Devletin
resmi Tarih Kurumu’nun Başkanı “Elimde Ermeni dönmelerinin
listesi var, mahallesine, evine kadar” dedi. Murat Belge ve
Etyen Mahcupyan, devlette zaten var olan bu bilgilerin neden
şimdi, devlet temsilcisi tarafından açıklandığını sorguladı.
İSTANBUL
- Bilgi Üniversitesi öğretim üyesi ve Radikal gazetesi yazarı
Doç. Murat Belge, “1915’te bir kısım Ermeni’nin canını kurtarmak
için bu yola başvurduğu zaten biliniyor. Önemli olan bu sözleri
söyleyen birinin, Türkiye’nin Türk Tarih Kurumu’nun başında
tutulmasıdır. Halaçoğlu herhalde onlarla da mücadele etmek
gerektiğini düşünüyor” dedi. Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni
Etyen Mahcupyan da “Devletin kendi vatandaşını hazmedememiş
olduğu anlaşılıyor. Devlet konuştuğu için bir tehdit unsuru
taşıyor” değerlendirmesini yaptı.
Türk
Tarih Kurumu Başkanı Yusuf Halaçoğlu, Türkiye’deki Kürtlerin
yüzde 30’unun Türkmen olduğunu, Kürt Alevilerin bir kısmının
ise tehcir döneminde Anadolu’da kalmak için ‘dönen’ Ermeniler
olduğunu öne sürdü ve büyük tepki yarattı.
Siyasiler, tarihçiler “Türk Tarih Kurumu başkanlığından alınmalı”
diye tepki gösterince, Halaçoğlu “sözlerine açıklık getirmek”
amacıyla dün bir basın toplantısı yaptı, ancak daha da tartışma
yaratacak şu sözleri söyledi:
“Elimde bir dosya var. Dönmelerin listesi. Mahallesine, köyüne,
evine varıncaya kadar isim isim. Eski ismi nedir, yeni ismi
nedir? Hangi evde otururlara varıncaya kadar, resmi belgeler.
Ben bunları açıklamadım. İsim de söylemedim. Ama bunlar işte
Alevi Kürt olarak kendilerini tanıtan kişiler. Yani havadan
atmıyorum. Bunlar listeler. Kişileri suçlamıyorum. İsim anmıyorum.”
“Ermeni dönmelerin listesini huzuru bazmamak için açıklamayacağını”
belirten Halaçoğlu, bu kişilerin 1920’lerdeki sayısının 90-100
bin civarında olduğunu şimdiki sayılarını ise söylemeyeceğini
kaydetti.
Halaçoğlu’nun
sözlerini; Ermeni sorunuyla ilgili araştırmaları nedeniyle
Doç. Murat Belge ve AGOS gazetesi Genel Yayın Yönetmeni
Etyen Mahcupyan’a sorduk.
BELGE:
DÖNENLERLE DE MÜCADELEYİ DÜŞÜNÜYOR
Murat
Belge, “1915’teki kıyım sırasında bir çok insanın canını bu
şekilde kurtardığının bilindiğini” belirterek şöyle dedi:
“Bu 90-100 bin insanın o zaman canını kurtarmak için bu yola
başvurması, o zaman böyle yapmayıp ölenler hakkında bir fikir
veriyor. Böyle tanıdığımız insanlar var. Ama kimbilir kaç
kişi var bilmediğimiz. Ancak kendi ve çok yakınları biliyordur.
Ancak Halaçoğlu herhalde onlarla da mücadele etmek gerektiğini
düşünüyor.”
“MAALESEF ERMENİ” İFADESİNE DİKKAT
Halaçoğlu’nun
gazetelerde yer alan konuşmalarında “maalesef Ermeni kökenliler”
ifadesini kullandığını gördüğünü belirten Belge şöyle devam
etti:
“Bu kişinin ne kadar nesnel, insanlıktan ne kadar anlar olduğunu
bu ‘maalesef’ kelimesinden anlıyoruz. Türkiye adına Ermeni
konusu ile ilgilenmek üzere görevlendirilmiş, Türkiye’nin
haklılığını savunmak üzere bulunan adam bu.
”IRKÇI
BİR MİLLİYETÇİLİĞE DOĞRU GİDİYORUZ “
Türkiye’nin
imparatorluktan yontularak çıkarılmış bir ulus devlet olmasından
dolayı eskiden bu köken meseleleri açılmamaya özen gösterilirdi.
Şimdi gitgide biz bir ırkçı bir milliyetçiliğe doğru gidiyoruz.
Tek uluslu devlet olmaya yöneliyoruz. Herkes kökenini bilsin,
kökenin kadar konuş, anlayışı hakim kılınmak isteniyor.”
Murat
Belge, Halaçoğlu’nun bu açıklamaları neden yaptığının birincil
önemde olmadığına dikkat çekerek “Önemli olan bu sözleri söyleyen
birinin Türkiye’nin Türk Tarih Kurumu’nun başında tutulmasıdır.
Bu zaten yeterli, başka söylenecek bir şey yok” dedi.
MAHCUPYAN:
HALAÇOĞLU ESKİ BELGELERİ YENİLEMİŞ
Agos
Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Etyen Mahcupyan da, devletin
elinde ‘Ermeni dönmeleri’ listesinin olmasının mümkün olduğunu
belirtti. Mahçupyan şöyle dedi: Etyen Mahcupyan
“Çünkü,
Türkiye’de Varlık Vergisi diye bir olay oldu. Devlet bir gecede
bütün dönmelerin listesini yayınlayabildi. Demek ki zaten
bu takip edilmekte olan bir unsur. Tarih bilenler 1820’lerden
beri bunun yapıldığını bilirler. Osmanlı devleti köy köy,
etnik ve mezhep taraması yapardı ve bunlar yenilerdi sürekli.
Dolayısıyla Halaçoğlu da eski belgeleri çıkartmış ve yenilenmiş
halleriyle mukayese etmiş olabilir.”
DEVLET
VATANDAŞINI HÂLÂ HAZMEDEMEMİŞ
Türkiye’de
devletin vatandaşlık kavramı üzerinden tüm etnisiteleri ve
mezhepleri kuşatabilmiş olmadığını vurgulayan Mahcupyan şöyle
devam etti:
“Devlet bir taraftan herkesi vatandaş olmaya davet ederken,
bir taraftan kendisi bazı insanların niçin tam vatandaş olamadıklarını
araştırıyor ve bunları yıllardan beri yapıyor. Ancak bu açıklamarın
şimdi yapılmasını çok abartmamak gerektiğini düşünüyorum.
Çünkü bu açıklamalar bir konferansta yapılmış. Ancak burada
önemli olan şu; Türk Tarih Kurumu’nun hala bunlarla uğraşıyor
olmasını çok anlamlı buluyorum. Hala devletin kendi vatandaşını
hazmedememiş olduğunu anlıyorum. Çünkü şunu görmek lazım zaten.
Anadolu’da saf bir ırk vesaire yok herkes karmakarışık. Sadece
Kürt ve Ermeniler değil Türkler de öyle. Onun için karışımı
yeniden irdelemeye çalışmaktansa bugün vatandaşlık anlamında
herkesi kuşatmaya çalışmak daha mantıklı olurdu. Tarih Kurumu
gibi resmi bir kurum da bunun için çalışmalıydı.”
HALAÇOĞLU
DEVLETİ TEMSİL ETTİĞİ İÇİN SORUN VAR
Etyen
Mahcupyan, Halaçoğlu’nun “Bu listeyi açıklamamam, yaşadıkları
huzuru bozmam, bu bir tehdit olarak da algılanmasın” sözleri
çin de şunları söyledi:
“Devletin
elinde böyle şeyler olduğunu biliyoruz. Toplumun büyük kısmı
kendisinin ne olduğunu da biliyor. Dolayısıyla tehdit değil
ama bunları resmi bir devlet kurumunun bilim siyaseti olarak
kullanması zararlı bir algılamaya neden oluyor. Halaçoğlu
herhangi bir üniversitede çalışan bir bilim adamı olsa sorun
değil, burada Halaçoğlu devleti temsil ediyor olduğu için
problem var.
DEVLET
KONUŞTUĞU İÇİN TEHDİT
Toplumda
konuşulmamış olanı konuşulur hale getirdiği için çok tehlikeli
bulmuyorum. Ancak konuşmaya alışık olmayan bir toplum konuşmaya
başlayınca bu konular olumluya da, olumsuza da gidebilir.
Devletin bu konuların dışında olması lazım. Bu konuda devlet
değil, tarihçiler, bilim adamları konuşmalı. Çünkü devletin
geçmişi bu konuda zaaflarla dolu. 6-7 Eylül olayları, Varlık
Vergisi gibi... Devlet konuştuğu için bir tehdit unsuru taşıyor.
Yoksa içerikle ilgili değil. Halaçoğlu da istese de istemese
de devleti temsil ediyor.”