Bu yıl düzenlenen Hacı Bektaşi Veli’yi anma törenleri, muhalefete,
farklı görüşlere kapalı, çeşitliliğe izin vermeyen bir iktidar
erkinin ömrünün uzun olmayacağını, er ya da geç tükeneceğini
bir kez daha gösterdi. Her yıl meydanları dolduran binlerce
insan, bu yıl yoktu. Açılış töreninde belediye önündeki küçük
alanın bile güçlükle dolduğu gözlerden kaçmıyordu. Eski Belediye
Başkanı Mustafa Özcivan zamanında meydanı ve meydana açılan
sokakları dolduran kalabalıkların yerinde bu yıl yeller esti.
Esnafın
da, ilçenin kanaat önderlerinin de, Hacıbektaş halkının da,
törenleri her yıl izleyenlerin de ortak düşüncesi şu: Hacı
Bektaş Veli törenlerinde hem katılım düzeyi hem programın
içeriği bakımından bu yıl dibe vuruş yaşandı.
Peki
bu noktaya nasıl gelindi dersiniz?
Kötü bir yönetimin toplumda bırakacağı olumsuz etkiler ve
görüntüler zaman içinde ortaya çıkar. Etkinlik alanı ne olursa
olsun bir iktidar odağı eğer dışlayıcı bir tutum geliştirmişse,
olumsuzlukları, bir yönetimin içine düştüğü ya da düşeceği
zaafları açığa çıkarma işlevini gören muhalefet kanallarını
tıkamışsa, farklı görüşleri “Bu vatanı en fazla ben severim,
örgütü en iyi ben korurum, davaya en çok sahip çıkan benim,
geri kalanlar bölücü, hain” diyerek duymamazlıktan geliyorsa,
zaman içinde heyecanı, canlılığı, yeni açılımları, yokedip
kurutur. Bu yüzdendir ki, eğer muhalefet yoksa iktidar kendini
köreltir. Bir bakarsınız ki, has bahçeniz viraneye dönmüş
de, esen yelden medet umar duruma düşmüşsünüz ya da gölgenizle
kavga eder hale gelmişsiniz.
Sürecin içinde yeralanlar, yakından tanıktırlar. Selmanpakoğlu,
kışla zihniyetini, kışla pratiğiyle Alevi toplumuna nüfuz
ettirmeye 2004 yılında belediye başkanı seçildikten hemen
sonra başladı. Selmanpakoğlu, ilk iş olarak “bölücüler” olarak
kategorize ettiği Alevi örgütlerini dışladı. Alevi örgütlenmeleri,
daha önce törenlerin hazırlık toplantılarında aktif şekilde
yeralırken belediye başkanının anti demokratik tutumundan
dolayı sürecin dışına itildiler. Alevi örgütlülüğünün üst
çatı örgütü olan Alevi Bektaşi Federasyonu’nun, Alevilerin
taleplerini kürsüden dile getirmesi çok görüldü. Oysa, devlet
erkanının bulunduğu bir ortamda kürsüde konuşma hakkının elde
edilmesi çok önemli bir kazanımdı ve Alevi örgütleri bu kazanımı
Mustafa Özcivan’ın başkanlığı sırasında elde etmişti. Alevi
Bektaşi adını Avrupa Birliği uyum yasaları çerçevesinde gerçekleştirilen
yasal değişiklikler sonucunda ancak mahkeme kararıyla alan
Alevi Bektaşi örgütünün sesi, Alevi Bektaşilerin Serçeşme’sinde
son 4 törende kesildi. Bu, devletin Alevi örgütlülüğünü yok
sayma politikalarına bizzat Serçeşme’den onay verilmesi anlamına
geliyordu. Çünkü, Selmanpakoğlu’nun Alevilere bakışı CHP’nin
Tek Parti döneminin zihniyetini taşıyor. Selmanpakoğlu’nun
bu yıl ve daha önceki yıllarda yaptığı açılış konuşmalarında
cem evlerini ibadet yeri görmemesi, bu yıl yine “Kültür merkezi
özelliği taşıyan cem evleri yapılmalıdır” demesi, bu zihniyetin
yansımasından başka bir şey değil.
Devletin
Hacıbektaş dergahını müze statüsünde ziyarete açması, dergahın
içindeki camide 5 vakit namaz kılınırken, Alevilerin dergahlarına
ücret ödeyerek girmesi, Belediye Başkanı Selmanpakoğlu’nun
da, çilehaneye girişi ücretli hale getirmesi Alevilerin kutsal
mekanlarına bakışta belediye başkanı ile devletin pratiğinin
nasılda aynı noktada buluştuğunu gösteriyor.
Hacıbektaş
sanki işgal altındaymış ya da Alevilerin bayrakla ilgili bir
tartışması varmış gibi en büyük bayrak yarışına giren Belediye
Başkanı, ilçenin gerçek sorunlarının çözülmesi konusunda aynı
atak tavrı göstermiyor. Başta tuvalet ve konaklama olmak üzere
altyapı sorunları çözüm beklerken, bayrağı yüceltmenin, insanların
gündelik yaşam kalitesini artırmakla mümkün olabileceği nedense
aklına gelmiyor.
İki program iki pratik
Son yıllardaki Hacıbektaş törenleri, programların içeriği
bakımından da düşünce sefaletinin arttığı, törenlerin uluslararası
ayağının kurulamadığı bir dönem olarak anımsanacak gibi görünüyor.
İleride bu törenlerin tahlilini yapacak olanlar, Hacıbektaş’ın,
Alevilik ve Aleviliğin, Alevilerin güncel sosyal ve ekonomik
sorunlarının tartışıldığı bir platform olmaktan çıkarıldığını
rahatlıkla göreceklerdir.
Sayın
Mustafa Özcivan’ın 2004 yılında görevi devretmeden önce 2003
yılında düzenlediği tören programı ile Sayın Ali Rıza Selmanpakoğlu
yönetimindeki belediyenin bu yıl gerçekleştirdiği programın,
içerik bakımından tahlili, entelektüel potansiyelin, Alevi
örgütlerinin Hacıbektaş gibi Anadolu’ya ışık yaymış bir merkezde
nasıl hoyratça yok edildiğini acı bir şekilde gözler önüne
sergiliyor. İşte mütevazı bir karşılaştırma ve bu mütevazı
karşılaştırmadan çıkan vahim tablo:
Sayın
Özcivan’ın döneminde 2003 yılındaki törende panel konuları
arasında, “Alevi Bektaşilik Bakış açısıyla Laiklik ve Diyanet”,
“Savaş ve Çevre”, “Sermaye ve İnanç”, “Türkiye’deki Dini Kurumlara
Avrupa’dan Bakış ve Avrupa Birliği’ne Gidiş Yolunda Alevilerin
Yeri”, “Şiddet ve Alevilik” yer alıyor. Kitap kaset imza günü
düzenlenmiş, 6 kez tiyatro gösterisi olmuş, 3 kez şiir dinletisi
sunulmuş, “İnsan Hakları ve Barış”, “Çevre” konulu karikatür
sergisi, “Madımaktan Yükselen Çığlık” ve “Dünden Bugüne Hacıbektaş
ve Kapadokya” konulu fotoğraf sergisi, ayrıca karma resim
ve heykel sergisi açılmış. O yıl, törenlere Tayfun Talipoğlu,
Dr. Atilla Erden, Şükrü Günbulut, Erdoğan Aydın, Rıza Zelyut,
Ankara Karikatürcüler Derneği, Yakup Kepenek, Faik Bulut,
Prof. Dr. Cüneyt Akalın, Faruk Şen, Onur Öymen, Prof. Dr.
Christian Trol, Alman SPD milletvekili Lale Akgün, Dergah
postnişini Veliyeddin Ulusoy, Miyase İlknur gibi isimler katılmış.
Sanatçı kadrosunda ise göz dolduran, kitleleri çeken isimler
var. İşte bazıları: Ali Çağan, Arif Sağ, Musa Eroğlu, Erdal
Erzincan, Grup Kızılırmak, İsmail Kaya, Ali Ekber Çiçek, Emre
Saltık, Erkan Oğur, İsmail Hakkı Demircioğlu, Metin Karataş,
Zafer Gündoğdu, Hüseyin Turan, Ali Rıza- Hüseyin Albayrak
kardeşler, Yusuf Gül, Ali Mahzuni, Kubilay Dökmetaş, Tolga-Pınar
Sağ
2007
yılındaki törenlerde ise “Laik Türkiye Cumhuriyeti’nde Alevilik”,
“Enel Hak- İlhan Selçuk”, “İrtica ve emperyalizm”, başlıklı
olmak üzere üç konuda panel yapılmış. Panelistler kim diye
baktığımızda şu isimleri görüyoruz: Şakir Keçeli, Gazi Üniversitesi
Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli Araştırma Merkezi Müdürü
Prof. Dr. Filiz Kılıç, Prof. Dr. Alemdar Yalçın, Araştırmacı
Cemal Şener, Dr. Mustafa Cemil Kılıç, İlhan Selçuk, ADD Başkanı
Emekli Orgeneral Şener Eruygur, Prof. Dr. Birgül Ayman Güler,
Prof. Dr. Alpaslan Işıklı, Gazeteci Mustafa Balbay, Araştırmacı-
Yazar Turhan Karakaş.
Etkinlik
süresince 2 tiyatro, bir drama gösterisi olmuş, bir tane resim
heykel, seramik karma sergisi açılmış, bir şiir dinletisi
yapılmış. Sanatçı kadrosunda ise Sabahat Akkiraz, Gülşen Altun,
Ali Mahzuni, Mazlum Çimen, Gülseren Kılıç, Hasan Yükselir,
Zeynep Karababa, Yusuf Gül, Hüseyin Turan, Emrah Mahzuni,
Zeynel Aba gibi isimler var.
Şimdi
sormak gerekiyor. 44 Ulusal, 18. Uluslararası Hacı Bektaşi
Veli Anma Törenleri ve kültür sanat etkinliklerinin uluslararası
ayağı nerede? İlçeye kitleleri sürükleyen sanatçılar neden
Hacıbektaş’a gelmedi? Ankara’nın, İstanbul’un entelektüel
isimleri, aydınları, yazarları, sanatçıları, neden daha fazla
sayıda yoklar? Daha birkaç yıl öncesine kadar her bir yöresi
cıvıl cıvıl olan, kültür ve sanat etkinlikleriyle canlı günler
geçiren Hacıbektaş bu yıl neden ıssızdı?
Birilerinin
bu soruları sorması gerekiyor. Hacıbektaş halkının, ilçenin
kanaat önderlerinin, ileri gelenlerinin, esnafın ve en çok
da Hacıbektaş Belediye Başkanı Ali Rıza Selmanpakoğlu’nun…