TUNCELİ
Barosu avukatlarından Barış Yıldırım, Kayseri’de bir toplantıda
Kürtlerin Türkmen, Alevi Kürtlerin ise Ermeni olduğunu iddia
eden Türk Dil Kurumu Başkanı Yusuf Halaçoğlu hakkında suç
duyurusunda bulundu. Avukat Yıldırım, Halaçoğlu’nun dil, din
ve ırk ayrımı yaparak halkı kin ve nefrete sürüklemek suçundan
yargılanmasını istedi.
Tunceli’de
avukat Barış Yıldırım, Türk Dil Kurumu Başkanı Yusuf Halaçoğlu
hakkında Tunceli Cumhuriyet savcılığına verdiği suç duyurusu
dilekçesinde, Kürtlerle ilgili yaptığı açıklamaların suç teşkil
ettiğini belirtti. Avukat Barış Yıldırım dilekçesinde, “20
Ağustos 2007 tarihli Radikal Gazetesi’nin 5’inci sayfasında
ve 21 Ağustos 2007 tarihli Radikal Gazetesi’nin manşetinde
Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Yusuf Halaçoğlu’nun Kayseri
ilinin Tomarza İlçesi’nde Türk Tarihi ve Kültüründe Avşarlar
konulu sempozyumda, Türkiye’de yaşayan Kürtler ve Alevilerin
kökeni hakkında değişik beyanlarda bulunduğu haberleştirilmiştir.
Yapmış olduğu bu açıklamaların içerik itibari ile halkı kin
ve düşmanlığa tahrik ve aşağılama başlıklı TCK nın 216/1,2
maddesinde yer alan eylemi oluşturduğunu düşünmekteyim. Bu
hususu Cumhuriyet Başsavcılığı’na ihbarda bulunuyorum. Bu
sebeple 20 Ağustos ve 21 Ağustos tarihli Radikal Gazetelerini
delil olarak dosyaya ibraz ediyorum” dedi.
Avukat
Yıldırım, suç duyurusundan sonra adliye binası önünde gazetecilere
açıklama yaptı. Yıldırım, şunları söyledi:
“Sayın Halaçoğlu’nun Kayseri’de bir sempozyumda dile getirdiği
bilhassa bizi yakından ilgilendiren Kürt Alevi kökenlilerin
aslında yoğunlukla olarak Ermeni kökenli oldukları yönündeki
söylemi tarihsel gerçekliklerle ve bilimle bağdaşmamaktadır.
Bu söylemler Türk Ceza Yasası’nın 216. maddesinde belirtilen
halkı kin ve düşmanlığa sevk etme ile halkın sosyal sınıf
ırk bakımında farklı bir kesimi diğer bir kesime karşı açıkça
kışkırtma ve bir kesimi aşağılama suçuna vücut verdiğini düşünmekteyim.
Bu sebeplerle Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı’na ilgili hakkında
gerekli soruşturmanın yürütülmesi için suç duyurusunda bulundum.
Aslında bu durum kriminal yönü olan bir durum ancak, Türkiye’nin
özellikle bu süreçlerde bütünleyici ve kucaklayıcı açıklamalara
ihtiyacı var. Ancak, böyle ayrıştırıcı insanların kökenlerini
tarihsel olarak bilimden uzak düşüncelerle farklı bir noktaya
götürüp manüpile edilmesi doğru değil. Halaçoğlu’nun açıklamalarının
Türkiye’nin barışına toplumsal huzuruna zarar vereceğini düşünüyorum.”
21
Ağustos 2007 Ferit DEMİR/TUNCELİ, (DHA)
İHD:
Halaçoğlu derhal istifa etmeli
İSTANBUL
(21.08.20007)- İHD İstanbul Şubesi, bugün Galatasaray Meydan'ında
yaptığı açıklama ile Türk Tarih Kurumu Başkanı Yusuf Halaçoğlu'nun
sözlerine tepki gösterdi. İnsan hakları savunucuları Başbakan
Erdoğan'a gönderdikleri mektup ile Halaçoğlu'nun istifasını
istedi.
İnsan
Hakları Derneği İstanbul Şubesi, geçtiğimiz bir panelde Alevi
ve Kürtler hakkında ırkçı iddialarda bulunan TTK Başkanı Halaçoğlu'nun
istifa etmesini istedi. Galatasaray'da bir araya gelen insan
hakları savunucuları adına açıklamayı şube başkanı Rıza Dalkılıç
okudu.
Dalkılıç, resmi tarih anlayışını eleştirerek, bir arada yaşayan
halklar arasında düşmanlık yaratılmak istendiğini, Halaçoğlu'nun
sözlerinin de bu zihniyete hizmet ettiğini söyledi. Dalkılıç
şöyle konuştu; “Bilim insanlarının görevi, bilimsel tarihi
gerçekleri tespit edip sunmaktır. Geçmişte yaşananlarla gerçek
anlamda yüzleşilmediği sürece bu ülkenin demokratikleşmesi
ve sivilleşmesi mümkün olmayacaktır. Bilimsellikten uzak ırkçı
söylemleri nedeniyle Hallaçoğlu TTK Başkanlığındaki görevinden
istifa etmelidir”
İnsan
hakları savunucuları açıklamanın ardından Başbakan Erdoğan'a
yolladıkları mektupla Hallaçoğlu'nun istifasını istediler.
Eyleme ESP'liler de destek verdi.
Halaçoğlu
ırkçı sözlerini sürdürdü
Öte
yandan Türkiye'de yaşayan Kürtlerin “Türkmen” kökenli, Kürt
Alevilerin ise “Ermeni” kökenli olduğunu iddia eden Halaçoğlu,
bugün bir açıklama yaparak ırkçı düşüncelerini yansıtmaya
devam etti. Konuşmasının çarpıtıldığını iddia eden Halaçoğlu,
Türkiye'de yaşayan Alevilerin yüzde 99'unun Türkmen olduğunu
ve Ermenilerin Anadolu'da kalmak için kendilerini Kürt Alevi
olarak gösterdiğini söylediğini iddia etti.
Halaçoğlu,
grup toplantısında kendi sözleri üzerine konuşan DTP Grup
Başkanı Ahmet Türk'e de laf söyledi. Türk'ün 'Halaçoğlu bölücülük
yapıyor' sözlerine karşılık, “Yarın bazı siyasetçiler, beni
istifaya davet edenler, haklarında gazetelerde çıkan yalan
yanlış haberler karşısında istifa edecekler mi? Veya Türkiye'nin
bölücülüğüne gayret eden bazı başkanlara aynı şekilde Meclis'te
istifa et diyecekler mi?” diye konuştu.
Halaçoğlu'na
Avşar'dan yanıt
TTK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu'na, sözleri nedeniyle
bir tepki de sanatçı Hülya Avşar'dan geldi. TTK Başkanı Yusuf
Halaçoğlu, "Kendini Kürt sanan birçok insan Türkmen, Alevi
Kürtler de Ermeni. 'Benim annem Kürt'tür' diyen Hülya Avşar
da Türkmen asıllı" demişti.
Halaçoğlu'nun
sözlerine “Soylarımızı sorarak mı sohbet ediyoruz?" diye sorarak
tepki gösteren Hülya Avşar, "Türk'üm veya Kürdüm desem ne
fark eder? Önemli olan kimin ne olduğundan çok herkesin birbirinin
düşüncelerine saygı duyması. Benim bildiğim bizim evde herkesin
Kürtçe konuştuğuydu. Şimdi herkes Türkçe konuşuyor. Kürtçe
konuşulduğu dönemde duygu düşüncelerimiz neyse şimdi de o."
Anne Emral Avşar ise "Benim soyum zaten Türk. Avşar soyadı
eşim Celal Bey'indir ve kendisi Kürt'tür. Bütün Avşar sülalesi
Kürt'tür. Hatta Helin de Kürtçe bir isimdir" dedi.
ATILIM
"Halaçoğlu'nun
İşine Son, TTK'ye Bağımsızlık"
SÜ'den
Altınay, "Yurttaşları arasında ayrım gözetmeyen, demokratik
bir ülkede TTK Başkanı’nın bu sözleri 'ayrımcılık' örneği
olarak kınanır, önce kendisinin işine son verilir, daha sonra
da TTK’nin bağımsız bir bilimsel kuruma dönüştürülme tartışılırdı"
dedi.
Sabancı
Üniversitesi'nden Ayşe Gül Altınay "500 yıl önce kendisini
'Kürt' olarak tanımlayan pek çok kişinin bugünkü torunları
da kendilerini 'Türk' olarak tanımlıyor olabilirler" dedi.
Altınay bianet'e yaptığı açıklamada "Bugün kendisine Türk
diyen bireylerin ailelerinde de Türkmen diyenlerin de, Kürt
diyenlerin de, Ermeni diyenlerin de kimbilir ne kadar devasa
bir genetik çeşitlilik vardır" diye konuştu, bu konuda Amerikan
Antropoloji Derneği 'nin hazırladığı "Irkı Anlamak" sitesinden
yararlanmayı önerdi.
TTK
Başkanı Yusuf Halaçoğlu'nun “Araştırmalarımızda Kürt diye
bildiğimiz insanların aslında yapısal olarak 'Türkmen asıllı'
olduğunu, Kürt Alevi olarak bilinen vatandaşların ise 'Ermeni
kökenli' olduğunu gördük….Bugün Türkiye'de 'Kürdüm' diyen
bazı aşiretler, kayıtlara göre 1500'lü yıllarda Türkmen olarak
görülüyorlar" açıklaması için Sabancı Üniversitesi'nden Altınay,
"Burada bahsedilen 'yapısal' özellik nedir?" diye sordu.
"Eğer bu 'genetik yapı'ysa 'bilimsellik' iddiası çok vahim."
Altınay
"Uluslararası bilim camiasında 'ırk'ın bilimsel bir analiz
kategorisi olmadığı yaklaşık 50 yıldır bir önkabuldu; son
on yıldaki Human Genome Project gibi genetik araştırmalar
da aslında hepimizin 'köken' olarak Afrikalı olduğunu gösterdi"
dedi.
Son
30 yılda kültürel antropoloji, sosyoloji ve siyaset biliminde
yapılan çalışmaların 'etnisite' ve 'millet'lerin de bilimsel
bir 'öze' dayandırılması mümkün olmadığını gösterdiğini belirten
Altınay, "Tüm etnisite ve milletlerin arkaplanında kültürel
çeşitlilik, tarihsel etkileşim, kaynaşma, dönüşüm var. Bugün
kendisini 'Kürt' olarak tanımlayan aşiretlerin bir bölümünün
500 yıl önce kendilerini 'Türkmen' olarak tanımlıyor oldukları
doğru bile olsa, bu neyi gösterir?" diye sordu.
Köken
analizi
Altınay
Yusuf Halaçoğlu’nun temsil ettiği resmi tarih tezinde 'Ne
Mutlu Türküm Diyene'yle özetlenebilecek bir duruşun olduğunu,
'kökenlerinden bağımsız olarak' kendisine “Türk” diyenlerin
Türk kabul edildiğini ancak öte yandan kendisini etnik veya
dini kimlik bağlamında Türk dışında bir kategoriyle adlandıranlar
üzerinde derin bir 'köken' analizi yapıldığına dikkat çekti.
Altınay
"Halaçoğlu’nun yaptığı gibi bir “köken” analizine başvurup
insanları taşıdıkları varsayılan geni esas alaraj değerlendirmek
özcü/etnisist/ırkçı bir bakış açısıdır" dedi.
Altınay,
"yurttaşları arasında ayrım gözetmeyen, demokratik bir ülkede
TTK Başkanı’nın bu sözleri 'ayrımcılık' örneği olarak kınanır,
önce kendisinin TTK Başkanlığı’na son verilir, daha sonra
da TTK’nın bağımsız bir bilimsel kuruma dönüştürülmesinin
yolları tartışılırdı" dedi. (NZ)
'Dönmüş,
dönmemiş' ülkede yaşayan tüm Ermeniler zaten her fırsatta
olağan şüpheli durumuna sokuluyor. Halklararası önyargı ve
nefretin azalacağına güçlendiği bu topraklarda bu tip açıklamaların
düşmanlığı körüklediği açık değil mi?
Maksudyan
"Yusuf Halaçoğlu'nun açıklamalarını okuyup da dehşete düşmemek
mümkün değil. Irk kavramının bilimsel olarak dayanaksız olduğu
uzun zamandır bilim adamları tarafından kabul ediliyor. Hala
insanları çeşitli kategorilerin altına yerleştirerek (Ermeni,
Kürt, Türkmen) bu insanların bir grup olarak belli özellikleri
taşıdığını ve belli bir yönde hareket edeceğini varsaymak
en masum tabirle indirgemecilik, argümanın vardığı asıl yerler
düşünüldüğünde de elbette ırkçılıktır" dedi.
Türk
Tarih Kurumu Başkanı Yusuf Halaçoğlu 18 Ağustos'ta
Kayseri'de düzenlenen "Türk Tarihi ve Kültüründe Avşarlar"
konulu sempozyumda "Kürt diye bildiğimiz insanlar aslında
yapısal olarak 'Türkmen asıllı', Kürt Alevi olarak bilinen
vatandaşlarsa 'Ermeni' kökenli" dedi ve "TİKKO, PKK örgütlerinin
içinde yer alan insanların çoğunun Ermeni dönmesi Kürtlerden
oluştuğunu' öne sürdü.
Türk
ırkı'nın üstünlüğü
Metis
Kitap'tan çıkan Türklüğü Ölçmek, Bilimkurgusal Antropoloji
ve Türk Milliyetçiliğinin Irkçı Çehresi (1925-1939) kitabının
yazarı ve Sabancı Üniversitesi Tarih Bölümü doktora öğrencisi
Nazan Maksudyan Halaçoğlu'nun açıklamasını şöyle değerlendirdi:
"Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş yıllarında milliyetçi paradigmayı
etkileyen akımlardan birinin de ırkçılık olduğunu, özellikle
milli tarih ve milli dil tezleri şekillendirilirken 'Türk
ırkı'na ciddi atıflarda bulunulduğunu biliyoruz. Antropoloji
adı altında bilimsellikten tamamen uzak araştırmalar yaptırılmış,
devletin kurucu unsuru 'Türk ırkı'nın üstünlüğü her fırsatta
dile getirilmiştir. Kültür ya da vatandaşlık kavramlarının
aksine "ırk" sonradan aidiyetin mümkün olmadığı bir kategori
olduğu için kan, soy, köken gibi referans noktaları her zaman
dışlayıcılık ya da ikinci sınıf vatandaşlığı beraberinde getirmiştir."
Bazıları
için ırk birliği kimliğin temel ögesi...
Maksudyan "Halaçoğlu'nun açıklamasına göre 'Kürt diye bildiğimiz
insanlar aslında yapısal olarak Türkmen ya da Ermeniymiş!'
Kürt kimliğini reddetmeyi amaçlayan bu ifadedeki ırkçı varsayım
gerçekten korkutucu" yorumunda bulundu.
"Görünen o ki bazıları için hala sadece kan veya "ırk birliği"
kimliğin temel ögesi."
Maksudyan
"Halaçoğlu'nun kendilerine Kürt Alevi olarak tanımlayan vatandaşların
aslında Ermeni olduğunu iddia etmesinin günümüz milliyetçiliğinin
mihenk taşlarından olan 1915 felâketinin inkârına da gönderme
yaptığını" belirtti: "Ermeniler ölmemiş, Alevi kimliği altında
yaşıyorlar!"
Maksudyan'a göre "Diğer yandan Ermeni kökenli olmakla "terör
örgütleriyle" ilişki içinde bulunmanın kalıtımsal bir hastalıkmış
gibi değerlendirilmesi de sık karşılaştığımız bir ırkçılık
örneği."
"'Dönmüş, dönmemiş' ülkede yaşayan tüm Ermeniler zaten her
fırsatta olağan şüpheli durumuna sokuluyor. Halklararası önyargı
ve nefretin ne yazık ki azalacağına güçlendiği bu topraklarda
bu tip açıklamaların barış için çalışmak yerine düşmanlığı
körüklediği açık değil mi?"
Bir
soruyla da bitiriyor Maksudyan: "Bu tip "bilgilendirmelerle"
birilerinin tahrik olduğu, hatta daha da ileri giderek ceza
kestiği, daha Ocak ayında Hrant Dink cinayetinde görülmedi
mi?" (AŞB/NZ)
Geçtiğimiz
günlerde katıldığı Kayserideki Dadaloğlu şenliklerinde yaptığı
konuşmada "Kürtlerin Türkmen, Alevi Kürtlerin de Ermeni" kökenli
olduğunu iddia eden, "TİKKO ve PKK gibi örgütlerin içinde
yer alan kişiler Ermeni dönmesidir" diyen Yusuf Halaçoğlu'na
tepkiler sürüyor. DTP, SHP ve AKP'nin istifa çağrılarından
sonra dün de İnsan Hakları Derneği, Galatasaray Lisesi önünde
Halaçoğlu'nu protesto etti. Ancak Halaçoğlu'nun 14 yıllık
Türk Tarih Kurumu başkanlığı bilimsellikten uzak, ırkçı icraatlar
ve açıklamalarla dolu.
KURU
KÖYÜNDEKİ TOPLU MEZAR
19
Ekim 2006 tarihli Ülkede Özgür Gündem gazetesi, Mardin'in
Nusaybin ilçesindeki Kuru (Xirebaba) köyünde vatandaşlar tarafından
bir toplu mezar bulunduğu haberini verdi. Habere göre bulunan
mezarda öldürülen 300 Ermeni'nin kemikleri vardı. İsviçre'de
"soykırım uzmanı" olarak görev yapan Prof. David Gaunt'un
mezarın katledilen Ermenilere ait olabileceği iddiası üzerine
Halaçoğlu, Gaunt'u mezarı ve kemikleri incelemek için Türkiye'ye
çağırdı. Sonuç mu? Gaunt mezarı ve kemikleri incelemek için
Türkiye'ye geldi ancak ortada ne mezar ne de kemikler vardı.
Halaçoğlu'na göre kemikler yağan yağmurlardan sonra toğrağın
altına gömülmüşlerdi. Üstelik mezarda Roma dönemine aitti;
yani araştırma yapmaya gerek yoktu.
Yusuf
Halaçoğlu'nun çok tartışılan açıklamalarından biri de Hrant
Dink'in cenazesinden sonra gelmişti. Halaçoğlu, cenazeye katılan
ve Hepimiz Ermeniyiz sloganı atanları belli bir ideolojinin
mensupları olarak gördüğünü söylemiş ve "40 bin kişiydi, 50
bin kişiydi, ama bunlar çok iyi örgütlenmişlerdi. Sanki bu
ölüm onlar tarafından önceden biliniyormuş gibi hemen sloganlar,
elde kafa biçiminde hazırlanmış pankartlar hazırdı. Topluluk
sayısı bu pankartlarla epeyce fazlalaştırılmıştı, elde tutulan
siyah baş şeklindeki pankartlarla birdenbire sayı 40 binlerden
80 binlere çıkarıldı" demişti. Bir aydının hunharca katledilmesinden
sonra bir bilim adamının yaptığı bu açıklama dönemin gazetelerinde
de tartışılmıştı.
HARPUT TARTIŞMASI HAVADA KALDI
Halaçoğlu'nun
çok tartışılan icraatlarından biri de 2006 yılının Mart ayında
yaşandı. İstanbul Üniversitesi'nde gerçekleşen Ermeni Konferansı'na
katılan, Mavi Kitap'ın editörü ve İngiltere'deki Gomidas Enstitüsü'nün
müdürü Ara Sarafian, Halaçoğlundan bir davet aldı. Birinci
AKP iktidarı döneminde Başbakan tarafından da birkaç kez dile
getirilen "arşivler bilim adamlarına açık, gelin araştırma
yapın" teklifi bu kez Halaçoğlu tarafından Sarafian'a yapıldı.
Sarafian teklife teklifle cevap verdi.
Sarafian
bütün arşivlerin incelenmesine gerek olmadığını sadece Harput
ve çevresini arşivlerden incelemeyi önerdi. Ancak ilk teklifi
yapan, Türkiye Cumhuriyeti'nin resmi tarih kurumunun başındaki
Yusuf Halaçoğlu, tartışmalar yaşandığını ve karşı tarafın
samimi olmadığını iddia ederek tartışmayı havada bıraktı.
Üstelik böylece Türkiye devletinin resmi olarak uluslararası
platformda dillendirdiği "arşivlerimiz bilim adamlarına açık"
stratejisini de yıktı.
* * *
Yusuf
Halaçoğlu 'tevil yollu ikrar'da bulundu
TÜRK
Tarih Kurumu Başkanı Yusuf Halaçoğlu, Kayseri'deki bir toplantıda
yaptığı konuşmayla ilgili olarak, "(Tehcirden kurtulmak için
kendini Kürt ve Alevi olarak gösteren Ermeniler var) dedim.
Olmak ayrı, göstermek ayrıdır" dedi.
TEHCİRİN
SONUCUYMUŞ
Halaçoğlu, TTK'da düzenlediği basın toplantısında,"sözlerinin
basında farklı yorumlarla yer aldığını" söyledi. Başını "kuma
gömerek" bilim adamlığı yapılmayacağını ifade eden Halaçoğlu,
uzun yıllardır sürdürdüğü bir araştırmaya ilişkin olarak bazı
sonuçları açıkladığını, ancak "bunlarla ilgili yanlış değerlendirmeler
yapıldığını" kaydetti. Halaçoğlu, "(Tehcirden kurtulmak için
kendini Kürt ve Alevi olarak gösteren Ermeniler var) dedim.
Olmak ayrı, göstermek ayrıdır" diye konuştu.
TURKER
ARSLAN
*
* *
İnsan
Hakları Derneği: Yusuf Halaçoğlu çokkültürlülüğü hazmedemiyor
İHD İstanbul Şube Başkanı Rıza Dalkılıç, "Bir bilim
adamından çok terör uzmanı gibi konuşan ve bu coğrafyadaki
çok kültürlülüğü bir türlü hazmedemeyen TTK Başkanı Prof.
Dr. Yusuf Halaçoğlu bilimsel gerçekleri saptırmaya devam ediyor"
dedi.
Dalkılıç,
Tarih alanında araştırma yapan bir kurumun başında bulunan
ve adının önünde, 'Prof Dr.' unvanı taşıyan biri tarafından
dillendirilen bu tezlerin, 'kişisel' olmanın ötesinde ırkçı
ve şoven güçlerin görüşlerini yansıttığını belirtmeliyiz.
Halaçoğlu, 'bilimsel,akademik' bir sıfata bürünerek, inançları,
kültürleri, kimlikleri resmi tarihten aldığı güçle saptırarak,
tahrip ve inkar ederek bilim adına bilim düşmanlığı yapmaktadır"
diye ifade etti.
Rıza
Dalkılıç açıklamasında bilim adamının görevlerine de yer vererek,
"Bilim adamlarının görevi; yazılı kanunlar çerçevesinde tarihi
yorumlayıp, resmi ideolojiye uygun belirlemeler yapmak değil,
evrensel hukuk çerçevesinde bilimsel tarihi gerçekleri tespit
edip savunmaktır" diye belirtti.
Dalkılıç; "Bilimsellikten uzak, ırkçı söylemleri nedeni ile
Halaçoğlu'nun bulunduğu TTK Başkanlığındaki görevini sürdürmesi
kabul edilemez bir durumdur. Halaçoğlu'nun söz konusu görevden
alınmasını istiyoruz" diyerek Galatasaray postanesinden Başbakan'a
mektup gönderdi.
ALI
CEMAL KARABUDAK
* * *
TTK Başkanı derhal görevden alınmalı
EĞİTİM SEN Genel Başkanı Alaaddin Dinçer, TTK Başkanı
Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu'nun derhal görevden alınmasını istedi.
Dinçer, "Türkiye'de resmi ideolojinin, toplumun çoğulcu ve
çok kimlikli yapısını inkar politikasına ilişkin son örnek
Halaçoğlu tarafından sarf edilen 'Kürtlerin Türkmen, Alevilerin
ise Ermeni olduğu' şeklindeki sözde bilimsel iddialarıdır.
Ülkemizde resmi ideolojinin sözcülüğüne soyunan çevrelerin
daima TTK üzerindeki gizli elleri hissedilegelmiştir. Halaçoğlu'nun
açıklamaları, resmi inkar politikalarının ucunun ırkçılığa
uzandığının önemli bir göstergesidir" dedi.
Dinçer,
sözlerini şöyle sürdürdü: "Toplumu tek tipleştirmeyi, farklılıkları
bir kalem marifetiyle ortadan kaldırma kurnazlığını akla getiren
Halaçoğlu'nun sözleri, kök salmış bir anlayışın dışavurumudur.
Bu ırkçı, inkarcı yaklaşımın Türkiye toplumunu birleştirmek
yerine daha da kutuplulaştırmayı amaçladığı açıktır."
Dinçer
ayrıca şu değerlendirmeyi yaptı: "Halaçoğlu'nun tutumu karşısında
hükümet sessiz kalmamalı ve kendisini derhal görevden almalı,
bir araştırma ve bilim kuruluşu olan TTK'nın gerçekten akıl
ve bilim ölçütlerine göre işleyen bir yapıya dönüştürülmesi
için gerekenler yapılmalıdır. Halaçoğlu'nun görevde kaldığı
her dakika, TTK'nın kurumsal kişiliğini de zedeleyecek ve
bu bilim kuruluşunun gerek ulusal, gerekse uluslararası bilim
çevrelerindeki itibarını ortadan kaldıracaktır.