, siyasete nasıl
malzeme yapıldığını söylemeliyim.
Kafam
darmadağın. Hiç böyle bitki kirlenmişliği ile bir köşe sıkıştırılmış
hissetmemiştim kendimi. Kalktık Horasan’dan sökün eyledik.
Binlerce kişi binlerce yavru ceylanla cem tuttuk, semah eyledik.
Üç gün üç gece kırk gün kırk gece diye mi konuşmaya başlasam….
Puslu
havaya inat sayılmayız parmak ile, yok olmayız kırmak ile,
demeyi günlerdir içimde tutuyorum.
Kafam
darmadağın. Unutmaya mı başladım! Yok! Hayır! Binlerce, milyonlarca
kez hayır, unutmadım. Yemin olsun! Ne sizi, ne uğruna bedeninizi
ateşe verdiğiniz inancı, yolu unutmadım, unutmayacağım! Unutturmayacağım!
Kadim
Anadolu inançlarının en eskisi en soylusu, Anadolu’nun yakışığı
Alevilik, yok sayılmana, dışlanmana, katliamlara uğramana,
utanılacak resmi tarihin tezleriyle senin soysuz anlatmasına
inat, seni hep yaşatacağım, seni yok sayanları unutmayacağım!
Unutmaya
mı başladık? Yok hayır! Yemin olsun, binlerce kez hayır! Sivas
Madımak Katliamını siyasetin, bireyci güdük zihinlerin, güdük
çıkarcıların, zübüklerin istikballerinin elinde oyuncak ettirmeyeceğiz.
Buna izin vermeyeceğiz.
Handan’ım!
Pirim! Pirimin yoldaşları….
Sizleri
bizden uzaklaştırmak için bu aydınlık yolu karatmak için devlet
katından, bazı sözde aydınlardan, medyadan bazı demokrasi
mücadelesi verenlerden çok acı sözler duyuyor, görüyor, eriyoruz.
Hele kimi Pir'i dillendirenler, Pir'e ihanet içinde. Eriyoruz.
Tarihe ve halka havale ediyorum onları.
Bilesin
Hasret Gültekin! Bilesiniz ki, biz sizi unutmayız! Bilesiniz
ki, unutturmak için barışı-kardeşliği dillerine pelesenk etmiş
dilleri, ağu dilleri de unutmayacağız.
Söz
sana! Sözün ustası Metin Altıok !
Bıkmadınız mı diyorlar? Her yıl, her yıl anma yapıyorsunuz.
Barışı- kardeşliği anmalarla gölgeliyorsunuz…. Hırsız paşalarda
yanlarında. Yeter! Diyorlar. Anmayın!
Ben
de diyorum ki onlara;
Ben
bu kadim inancın türküsüyle büyüdüm, kadim Anadolu’nun havasını
kokladım, suyunu içtim, kadim dostluklar kurdum, renkten renge,
dilden dile. Bırakır mıyım sizi hiç ? Ayırır mıyım, sizi bir
birinizden. Emeğin ziyan olmadığı bir dünya özlemiyle yanıp
tutuşan Asım Bezirci’yi nasıl anmam? Bırakır mıyız sizi hiç!
Günlerdir
içim içimi yiyor. Bir şeyler söylemeli, 14 yıldır aileler
olarak yaşadıklarımızı anlatmalıyım. Acının bizi nasıl büyüttüğünü,
yalnızlaştırdığını demeliyim.
Biliyor
musun Koray? Siyasetçiler, aydınlar, inanç tacirleri, hukukçular
yalnızlığımıza acı eklediler. Dediler ki; Ne işleri vardı
Sivas da gitmeselerdi! Yani Koray Sivas’ a gitmeyecek. Koray’
ın katilleri yurt içinde yurt dışında ellerini kollarını sallayarak
gezecek, belediyelerde çalışacak, yurt dışında yüksek tirajlı
gazetelere pozlar verecek ama Korayım Pir Sultan anmayacak!
Öyle
mi, dedik ? Öyle dediler.
Koray’ım önce yurtdaşı olduğumuz devlet, sözde kimi aydınlar,
medya, hukuk 'semah dönmeyin, saz çalmayın, türkü söylemeyin'
diyorlar. Peki nasıl Koray, Koray olacak? Semah da döneceğiz,
saz da çalacağız, türkü de söyleyeceğiz. Sivas’a da gideceğiz
!
Tarihinde
hiç yaşamadığı bir asimilasyonla karşı karşıya Alevilik Nesimi
Baba ! Alevilik yok ediliyor! Senin barış güvercinini uçuracak
Anadolu dostları tekleştiriliyor, korkutuluyor, yozlaştırılıyor,
renkleri soluyor.
'Siz kendinizi tanımıyorsunuz. Busunuz aslında' diyorlar.
Alevilik; sözlü tarihi damarlarından kopartılıyor. Bizim olmayan
bir tarihin içine hapsediliyoruz.
Bu gün burada sizlerle olmak büyük onur.
Şimdi
ben Asaf’ı unutmalıyım öyle mi? Ne diye? Özgür bir ülke, kafasını
kuma gömenlerin olmadığı bir ülke özlemiyle karikatürler çizip
yolumuza ışık tuttuğu için mi?
Tarih
sadece güçlülerin tarihi değil. Ezilenlerin, yoksulların,
yakınların tarihi. Bu tarihe tanıklığımıza hile getirmeyeceğiz.
Anadolu
Piri, büyük ozan Pir sultan ve 33 Pir Sultan yoldaşı. Sizin
gerçek tarihinizi de bir gün mutlaka yazacağız ' Birer birer
isimler, resimler geçiyor gözlerimin önünden….
"yollar uzak, ay bedir
Sırtımda
gümüş hançer
Yürürüm
Yürürüm
de ölemem
Kan
damlatır karanfil ... "
diyor
Behçet Aysan. Karanfillerin kan damlatmadığı bir dünya yaratmak
için sizin tarihinizi yazacağız.
Biliyor musun İnci? Siyaset hamaseti içinde cellatlarına açık
olanlar türedi içimizden. Yok, tedirgin olmayın. Pir Sultan’ın
güzel dostları ! Biz, dostu da, düşmanı da iyi biliriz. Darda
kalmayın!
14
yıldır 2 Temmuzları şenlik havasına çevirip, tarihi ile oynamaya,
içini boşaltmaya çalışıyorlar Muhlis Baba? Kula kulluk yapıyorlar.
Dostun yaralı olduğunu, gönlümüzün şen olmayacağını bilmiyorlar
mı? Niye şenlik düşünülür. Niye?
Aklımın
yettiği, gücümün yetmediği acılarla örülü 14 yıl geride kaldı.
Sorularla yüklü, sırlarla yüklü.
Ağca koyun koyunların beyidir
Ak
kuzuda yüreğimin yağıdır
Onun
gideceği yıldız dağı’dır
Gel
koyun meleme vazgel kuzundan
Kuzumu
kaybettim bahar çağında
Otlattım
gezdirdim yıldız dağında
Güllümü soldurdum gönül bağında
Gel
koyun meleme vazgel kuzundan
Koyun
meler kuzusunun adı yok
Sıra
sıra güleklerin tadı yok
Kuzusuz
yaylanın hiçbir tadı yok
Gel
koyun meleme vazgel kuzundan
Korkar
oldum şu dağların derdinden
Koyun
geldi kuzu gelmez ardından
Bende
yandım bu ananın derdinden
Gel
koyun meleme vazgel kuzundan
Bu
dağların sümbülleri bitmesin
Yücesinde yavru şahin ötmesin
Seni
incitenler Hakka yetmesin
Gel
koyun meleme vazgel kuzundan
Pir
Sultan Abdal’ım kuzu ne oldu
Koyunun
feryadı ciğerim deldi
Kuzu
kurban olmaz ya neden oldu
Gel
koyun meleme vazgel kuzundan
Söz
veriyorum: güzel dosttan, güzel dostun dostlarından, onları
aramaktan, anmaktan vazgeçmeyeceğim.