Kazım
Genç’in‚"Alevilere eşitlik" talebine soruşturma
Pir
Sultan Abdal Dernekleri Genel Başkanı Kazım Genç hakkında
Radikal gazetesinde kendisiyle yapılan bir söyleşide savunduğu
görüşler üzerine soruşturma açıldı. Radikal’de Aleviler’in
de Türkiye’de diğer inançlar gibi eşit haklara sahip olması
gerektiğini savunan Genç, savcıya göre, bu görüşleriyle
“Halkı Kin ve Düşmanlığa Tahrik ” ediyor.
İstanbul
Bağcılar Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından söyleşide dile
getirdiği Alevilerin yaşadıkları sorunlar, çözüm önerileri;
Aleviliğe farklı bakışlar konuları nedeniyle Kazım Genç
hakkında, TCK’ nun 216 maddesine muhalefetten, yani “Halkı
Kin ve Düşmanlığa Tahrik Etmek.” iddiası ile soruşturma
açıldı.
Konuyla
ilgili olarak bir basın açıklaması yapan Kazım Genç “Düşünceyi
ifade özgürlüğüne, her alanda zincir vurulmak isteniyor”dedi.
Basın
açıklamasında şu görüşler dile getirildi:
Sayın Neşe DÜZEL; Ülkemizde Alevilerin yaşadıkları sorunlar,
çözüm önerileri; Aleviliğe farklı bakışlar vb. konularda
söyleşi talebinde bulunmuş ve yapılmış olan söyleşi Radikal
Gazetesi’nin 10.10.2005 tarihli sayısında yayınlanmıştır.
Bu söyleşi de, tarafımıza yöneltilmiş olan sorulara, örgütümüz
ve kendi bakış açımızdan cevaplar verilmiştir.
Söyleşi
sırasında, bir tek yurttaşımızı dahi, her hangi bir konuda
tahrik etme kastımız olmadığı gibi, halkımızı da kin ve
düşmanlığa yöneltmek gibi bir düşüncemiz olmamıştır.
Kendi inancımız ile ilgili olarak görüşlerimizi açıklamış
ve her inanca da saygılı olmak gerektiğinin altı da çizilerek,
inancımıza her kesimin saygı göstermesi gerektiği, bütünün
içinde ifade edilmiştir.
Söyleşi
bir bütün olarak incelendiği zaman, Anayasa’nın 24. maddesinin
1. bendindeki inanç hürriyetimizi, yine Anayasa’nın 25.
maddesinin 1. bendindeki düşünce ve kanaat hürriyeti kapsamında
açıklamış olduğumuz görülecektir.
Kimsenin
inancına tek söz etmediğimiz gibi, Aleviliği bizden farklı
olarak yorumlayan ve yorumladıkları şekilde inananlara da
tek söz edilmemiştir. Çünkü her inanca saygımız olduğu gibi,
her farklı bakışa da sonsuz saygımız vardır.
Söyleşide “Alevilerin bir bölümü İslam olduğunu kabul etmiyor,
bir bölümü ise ediyor. Biz, Aleviliğin İslam’ın içinde olmadığını
söylüyoruz.” diyerek, sadece kendimiz ile ilgili olarak
açıklamada bulunmuş, diğer inanç sahiplerinin inançları
hakkında her hangi bir söz söylenmemiştir.
İnanç
özgürlüğüne sonsuz saygı göstererek düşüncelerimizi ifade
etmemize rağmen, Bağcılar Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından
hakkımızda soruşturma açılmış olması; Devletin, düşünceyi
ifade özgürlüğüne saygı duyma ve koruma noktasına ulaşmamış
olduğunu gösterdiği gibi, hakkımızda soruşturma açılmış
olması da, yurttaşlarının inançlarına saygı göstermekten
çok uzak olduğunu göstermektedir.
Bizler
inancımızı korumaya, yaşatmaya ve geliştirmeye devam edeceğiz.
Bizim gibi düşünmeyen, inanmayan ve Aleviliğe bakışı/yorumu
farklı olanlara da saygı duyarak ve onların da inanç özgürlükleri
olduğuna inanarak; Aleviliği, İnsanı merkezine koyan Anadolu’ya
özgü, bir inanç, bir kültür, bir felsefe bir yaşam biçimi
ve hatta bunların tümünü de aşan bir toplumsal olgu olduğunu
söylemeye devam edeceğiz.
Yüz yıllardır Aleviliği yok etmeyi kendisine görev bilmiş
olanlara karşı demokratik mücadelemizi sürdüreceğiz.
“Kadılar, Müftüler fetva yazarsa
İşte
kemend, işte boynum asarsa
İşte
hançer, işte kellem keserse
Dönen
dönsün ben dönmezem yolumdan”
diyen,
Pir Sultan Abdal’ın Bilinci, direnci ve inancı ile mücadelemizi
sürdüreceğiz. Vermekte olduğumuz mücadele, bütün farklılıklarına
rağmen her kesimin kendini özgürce ifade ettiği çağdaş ve
demokratik bir Türkiye yaratma mücadelesidir. Anadolu’nun
zengin kültürel birikimini ve renklerini korumak ve yaşatmak
hepimizin görevidir. Devletin görev ve sorumluluğu bizlerin
kendimizi özgürce ifade etmemizin olanaklarını yaratmaktır.
İktidarlar,
ülkemizin çok kültürlü yapısına uymayan politikalarından
ve baskıcı uygulamalarından vazgeçmelidirler. Bu konuda
anti-demokratik yasalar değiştirilmeli, asimilasyondan vazgeçilmelidir.
Ülkemize vatandaşlık bağıyla bağlı olan her yurttaşın, kendisini
ifade etmesini “bölücü”, “düşman” olarak algılamak bile
onur kırıcı bir davranıştır. Kendimizi ve toplumumuzla ilgili
sorunlarımızı ifade ettiğimiz için, bizleri; halkı kin ve
düşmanlığa yöneltmekle suçlayanlar, “ 72 Millete aynı nazarla
bakmayan bizden değildir” felsefesine sahip olan bizlerden
özür dilemelidirler.
MADDE NE DİYOR:
TCK’
nun 216. madde “Halkın sosyal sınıf, ırk, din, mezhep veya
bölge bakımından farklı özelliklere sahip bir kesimini,
diğer bir kesim aleyhine kin ve düşmanlığa alenen tahrik
eden kimse, Kamu güvenliği açısından açık ve yakın bir tehlikenin
ortaya çıkması halinde …….. cezalandırılır.”